Akdeniz Türk Gölü Olarak Kalacaktır!

Günümüzde, küresel ve bölgesel güçler arasında, Akdeniz’e ve özellikle de Doğu Akdeniz’e hâkim olmak ve tamamen kontrol altına alabilmek için yapılmakta olan her türlü saldırı, plan, büyük oyun, hesap ve girişimlere şahit olmaktayız. Akdeniz’e sınırı olmayan devletlerin bu bölgede ne işi olabilir? Peki, Akdeniz’de neler oluyor? Bugün Akdeniz neden çok önemli bir konuma yükselmiştir?

Tarihte de aynı öneme haiz midir? Tarihteki önemine binaen bugün için Türk milleti olarak Akdeniz noktasında bakış açısı sorunu mu yaşıyoruz? Ya da, Türk Devleti olarak, değer ve öneminin idraki ile stratejik hamleler mi yapıyoruz? Akdeniz’in ortasında yüzen savaş gemisi konumundaki Kıbrıs’ta ne işimiz var diyenlere bugün için ne demek gerekir? Hatta Kıbrıs için ver kurtul diyen safdil akla denir ki?

On bin kilometre ötelerden buralara kadar zahmet eden küresel ve bölgesel güçlerin ne işi vardır? Akdeniz bu devletler için neden çok önemlidir? On bin kilometre ötelerden küresel güçlerin savaş gemileri Akdeniz’de balık ve belki de balina avlamak için gelmiş olabilir mi? Neden olmasın?! Akdeniz’in balıkları çok kaliteli, pazar fiyatları çok yüksek ve eti de çok lezzetli olduğu da ifade ediliyor! Ne buyurdunuz?!

Peki, Akdeniz ne zaman Türk Devleti ve Milletinin hâkimiyetine girmiştir? Akdeniz hangi tarihte ve nasıl Türk gölü olarak adlandırılmıştır, kabaca değerlendirmeye çalışalım! Selçuklu Devleti döneminde Anadolu’nun hem Türkleşmesi, hem de İslamlaşmasının önü açılmıştır! Haçlı seferleri ile başlayan ticaret savaşlarında Akdeniz’in önemini kavrayan Anadolu Selçuklu Devleti yönetimi ticari olarak da temayüz etmiştir!

Akdeniz tarihte ilk defa Anadolu Selçuklu devleti döneminde ticaretten Türk gölü olmaya başladığına da şahit olmaktayız! Preveze Deniz Muharebesi, 28 Eylül 1538 tarihinde Yunanistan’ın kuzeybatısındaki Preveze’de Osmanlı Donanması ve Papa III. Paulus’ün çabalarıyla bir araya gelen, dönemin dört güçlü Avrupa ülkesinin Haçlı donanması arasında gerçekleşen bir deniz muharebesidir.

Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması, Amiral Andrea Doria komutasındaki Haçlı Donanması’nı imha etmiştir. Bu deniz muharebesi sonucunda Akdeniz’de Türk Donanması’na karşı koyabilecek bir donanma kalmamış ve Türk hâkimiyeti ile birlikte Akdeniz bir Türk gölü olarak adlandırılmaya başlanmıştır.

Türk Devletinin en büyük sorunu ve ithalatına da çok büyük miktarda para ödediği enerji ihtiyacıdır. Günümüzdeki enerji savaşlarını da bir kenara koyalım! Türk Devlet yöneticileri, geçtiğimiz yıllarda, Doğu Akdeniz enerji savaşında büyük hamle kazandıran yeni sismik gemiye, Akdeniz’i Türk gölüne çeviren Barbaros Hayrettin Paşa’nın ismini vermiş ve Türkiye’nin ilk üç boyutlu sismik gemisini denize indirmiştir. Emeği geçenlere buradan ayrı ayrı çok teşekkür ederim.

Bu hamle, Ortadoğu’nun siyasi denklemini değiştirecek, enerji – petrol – doğalgaz yarışında küresel güçlere karşı, Türk Devleti adına artık bende varım demektedir. Türk devletinin bu stratejik hamlesi ile Doğu Akdeniz’de uzun zamandır var olduğu tahmin edilen enerji hazinelerini gün yüzüne çıkarmıştır. Akdeniz bugün için Türk gölü olamasa da enerjide Türk hâkimiyetini duyurma adına çok büyük bir taktik kazanç sağlayacağı da kesindir.

Bugün için kırk ülkenin iki yüze yakın savaş gemisi Akdeniz’de dolaşmakta ve hatta bu savaş gemileri ile bu devletler buralarda deniz tatbikatları da yapmaktadır? Neden? Bu kadar savaş gemilerini gönderen hiçbir ülkenin Akdeniz’de sınırı yoktur! Peki, buralarda ne işleri vardır?

Akdeniz’e en fazla sınırı olan Türk Devleti ve asil Türk milletinin bu soruyu sormak gibi bir hakkını da teslim etmek gerekir, diye düşünüyorum! Akdeniz, bugün dünya hegemonya ve emperyalist sistemin olmaz ise olmazlarındandır!

Akdeniz ve yenidünya hegemonya sistemi! Akdeniz ve yenidünya düzeni! Akdeniz ve enerji fiyatları! Akdeniz ve enerji, petrol, doğalgaz! Akdeniz ve büyük satranç tahtası! Akdeniz ve Bir Yol, Bir Kuşak Projesi! Akdeniz, eski İpek yolu ve yeni bir yol, bir kuşak projesinin karadan ve denizden son çıkış noktasıdır!

Akdeniz’de hâkimiyet kurmadan bir yol ve bir kuşak projesinin küresel güçler zaviyesinden bir anlamı da olamayacaktır! Küresel ve bölgesel güçler eski konumlarının devamlılığı ve sürdürülebilirliği adına, Akdeniz’de var olabilmek ve buraları da mutlaka kontrol ve denetim altına alabilmek için her şeyi, ama her şeyi yapacaklardır!

Her şey derken ne demek istediğinizi anlayamadım dediğinizi de duyar gibiyim! Şantaj, tehdit, ekonomik saldırı, patlama, önemli şahsiyetlere yönelik sansasyonel suikastlar, sosyal kriz, kaos ve aklınıza gelebilecek her türlü vekalet senaryoları ve vesayet savaşları!

Günümüzdeki yaşamakta olduğumuz tüm sorunlar ve sıkıntılara mezkûr pencereden bakar, yerel ve magazinsel gelişmelerden uzak durur, benim adamım bir yerlere gelsin ve şahsi menfaat, çıkar ve dünyalık biriktirmekten de kendimizi arındırabilirsek!

Türk milletinin asil fertleri olarak, Dünya ve bölgemizdeki tüm gelişmeleri daha iyi okuyabilir, anlayabilir, anlamlandırabilir ve iki bin yıllık kadim Türk devleti ve Türk medeniyetinin varlık ve bekası adına da pro-aktif bir konumda olabiliriz, kanaatini taşıyorum!

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir