Global – Küresel KÖY de mi? Yoksa KÖLESEL bir KÖY de mi Yaşıyoruz?

İletişim kuramcısı, McLuhan, 1960’lı yıllarda, iletişim ve teknolojisindeki yenilik ve gelişmeler çerçevesinde, dünyanın Global – Küresel Köy ( The Global Village ) haline geleceğini veya geldiğini vurgulamıştır.


Dünya; GLOBAL ve KÜRESEL bir köy.


Köyde, her insan, diğer insan veya komşunun, ne yaptığından, ne yediğinden ve hatta bazen ne düşündüğünden dahi haberdardır. Aslında, artıları var gibi görünse de, toplum düzeni, barışı ve huzur zaviyesinden çok sağlıklı bir durum değildir.

1960’lı yıllarda ön plana çıkan bu kavram, kitle iletişim araçlarının kullanımı ve dünyayı küresel bir köye dönüştüreceğini açıklamak üzere üretilmiştir.

McLuhan’a göre, iletişim ve iletişim teknolojisindeki gelişme ve yenilikler, elektronik medya ile birlikte sözel gelenek yeniden oluşacak veya oluşmaktadır, diyor.

Sözel gelenek ifadesi, Köylerde, her şeyin özellikle bir toplumun gelenek ve görenek, tarihi ve kültürü, genç kuşaklara sözel bir şekilde aktarılmasıdır.

İnternet çağında ve sosyal ağların gelişimi ile kişinin birçok yerde, birden var olabilme algısı gelişmektedir.

Bir konu veya haberin Re-tweet mantığında tüm Dünyayı dolaşmasını kapsayan bir teori olarak üretilmiştir. Aynı köydeki sözel kültür geleneğinde olduğu gibi.

Global – Küresel Köy kavramı, internet ve web akışı ile yeniden ruh bulmuştur. Özellikle Dünyadaki her olay veya haber, insanlar tarafından anında öğrenildiği ve büyük bir köy haline dönüşmesi stratejisini desteklemektedir.

Paylaşım yapılan haberler, Forward edilen mailler ve web sitesi linkleri, interaktif bloglar gibi.

Peki, Global – Küresel bir köy haline gelen dünyayı ve insanlığı, kim veya kimler yönetecektir?

Bu kadar DATA / VERİYİ, kim ya da kimler KONTROL edecektir?

Güvenlik; dijital bir dünyada ve insanların sanal olduğu bir ortamda, her şeyi emniyet altına alabilmektir.

Peki, güvenlik sadece jeo-politik ve jeo- stratejik, askeri ya da sınırları korumaktan ibaret midir?

Ulusal güvenlik; Ekonomik, askeri, politik, sosyal ve teknolojik unsurların tamamını kapsamaktadır.

Geleneksel güvenlik anlayışına göre ulusal güvenlik; bir devletin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığını korumak olarak tanımlanmaktadır.

Toprak bütünlüğü ve bağımsızlık kadar, ekonomik istikrar ve ekonomik bağımsızlık da önemlidir.

Ekonomik istikrar ve güvenliği tesis edemeyen ülkeler, ulusal güvenliğini de tesis edemez.

Peki, DATA / VERİ ve SİBER GÜVENLİK Ne demektir?

DATA / VERİ ve Siber GÜvenliği sağlayamayan ülkeler, Ulusal Güvenliğini de sağlayamaz!

Devletler her türlü tehdide karşı, toprak bütünlüğü ve ulusal güvenliğini korumak için strateji ve taktik geliştirmek zorundadır.

Ulusal güvenlik, bir devlet ve millet için olmaz ise olmazlar arasındadır. Aksi halde, devlet ve millet varlığını sürdüremez!

Güvenliğin askeri yönü, ulusal güvenliğin tek unsuru olmamakla, önemli bir bileşenidir.

Güvenliğin askeri yönünün yanı sıra, diplomasi yönü ile toplum ve çevre, enerji ve doğal kaynaklar, ekonomi ve siber yönleri de bulunmaktadır!

Ekonomik güvenlik; Bir ülkenin refahı ve ekonomik sisteminin işleyişini tehlikeye atabilecek potansiyele sahip, ekonomisine yönelmiş tehditlerle ilgilidir.

İletişim ve bulut teknolojisinin gelişmesi ile dünyada geçerli olan şey, data ve veri olmuştur.

Data ve verinin üretilmesi, yönetilmesi ve kontrol edilmesi, toplum ve insanlık adına alınacak kararlar sürecine girmiş bulunuyoruz.

Peki, bu kadar DATA ve VERİ kim ya da kimlerin işine yaramaktadır?

Tarım toplumunda, arazi ve tarlası çok fazla olan daha değerli ve toplum tarafından sözü dinlenir ve itibarlı bir durumda bulunuyordu.

Sanayi devrimi ile birlikte, makineler ve bu makinelerin bulunduğu devasa fabrikalar değerli ve itibarlı olmuştur. Bu toplumda, tabii ki sanayicinin sözü dinlenir ve sözleri geçerlidir.

Data ve veriyi elinde bulunduran kişi veya güç, dünyanın ve insanlığın hâkimi, yöneteni, kontrol edeni ve hegemonya gücü haline gelecektir.

Yeni dönemde insanlığı bekleyen en büyük tehlike burası gibi görünüyor!

Teknolojinin dünyayı küresel bir köy haline mi yoksa küresel köy dediğimiz şeyin temelinde yatan asıl niyetin, Kölesel Köy haline getirmek olduğunu, düşünmek ve tartışmanın daha doğru ve faydalı olacaktır.

Peki, KÜRESEL bir KÖY de mi yoksa KÖLESEL bir Durumda mı yaşıyoruz?

Teknoloji, uzak mesafeleri yakınlaştırırken, beyin ve bilincimizin damarlarını da kısaltan ve işleyişini bozan ve yönetmeyi kestirme yoldan halleden, bir döneme evirilmesin?

Peki, Teknoloji esiri olurken farkında olmadan dijital köleler haline mi geliyoruz?

Teknoloji ve patronları, sözcüleri ve yaygınlaştırıcıları, insanlığı data veçhesinden sömürmeye – kontrol etmeye – yönlendirmeye ve yönetmeye niyet ettiklerinden artık kuşku yoktur.

Teknoloji üreten güç ve akıl, insanlığı, alışveriş ve ekran mahkûmu, telefon ve bilgisayar tuşlarının kullanıcısı dijital kullanışlı kölelere dönüştürmeyi hedeflemektedir!

Siber güvenlik; bilişim sistemlerinde insan veya kurumlar arası kurulan iletişimin, elektronik ortamdaki verilerin güvenliği, bütünlüğü ve gizliliğinin korunması şeklinde tanımlanmaktadır.

Siber güvenlik, bilişim sistemleri ve tüm ağlar üzerinden bağlantı halindeki bir dünyanın temel taşıdır.

Dünya genelinde yapay zekâ ve robotik teknolojilerin gelişmesi, fırsatların yanında, çok büyük güvenlik zafiyetleri ve kaygılarını da beraberinde getirecektir.

Peki, kişisel ve kurumsal veri ve bilgi korunamadığı durumda, kişi ya da kurumların başına neler gelebilir?

Güvenlik zafiyetlerine karşı sistemlerini taramak ve güncel tutmak! Bilgi güvenliği kurumun önemli bir parçası olduğunu düşünmek ve tüm iş süreçlerine entegre edilmesi!

Veri hırsızlığına karşı kontrol mekanizmaları geliştirmek ve ağ güvenliğinin sağlanması!

Olası siber saldırı ve siber suçlara karşı kurum genelinde firewall vb. güvenlik duvarı ürünlerini konuşlandırmak!. Kurum network ağ üzerindeki her türlü işlemi kayıt altına almak ve anlık olarak izlenmesi!

Devlet ve hükumetler açısından siber güvenlik; vatandaşlar, kamu kurumları, bilişim sistemleri, istihbarat, savunma, iletişim, finans ve enerji gibi kritik altyapıların, bilgisayar korsanları veya diğer devletlerin siber saldırılarına karşı korunması gelmektedir! Aksi halde çok büyük sıkıntılar yaşanır!

Günümüzdeki savaşlar artık sanal alemde ve siber saldırılar şeklinde her saniye icra edilmektedir!

Veri / Data ve Siber saldırılara karşı; Bilişim teknolojilerinin vazgeçilmez hale geldiği son yıllarda, kullanılan sistemlerin güvenliği konusu daha da öne çıkmaktadır.

Günümüzde meydana gelen Siber saldırılar; Türk Devletine, bazı şeyleri hatırlatmalıdır. Böyle bir girişim ve saldırılara karşı Devlet olarak tedbirler alınmakta mı?

Olabilecek her türden siber saldırıya karşı savunma ve karşı saldırı sistemlerimiz kurulmakta mıdır?

Aksi halde VERİLER gidebilir! VERİ günümüzde en değerli ŞEY olduğuna göre! DÜn, Tarla ve Fabrika.. Bugün de DATA ve VERİ…

Küresel ve emperyalist güçler; insanlığı, kontrol edilebilir – yönetilebilir ve yönlendirilebilir modern köleler haline getirebilmek için Yeryüzü Tanrılıkları adına, YAPAY ZEKA UYGULAMALARI, VERİ – DATA yönetim ve denetim savaşı vermekte olduğunu bir kenara not edelim!

VERİ Yönetimi ve KÖLELİK Sistemi!

Tarım toplumunda, arazi ve tarlası çok olan daha ÖNEMLİ ve toplum tarafından sözü dinlenir bir durumda bulunuyordu.


Sanayi devrimi ile makineler ve bu makinelerin bulunduğu devasa fabrikalar ÖNEMLİ itibarlı olmuştur. Böyle bir toplumda, tabii ki sanayicinin sözü dinlenir ve sözleri geçerlidir.


Günümüzde, Data ve veriyi elinde bulunduran güç, dünyanın ve insanlığın hâkimi, yöneteni, kontrol edeni ve hegemonyal gücü haline gelecektir.


Yeni dönemde insanlığı bekleyen en büyük tehlike, DATA / VERİ Yönetimi ve KONTROLÜ olacaktır!


Peki, Dijital teknolojiler ve özellikle de YAPAY ZEKA uygulamalarının ücretsiz bir şekilde sunulmasını nasıl okumak gerekir?


Peki, Dijital Teknolojiler ve özellikle de YAPAY ZEKA uygulamalarına MİLYARLARCA DOLAR yatırım yapan küresel şirketler, ücretsiz bir şekilde, NEDEN sunmaktadır?


Dijital Teknolojiler ve özellikle YAPAY ZEKA uygulamalarına YATIRIM yapan küresel şirketler, bu uygulamaları ÜCRETSİZ bir şekilde kullanıma NEDEN sunmaktadır?

GENÇLİK ve ÇOCUKLAR, bu uygulamalara tamamen bağımlı hale getirildikten sonra YÜKSEK bir FATURA mı kesilecektir? Ya da başkaca bir şey mi?

Yapay zeka sadece işlerimizi değil, kararlarımızı da elimizden almaya hazırlanıyor gibi!


Gelecekte, insanlık, kendi hikayesini mi yaşayacak, yoksa yapay zekanın uyarlamış olduğu “ideal” kölelik senaryolarını mı?

HAKİKAT aramakla bulunmaz, ancak bulanlar arayanlardır!

Hakikati aramayı bırakanlar, başkalarının yazdığı masallarda, figüran ve köle olacaktır!

İletişim teknolojisinin gelişmesi ile dünyada geçerli olan şey, data ve veri olmuştur.

Data ve verinin üretilmesi, yönetilmesi ve kontrol edilmesi, toplum ve insanlık adına alınacak kararlar sürecine girmiş bulunuyoruz.

Birileri, İNSANLIĞI, hem KONTROL etmek ve hem de YÖNETMEK – YÖNLENDİRMEK istiyor!

Teknoloji, uzak mesafeleri yakınlaştırırken, beyin ve bilincimizin damarlarını kısaltan, işleyişini bozan ve yönetmeyi kestirme yoldan halleden, bir döneme evirilmesin?

Teknoloji esiri olurken farkında olmadan dijital köleler haline mi geliyoruz? Sosyal medya üzerinden ALGI Operasyonları ile şehirler ve ülkeler karıştırılmaktadır.

Teknoloji üreten küresel şirketler, sözcüleri ve yaygınlaştırıcıları, insanlığı data veçhesinden sömürmeye niyet ettiklerinden kuşku yoktur.

Teknoloji üreten güç ve akıl, insanlığı, alışveriş ve ekran mahkûmu, telefon ve bilgisayar tuşlarının kullanıcısı, dijital kullanışlı kölelere dönüştürmeyi hedeflemektedir.

Peki, İnsanlığı modern teknolojik köleler haline getirmek isteyen ve yer kürenin tanrısı olmayı planlayan küresel güçlere, kim ya da kimler DUR diyecektir?


Yeryüzünde TANRICILIK oynayan küresel güçler, dünya insanlığını, sosyal medya ya da dijital teknoloji, DATA / VERİ KONTROLÜ – YÖNETİMİ ile KÖLE bir duruma düşürebilmek adına, her yolu denemektedir.


Peki, Başarabilecekler mi? Yoksa tüm mesai ve harcadıkları milyar dolarları boşa mı gidecektir?

Havf, korku, gelecekle ilgilidir. İnsan, başına ya hoşlanmadığı bir şeyin gelmesinden, ya da arzu ettiği bir şeyi elde edememekten korkar.

Reca, Ümit, ileride meydana gelmesi arzu edilen bir şeye kalbin duyduğu ilgidir.

İnsana yakışan, Sonsuz Kudret, Rahmet ve Hikmet Sahibi Yüce Allah’a sığınmak, hayatının her bir anında, korku ve ümit halinde olmaktır.

Peki, kim veya kimler, dünya insanlığını korku ve paniğe sevk etmektedir? Yeryüzünde tanrıcılık oynamaya kalkışanların, sinsi plan ve kirli hesapları nelerdir?

Dijital takip sistemleri üzerinden her hareketi ve hatta her düşündüğü dahi bilinen – yenetilen ve kontrol edilebilen bir insanlık mı hedeflenmektedir?

Peki, iman ehli neler yapmaktadır? Dünyalık vehn peşinde midir? Dünyalık makam mevki -para pul – iktidar ve güç hırsı tüm manevi kanallarının kapanmasına mı vesile olmuştur?

Onlar; kulakları var, duymazlar. Gözleri var, görmezler! Kalpleri var, işitmezler, uyarı ve ikazları, neyi ve neleri ifade etmektedir?

NOT!

  • Küresel iki EKOL; Yeryüzünde TANRICILIK oynamaktadır!
  • Ulus Devletler, Küresel Güçlere, 353 Trilyon Dolar Borcu bulunmaktadır!

Küresel GÜÇLER; İNSANLIĞI TAMAMEN KONTROL Etmek İstiyor!

Dijital teknolojiler ve özellikle de YAPAY ZEKA uygulamalarının dünya insanlığına ücretsiz bir şekilde sunulmasını nasıl okumak gerekir?


Dijital Teknolojiler ve özellikle de YAPAY ZEKA uygulamalarına MİLYARLARCA DOLAR yatırım yapan küresel şirketler, ücretsiz bir şekilde, İnsanlığın kullanımına NEDEN sunmaktadır?


Dijital Teknolojiler ve özellikle de YAPAY ZEKA uygulamalarına YATIRIM yapan küresel şirketler, paraları neden har vurup harman savurmaktadır?


Peki, Geri dönüşü olmayan bir işe bu kadar para neden yatırılmaktadır?


Yoksa Dijital Teknolojiler ve özellikle de YAPAY ZEKA uygulamalarına YATIRIM yapan küresel şirketler, çok HAYIR SEVER oldukları için mi böyle bir işe girişmektedir?


Peki, NEDEN? Dijital Teknolojiler ve özellikle de YAPAY ZEKA uygulamalarına YATIRIM yapan küresel şirketler, dünya insanlığına bu uygulamaları ÜCRETSİZ bir şekilde kullanımına NEDEN sunmaktadır?


Yoksa kokusu daha sonra mı çıkacaktır? İnsanlık bu uygulamalara tamamen bağımlı hale geldikten ya da getirildikten sonra YÜKSEK bir FATURA mı kesilecektir?


İletişim teknolojisinin gelişmesi ile dünyada geçerli olan şey, data ve veri olmuştur. Data ve verinin üretilmesi, yönetilmesi ve kontrol edilmesi, toplum ve insanlık adına alınacak kararlar sürecine girmiş bulunuyoruz.

Tarihte; Tarım toplumunda, arazi ve tarlası çok olan daha değerli ve toplum tarafından sözü dinlenir ve değerli bir durumda bulunuyordu.

Sanayi devrimi ile birlikte, makineler ve bu makinelerin bulunduğu devasa fabrikalar değerli olmuştur! Bu toplumda, tabii ki sanayicinin sözü dinlenir ve sözleri geçerlidir.

Data ve veriyi elinde bulunduran güç, dünyanın ve insanlığın hâkimi, yöneteni, kontrol edeni ve hegemonya gücü haline gelecektir. İnsanlığı bekleyen en büyük tehlike burası gibi.

Teknoloji, uzak mesafeleri yakınlaştırırken, beyin ve bilincimizin damarlarını kısaltan, işleyişini bozan ve yönetmeyi kestirme yoldan halleden, bir döneme evirilmesin?

Teknoloji esiri olurken farkında olmadan dijital köleler haline mi geliyoruz? Sosyal medya üzerinden bir ALGI Operasyonu ile şehirler ve ülkeler karıştırılmaktadır. Neden Acaba?

Teknoloji üreten küresel şirketler, sözcüleri ve yaygınlaştırıcıları, insanlığı data veçhesinden sömürmeye niyet ettiklerinden kuşku yoktur.

Teknoloji üreten güç ve akıl, insanlığı, alışveriş ve ekran mahkûmu, telefon ve bilgisayar tuşlarının kullanıcısı, dijital kullanışlı kölelere dönüştürmeyi hedeflemektedir.

Peki, İnsanlığı modern teknolojik köleler haline getirmek isteyen ve yer kürenin tanrısı olmayı planlayan küresel güçlere, kim ya da kimler DUR diyecektir?

İnsani bir duygu olarak, korku ve panik karşısında, ümit etmek ve ümitli olmaktır. İman ehli, korku ile ümit arasında bulunur. Ümitsizlik ise imanı bir hastalıktır.

Havf, korku, reca ise ümit demektir. Kuranı Kerim ve Hadisi şeriflerde, korku ve ümit arasında bulunmaya teşvik ve tavsiye eden, hükümler vardır.

Korkunun içinde bocalamayı değil, her daim ümitli olmak tavsiye edilmektedir.

Yeryüzünde TANRICILIK oynayan küresel güçler, dünya insanlığını, sosyal medya ya da dijital teknoloji ile KÖLE bir duruma düşürebilmek adına, her yolu denemektedir.

Peki, Başarabilecekler mi? Yoksa tüm mesai ve harcadıkları milyar dolarları boşa mı gidecektir?

Havf, korku, gelecekle ilgilidir. İnsan, başına ya hoşlanmadığı bir şeyin gelmesinden, ya da arzu ettiği bir şeyi elde edememekten korkar.

Reca, Ümit, ileride meydana gelmesi arzu edilen bir şeye kalbin duyduğu ilgidir.

İnsana yakışan, Sonsuz Kudret, Rahmet ve Hikmet Sahibi Yüce Allah’a sığınmak, hayatının her bir anında, korku ve ümit halinde olmaktır.

Peki, kim veya kimler, dünya insanlığını korku ve paniğe sevk etmektedir? Yeryüzünde tanrıcılık oynamaya kalkışanların, sinsi plan ve kirli hesapları nelerdir?

Dijital takip sistemleri üzerinden her hareketi ve hatta her düşündüğü dahi bilinen ve kontrol edilebilen bir insanlık mı hedeflenmektedir?

Peki, iman ehli neler yapmaktadır? Dünyalık vehn peşinde midir? Dünyalık makam mevki para pul iktidar ve güç hırsı tüm manevi kanallarının kapanmasına mı vesile olmuştur?

Onlar; kulakları var, duymazlar. Gözleri var, görmezler! Kalpleri var, işitmezler, uyarı ve ikazları, neyi ve neleri ifade etmektedir?

Dünya insanlığı; Türk’ün insanı yaşat ki, devlet yaşasın felsefesi ve medeniyet değerlerine, muhtaç bir durumdadır.

Dünya insanlığının vicdanı konumunda ki; Türk Milletinin barış ve huzur adına; tarihi, kültürel, insani, coğrafi, sosyal, devlet aklı ve sorumlulukları vardır.

Türk; Adalet – Hakikat ve Mazlumların da hamiliği namına ve nizam-ı alem mefkûresi çerçevesinde, Seyfullah olduğuna göre.

Sonsuz Kudret ve Hikmet Sahibi yüce Allah; Enfal Suresi 60. ayeti kerimede; Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz ama Allah’ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda harcadığınız her şeyin karşılığı, zerrece haksızlığa uğratılmadan size tastamam ödenecektir, buyurmaktadır.

Allah; İman ehline; Düşmanın silahları ile ve hatta daha fazlası ile silahlanmasını emreder. Fakat düşmanın ahlaki ile ahlaklanmayı ise yasaklar. Düşman ya da Karşı taraf dünyalıklar uğruna; her şeyi yakar, yıkar ve tüm insanlığı da yok eder, buyurmaktadır.