Venezuela Devlet Başkanı Maduro ( uluslararası HAK – HUKUK tanımadan, ORMAN ve MAFYA Kuralları çerçevesinde, Güçlü olanın Zayıfı ezdiği ve ülkenin tüm yer altı – yer üstü tüm kaynaklarına çökülecek olması ) Amerikan özel Kuvvetler tarafından hiç bir mukavemet olmadan konutundan alınması, ABD sokaklarında gezdirilmesi ( tasvip etmek ve kabul edilmesi mümkün değil ) tarihte, Moğal hükümdarı Hülagü’nün Abbasi devletini kuşatması, Abbasi Halifesini, Keçeye Sarıp Moğol Atlarına Ezdirmesi, daha sonra da,Hulagü ile Kadıhan arasında geçen ibretlik kunuşmasını hatırlattı.
Bir ülkede; Yolsuzluk, Yoksulluk, Adaletsizlik, Hukuksuzluk, Ehliyetsizlik, Liyakatsizlik ve Nepotizm almış başına gitmekte ise vatandaşın büyük bir çoğunluğu bu durumdan rahatsız ve ülke genelinde yüzde ÜÇ – BEŞ memnun ve LÜKS – ŞATAFAT içinde yaşamakta olan kesime karşı, kin ve intikam hisleri beslemeye başlayacaktır.
Hukuk ve Adaletin olmadığı, ehliyetsiz – liyakatsiz ve kifayetsiz muhteris tiplerin her alanda iş bulduğu, kamu kaynaklarından sadece bu tiplerin faydalandığı, işe alındığı ve üst makamlara getirilmekte olduğu bir ülke ya da toplum da; Devletine ve Yönetime karşı, KÜSKÜN – KIRGIN – KIZGIN – GERGİN ve gelecekten ENDİŞELİ – KAYGILI ve UMUTSUZ bir Kitle oluşmaya başlayacaktır.
Böyle bir durumda, ülke genelinde, Toplumsal Kalkınma, Sosyal Barış ve Huzur tesis edilemez.
Böyle bir durumda, vatandaşın ülkesine olan AİDİYET hissi kaybolur ve MANDA Yönetimine dahi razı olmaya başlar. Başımızdaki, GİTSİN de KİM GELİRSE GELSİN durumu zuhur edecektir.
- Venezuela Devlet Başkanı Maduro, eşi ile birlikte, nun Amerikan özel Kuvvetler tarafından hiç bir mukavemet olmadan konutundan alınması, ABD sokaklarında bir show gibi gezdirilmesi, Venezuela halkının memnun ve lüks içinde yaşayan kitle haricinde, vatandaşın büyük bir kısmı tepki dahi vermemektedir! Neden Acaba?
Hulagu, Moğol İmparatorluğunun kurucusu Cengiz Han’ın torunu, İlhanlı Devletinin kurucusu Mengü Kağan’ın kardeşidir. Hulagu 1258 tarihinde Bağdat’a girerek Abbasi Halifesi Mutasım’ı keçeye sarıp Moğol atlarının ayakları altında ezdirerek öldürtür.
Hülagu; Şehirde katliamlara başlar ve şehri yağmalar. Kadın, yaşlı, çocuk ve hamile demeden bazı kaynaklara göre iki yüz bin, bazılarına göre de dört yüz bin insanı katleder.
Bir ülkenin, bir devletin, bir milletin ve toprakların neden böyle bir istila, katliam ve sonuç ile karşı karşıya kaldığını idrak edebilmek için zalim komutan Hulagu ile Kadı Han arasında geçen konuşma, ders ve ibretler alabilmek zaviyesinden, çok manidar.
Hülagü, Bağdat işgalinden sonraki bir gün, şehrin dışına kurduğu karargâhında, o beldenin en büyük âlimi ile görüşmek istediğini bildirir. Bu haber, âlimler arasında korku ve endişeye sebep olur.
Hülagü tarafından öldürülmek korkusuyla bu davete kimse icabet etmek istemez.
Bu haber, zamanın genç âlimlerinden Kadıhan’a ulaşır. Kadıhan, ufak tefek tıfıl bir gençtir ve sakalı bile çıkmamıştır. Daveti kabul ettiğini söyleyerek, Hülagü ile görüşmeye gidebileceğini, bunun için kendisine bir deve, bir keçi ve bir de bir horoz verilmesini ister.
Hülagü’nün şerrinden korkan ulema sınıfı bu isteği hemen karşılar. Kadıhan, hayvanlarla birlikte çadıra varır. Hayvanları çadırın dışında bırakarak içeriye girer ve kendini tanıtır. Kendisiyle görüşmek üzere geldiğini söyler.
Hülagü, genci tepeden tırnağa süzer ve beklediği tipte biri olmadığını görerek; bana göndermek için seni mi buldular.
Kadıhan gayet sakin bir şekilde; görüşmek için iri yarı, boylu boslu birini istiyorsan; bir deve getirdim. Sakallı yaşlı birisi ile görüşmek istiyorsan; bir keçi getirdim. Eğer gür sesli birisiyle görüşmek istiyorsan; horoz getirdim. Üçünü de çadırın önüne bıraktım; Onlarla görüşebilirsin, diyor.
Hülagü, karşısındakinin sıradan biri olmadığını anlar ve şöyle otur bakalım, diyerek kendisine yer gösterir ve ilk sorusunu sorar.
- Hülagü, Kadıhan’a; Söyle bakalım, beni buraya getiren sebep nedir, diye sorar.
Kadıhan gayet sakin bir şekilde; Seni buraya bizim amellerimiz getirdi. Allah’ın bize verdiği nimetlerin kıymetini bilemedik. Esas gayemizi unutup; makam, mevki, iktidar, güç ve mal mülk peşine düştük; zevk ve sefaya daldık. Cenabı Hak da bize verdiği nimetleri almak üzere seni gönderdi, diyor.
- Hülagü, ikinci sorusunu sorar. Peki, beni buradan kim gönderebilir?
O da bize bağlı. Benliğimize dönüp, ne kadar kısa zamanda toparlanıp, bize verilen nimetin kıymetini bilir, zevk ve sefadan, mal, mülk ve mevki peşine düşmekten, israftan, zulümden, birbirimizle uğraşmaktan vazgeçersek, işte o zaman sen buralarda duramazsın, diyor.
Peki, bugün yaşamakta olduğumuz; Benliğimize neden dönemediğimizi. Ne kadar kısa zamanda, neden toparlanamadığımızı. Allah’ın bizlere verdiği nimetlerin kıymetini neden bilemediğimizi. Zevk ve sefadan, mal, mülk ve mevki peşine düşmekten, iktidar ve güç savaşından, israftan, zulümden, birbirimizle uğraşmaktan neden vazgeçemediğimi, hem akletmek ve hem de sorgulamak gerektiğini düşünüyorum.
Günümüz insanı ve özellikle de Müslümanların VEHN hali ve durumu, her şeyi ve tüm İnsani DEĞERLERİ tüketmektedir.
İnsanlık tarihine kabaca baktığımızda, yüzlerce devletin kurulup battığını görebiliriz.
Mademki, tarih, ibret ve ders alınmış olsa tekerrür etmeyeceğine göre. İnsan denen ve akıl ile mücehhez varlık, akletmek ve düşünmekle mükellef ve sorumluluk sahibidir.
Akletmeyen, düşünmeyen ve belli makamlarda sorumluluk sahibi olması gereken insan denilen varlık, toplum ve toplumun düzeni ve emniyetini sağlamak ile görevliler, devletin başına, tabii ki sıkıntılar getirecek ve belalar açabilecektir.
İnsan denilen varlık sorumluluk sahibi olduğu; kendi haline ve başıboş da bırakılamayacağına göre.
İnsan denen ve akıl ile mücehhez varlık, olay ve gelişmelerin siyak ve sibakını, yaptığı tüm işlerin neden ve niçin olduğu ve nasıl vuku bulduğunu idrak etmek zorundadır.
İnsan denilen varlık, özünden ve benliğinden uzaklaşmakla, zevk – sefa peşinde koşmak, mal – mülk biriktirmek, iktidar ve güç savaşı vermek, israf ve zulüm ile uğraşmak ve birbiri ile meşgul olmak, birbirinin kuyusunu kazmakla; hem kendisi, hem toplumun ve hem de aidiyet hissetmediği devletin sonunu hazırlayabilir.