Uzay Savaşları Yeniden Başlıyor!..

1970’li yıllarda başlayan uzay ya da yıldız savaşları kitap ve film serisini duymayan, okumayan ve izlemeyenimiz kalmamıştır! Hatta bugün dahi animasyon oyunlarında yıldız ve uzay savaşları halen geçerliliğini korumaktadır! Dünyamızı hızla yok etme yolunda ilerleyen insanoğlu, özellikle son yirmi yılda dünyadan göçüp gitmek için uzay çalışmalarına hız vermiştir! Peki, neden?  Bir yandan uzaya “ ilk kim gidecek ” yarışı sürerken, bugün ise uzayda hakimiyet göz ardı edilmemesi gereken bir durum olarak karşımızda durmaktadır!  Dünya küresel güçleri tüm bu çalışmaları neden ve ne adına yapmaktadır?! Dünyayı mahvettik sıra uzaya geldi kabilinden değildir herhalde!  Ya da dünyada canımız çok sıkıldı yeter artık birazda uzayda değişik macera arayalım diye de değildir! Dünyada uzay ile ilgili tüm bu gelişmeler olurken millet olarak içeride birbirimizle uğraşmakla, çekiştirmekle ve günümüzü gün etmekteyiz! Siyaseten o ne demiş ve bu ona ne cevap yetiştirmiş, durumundan öteye geçemedik! Sokak ve kahvehane dedikoduları ile ufkumuzu ve geleceğimizi karartıyor ya da gelecek ile ilgili vizyon ve öngörüden uzak yaşıyoruz! Devlet ihalelerinden pay kapmak için birbirimizi yiyoruz! Ya da bir yakınımızı devlet dairesinde işe katabilmek için olmadık taklalar atıyoruz! Halkın derdi tabii ki günlük iaşe ve geçim olacaktır! Bu durum kızılacak ya da küçümsenecek bir şey kesinlikle değildir! Halkı gündemi ve derdi tabii ki başkadır! Devletin gündemi ve dertleri ise elbette ki bambaşka olacaktır! Bu Devlet bir de Türk Devleti ise!  Peki, Devlet dediğiniz kurum neler yapmalıdır?! Hem de bu devlet Kadim bir Türk Devleti ve bu devletin de dünyanın her bir bölgesinde tarihi, kültürü ve medeniyet izlerini de var ise!  Tarihten Türkleri çıkardığımız vakit insanlık adına hiçbir şey de kalmayacağına göre! Türklerin insanlık ve mazlum milletler adına mes’uliyet ve sorumluluğu çok fazladır!

Peki, Uzay nedir? Uzay dediğimiz boşluk ve kavramın açılımı nedir? Uzay ya da feza, Dünya’nın atmosferi dışında ve diğer gök cisimleri arasında yer alan, evrenin geri kalan kısmındaki sonsuz olduğu düşünülen boşluğa verilen bir isimdir! Atmosfer ile uzay arasında kesin bir sınır bulunmamakta ve uzayda tahminen milyarlarca galaksi de bulunmaktadır! Bu galaksilerin içinde milyonlarca sistem ve gezegenler olduğu da artık gözlemlenmektedir!  Uzay’da zaman kavramı da yoktur!

Uzaya yolculuk ve uzaya ilk uydu fırlatma tarihini kabaca incelediğinizde karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır! 1947 – 1956 yılları arasında ABD, uzay çalışmalarına büyük hız vermiştir! ABD,  bu tarihlerdeki yapılan uzay uçuşu denemelerindeki hiç bir uzay aracını yörüngeye oturtmayı başaramamıştır! 1969 yılı Temmuz ayına geldiğimizde, Ay’ın ABD’li astronotlar tarafından fethedilmesi ve uzay çalışmalarında en önemli adımlardan biri olmuştur! ABD, Silahlı Kuvvetlerin 6. kolu olarak Uzay Gücü ya da Uzay Kuvvetler Komutanlığı kurması ve Uzay Kuvvetleri’nin Hava Kuvvetleri’nden ayrı ama ona eşdeğer olacağı bir döneme de şahitlik etmekteyiz!. Bugün itibari ile uzayda Amerikan hâkimiyetine sahip olmak zorundayız, diyen bir ABD Başkanı, uzayı fethedilecek yeni bir bölge ve sınır olarak ilan etmiştir! 

SSCB, 1957 yılında üç kademeli uyduyu Dünya çevresinde yörüngeye oturtarak uzay yarışında öne geçmiştir! Uydulardan elde edilen uzay üzerine bilgiler, canlıların ve özellikle insanların uzayda yaşayabilmeleri için hangi koşulların yerine getirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur! Bu arada, insanların uzay boşluğuna yerleşmelerini sağlamak, uzayı uzaydan izlemek ve günümüzde Dünyadaki tüm iletişim ve haberleşme kolaylıklarını sağlamak için binlerce uydu uzayda yörüngeye yerleştirildi ya da uzayın boşluğuna halen fırlatılmaktadır! Peki, neden?! Bu kadar masraf ya da harcama ne için yapılmaktadır?!

Günümüzde ise uzay yarışı büyük bir hızla devam etmektedir. Özellikle de ABD, Rusya ve Çin  büyük yarışta amansız birer rakiptir!.  Çin, günümüzde her ay iki uyduyu uzaya gönderdiği ve bu sektördeki gidişatın da değişmeye başladığına şahit olmaktayız!  Bugün, gelişen teknoloji ile birlikte,  dünyadaki tüm gelişmelere, uzaydan müdahale döneminin başladığı ve uzaydan kontrolün her zaman bulunduğu ancak müdahale boyutunun da çok farklı olduğu ve ülkelerin özellikle de askeri alanlarda Dünya’ya müdahale edebilecek hale gelmekte olduğunu da gözlemliyoruz!  

Türk tarihindeki uçmak, uçuş, uçak ve havacılık ile ilgili gelişmeleri şöylece izah edebiliriz. Müslüman ve Türk bilgini Hezarfen Ahmet Çelebi, 10. Yüz yılda yaşamış yine Müslüman ve Türk bilgin İsmail Cevheri’den ilham almak suretiyle, 1632 yılında, lodoslu bir havada ve yapay kuşkanatlarına benzer bir aracı kendisine takarak, Galata Kulesi’nden kendini boşluğa bırakmış ve bu şekilde uçarak, İstanbul Boğazı’nı geçmiş ve 3358 metrelik mesafeyi kat edip, Üsküdar’daki Doğancılar mevkisine inmiştir!  Hezarfen Ahmet Çelebi, bu yönüyle, Türk havacılık tarihinin en önemli kişilerinden birisi olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan kısa bir süre sonra, Atatürk 1936 yılında havacılığa vermiş olduğu önem itibari ile Avrupa’ya heyetler göndermiş ve bu heyetin bir üyesi olan Vecihi Hürkuş, ilk Türk uçağını da 1936 yılında VECİHİ K-6 isimle üretime başlanmıştır! Türkiye’deki siyasi gelişmeler çerçevesinde, arka planı ve nedeni bilmediğimiz bir gerekçe ile havacılık ve uçak sanayindeki tüm yatırım, üretim ve çalışmalar 15 Mart 1950 tarihinde çıkan bir kanun ile iptal edilmiştir!

Tüm bu mezkur ifadeler ve havacılık konusundaki gelişmeler karşısında, Türk Devleti Uzay çalışmalarında ne durumdadır? Türk Devleti ne gibi çalışmalar yapmaktadır? Dünyadaki uzay alanındaki tüm bu gelişmeleri Trük Devleti sadece izlemekte midir? Ya da kadim ve tarihi bir medeniyet devleti olmanın vermiş olduğu vakur duruş ile uzay konusundaki tarihi bilgiler ve tecrübeler ışığında uzayda var olabilmek için gerekli tüm çalışmaları yürütmekte midir? 2018 yılı sonunda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Türk Devleti ve Türk Milletinin bekası için uzayda var olabilmek adına, ” Türkiye Uzay Ajansı ” kurulmuştur!  Ajansın ilk işleri ise Milli Uzay Programı hazırlamak olmuştur!  Milli Uzay Programı; Türkiye’nin uzayda neler yapabileceğine karar verilecek bir programın geliştirilmesidir.  Uzay çalışmalarında kritik bir süreç bulunmakta  ve on yıl içerisinde uzayda olmayan bir devletin  ise uzayda herhangi bir söz hakkının olmayacağı bir dönemdeyiz!. Uzayda çok ciddi bir kontrol ağının kurulduğu ve bu kontrol ağının askeri anlamda büyük riskler içerdiği bir döneme de şahitlik ediyoruz! Türkiye Uzay Ajansının tüm bu çalışmaları çerçevesinde, Konya ilinin stratejik konumu ve 1200’lü yıllarda bu şehirdeki astronomi eğitim alt yapısı ve en az dört adet astronomi medresenin bulunduğu da dikkate alınmak sureti ile Türk Cumhuriyeti Devleti çok kısa bir zaman diliminde,  Konya hudutları içerisinden Türk patentli ve kendisine ait bir Uzay mekiğini de uzaya fırlatması beklenilmektedir!

Share This:

Bir cevap yazın