Hayatı öylesine çok hızlı yaşamak istiyoruz ki! Birey olarak, nereye yetişeceğimizi ve ne yapacağımızı tam olarak bildiğimiz yok! Sadece çok hızlı yaşamak, her şeye anında sahip olmak ve her şeyi aynı anda yapmak istiyoruz!
Hayat, öncelikle kendimiz ve çevremizdekiler ile bir YARIŞ olarak algılandığı için olabilir mi?!
İnsan olarak buna gücümüz yetebilir mi? İnsana verilen zaman ve ömür, buna izin verebilir mi?
Hayat, hem dünya ve hem de çevremizdeki insanlar ile her daim bir yarış olarak algılandığı için insan denilen varlık, huzura erişemiyor! İç huzuru olmayan kişi, çevresi ile kavgalı bir durumda olacaktır! Karmaşa – Kargaşa ve Kavga ortamında ki Kaos durumunda, ne üretebiliriz?
İnsanlık ve kendimiz adına, bu kadar yoğunluk arasında NE ÜRETİYORUZ? İnsanlığın HAYRINA ve FAYDASINA neler yapıyoruz?
HIZ ve HAZ arasında, yarış ve üstün olmaktan kaynaklı, gönlü kırılan iş arkadaşları ve çevremizdeki insanlardan alınan ahh ve vebale neler demeli? Peki, üç kuruşluk dünyalıklar ve dünyalık makam için değer mi?
Hayatı; Yavaş yaşamalı ve İçselleştirerek, hem iyi ve hem de dolu dolu yaşamalı! HIZ ve HAZ arasında çoğu şeyleri ya ıskalıyor ya da görmezden geliyoruz!
Bireyin iç barış ve huzura erebilmesi için Durup dinlenmek, dinlemek, anlamak, anlamlandırmak ve insanlarla ilişki halinde olması gerekir!
M.Ö. 2000’li yıllara ait olduğu ifade edilen, HİTİT Duası ya da Duvar Yazısı.
M.Ö. 2000’li yıllarda nasıl bir yoğunluk – telaşe ve koışturmaca vardı ki; Yavaşlamaktan dem vuruluyor!
Aklımı sakinleştirerek, kalbimi dinlendir.
Zamanın sonsuzluğunu göstererek, bu telaşlı hızımı dengele.
Günün karmaşası içinde, bana, sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver.
Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belliğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.
Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret.
Bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kedi okşayabilmek için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret.
Her gün bana kaplumbağa ve tavşan masalını hatırlat.
Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı artırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim.
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.
Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması, yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır.
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlam olarak yükseleyim.
Ve hepsinden önemlisi…
Tanrım!
Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için SABIR,
İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL,
Ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak DOSTLAR VER!
Günümüz insanı çok meşgul ve çok yoğun olduğu için YAVAŞLAMAYA, ne kadar ihtiyacı var! Bir görebilse! Bir Anlayabilse! Bir idrak edebilse!
Her gün her saat her dakika, bir yerlere yetişme ve koşturmaca! Peki, Nereye ve Ne zamana kadar?
İnsan, biraz YAVAŞLAMALI ve HAYATI İnsanca, Fıtrata ve İnsana Yakışır bir şekilde YAŞAMALI!