Yüksek ve Alçak Sermaye!

Sermayenin alçağı ve yükseği de mi olurmuş, diyecek bazı aklı evvel!

Mademki sermayenin YEŞİLİ ve KIRMIZISI olmaktadır!

Doğal olarak, Sermayenin temizi olduğu gibi kirlisi de olacaktır!

Temiz Sermaye – Para sahiplerini, her daim takdir ve tebrik ederiz.

Temiz Sermaye sahipleri, toplum ile paylaşmak ve infak etmenin yollarını arayacaktır.

Temiz Sermaye sahipleri, istihdam sağlama konusunda da, gereken yatırımları yapacaktır.

Kirli sermaye sahipleri de, paranın vermiş olduğu azgınlık ve şımarıklık ile görgüsüzlükte tavan yapacaktır!

Kirli Sermaye sahipleri, paylaşmak ve infak konusunda oldukça cimri ve eli sıkı olacaktır!

Kirli Sermaye, Küçük Yatırımcıyı Söğüşlemek – Tokatlamak için her yolu deneyecektir.

Kirli Sermaye sahipleri, YIĞMAK ve GÖSTERİŞ yapmak, AZGINLAŞMAK konusunda, önde ve öncü olacaktır.

Azgınlaşan Kirli Sermaye sahipleri, küresel yeni bir düzen ve denge çerçevesinde, TASFİYE edilecektir!

Kirli Sermaye, Küçük Yatırımcıyı Söğüşlerken Büyük KEYİF alacak ve İnsanların ACI Çekmesinden – Kaybetmesinden dolayı, ne kadar AKILLI – ZEKİ – UYANIK ve BÜYÜK Adam olduğu sanrısına kapılacaktır.

Toplumsal olarak geldiğimiz nokta, kirli çok para peşinde koşar hale geldiğimiz gerçeği!

AZ – Temiz ve Bereketli olanı talep eden kitle, sayısında günden güze azalma yaşanmaktadır! Neden Acaba?

Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Azgınlaşan Kirli Sermaye sahiplerini, öncelikle İnsani Melekelerinin yok olacağını ve sonra da, Rahmani tüm kanallarının kapatılacağını, buyurmaktadır.

Onlar; Hakikatlere karşı; Sağırdır, Dilsiz ve Kördür…

İmamı Azam Ebu Hanife; Paranın nereden geldiğini öğrenmek isteyen, paranın nereye gittiğine ve nereye harcandığına baksın, buyurur.


Modern iktisatçılara göre sermayenin yeşili ve kırmızısı olur. Peki, Sermayenin Alçağı ve yükseği olmaz mı?


Yusuf Suresi; 54 ve 55. ayeti kerimede; Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim. Onunla konuşunca, Bugün sen katımızda yüksek yeri olan, güvenilir birisin. Hz. Yûsuf: Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben çok iyi korurum ve bu işi bilirim, dedi.


Yusuf Suresi; 56. ayeti kerimede; Böylece Yusuf’a orada dilediği gibi hareket etmek üzere ülke içinde yetki verdik. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi eriştiririz. Güzel davrananların mükâfatını zayi etmeyiz.


Kral, Hz. Yusuf hakkında edindiği bilgilerden onun yüksek karaktere sahip, ülke yönetiminde liyakatli biri olduğunu anladı ve tereddüt etmeksizin onu devletinde yüksek bir makama getirdi. Maliyenin yönetimini ona teslim etti ve tam yetki verdi. Olaylar Yusuf’un, kralın rüyasını yorumladığı gibi cereyan etti.


Hz. Yusuf, gereken tedbiri alarak bolluk yıllarında tarıma önem verdi, üretimi arttırdı, ihtiyaç fazlası ürünleri depoladı. Nihayet kıtlık yılları geldi. Bu sefer depolanmış olan ürünleri yemeye ve ihraç etmeye başladılar. Çünkü kıtlık sadece Mısır’da değil, Kuzey Arabistan, Ürdün, Filistin ve Suriye’de de etkisini göstermiş, bu bölgelerin halkı da yiyecek sıkıntısı çekmeye başlamıştı.


Hz. Yusuf’un aldığı tedbirler sayesinde Mısır halkı kıtlık yıllarını rahatlıkla geçirdi, hatta erzak fazlasını ihraç etti. Her taraftan insanlar gelerek Mısır’dan erzak satın aldılar. Üretim, tasarruf ve ekonomi yönetiminin ehil ellerde olması iktisadın temel ilkelerindendir.


Kasas Suresi 76. ayeti kerimede; Karun Musa’nın kavmindendi. O, gücüne dayanarak onlara haksızlık etmekteydi. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki sadece anahtarlarını güçlü kuvvetli bir ekip bile zor taşırdı. Halkı ona şöyle demişti: Sakın şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.


Kasas Suresi 76. ayeti kerimede; Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu kazanmaya bak ve dünyadan nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara ihsanda bulun. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışma. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.


Karun, Hz. Musa’nın amcasının oğlu ve Firavun ’un yüksek seviyede bir görevlisi olarak tanıtılmakta, İsrâiloğullarına karşı zalimlik ve taşkınlık ettiği rivayet edilmektedir.

Hz. Musa’ya önce iman etmiş, fakat daha sonra hırsı ve kıskançlığı yüzünden ona karşı çıkmış, isyan etmiş ve azgınlaşmıştır.

Rivayete göre, İsrail oğulları içinde dinî malumatı en geniş olan kimseydi. İlmi ve servetiyle övünür, soydaşlarına karşı büyüklük taslardı. Ne var ki inançsızlığı, kibir ve gururu yüzünden helâk olup gitmiştir.


Kasas Suresi 77. ayette; Allah’a ve peygamberine iman ederek aydınlanmış müminlerin öğüdüdür. Dünyadan nasibin unutulmaması iki şekilde anlaşılabilir: a) Asıl amaç ahiret yurdunu kazanmaktır, ancak dünya nimetlerinden de meşru şekilde yararlanmak gerekir. b) Dünya hayatı, ebedî âlemdeki hayata göre çok kısadır; kul bunu unutup dünya ebedî imiş gibi kendini ona kaptırmamalı, dünyasını ahireti için değerlendirmeli.


Kasas Suresi 78. ayeti kerimede; Bu serveti sahip olduğum bilgi sayesinde elde ettim, diye karşılık verdi. Bilmiyor muydu ki Allah ondan önceki kuşaklardan, ondan daha güçlü ve daha çok servet biriktirmiş kimseleri helâk etmişti. Ama suçluluğu kesinleşmiş olanlara artık günahları sorulmaz.


Kasas Suresi 79. ayeti kerimede; Karun gösterişli bir şekilde kavminin karşısına çıkardı. Dünya hayatını arzulayanlar, Keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi. Doğrusu o çok şanslı, derlerdi.


Kasas Suresi 80. ayeti kerimede; Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle derlerdi: Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlar için Allah’ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.


Kasas Suresi 81. ayeti kerimede; Sonunda biz onu ve evini barkını yerin dibine geçirdik. Artık Allah’a karşı ona yardım edecek adamları olmadığı gibi, kendi kendini kurtarabilecek durumda da değildi.


Kasas Suresi 82 . ayeti kerimede; Daha dün Karun’un yerinde olmayı isteyenler bu defa, Yazıklar olsun bize. Demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine bol bol, dilediğine de ölçülü veriyormuş. Allah bize lutufta bulunmuş olmasaydı, bizi de mutlaka yerin dibine geçirmişti. Vah ki vah! Demek inkârcılar iflâh olmazmış, der oldular.


Suçluluğu kesinleşmiş olanlara artık günahları sorulmaz, ifadesi, suçluların yaptıklarından sorumlu olmayacakları veya onların hesapsız kitapsız cehenneme sürüklenecekleri anlamına gelmez.


Suçluların yapıp ettiklerinin suç ve günah olduğunun âşikâr olarak bilinmesi sebebiyle akıbetlerinin de bir felâket olduğunun apaçık gerçek olarak bilindiği anlamına gelmekte ve sarsıcı bir uyarı maksadı taşımaktadır.


Dünya hayatına düşkün olanlar Karun’un servet ve ihtişamını gördükçe onun şanslı bir insan olduğunu düşünüyor ve onun yerinde veya onun kadar zengin biri olmak istiyorlardı.

İlim ve irfan sahibi kimseler ise onları kınayarak bu tür özentilerin yersiz olduğunu söylüyorlardı. Zira dünyadaki servet geçici, ahiret ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır.


Karun, evi barkı ve bütün servetiyle birlikte yerin dibine batırıldı. Daha önce onun ihtişamına imrenip özenenler bunu görünce söylediklerine pişman oldular ve Allah’ın verdiği rızka razı olmak gerektiğine, nankörlerin iflah olmayacaklarına kanaat getirirler.

Karun kıssası, kirli servet ve gücüne güvenerek, kendini imtiyazlı – seçkin – akıllı – uyanık – zeki ve büyük görüp; Allah’a isyan, insanlara karşı haksızlık eden ve bu suretle sınırı aşan ve azgınlaşanlar için asırları aşıp gelen bir ibret tablosu, bir öğüt levhasıdır.

Hz. Musa ve FIRSATÇI bir Adamın Hikayesi!.

Bencil olmak ve bencillik; sadece kendi çıkarlarına, isteklerine odaklanmak ve başkalarının ihtiyaç ve duygularını önemsememek anlamına gelen bir kavramdır!

Bencillik, son dönemde, ekonomideki votalitileden kaynaklı, fırsatçılıktan istifade ayyuka çıkmıştır! Kimse başkasını düşünemez bir durumdadır! Herkes kendi güncel menfaat ve çıkarlarını düşünmektedir!

Varlıklı diyecekler ya! Zengin diyecekler ya! Malı mülkü atı arabası bilmem neleri var diyecekler ya!

Peki, İYİ İNSAN olmak nedir? Yarın, Musalla da, iyi biliriz, diyecekler mi? Yoksa ATEŞİ BOL olsun mu, diyecekler!

Kimse, vicdan ve merhamet sahibi, iyi bir insan olarak anılmak istemiyor! Ya da, kimsenin GARİP bir İnsanın Duasına iihtiyacı kalmamış! Bu dünyada kazık çakacağına göre! Ya da hiç ölmeyeceğine göre!

Aman Allah’ım! Fırsatçılıktan istifade herkes malının fiyatını normalin BEŞ – ON katına satmak ya da kiralayabilmek için var gücü ile mücadele ediyor! Neden acaba?

Beyler! Yarın bir savaş çıksa! Bir deprem olsa! Ya da Kıtlık vb. pandemi olsa! Bu kadar mal ile ya da enkaz yığını apartmanlar ile ne yapacaksınız? DUA almaya bakın! Bazılarının parası ve bazı güzel insanların da, duası paradan daha kıymetlidir!

Bencil insanlar, kendi isteklerini her şeyden önce tutar ve başkalarına zarar vermeyi umursamayabilir! Empati eksikliği ve düşüncesizlik, bencilliğin temel özellikleridir!

Bencil İnsan; bir diğerinin çukurunu kazması, kendi çıkarları uğruna karşısındakinin haklarını gasp etmesi ve kendi hariç herkesi yok saymasıdır!

Bencil İnsan; Her zaman mükemmel, haklı ve en doğru olduğuna inanmaktadır! İnsan ilişkilerinde, hep beni yani kendisini ortaya koyar! Ben haklıyım, benim dediğim olsun, ben böyle istiyorum vb. söz ve cümle kalıplarını çok sık duyarız!

  • Adamın biri Musa Aleyhisselâm’a: Ya Musa, ben bütün hayvanların dilinden anlamak istiyorum. Tur’u Sina’ya gittiğin zaman Allah’tan iste de, benim duamı kabul etsin, diyor!

Musa Peygamber: Her şeyi bilmek iyi olmaz. Senin hayvanların dilinden anlamaman daha iyidir. Bu sevdadan vazgeç, dediyse de adam illâ öğrenmek istiyor!.

Musa Aleyhisselâm Tur’a çıktığı zaman Cenab-ı Allah Musa Aleyhisselâm’a: Ya Musa! O kulumun duasını kabul ettim, bundan sonra bütün hayvanların dilinden anlayacak. Yalnız her şeye ehemmiyet vermesin, sonra onun için iyi olmaz, buyurmuştur!

Musa Aleyhisselâm; Tur’u Sina’dan geldikten sonra durumu bildirip her şeyle fazla ilgilenmemesini söyler! Kendisine selâhiyet verilen adam, akşam ahıra hayvanlarını yemlemeye girmişti. Orada eşekle öküzün konuşmalarına şâhid olur!

Onlar aralarında şöyle konuşuyorlar!

Öküz: Yahu eşek kardeş, senin işin ne iyi, bana yazın rahat yok, kışın rahat yok. Sabah olacak çifte koşacaklar, ama sense akşama kadar rahat gezeceksin, diyor!

Eşeğin öküze nasihati şöyle olur!

Bunlar hep senin ahmaklığından! Sen sabah olunca hasta numarası yaparsın, akşamdan sahibimizin döktüğü yemi bile yemezsin. O da sabahleyin seni bu haliyle görünce çifte koşmaktan vazgeçer ve birkaç gün olsun istirahat etmiş olursun, diyor!

Bu sözler öküzün hoşuna gitmiş. Hakikaten yem yemez ve öyle aç karnına sabaha kadar yatar! Eşek ise öküzün yemlerini bile kendisi yemiştir. Tabii bunların bu konuşmalarını sahibi duymuş ve gülerek ahırdan çıkmış!

Sabah olur, adam ahıra girer ki, öküz aç. Kalkması için birkaç tekme vurdu ise de öküz hastalanmıştır.

Adam: Bu sefer de onun yerine eşeği koşalım, diyerek tarlaya götürür!

Akşama kadar eşekle çift sürer. Eşeğin emdiği süt burnundan gelmiştir. Akşam eve geldiği zaman öküz rahat rahat geviş getiriyor kendi kendine hakikaten bu iyi bir numara oldu diyor. Eşek bu işin çekilemeyecek gibi olduğunu görünce öküze başka yoldan akıl verip kurtulmak ister!

Öküz kardeş: sen böyle yatarsan sahibimiz seni satacak. Bugün tarlada beni gören köylüler sordular. O da zaten tembel bir öküz, şimdi de hasta oldu. Yarın kasaba vereceğim, dedi. Eğer yarın da böyle yaparsan kendini bıçağın altında bil, diyerek sabahleyin çifte gitmekten kurtulur!

Adam bunların bu konuşmalarını dinledikçe kendi kendine gülüyor ve Gördün mü ne kadar iyi bir şeymiş hayvanların dilinden anlamak, diyor!

Ertesi sabah horozla köpeğin konuşmalarına şahit olur!

Horoz: Yarın efendinin, öküzü ölecek. Sana müjdem var. İyi bir ziyafet olacak senin için, diyor!.

Adam bunu duyar duymaz hemen pazara götürüp öküzünü satar ve zarardan kurtulur!

İkinci gün olur, köpek horoza: Niye yalan söyledin? Hani ziyafet? Adam öküzü sattı kurtuldu, diyor!

Bu sefer horoz: Hiç merak etme! Öküzü sattı ama, yarın kölesi ölecek ve onun hayrına mutlaka bir yemek yedirir. Sen de artıklarından istifade etsen yeter, diyor!

Adam bunu da duymuştur! Hemen pazara çıkarıp kölesini de satar!. Köpek yine ziyafete erişememiştir!

Köpek: Horoza: Beni ne kandırıp duruyorsun, diye çıkışır!

Horoz: Ben yalan söylemem! Ziyafet var dediysem vardır! Efendimiz öküz ve köleyi satarak zarardan kurtuldu fakat yarın kendisi ölecek, işte o zaman ziyafetin büyüğü olacak, diyor!

Adam horozdan bunları duyunca etekleri tutuşur! Ne yapacağını şaşırır ve doğru Hazreti Musa’nın huzuruna çıkıp durumu anlatır!

Adam: Hakikaten ben yarın ölecek miyim? Bunun bir çaresi yok mu, diye yalvarmaya başlar!

  • Musa Aleyhisselâm: Ben sana demedim mi? Her şeye ehemmiyet vermeyeceksin, diye! Eğer sen öküzü satmasaydın, o ölecek ve belâ atlatılmış olacaktı! Ama sen onları satmakla başkalarının zarar etmesini istedin!
  • Musa Aleyhisselâm: Kendi menfaatini ve çıkarlarını düşünüp başkalarını kendisi gibi hesap etmeyenin hali budur, diyor!