İstanbul Seçimleri ve G20 Toplantısı!.

Türk siyasi hayatını kabaca incelediğimizde her on yılda konjonktür gereği bir parti kurulmakta olduğunu ve bu parti de iktidara taşınmak sureti ile on yıllık bir kalkınma ve istikrar devam etmektedir! Peki, bu on yıllık süreç sonunda neler mi olmaktadır? Mutlaka bir darbe veya inkıta ile devlet ve millet karşı karşıya kalmaktadır!  Neden?  Çünkü iktidara taşınan parti ve lideri, dışarıdan tanımlanan kod dışına çıkmakta ve yerli, milli ve bağımsız politikalar sergilemeye başlıyor! Şimdi tekrar olması bakımından konjonktür gereği bir parti kurulmakta olduğunu ifade etmiştik! 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışmasından sonraki sürçte devletimiz her alanda çok güçlüdür! Devlet daha önceden dışarıdan ve içeriden müdahalelere açık olan kapılarını bu süreçte bir bir kapatmaktadır! Elbette ki bu durum birilerini çok rahatsız edecektir! Devlet güçler ayrılığı prensibinden güçlerin birlikteliğine doğru yol almakla her alanda daha da güçlü ve istikrarlı bir konuma gelmektedir! Eskiden güçler ayrılığından kaynaklı hükümetin doğru dediğine bir başka erk yanlış diyordu!  Peki, neden?! Yani devletin üst kurumları ve özellikle de erkler arasında insicam olmuyordu! Neden?! Türk Devleti ve Türk Milletini dizayn edebilmek, balans ayarı yapabilmek ve hizaya getirmek için her alanda karıştırmak ve  kaosa sürüklemek, sosyal ve ekonomik kriz çıkarmak, sokakları da her an hareketlendirmek  çok kolay olduğu için olabilir mi?! Bilemiyorum!.

AK saçlı ve AK sakallı ihtiyar dostum, 31 Mart yerel seçimleri ve akabinde yenilenen 23 Haziran İstanbul büyük şehir başkanlık seçim süreci hakkında, kabaca bir değerlendirme de bulundu!. Türkiye Cumhuriyeti Devletinde, 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışmasından sonraki süreçte, Türk Devlet Aklı ve Kadim Türk Devlet hafızasının yeniden neşv-ü nema bulması  ile birlikte Yerli ve Milli Devlet kodlarına dönülmesi ve formatına geçilmesi, Konjonktür gereği yeni kurulacak olan  partilerin yaşama şansının olmadığını ve artık bu ülkede yumurtalar dışarıdan kırılmayacağını; yumurta dışarıdan kırılırsa ölüme, içeriden kırılırsa yaşama dönüşür, dedi ve gözlerden kayboldu!.  Türk siyasi hayatına katılan ve iktidara taşınan tüm siyasi partiler bir dış gücün maddi ve manevi destekleri ile birlikte vatandaşın rüzgârını almıştır! 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışmasından sonra bu ülkede kurulacak her bir siyasi parti ve aktör tamamen yerli ve milli olmak zorundadır! Kadim Türk Devlet Aklı ve kodlarına göre yerli ve milli, bağımsız davranış sergilemek ve politikalar üretmek zorunda kalacaktır! Aksi halde halen aktif yüz adet olan siyasi parti listesinde ve tozlu raflardaki yerini de alacaktır!

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın G20 Liderler Zirvesi kapsamındaki görüşmede, Trump; “Türk Devleti, müttefikimiz olmasına ve büyük ordusu olmasına rağmen, Patriot almak istedi ama Obama yönetimi ‘hayır’ dedi ve sürekli ‘hayır’ dediler! Ve savunması için ihtiyacı vardı!. Sonra Rusya’ya gittiler, S-400 aldılar, çünkü Patriot almasına izin vermediler! Benden önceki yönetim bunu satın almasına izin vermedi; bunun o kadar da iyi olmadığını düşünüyorum. Bu arada Türkiye 100 tane de F-35 satın aldı ve 116 tane daha almak istiyor! Türkiye bizim dostumuz!. Büyük bir ticaret ortağımız!. Obama yönetimi gibi davranamazsınız; Bu iki yönlü bir cadde! Cumhurbaşkanı Erdoğan benim bakış açımla çok çetin biri ve bu gerilimde Erdoğan’ın suçu yok! Ben iyi anlaşıyorum ve ona adaletsiz davranıldığını düşünüyorum, ifadelerinin bölgemiz üzerinden yeni bir dünya düzeni kurulurken ve özellikle de bu yeni dünya düzeninin de sıklet merkezi  de Türkiye olduğunu ve Türk Devlet Başkanı Sayın Erdoğan, Kadim Türk Devlet Aklı ve kodlarına göre yerli, milli ve bağımsız politikalarının  gereği olarak bu övgüye ve takdire layık olduğunu da düşünüyorum!.    

ABD Başkanı Donald Trump G20 Liderler Zirvesi kapsamındaki görüşmede,” Türkiye bizim dostumuz, büyük bir ticaret ortağımız, Obama yönetimi gibi davranamazsınız ve bu iki yönlü bir cadde, sözleri ve vurgularının, ikinci dünya savaşı esnasındaki yenidünya düzeni ABD ve Sovyetler birliği arasında iki kutuplu olarak nasıl dizayn edildi ise, bugünün yenidünya düzeni de çoklu dengeli, yani, ABD, Rusya, ÇİN ve Türkiye arasında,  bu dengenin de merkezi ve olmaz ise olmaz konumundaki ülkesi Türk Devleti ve Başkanı Sayın Erdoğan olduğunu da tüm dünya devletleri ve özellikle de G20 zirvesine katılan dünyanın en büyük yirmi ekonomik güçlü devlet başkanlarına resmen ilan etmiştir! Türk Devleti olmadan bu yeni düzeni kesinlikle kurulamaz! Akdeniz, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs açıklarındaki enerji paylaşımı ve yenidünya düzeni konusunda da Türk Devleti, yerli ve milli duruşu, bağımsız politikalarının gereği hakkı olanı mutlaka alacaktır! Şimdi 31 Mart yerel seçimleri, akabinde yenilenen 23 Haziran İstanbul Büyük şehir başkanlık seçimleri ve daha sonrasında da AK Partinin bu seçimlerde biraz zayıflaması ile birlikte yeni kurulma aşamasındaki tüm parti ve liderlere bir de bu zaviyeden bakılmasını tavsiye ederim!’ Başarı şansları nedir?! Nereye kadar gidebilirler?! Kaç atımlık pardon kaç seçimlik ömürleri olabilir?! Ya da Kadim Türk Devlet Aklı ve bugünün Devlet Aklı ve Lideri, kadim Türk Devlet gelenek ve hafızasının Türk Devleti ebed müddet devam ilkesi gereği kendilerine tanımladığı alan kadar büyür, gelişir ve görevleri de tamam olunca ölür,  pardon hitama ererler!  AK saçlı ve AK sakallı ihtiyar dostumun veciz ifadesi ile artık bu ülkede yumurta dışarıdan değil mutlaka içeriden kırılacaktır! 15 Temmuz hain darbe ve işgal kakışmasından sonraki 16 Nisan Anayasa değişiklik referandum süreci ile birlikte yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükumet sistemi Türk Devletinde güçlü iki  partili bir  sistemi  ve bu iki  güçlü ana partinin yanında da bunlara destek olacak küçük küçük partileri zorunlu kılmaktadır, şeklinde düşünüyorum!.

Share This:

Bir cevap yazın