Yeni bir LİDER mi Geliyor?!.

Türkiye gibi ülke ve toplumlarda güncel olaylar ve gelişmelerin arka planını kalabalıklar çoğu zaman göremez ve okuyamaz! Tabii ki tüm bunların olabilmesi için birey de biraz vizyon, biraz öngörü ve çok yönü bir okuma yetisinin olması da gerekir! Zaten bizim gibi toplumlarda kalabalıklar güncel olayların hızı arasında kaybolur! Kim ne demiş, kim kime ne gibi cevaplar yetirtirmiş arasında boğulur gider! Gelişmelerin neden ve nasıl olmuş zaviyesine inemez! Habercilikteki 5N ve 1K kuralı aklına dahi gelmez! Ya da tüm bu gelişmeler ve olaylar zincirinin kimin işine yaradığını da idrak edemez! Bugün yaşadığımız tüm siyasi gelişmeler öylesine ve spontane mi olmaktadır? Hem de Türk Devleti kendi haline bırakılamayacak kadar önemli olduğunu iddia edilmesine rağmen; Öyle mi?! Yoksa çok büyük bir akıl ve plan devrede midir? Ya da soruyu şöyle tekrardan soralım! Türkiye Cumhuriyeti Devletindeki tüm siyasi gelişmeler ve olaylar zincirini planlayan ve yürütülmesine de önderlik eden Kadim Türk Devlet Aklı ve Kadim Türk Devlet gelenek ve kültürünün denetim ve kontrolünde mi seyretmektedir?! Ne diyorsunuz? Türk Devleti ebed müddet ve 2023, 2053 ve 2071 vizyonu çerçevesinde sonsuza kadar devam edeceğine ve başkaca ve yeni bir Türk Devleti de kuramayacağımıza göre!

31 Mart 2019 tarihindeki İstanbul Büyük şehir Belediye Başkanlığı seçimleri ile ilgili Yüksek Seçim Kurulu, seçimin iptaline ve yenilenmesine karar verdi. YSK seçimin iptal gerekçesi olarak, sandık kurulu başkanlarından açıkça yasaya aykırı şekilde 225 civarında sandık başkanı görev yaptığı ve sandık kurulu üyelerinden de 3500 civarında kamu görevlisi olmayan olduğunu!. Yüksek Seçim Kurulu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin 23 Haziran 2019 Pazar günü yeniden yapılmasına karar vermiştir! Şimdiden, yenilenecek olan İstanbul Büyük şehir Belediye Başkanlık seçimlerine katılacak adaylara ve partilere başarılar dilerim! Seçim sonuçlarının ülkemiz, bölgemiz, kadim başkent İstanbul ve yeni Başkana hayırlar getirmesini dilerim.

YSK, 31 Mart 2019 İstanbul yerel seçimlerini iptal kararı, takvimleri geri sarmayı, zamanı durdurmayı ve 3 Kasım 2002 tarihindeki genel seçimlere alıp götürdü! Peki, neler olmuştu, kabaca izah etmeye çalışalım! 3 Kasım 2002 tarihli genel seçimlerde % 34 oyla iktidara gelen AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, siyasi yasaklı olması nedeniyle seçimlere girememiş ve milletvekili de seçilememiştir! Seçim sonrasında 58. Hükümet, Abdullah Gül başkanlığında kurulmuş ve genel başkan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılması için TBMM’ye yasa teklifi sunmuştur. Yasa oy çokluğuyla kabul edilmiş ancak dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından “öznel, somut ve kişisel” olduğu gerekçesiyle veto edilmiştir. Yasa teklifi değiştirilmeden ikinci kez meclise sunulmuş ve kabul edildiği şekli ile Cumhurbaşkanı Sayın Sezer tarafından onaylanmıştır. Böylece Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçilmesinin önündeki hukuki engel ortadan kalkmıştır.

AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçilmesinin önündeki hukuki engel ortadan kalkması akabinde, parti yönetimi, 3 Kasım 2002 tarihli genel seçimlerde, Siirt’in Pervari ilçesinde üç sandık kurulunun oluşturulmadığı ve bir sandığın kırıldığını öne sürerek bu ildeki seçimlerin iptali istemiyle Yüksek Seçim Kurulu’na başvuruda bulunmuştur. YSK başvuruyu kabul etmiş, 2 Aralık 2002 tarihinde Siirt seçimlerinin iptaline karar vermiş ve böylece TBMM’ye Siirt’ten giren 3 milletvekilinin vekillikleri düşmüştür. Siirt seçimleri 9 Mart 2003 günü tekrar edilmiş ve seçime giren dört parti arasından AK Parti oyların % 84,8’ini alarak üç milletvekili adayını da meclise gönderme hakkı kazanmıştır. Hakkındaki siyasi yasağın kalkması sonucu Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte iki milletvekili daha AK Parti sıralarından meclise girmiştir. Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve partisi daha sonraki tüm seçimlerde birinci olmuş, Başbakanlığı devam etmiş ve 2014 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halk tarafından ilk defa seçilen Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçmiştir! 15 Temmuz hain darbe ve işgal kakışmasından sonraki süreçte devletin yeniden yapılanması için yapılan Anayasa değişikliği ile 24 Haziran 2018 tarihindeki genel seçimlerinde Başbakanlık Kurumu kapatılmış, bağlı tüm kurum ve kuruluşlar Cumhurbaşkanlığına bağlanmış ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine tamamen geçilmiştir!

Dünya ve özellikle de ülke ve bölgemiz ikinci Dünya savaşından sonraki süreçte Soğuk Savaş algısı ile yeniden dizayn edilmiştir! Sovyetler Birliğinin dağılması ile birlikte dünya küresel güçleri Soğuk Savaşı terk etmiş, Rusya’nın yeniden yükseliş dönemine kadar tek kutuplu yeni bir süreç başlamıştır! Peki, bugün dünyada ve bölgemizde neler olmaktadır? Dünya ve bölgemiz yeniden paylaşım için üçüncü dünya savaşına ramak noktada bulunurken! Ve Akdeniz, Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Ege Denizindeki hareketlilikleri normal mi karşılamalıyız? Dünya küresel güçleri savaş gemilerini bu bölgelere balina avlamak için mi göndermektedir?! Peki, sınırlarımız boyunca sürmekte olan terör örgütlerinin yığınak ve yoğunlaşmasını nasıl okumalıyız? Bölgemiz ve sınırlarımızda tüm bu gelişmeler olurken, Kadim Türk Devletinin kendi halinde olmasını mı beklemeliyiz? Bir strateji ve bir taktik geliştirmeli midir? Herhangi bir öngörü de bulunmalı mıdır? Ya da yüz yıllardır olduğu gibi içeride ekonomik, sosyal ve terör olayları ile meşgul edilmeli midir?! Ne diyorsunuz?

15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışmasından sonraki Yeni Türk Devleti, artık içeride ve dışarıdaki tüm gelişmelere karşı çok daha dikkatli ve de teyakkuz halindedir! Her bir girişim ve saldırıya anında verilecek cevapları vardır! Türk Devlet aklı ve kadim Türk Devlet gelenek ve kültürü varlık ve bekamıza yönelik tüm tehditlere karşı elbette ki içeride ve dışarıda her türlü operasyonları çekecek ve engel teşkil etmesi muhtemel temizlik girişimlerine de devam edecektir! 24 Haziran 2018 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi genel seçimleri ve 23 Haziran 2019 tarihinde yenilenecek olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlık seçimleri! 3 Kasım 2002 tarihindeki genel seçimler ile başlayan süreç ve Anayasadaki geçici madde 3 Kasım 2019 tarihinde Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimleri yenilenecektir, ibaresi!. Bu tarihler öylesine, rastgele ve dek gele mantığı ile mi seçilmektedir? Yoksa büyük Türk devlet aklının ürünü müdür? Ya da Türk Devlet aklı ve kadim Türk Devlet gelenek ve kültürünü laf olsun diye mi etmekteyiz?! Çok evhamlısın, ya da komplo teorisyenisin, dediğinizi de duyar gibiyim! Ben de aynen öyle düşünüyorum!

Share This:

Bir cevap yazın