Devlet Herkes ile Görüşür!

ABD’nin Dış İşleri eski Bakanı, halen ABD’nin dış politikası ve ulusal güvenlik politikalarına yön veren kişi olarak tarihe geçen ünlü stratejist Henry Kissenger şöyle der;  ABD, iki sebeple çok güçlüdür!  Ülkesindeki Vatan hainlerini bulur ve öldürür! Diğer ülkelerdeki vatan hainlerini de bulur, ABD’nin ulusal hedef,  çıkar ve planları doğrultusunda kullanır! Neymiş efendim! ABD kendi ülkesindeki vatan hainlerini bulur ve öldürürmüş! Peki,  aynı adamlar, bir başka devlet,  kendi ülkesine ihanet eden hainler için aynısını yapmaya kalktığı zaman ise devreye demokrasi ve insan haklarını sokarlar! Başka ülkelerdeki kendi ülkesine ihanet eden hainlerini de bulur ve kendi çıkarları için kullanırlarmış! Bu ifadeler bizim gibi bir ülke için hiç de yabancı değil! Çünkü bu topraklarda kendi ülkesine ihanet ve hainlik edenler zaviyesinden bolca bulunmaktadır! Her zaman ve her dönemde olduğu gibi!  

Ünlü strateji ustası Henry Kisseger’in mezkûr ifadeleri, Cennet mekân Abdülhamit han ve Şerif Hüseyin kıssasını hatırlattı! Sultan II. Abdülhamit Han,  çabuk dolduruşa gelebilen mizacından dolayı Şerif Hüseyin’e itimat etmez ve Şerif ailesinin diğer fertleri olan Haydar ve Cafer paşalarla birlikte İstanbul’da göz önünde, kontrol ve denetim altında tutardı. Daha sonra hangi sebeplerle olduğu bilinmeden, Hüseyin “Mekke Şerifi” yapılır! Hüseyin, savaşın Osmanlı aleyhine döndüğü günlerde saf değiştirir! İngiliz casusu Lawrence’, Şerif Hüseyin’i,  “Halife” ve “Arabistan İmparatoru” ilân edeceği şeklindeki vaatleri, dolduruşu ve gazlarına kapılarak İngilizlere yanaşır! Kendisine para, silah, cephane ve erzak verilip Osmanlı’ya karşı ayaklanması sağlanır! Hüseyin, Osmanlının parçalanmasına, tüm Arap yarım adasının Osmanlı hâkimiyetinden çıkmasına ve yüz yıllardır bölgenin kan gölüne dönmesine de sebebiyet vermiştir!  Şerif Hüseyin ömrünün son demlerinde sürgünde bulunduğu Kıbrıs’ta;  ‘Ahhh, ben ne yaptım, ahhh, ben ne yaptım? Yaptığımın cezasını çekiyorum. Niye Osmanlı’ya ihanet ettik?’ şeklinde nedamette bulunur! Çünkü İngilizler kendisine kuracakları Arap devletlerinin kralı ve Müslümanların halifesi olacağını vaat etmişlerdir!  Ne kadar süslü ve tanıdık, değil mi?!

Peki, Devlet nedir? Devlet, belirli bir insan topluluğunun, belirli bir toprak parçası üzerinde egemenlik sağlamasıyla oluşan ve hukukî kişiliğe sahip devamlı bir teşkilât olarak tanımlanır. Devlet herhangi bir örgüt değil, askeri, siyasi ve sosyal örgütlerin toplamının oluşturduğu bir teşkilattır. Devlet, ortaya çıktığı binlerce yıldan bu yana toplumda belirleyici bir otorite olmuştur. Devlet olmak için;  Ülke denilen bir toprak parçasının olması, Toprak parçası üzerinde yaşayan bir insan topluluğunun olması, Toprak parçası üzerinde yaşayan insanların o toprak parçası üzerinde egemenliğinin olması.  Bu üç unsurun bir arada görülmediği toplumlar devlet sayılamaz;  Bölgemizdeki parça parça edilen ülke ve halklar gibi!

Devletin  olmadığı durumlarda neler ile karşılaşırız?! Devlet olmaz ise hayat nasıl şekillenir?  Devletin asli görevleri nelerdir, kabaca incelemeye çalışalım!   Devlet olmadığı zaman tam olarak kaos olur! İnsanlar düzenlenmeye, denetlenmeye ve yönetilmeye muhtaç olmuştur! Devlet toplumsal bir varlıktır, Devleti toplumdan ve toplumu devletten ayrı düşünemeyiz; birbirlerini tamamlar! Devlet olmazsa bir arada yaşamak zorlaşır! Devlet ne için vardır?  Devlet bireylerin organizasyonudur ve bireylerin de en önemli gereksinimi ’’güvenlik’’ yani mülkü ve canının korunmasıdır! Devlet kişiler arası güvenliği sağlar. İnsan doğumuyla korunaksız bir şekilde dünyaya gelir.   İnsan yine yaşamda savunmasızlığı ile yer alır. Devletin, günümüzde asayiş, iç ve dış tehditlerden korunma, ekonomik yaptırım ve yükümlülükleri yerine getirme gibi birçok fonksiyonu vardır.  Genel anlamda devlet, vatandaşların refahı, huzuru ve güvenliği için vardır, diyebiliriz!   

Son günlerde, Devlet onunla oturur mu? Devlet bununla görüşür mü? Devletin şöyle ağırlığı olmalıdır! Yok, fendim, Devletin böyle ağırlığı olmalıdır!  Devlet dediğiniz kurumun bir duruşu olmalıdır, şeklinde uzayıp giden ifadeler ve tartışmalara şahit olmaktayız! Peki, neden?! Beyler! Siyasetçi veya bir siyaset adamı ideolojik görüşü ve parti programı çerçevesinde karşıt bir ideolojik parti veya görüş ile oturmayabilir ve görüşmeyebilir! Normaldir! Adı üstünde siyaset ve siyasi görüş! Peki, Devlet dediğimiz kurum, böyle midir?  Şerif Hüseyin’i İstanbul’a göz önünde ve kontrol altında tutan öngörü ve  aklı nasıl okumalıyız?! Daha sonra Şerif Hüseyin’i devletin kontrol ve denetiminden çıkaran, küresel güçlerin oyuncağı olmasına  ve Arap yarım adasının da parçalanmasına sebebiyet veren günlük ve kısa vadeli   bakış açısına  neler  demeli?!  Bugün, Akdeniz ve Doğu Akdeniz’de küresel ve emperyalist güçlerin yüzler ile ifade edebileceğimiz savaş gemilerinin balina avladığı bir dönemde! Hem de, yine aynı güçler tarafından tüm sınırlarımız boyunca yüz yıl önce olduğu gibi kukla devletçikler kurmak için terör örgütlerine her türlü silah, lojistik ve eğitim desteklerini verdikleri bir dönemde! İçerideki siyaset ve iş dünyasına ise hiç değinmiyorum! Devlet, Kadim Türk Devlet Aklı ve Kadim Türk Devlet gelenek, kültür ve hafızası çerçevesinde, 2023- 2053 ve 2071 vizyon ve ideali doğrultusunda, Türk Devletinin Devleti ebed müddet devam ülküsü zaviyesinden herkes ile oturur ve görüşür! Görüşmesinde de hiçbir sakınca olamaz ve olmamalıdır! Aksi halde elin oğlu ve ABD’nin derin adamı Kissenger’ler gelir,  böyle adamları bulur, görüşür ve ulusal çıkarları çerçevesinde de sana karşı kullanır! Ne diyorsunuz?!

Share This:

Bir cevap yazın