Marka Nedir ?

Marka Nedir?

MARKA
: Benzer ürünleri ya da hizmetleri başkalarının ürün ya da hizmetlerinden ayırt etmek üzere kullanılan ya da belirli bir hizmetin sunulması sırasında kullanılan AYIRT EDİCİ İŞARET marka olarak tanımlanmaktadır. Sözcükler, Sayılar, Harfler, Şekiller, Ürünün Şekli veya Ambalajı ile bunların birlikte sunuluşları marka olarak değerlendirilmektedir.

Marka koruması, ürün ya da hizmetlerinde marka kullanan marka sahiplerini koruyan bir sistemdir.  

Marka tescilinin amacı, özel yasa ile getirilen korumadan yararlanmak anlamındadır.

Başkası tarafından kullanılan tescilsiz bir markanın, hak sahibi olmayan bir kişi tarafından tescil için başvuru yapılması veya tescil ettirilmesi hallerinde, gerçek marka hakkı sahibinin itiraz etme veya dava açarak tescili iptal ettirme yetkisi vardır.

Herhangi bir ürün için kullanılmak üzere bir marka seçimi sırasında dikkat edilecek en önemli konu, seçilen işaretin diğer markalardan farklı olmasıdır.

 Marka tescili sırasında en önemli konu, markanın seçimi ile marka tescilinin kapsayacağı malların ya da hizmetlerin saptanmasıdır. Markanın başkaları tarafından tescil ettirilmiş ya da kullanılan markalardan ayırt edilebilecek şekilde farklı olması gerekmektedir.Marka tescilleri ile sağlanan koruma, tescil edilecek marka ve markanın kullanılacağı mallar ile sınırlı olduğu için, mal (ürün, eşya) listesi hazırlanırken, gerçek iş konusuna uygun olarak hazırlanmalıdır.


Markanın tescil tarihinden itibaren, beş yıl içinde mal listesinde yazılı mallarda kullanılması zorunlu olduğu ve markanın kullanılmadığı mal için, istek üzerine mahkemece iptal edilebileceği de değerlendirilmelidir.
 

 

MARKA ÇEŞİTLERİ

Marka çeşitli yönlerden aşağıdaki gruplara ayrılır:

a) Ticaret markaları
b) Hizmet markaları
c) Garanti markaları
e) Ortak Markalar

  

Markanın ayırt etme, mal veya hizmetin menşeini gösterme, garanti etme, reklam, mutlak hak, koruma gibi ekonomik ve hukuki fonksiyonları bulunmaktadır.

Ticaret Markaları

Bir işletmenin imalatını veya ticaretini yaptığı malları, başka işletmelerin mallarından ayırt etmeye yarayan işaretlerdir. Malların üzerinde veya ambalajında kullanılan markalar ticaret markalarıdır.

Hizmet Markaları
Bir işletmenin hizmetlerini diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretlerdir. Bankaların, hastanelerin, reklamcılık, televizyon-radyo yayıncılarının, otellerin, restorantların ve eğlence hizmeti veren firmaların markaları hizmet markaları kapsamında korunmaktadır.

Garanti Markaları

 


Marka sahibinin kontrolü altında, birçok işletme tarafından o işletmelerin ortak özelliklerini, üretim usullerini, coğrafi menşelerini ve kalitesini garanti etmeye yarayan işaretlerdir. Garanti Markalarına en iyi örnek; Uluslararası Yün Birliği’ne ait “WOOLMARK” markası, Türk Standartları Enstitüsü tarafından, firmalara verilen standartlara uygunluk belgesiyle kullanılan TSE markası, ISO 9000, CE işareti, Zürich Üniversitesi tarafından diş çürümesine yol açmayan cikletler üzerinde kullanılan özel tasarımlı diş resmi de garanti markalarına örnek gösterilebilir.

Ortak Markalar

Üretim, ticaret veya hizmet işletmelerinden oluşan, bir grubun mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretlerdir.
MARKA TESCİL SÜRECİ

 

Marka başvurusu yapılmadan önce aynı başvuru yapılıp yapılmadığı tarafımızca veya TPE tarafından araştırılır.(Bu araştırmalar % 80 olasılıkla markanın daha önce başkası adına tescil edilip edilmediğini gösterir.TPE tarafından yapılan araştırmalar ücretlidir.)
Marka Başvurusu yapıldıktan sonra Türk Patent Enstitüsü tarafından Şekli inceleme (Başvuru Evraklarının doğruluğu ) ve daha sonra Benzerlik araştırması yapılır.Bu araştırmalar ortalama 8-10 ay sürmekte olup sonucunda olumlu görülen başvurular Resmi Marka Bülteni ile 3 ay süre ile 3.şahısların itirazı için ilan edilir.Bu süre içerisinde itirazlar yapılır.Herhangi bir itiraz olmadığı taktirde tescil kararı alınarak Resmi Marka gazetesi ile tescil edilir.

Marka Başvurusu itiraz olmadığı takdirde Başvuru tarihinden İtibaren 10-12 ay içerisinde sonuçlanmaktadır.

Marka koruma süresi 10 yıldır. Süresi sona eren marka yenilenebilir. Yenileme süresi 10 yılın bitimine 6 ay kala yapılırsa ödenecek harç düşük olacaktır. 10 yılı 6 ay geçtikten sonra yapılan müracaatlarda geçerlidir. Ancak yatırılacak olan harç miktarı artar.
 

 

Markalaşma

 

Markalaşma stratejileri :

Markalaşma bir firmanın en stratejik yatırımlarından biri konumundadır. Bu nedenle markalaşmayı yalnızca isim, sembol, tasarım ya da bunların kombinasyonunun geliştirilmesi ile sınırlı olarak ele almak, bu stratejik yatırım alanında son derece riskli bir girişim anlamına gelmektedir.  

Marka kişiliği oluşturmanın önemi :
Markalaşmanın başarılı bir girişim sayılabilmesinin ön koşullarından biri, ürün ya da firmaya kişilik kazandırmasının sağlanmasıdır. Günümüzün önde gelen markalarının tümünün, müşterileri ve potansiyel müşterileri nezdinde bilinen özgün kişilikleri vardır. Araştırmalar, tüketicilerin markalar ile çevrelerindeki insani kişiliklerle girdikleri türde ilişki içinde olduklarını ortaya koymaktadır. Bazı markalar tüketicilerin rasyonel yönlerine (bir diş macununun dişlerin çürümesini önlemesi gibi) çekici gelirken, kimi markalar da tüketicinin sempati/ yakınlık duyma ya da aidiyet hissetme gibi duygusal yönlerine hitap etmektedirler. İster rasyonel ister duygusal yönlerine hitap etsin, marka kişiliğinin tüketicilerin satın alma kararları üzerinde son derece ağırlıklı etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Marka kişiliğinin önemli boyutlarından biri de, tüketicinin sözkonusu markalı ürünleri kullanarak ya da sözkonusu marka/firmadan alışveriş yaparak mevcut ya da özlemlediği yaşam tarzını, başkalarına göstermek istediği farklılığını ifade etmesine olanak tanımasıdır.

 
 
 

 

Markalaşmanın algılanan değeri arttırması üzerindeki etkisi :

Araştırmaların ortaya koyduğu en çarpıcı olgulardan biri de, özellikle “büyük marka” olarak tanımlanan markaların ürünlerinin, içerdiği gözle görülür fiziki ürün özelliklerinin ötesinde tüketiciler nezdinde daha farklı bir değere sahip olduklarıdır. Algılanan değerinin yüksek olması bir markanın pazar lideri konumuna ulaşmasında en başta gelen etkenlerden biri durumundadır. Kısacası, bir marka müşterileri nezdinde üstün bir algılanan değere sahip olduğunda pazar performansı da buna paralel olarak artmaktadır. Markalaşma tüketicilerin satın alma kararları üzerinde markalaşmamış ürünlere göre rekabette avantaj sağlamaktadır. Zira markalaşma, standart kalite ve hizmet garantisi içerdiği varsayımıyla tüketicinin alışverişinde hata riskini azaltan bir unsur olarak değerlendirilmekte, markalaşmış ürün ve firmaların markalaşmamış ürün ve firmalara tercih edilmesini sağlamaktadır.

 Ancak, markalaşmanın bir ürün ya da firmanın pazardaki algılanan değerini yükseltebilmesi ve pazarda öngörülen şekilde konumlanmasını sağlayabilmesi belirli koşullara bağlıdır. Eğer markalaşma kararı vermiş firma tarafından tutarlı olarak iletilen ve sergilenen iyi tanımlanmış belirli değerler sözkonusu değilse, reklam, promosyon, isim değişikliği, logo tasarımı ve diğer aktiviteler hiç bir şekilde başarılı bir marka oluşturulması için yeterli olmayacaktır.

Markalaşmanın ödülleri :
 
Markalaşma bir firma için kısa vadeli taktik bir girişim olmaktan çok, stratejik bir konu niteliğinde ele alınmak durumundadır. Zira markalaşmanın, markalaşmaya karar veren firma için uzun vadeli ve son derece ciddi getirileri sözkonusudur. Markalaşmanın en önemli getirilerinden biri, müşterilerinin gereksinimlerini tatmin etmeyi ve rekabette üstünlük sağlamayı hedefleyen bir firmaya adeta bir ölümsüzlük fırsatı sunmasıdır. Zira, ürünlerin geçici olduğu bir pazarda, bir markanın yaşam beklentisine sınır koymak mümkün değildir. Başarılı bir markalaşma stratejisi izleyen bir firma için artık ürünleri fani, markası ise baki konumda kalacaktır. Markalaşma, firmaya belirli bir müşteri retensiyonu sağlayacağı için, üretimin öngörülebilir bir talebe göre düzenlenmesi ve birim maliyetlerin kontrol altında tutulabilmesi gibi ek avantajlar da yaratacaktır.
Markalaşma stratejisinde araştırmanın önemi:
 
 

 

Markalaşmayı hedefleyen bir firmanın salt kendi varsayımlarına ve pazar algılamalarına dayalı olarak marka stratejisi geliştirmeye girişmesinin riski hayli yüksektir. Gerçek tüketicilerin (müşterilerin ve potansiyel müşterilerin) pazardaki mevcut markalara ve önerilen/geliştirilen markaya yönelik tutumlarının/tepkilerinin varsayılanlardan önemli ölçüde farklı olması olasılığı her zaman için vardır. İyi tasarlanmış bir araştırma, hem doğru markalaşma stratejisinin geliştirilmesini besleyecek hem de markalaşma sürecini sürekli izleme altında tutarak yanlış ya da zamansız girişimlerin yol açacağı maliyetlerden korunulmasını sağlayacaktır. 

Network Marketing…

Network Marketing Nedir?

 Network marketing kelime anlamı olarak; bilgisayar ağı (network) ve pazarlama (marketing) anlamına gelir. Ancak network marketing ne bilgisayarla ilgili bir konu ne de pazarlamadır. Peki alakası yok da neden bu isimi almış?

Network marketing kelime anlamı olarak; bilgisayar ağı (network) ve pazarlama (marketing) anlamına gelir. Ancak network marketing ne bilgisayarla ilgili bir konu ne de pazarlamadır. Peki alakası yok da neden bu isimi almış? Sadece sistemin dizilimi bilgisayar ağını anımsattığı için.  Network marketing, bir günde 100 saatlik ya da 500 saatlik kazanç sağlayabilme imkanıdır. Diğer bir deyişle 1 kişinin %100 çabası yerine, 100 kişinin %1 lik çabasıyla para kazanabilmek. Ülkemizde bu sistemi kullanan 100den fazla şirket bulunmaktadır. Bazı şirketler satışa ağırlıklı olduğu halde, bazı şirketler organizasyon ağırlıklıdır. Hatta hiç satış yapma zorunluluğu ya da aktiflik gerektirmeyen tamamen organizasyon odaklı şirketler de vardır. Yerli yabancı bazı network marketing şirketleri;

  Amway, avon, agel, biobellinda, calivita, dione, EMS(Erol Marketing Sistem), ffi, forever living, gdi, herbalife, oriflame, quest.net, unicity ve daha nice şirket bulunmaktadır.
 
   Evet bazılarını duydunuz ya da biliyorsunuz, hatta  bu şirketlerde çalışmış da olabilirsiniz. Peki doğru zamanda doğru şirkette miydiniz? Network marketing şirketlerinde en çok kazananlar doğru zamanda doğru şirkette çalışanlardır. Network şirketlerinde evreler vardır.
   Başlangıç———>En zor dönemdir, kimse ismini duymamıştır, ürün satarken de üye ararken de zorlanırsınız, şirkette sistem tam olarak oturmamıştır. Ancak bu bedelleri ödeyenler ve zorluklarına katlananlar en çok kazananlardır.
   Hızlı Büyüme—->Ürün satışı biraz kolaylaşır, artık bilinen bir şirket olma yolundadır şirketiniz. Güven verdiği için üye bulmak çok kolaydır. Kazançlarınız hızlı artar fakat ilk evrede girenlerin gelirlerine ulaşabilmek için onlardan daha çok çalışmanız gerekebilir.
   Markalaşma—–>Üye bulmak ilerleyen zamanlarda zorlaşabilir, bu dönemlerde girenler satıcı olmayı göze almalıdırlar. Güzel haber, ürün satışı çok kolaylaşır. Başlangıç döneminde girenlerin gelirleri sınır tanımazken, markalaşma döneminde girenlerin gelirleri sınırlı olur. İnternette network marketin sistemlerinden ayda 50bin dolar, 100bin dolar kazananları görecek ya da çevrenizden duyacaksınız, bu kişilerin büyük çoğunluğu hızlı büyüme evresine geçmeden şirkete katılanlardandır. Dünyanın en saygın network marketing dergisinin de yazdığı üzere binlerce kişi bu sektörden dolar milyoneri olmuştur. Finans uzmanları da gelecekte her 5 zenginden 1inin gene network marketing sektöründen çıkacağı yönünde görüşleri vardır.

   Teknoloji nasıl olanca hızıyla gelişiyorsa, pazarlama alanında da bu gelişmeler oluyor. Artık kapı kapı ürün satmak yerine alışveriş modeli yapılıyor. Dünyada yaşanan değişim karşısında sizin düşünceniz nedir? Seyretmek mi? Değişimi yaşamak mı?

   Belki de bunların bir palavra olduğunu düşünebilirsiniz. Öyle ya, pek de akla ve mantığa uygun değil. Network marketing sıradan insanlara sıradışı kazanç sunmaktadır, alışılagelmiş bir ticaret değildir. Sayıların gücüne bir bakalım;

   Bir network şirketinde üyesiniz, ayda sadece bir kişi üye bulunabileceğini varsayarak, her üyenin de her ay sadece bir üye kaydedeceğini düşünelim. Sadece 1 kişi. 30 gün çalışarak 1 üye bulmak. Sizce zor mu? (İyi çalışan bir networkçü haftada 2-3 üye bulabilmektedir.)

    1. ay—-1 kişi (o da siz. yalnızsınız)
    2. ay—-2 kişi (sadece ayda 1 üye bulacaksınız ve 2 kişi oldunuz. Gücünüz 2 ye katlandı. %100 bir artış. Artık yalnız değilsiniz. J)
    3. ay—-4 kişi ( hem siz hem de üyenizin bulduğu üyeyle 2 yeni kişi eklendi. Network marketing sisteminde sadece kendi bulacağınız üyelerle kalmaz, sonsuz alt basamağa kadar alt üyelere sahip olursunuz.)
    4. ay—-8 kişi (sizinle birlikte  bir önceki ay 4 kişi olan ekibiniz herkesin bulacağı yeni üyelerle gene %100 artış yaşadı.)
    5. ay—-16 kişi
    6. ay—-32 kişi ( 6 ayda ancak 32 kişilik bir grup oldu. peki yıl sonunda bu rakam nerelere varabilir?)
    7. ay—-64 kişi
    8. ay—128 kişi (Bilgisayar RAM i gibi artıyor değil mi?)
    9. ay—256 kişi
  10. ay—512 kişi
  11. ay–1024 kişi
  12. ay–2048 kişi (Bir network marketing şirketinde bu rakama ulaşırsanız artık başka işlerde çalışmak zorunda kalmazsınız. Hatta yeni üye bile bulmasanız da ekibiniz siz istemeseniz bile büyümeye devam edecektir. Çünkü üyeleriniz de daha çok kazanmak isteyecektir.)

   Tembel bir networkçüsünüz ve sadece ayda 1 üye buldunuz. Ama ekibinize de bunun önemini anlattınız. Sonuç harika. Ya ayda 5 ya da 10 üye bulursanız. Benim ekibimde ilk ay 10 üye bulanlar var. Sizinde olacaktır. Tabi ki siz çalıştığınız sürece böylesine aktif kişilere ulaşabilirsiniz. Kimin kaç üye bulabileceğini kimse bilemez, tahmin edemeyeceğiniz kişiler büyük lider olabilir. Bu nedenle üye olmadan piyasa araştırmaktansa, üye olup sponsorunuzdan gerekli eğitimi alarak çevrenizdeki potansiyelin karşısına çıkmak çok ama çok önemli. Yoksa çoğu üyenin yaptığı hatalar yaşanır. Ya eğitimsiz olduğunuz için çevrenizi yanlış bilgilendirirsiniz, ya da “bundan iş mi olur yahu? Git adamakıllı bir iş bul kendine” diyenler yüzünden belki de hayatınızın fırsatını kaçırırsınız. Bill Gates’i tanır mısınız? Hani şu MicrosoftÔ‘un sahibi dünyanın en zengin adamı. Zamanında “bu bilgisayar her eve girecek” diyerek kendine ortak aradığında bu adam çılgın diyenler oldu, parasını riske atmak istemediler. Haklıydılar ama, o zamanın bilgisayarları bina büyüklüğündeydi, adamların mantığına uygun değildi bilgisayarların her eve gireceği. Peki şimdi bırakın evi, cebimize girmedi mi bilgisayar. Değişime ayak uydurabilmeniz için vizyonunuz asla dar olmamalı.

  

Benchmarking (kıyaslama ) nedir…

Benchmarking (Kıyaslama) Nedir?

 
Henüz dilimizde karşılığı tam olarak benimsenmemiş olsa da, benchmarking; örnek edinme, örnek alma ve en çok da “kıyaslama” olarak Türkçeleştiriliyor. Örnek alınacak “referans noktası”nın belirlemesi anlamına gelen benchmarking, ‘bir işletmenin rekabet gücünü yükseltmek için, başarılı performansa sahip başka işletmelerin, iş yapma tekniklerini incelemesi, kendi teknikleri ile kıyaslaması ve  bu kıyaslamadan elde ettiği bilgileri kendi işletmesinde uygulaması’ anlamına geliyor.

Neden kıyaslama? Çünkü standardın ne olduğunu bilmezseniz, kendinizi ölçemezsiniz. Müşteriniz ‘Ortalama servis süreniz ne kadar?’ diye sorduğu zaman ‘6 saat’ diyebilirsiniz. Ama yalnızca kendi zamanlamanızı bilmeniz yeterli değildir. Bu ortalamanın piyasaya göre nerede olduğu hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Müşteri neden sizi tercih eder? Rakiplerinizden daha üstün ya da farklı olduğunuz için… Peki, ölçemediğiniz bir şeyin üstünlüğünü ya da farkını nasıl gösterebilirsiniz? Sektör genelinde ortalama servis süresi 5-7 saat arasındaysa siz ortalama sürede hizmet veren bir işletme sıfatında yer aldığınız anlamına gelir. Ama ya rakipleriniz 4 saatte servis veriyorsa, müşteri kimi tercih eder?

 

Benchmarking’in Amacı Nedir?

 
Kıyaslamanın amacını doğru tanımlayabilmek için, ne olup ne olmadığı konusunda bilgiye sahip olmak gerekiyor. Kıyaslama tekniği, hile, ahlaksızlık, yasa dışılık ya da sanayi casusluğu anlamına gelmiyor. Bütün bu yanlış anlaşılmalar, bir tarafın ürün ya da yöntemi gizlice kopyalayarak ona karşı şöyle ya da böyle avantaj elde edebileceği var sayımından kaynaklanıyor.
 

Kıyaslama uygulaması iki şirketin işlem ve yöntemlerine ilişkin bilgileri paylaşma konusunda önceden anlaşmış olmalarını içerir. Her iki şirkette bilgi değişiminden bazı kazançlar bekler. Şirketler sahip olduğu bilgiyi vermemekte özgür olmakla birlikte, birbirlerini rakip olarak görmezler. Buna göre kıyaslama uygulaması bir işletmenin, işlemlerinin ya da iç proseslerinin endüstri içindeki ya da dışındaki ‘başarılı’ bir işletme ile karşılaştırılması ya da ölçülmesi sürecidir.

Kıyaslamanın amaçları şöyle sıralanabilir:

* Kuruluşun amaç ve hedeflerini saptamakta yardımcı olmak,

* Hedef ve amaçlara ulaşmak için en iyi uygulamaları saptamak,

* Hedefleri, amaçları ve uygulamaları geçerli kılmak,

* Şirket kültürünü değiştirmek veya güçlendirmek,

* Şirketin stratejik olarak yönetilmesini sağlamak,

* Şirket içindeki daha iyi uygulamaları açığa çıkartmak,

* Maliyetleri düşürmek,

* Çalışanlarda motivasyon sağlamak,

* Rekabet avantajını ve şirket performansını arttırmak.

Kıyaslama, süreçler ve uygulamalarla ilgilidir. Aynı zamanda büyük değişiklik gerektiren süreçleri tanımlama aracıdır. Kıyaslama rakip olabilecek veya olmayabilecek şirketler arasında karşılıklı kazançların yaratılabileceği durumlarda yapılır.

Bencmarking’in Özellikleri Nelerdir?

 
Kıyaslama, dışa dönük bir bakış açısı elde etmeyi amaçlayan bir süreci ifade ediyor. Bu süreçte ise en önemli fikir kaynağını müşteriler oluşturuyor. Şüphesiz bu fikir alışverişi öğrenmeyi teşvik ediyor. Kıyaslama yöneticisi, eleştiriye açık olmalı ve kendini her zaman kötüye hazırlamalıdır. Bu zor bir durum, ancak başarı için büyük önem taşıyor.

Küresel düzende müşteri memnuniyetini önemseyen; müşterilerine dönük şirketle; “Başkası hata yaptığında kendilerinin doğruyu yapmaları gerektiğini” ilke olarak edinen bir düşünce yapısına sahiptir. Bu anlayış organizasyonlarda açıklığı, dikkatli bir şekilde dinlemeyi, gözlem yapmayı gerekli hale getiriyor ve teşvik ediyor.

İyi bir kıyaslama çalışması yapısında şu özelliklere sahip olmalıdır;

* Aktif ve sürekli değişim ve gelişim odaklı olmalıdır,

* Atılımcı ve olumlu bir yaklaşımla yürütülmelidir,

* Değişim için en geçerli kanıttır,

* Yeni fikir ve görüşlere açıktır,

* Uygulamalara yöneliktir,

* Yalnızca en iyi uygulamalara dönüktür,

* Başkalarından önce, kendi üstünlüklerini bilmeyi gerektirir,

* Liderlik pozisyonuna odaklanır,

* Taraflar arasında karşılıklı kazanca dayanır,

* Temek ilkeleri ölçülebilir niteliktedir,

* İlk hedefi ilerlemektir, kararlı ve disiplinli olmayı gerektirir,

* Üst yönetimin desteğine dayanır,

Bencmarking’in Temel Kuralları Nelerdir?

 
Şirketlerin başarılı bir kıyaslama uygulamasını hayata geçirebilmesi için gerekli olan bazı ön koşulları yerine getirmesi gerekiyor. Bu ön koşullar, şirketin bakış açısını aynı zamanda bu ulaşmak istediği hedefi de ortaya koyar. Kıyaslama çalışmasına hazır olan bir şirket;

* En iyiyi almaya istekli olmalı,

* Liderlerin farkına varmalı,

* Yapısında ‘şeffaf’ olmalı,

* Kendi kıyaslama sürecini ‘sahiplenmeli’ ve uygulamalı,

* Çalışanlarını eğitmelidir. 

Kıyaslama, üretimi arttıracak ya da maliyetleri azaltacak yeni bir süreç icat etmek için laboratuar deneyleri yapmak anlamına gelmiyor, tam aksine mevcut sürecin paylaşıma açılması gibi düşünülebilir. Eğer bir işletme verimli bir iş sürecine sahipse, diğerleri için mantıklı olan bu sürecin adapte edilmesidir.  

Buna rağmen, şirketler kimi zaman bazı nedenlerden dolayı kıyaslamayı uygulamak istemeyebiliyor. Kıyaslama için gerekli olan detaylı bilgilerin toplanmasının zahmetli bir çalışma süreci veya şüpheli bir faaliyet olarak görülmesi, veri toplamak için üstlenilen maliyetlerin genellikle yüksek olarak değerlendirilmesi bu isteksizliğe neden olabiliyor. Diğer yandan, faaliyet alanında tek olan veya çok yüksek bir rekabet ortamında faaliyet gösteren şirketlerin, kıyaslama yapacak bir şirketin olmadığını da düşünebiliyor.  

Kıyaslamanın başarı şartları ise, şöyle sıralanabilir:

* Kıyaslamanın hedefleri özenle belirlenmeli,

* Yeni bir felsefeye uyum sağlanmalı,

* Kıyaslama ‘planlama süreci’nin bir parçası haline gelmeli,

* Üst yönetim kıyaslamanın uygulamasına imkan veren sistemleri kurmalı, geliştirmeli ve mevcut sistemi belirlenen hedefler doğrultusunda çalıştırmalı,

* Şirketin kendi süreçlerini en iyi şekilde anlaması ve sahip çıkması gerekir. Buna göre uygulanabilir süreçler ortaya konmalı,

* Süreç sahiplerince başlatılmalı. Yöneticiler tüm çalışanların uygulamasının sıkı takipçisi olmalı,

*  Yetkiler işi yapanlara devredilmeli. Yalın organizasyon içinde, problem çözen ve yaptıkları işi sahiplenen kişiler tam yetki ile donatılmalı,

* Şirketteki insan potansiyelinden tam olarak yararlanmak için kıyaslama sürecine her kademede iş görenlerin tam katılımı mutlaka sağlanmalı. Bireyciliğin yanı sıra kollektif karar alma süreçleri yerleştirilmeli,

* Liderlik sağlanmalı ve iş görenlerle sürekli iletişim kurulmalı,

* Bir yönetim komitesi ve destek yapısı oluşturulmalı,

* Her bir süreci gözden geçirmek için bir takım oluşturulmalı,

* Takımlarda, işlevinde bilgili ve uzman olan bireyler kullanılmalı ve mümkün olan en az sayıda birey takıma alınmalı.

* İş görenler ve takım elemanları eğitilmeli. Eğitim bir yatırım olarak kabul edilmeli ve kıyaslama uygulamasına yoğun eğitimle başlanmalı ve eğitim süreklilik göstermeli.

* Eğitim, yönetim programlarına uyumlu olmalı, yöneticiler yeni liderliğe uyum için eğitilmeliler sağlanmalı,

* Takımın ‘en iyi’ uygulamalarla uğraştığından emin olunmalı,

* Dışarıdaki endüstri araştırılmalı,

* Türünün en iyisi olan şirket bulunmalı, başarılı uygulamalar belirlenmeli ve kullanılmalı,

* Değişim mühendisliğinin, kıyaslama süreci için önemli olduğu unutulmamalı,

* Hedeflenen şirketi yerinde ziyaret etmek için planlar yapılmalı,

* Ziyaretlerden sonra analizler yapılarak gerekli dokümanlar oluşturulmalı,

* Kıyaslama sürecinin başından itibaren değişimin plânlanması ve uygulanmalı,

* Kıyaslamanın sonuçları uygulanmalı ve amaçlarla karşılaştırılmalı,

* Kıyaslama süreci sürekli izlenmeli ve güncelleştirilmeli,

* Başarılı kıyaslama çabaları belirlenmeli ve ödüllendirilmeli. 

Tüm bunların ötesinden başarılı bir uygulama için şirket stratejisinde kıyaslamanın yerinin belirlenmemesi en önemli noktayı oluşturuyor. 

iş planı nedir…

İş Planı Nedir ve Neden Önemlidir?

 
Birçok yerde karşımıza çıkar. Peki, nedir bu iş planı? İş Planı, kurumsallığın en temel öğelerinden bir tanesi. İyi hazırlanmış bir iş planı, şirketiniz için bir mihenk taşı olacak. Neden mi? İş planı, iş sahibinin konuya yaklaşımındaki ciddiyetini, profesyonelliğini, işi ne kadar iyi bildiğini,  risklere ve fırsatlara ne kadar hazırlıklı olduğunu yansıtan en önemli kanıt olacak. Bir anlamda iş planı, ortakların ve yöneticilerin bir tür aynasıdır, çünkü başarılı bir iş planı hazırlamak için konunuza hakim olmanız gerek.

İş planı neyin, ne zaman, nasıl yapılacağını ve kimin yapacağını  özetleyen bir çerçeve. Yalnızca şirkete sermayedar veya finansör arayışı için değil, aynı zamanda dahili çalışmalarınızda da yardımcı olacak.

İyi hazırlanmış bir iş planı sizin;

* Dış finansman kaynağı arayışlarınızda,

* Şirketinizin  hedeflerinin belirlenmesinde,

* Başlangıç noktasından büyüme etaplarına ulaşmanızda,

* Önünüze çıkacak engelleri öngörmenizde ve hazırlıklı olmanızda,

* Fırsatları en iyi şekilde değerlendirmenizde,

* Stratejilerinizi en iyi şekilde yaratmanızda ve uygulamanızda,

* Kaynaklarınızı verimli bir şekilde yönlendirmenizde,

* Çalışanlarınızın sizinle aynı vizyonu paylaşmasında en önemli rehberiniz olacak.

Bir yerden başka bir noktaya yolculuk ederken, nasıl haritada ana yolları izleyerek ilerlemek büyük resmi görmemize yardımcı oluyorsa, iş planı da bir şirketin mevcut noktasından hedefine ulaşırken geçeceğiniz aşamaları görmenizde yardımcı olacak. İş planını statik değil tam tersine dinamik, yaşayan, sürekli şartlara göre yenilenen bir çalışma gibi düşünmek gerek.

Bir İş Planını Başarıya Ulaştıran Özellikler Nelerdir?

 
Her adımda sayıları görün: Kolayca ölçülebilen hedefler belirleyin ve mümkün olan her yerde hedef olarak sayıları kullanın. Örneğin, ürün ya da hizmetlerinizi belli ilçe ya da eyaletlerde satmayı, belli sayıda çalışana sahip olmayı ya da belli düzeyde satış yapmayı hedefleyebilirsiniz. Bu sayıları, belli zaman çerçevelerine (6 ay içinde, 2 yıl içinde, 10 yıl içinde, vb.) bağlayın.

Gerçekçi olun: Yüksek beklentilere sahip olmak güzeldir. Ama, makul ve başarma potansiyeli bulunan hedefler koyduğunuzdan emin olun.

Girişken olun: Hem gerçekçi olup hem de yüksek hedeflere sahip olabilirsiniz. Çok kolay ulaşılan hedefler belirlemeyin; ayrıca, hem kısa, hem de uzun vadeli hedefler saptayın. 6 ayda işle ilgili bütün hedeflerinize ulaşırsanız, sonra ne yapacaksınız? Kendinize güvenin.

Tutarlı olun: İstemeyerek tutarsız hedefler belirlemekten sakının. Örneğin, eleman alımı maliyeti geçici olarak gelirinizi hedeflenen seviyenin altına düşürüyorsa, hızlı büyüme hedefi, belli bir miktar para kazanma hedefiyle tutarsızlık gösterebilir. İki hedefe de sahip olmakta sakınca yoktur. Yalnızca potansiyel bir çelişkinin olduğunu fark edin ve hedefleriniz arasında öncelik sıralaması yapın ki sizin için hangilerinin en önemli olduğunu bilin.

Hedeflerinizi geliştirirken, başarıların nerelerde ölçümlenebileceği konusunda net olmanız gerekir. Normal olarak, seçilmiş birkaç hedefin yer aldığı, numaralanmış bir listeniz olmalıdır. Listenizi 10 ile sınırlı tutun; çünkü uzun listeler, odaklanmayı zorlaştırır.  Hedeflerinizi somutlaştırmak, onlara ulaştığınızı anlamanın en iyi, belki de tek yoludur. Uygulama yapma şansınız, hedeflere doğru kaydettiğiniz ilerlemeyi izleme ve sonuçları ölçme becerinize bağlıdır; uygulama kritiktir. Satış ya da satış artışı, kârlar ya da kârlılık, bir hedefin ve erişilebilir kaynağın öngördüğü pazar payı, satış yüzdesi olarak brüt marj gibi ölçülebilir hedefler belirleyin.

Takip edilemeyen muğlak hedefleri listelemekten kaçının: Genel ya da elle tutulamayan hedeflerin işiniz için önemli olduğu durumlarda, bunları daha belirgin kılmanın yolunu bulun. Örneğin, müşteri memnuniyeti bir öncelikse, hedeflerinizi geri dönüşlerin yüzdesi, şikayetlerin ya da övgü mektuplarının sayısı ya da memnuniyetle ilgili bir başka ölçüt olarak belirleyin. Planınızdaki yüzdelerin değişimini ölçecek bir anket ekleyin.

Bir müşteri memnuniyeti anketi koyabilir, ulaşmak istediğiniz örnek boyut ve memnuniyet derecelerini belirleyebilir, sonra da başarıyı kontrol etmek için anketi uygulayabilirsiniz. İşiniz ürünlerle ilgiliyse, brüt marj ya da birim satışları izleyebilir; hedeflerinizi bu anahtar faktörlere göre belirleyebilirsiniz. Bir dağıtım şirketiyseniz, sıkı lojistik yönetimine, işletme sermayesine ve personel maliyetlerine odaklanırsınız. Bir yayıncıysanız, ürün kalitesine, başlıklara ya da pazarlamaya yoğunlaşabilirsiniz. Bu durum, hiç kuşkusuz yaptığınız işin türüne bağlıdır.

İş Planının Hassas Noktaları Nelerdir?
* İş planında, işin tam olarak ne olduğu ve neleri hedeflediği açıkça gösterilmelidir, inandırıcı olmalıdır.

* Geniş anlamlar içeren, havada kalan ifadeler bulunmamalıdır. Tüm cümleler gerçek ve sağlıklı verilerle desteklenmiş olmalıdır.

* Hem sizin hem de planınızı kullanacakların o planda görmesi gereken tek şey gerçeklerdir. Yazılan her şey gerekçelendirilmelidir.

* Basit ve anlaşılır cümleler kurulmalıdır. Sektöre özgü jargonlar, yabancı dilde ifadeler vb. kullanılmamalıdır.

* Rakipler ve onların ürünleri iyi açıklanmalıdır. Şirketinizi başarıya ulaştırmak için rakiplerinizi bilmeniz ve onlara saygı göstermeniz gerekir.

* Finansal tablolarınız açık ve anlaşılır olmalıdır.

* Düzgün bir dille, dilbilgisi kurallarına uygun ifadeler ve yazım şekliyle hazırlanmalıdır.

* Çok uzun ya da kısa olmamalıdır.

Liderlik nedir…

Lider Kimdir? Yöneticiden Farkı Nedir?

 
Liderlik, başarılı bir yöneticinin sahip olması gereken unsurlardan yalnızca biridir. O nedenle, liderlikle yöneticilik arasında ayrım yapabilmek şart.

Yöneticinin temel amacı nedir? Elbette şirketin toplam üretimini ve satışları artırmak, maliyetlerde etkinliğini sağlamak. Bu amaca yönelik olarak, yöneticinin kullanacağı yöntemler şunlardır:

* Organizasyon

* Planlama

* İnsan kaynakları

* Yönetim

* Denetim

Liderlik, bu saydıklarımızdan ’yönetim’ kapsamında yer alan en önemli unsurdur; ama gördüğünüz gibi, iyi bir yönetici olmaya yetmez. Kimi durumlarda liderlik şart bile olmayabilir. Örneğin? Örneğin, motivasyonu kendi içinde sağlayan gruplar tek bir lidere ihtiyaç duymayabilirler…

Ama yine de, son yıllarda çokça yazıldığı gibi, lider ile yönetici arasında farklılıklar olduğu da doğrudur. Yöneticiler, işleri yapılması gerektiği gibi yaparlarken; liderler ’doğru işler’ yaparlar. Bu, yöneticilerin, şirketi ’kitapta yazdığı biçimde’ yönetirken, liderlerin, sonuçta şirketin yararına olacak biçimde, kendi sezgilerini izledikleri anlamına gelir.
Bu tanımın bir başka sonucu, bir liderin, yöneticiye oranla, daha güçlü bir duygusal zekaya sahip olmasıdır.

Öte yandan, liderler, “yöneticilik kitabında” yazılanları sorgular. Kararlarını, yıllardır söylene gelen doğrulara dayanarak değil, şirkete ve pazara ilişkin somut rakamlara dayanarak alırlar. Ve bunun sonucu olarak da, yenilik yanlısıdırlar.

Lider Yönetir, Yönetici Takip Edilir
Lider takip edilir, yönetici ise yönetir. Gerçekten de, lider, ’doğal olarak’ takip edilirken, yöneticinin kurallarına ise ’uyulur.’ Yönetici, şirket içindeki otoritesini zaman içinde ve şirketin başarısına bağlı olarak oluşturur. Liderin ise yöneticilik yetenekleri yeterli olmayabilir ama başından beri, çalışanlar onun arkasında kenetlenmiştir.

Yöneticiler genellikle kendi alanlarında deneyimli ve şirketin her bir bölümünün nasıl çalıştığını bilen insanlardan oluşur. Liderler ise, genellikle, şirkete yeni, cesur, taze fikirlerle gelen ama şirketin yapısı hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmayan insanlardan.

Yöneticilik ve liderlik, şirket çalışanları organize etmenin iki farklı biçimidir. Yöneticiler, formel ve rasyonel yöntemler kullanarak, organizasyonu sağlarken, liderler ise duygularından yararlanırlar.

Lider Doğulur Mu? Olunur Mu?

 
Liderlik doğuştan gelen bir özellik midir? Her yönetici iyi bir lider sayılır mı? İşte bir yöneticinin iyi bir lider olmak için yapması gerekenler.

Yöneticilik ve liderlik bazen eşanlamlı kullanılsa da aslında birbirinden farklı ama tamamlayıcı kavramlar. İşletmelerde yönetici bir işi veya projeyi yöneten ve kumanda eden kişidir. Liderlikte ise kişilerarası ilişkiler önemlidir. Yöneticilik planlama, geliştirme ve organizasyon demektir.

Şu sözü şimdiye kadar pek çok kez duymuşsunuzdur: ‘İlk intiba çok önemlidir.’ İş hayatında bu çok kereler kanıtlanmış bir teoridir. Bir görüşmenin ilk 5 saniyesi sonraki 10 dakikadan daha önemlidir. Kusursuz bir görünüş resmi olmasa bile her zaman iyi bir etki bırakır. Kıyafetlerde renk uyumu, uygun ayakkabılar ve elbiseler, düzgün bir saç kesimi, parfümünüzde aşırıya kaçmamak, size hatasız bir dış görünüş kazandıracaktır.
 
Günümüz toplumunda liderlik özellikleri ve yöneticilik yetkinlikleri kurumlarda olmazsa olmaz şartlardan biridir. Ancak liderliğin hiçbir zaman, hiçbir alanda kolay olduğu söylenemez. Bir şey açık ve kesindir ki, liderlik kuralcılık veya despotluk değildir. Bir liderin rolü yol gösterme, ilham verme, iletişim kurma, güven kurma ve hedefleri başarmak için yönlendirmedir.

Birçok yönetici aynı zamanda lider olduğunu zanneder. Ancak bu her zaman geçerli değildir. Bir yönetici bir hedefin tamamlanması için otoritesini kullanmadan takımı ikna edebiliyorsa liderlik özelliği gösteriyor demektir. Bir lider yönetici olabilir ama bir yönetici her zaman liderlik özelliği taşımayabilir.

Bir takımın çalışmasından sorumlu olmak, sizi otomatik olarak bir lider yapmaz. İnsanlar liderlerini kişisel duygularını ve öznel değerlendirmelerini temel alıp içlerinden gelerek seçerler. İnsanlar bir liderde fiziksel görünüş, sosyal ve kişisel özellikler gibi bazı temel özellikler arar. Araştırmalar, uzun boylu ve iyi görünüşlü erkeklerin karizmatik liderler olduklarını gösteriyor. Eğitim büyük önem taşır ancak karizma, çekicilik, itibar ve nezaket gibi kişisel özellikler kadar önemli değildir. Liderler, kendine güveni olan ve çalışanlarını dinleme özelliğine sahip kişiler olmalıdır. Fiziksel görünüş elbette değiştirilemez ama uygun kıyafet seçimiyle iyileştirilebilir, diğer davranışlar da eğitimle geliştirilebilir.

Liderlik Eğitimi Gerçekten Gerekli mi?
Amerikalı gazeteci ve halkla ilişkiler danışmanı Mihaela Lica’ya göre cevap evet çünkü ona göre lider olunur, lider doğulmaz. Doğuştan lider gibi bir tanımlama mümkün değildir. Bu sadece diğer insanları kolay etkileyebilen kişiler için kullanılan bir tanımlamadır. Herkes başkalarına yol gösterecek özelliklere zaten sahiptir ve lider olmak o kadar da zor değildir. Bu hedefi başarmak için eğitim ve öğrenme birlikte ilerlemelidir.Bir lider neler öğrenmelidir? Bir mesajın etkili ve kesin bir şekilde ulaşması başarılı bir lider olmanın hayati parçasından biridir. İyi bir konuşmacı olmak yeterli değildir. Anlama, vücut dilini kullanma, dinleme ve yazma gibi faktörler, iyi bir iletişimin can damarını oluşturur. İyi bir lider, bir mesaj iletirken başka insanların yarattığı engelleri aşmayı öğrenmelidir. Bunun için üç basit kural vardır: zihninizi arındırın, mesajınızı basit bir dille iletin ve mesajınızın anlaşıldığından emin olun.

Kültürel farklılıklar bazen verimli iletişim kurmayı zorlaştırabilir. Ülkeden ülkeye bile doğru iletişim kurma tanımı değişebilir. Almanlar ve Kuzey Avrupalılar Latin ülkelerine göre jestlerinde daha çekimser olurken, Amerikalılar ve Avustralyalılar ne düşünüyorlarsa onu söylerler. “Kendin ol” yaklaşımı bu ülkelerde işe yarayabilir, doğruyu söylemek en iyi pazarlama yaklaşımıdır. Dürüst ama nazik olmak geçerli bir yaklaşımdır. Ama her koşulda başkalarını taklit etmekten kaçınmalı, başkası gibi olmamalısınız.

Liderlik eğitimiyle ilgili elbette bir makaleye sığamayacak kadar unsur vardır. Verimli bir iletişimin sırlarını öğrenmekten jest ve mimikleri anlayıp kullanmaya; iyi bir dinleyici olmaktan önyargıları aşmaya; verimli okumayı öğrenmekten not alma ve hafızayı güçlendirmeye, telefonla konuşmaktan mektup yazmaya kadar geliştirilebilecek pek çok unsur vardır.

Çünkü günümüz toplumu sürekli değişiyor, modern yöneticiler ve liderlerin de bu çerçevede yeteneklerini sürekli geliştirmeli ve organizasyonları için hayati önem taşıyan bilgi birikimini kazanması gerekiyor.

Motivasyon Ama Niçin?
İyi bir lider çalışanlarını bir birey olarak görmelidir, bu çalışmalarının karşılığını da çok geçmeden alacaktır. Çalışanlarınızın başarıları karşısında teşekkür etmeyi unutmayın. Bu onları motive edecektir, onların saygınlığını kazanmanız yolunda ileri bir adımdır.

Motivasyon insan doğasını anlamak demektir. Motivasyon bir şirketin varlığında ve başarısında zaruri bir faktördür ve öğrenilmesi şart olan bir yetenektir. Paranın en iyi motivasyon aracı olduğu söylentilerini unutun. Günümüzde en önemli motivasyon aracı iş güvenliğidir. Maddi bir ödüllendirme karşısında çalışanlar elbette olumlu tepki verecektir ama işlerini, şirketlerini veya yöneticilerini sevmiyorlarsa yapabileceklerinin en iyisini yapmıyorlar demektir.

Başarısız Liderlerin Özellikleri Nelerdir?

 
Başarılı kişilere, değişmesi gereken yönlerinin onlara ne çok şey kaybettirdiğini gösterebilmek ve onları değişmeye ikna etmek, belki de dünyanın en zor işlerinden biridir. Birçok başarılı şirkette, karar noktalarında bulunan yetki sahibi yöneticiler ve iş liderleri de bu grupta yer alan kişilerdir.

Aşırı başarı tutkusu, başkalarını dinlememe, empati göstermekten kaçınma, yardım almama ve eleştiriye karşı tahammülsüzlük, iyi bir iş liderinin kaderini değiştirecek tuzaklardır. Bu bağlamda, insanları düş kırıklığına uğratan bir iş liderinin özelliklerine bakalım:

* İşler istediği gibi gitmediğinde kolayca parlar, beklenmedik çıkışlar yapar.

* Risk almaktan çekindiği için karar veremez, tereddüde düşer ya da çelişkili kararlar verir.

* İnsanlara güven duymaz, sözlerde ve davranışlarda ard niyet arar, kuşkucudur.

* İnsanlarla iletişim kurmayı önemsemez, onların ihtiyaçlarına duyarsızdır.

* Kendisine hayrandır ve her şeyin hakkı olduğuna inanır.

* Önünü sonunu düşünmeden bol keseden vaatte bulunur; sonra da verdiği sözleri unutur veya sözünü tutmaz.

* Her durumu küçük veya büyük krize dönüştürür; duruma hakim olmak için çevresini tedirgin eder.

* Fevri ve yanlış kararlar alır, çevresindekileri zora sokar.

* İnsanlar üzerinde sıkı kontrol uygular, zorlayıcıdır ve ayrıntılarla uğraşır.

* Herkesi memnun etmek için onların suyuna gider, insanlara hoş görünerek istediğini yaptırabileceğini düşünür.

* İnsanlara, gelişen olaylara ve sorunlara yeterince zaman ayırmaz, tembel ve gevşektir. Eğlenceye, oyuna, uykuya çok zaman ayırır.

Başarı tutkusu ve hedeflerine ulaşma doyumu pek çok zaman kendi içinde tuzaklar barındıran bir durumdur. Başarının baskısı insanlarda hayal kırıklıkları yaratan olumsuz davranışlara yol açabilir. Kurumsal düzeyde başarılı sonuçlara imza atan başarılı işi liderlerinin bu tuzaklara karşı hazırlıklı olmaları gerekmektedir.

 

Viral pazarlama – 3 -

4. VİRAL PAZARLAMA STRATEJİLERİ

Viral pazarlama stratejisini uygulamaya çalışan pazarlamacılar hangi pazarlama elemanlarını uygulayacaklarına karar vermek durumundadırlar. Viral pazarlama stratejileri temelde altı elemandan olusur. Bazı viral pazarlama stratejileri bu elemanların tümünü içermeyebilir. Sonuçta etkili bir strateji uygulamak isteyen pazarlamacılar bu elemanları göz önünde bulundurarak karar vermek durumundadır. Etkili viral pazarlama stratejileri aşağıdaki gibi özetlenebilir:

1- Ücretsiz mal veya hizmet göndermek:

“Ücretsiz”, kelimesi pazarlama dagarcıgının en güçlü kelimelerinden biridir. Çoğu viral pazarlama programı dikkat çekebilecek mal ve hizmetleri gönderir. Bu pazarlama programları ücretsiz elektronik postalama, ücretsiz bilgi ve yazılım programı gibi hizmetler sunar. “Ucuz” veya “pahalı olmama” olgusu bir ilgi dalgası yayabilirken, “ücretsiz” olması ise genellikle daha hızlı yayılır. Viral pazarlamacılar ödül sistemini de yaygın biçimde uygular. Viral pazarlamacılar ücretsiz olarak sundukları mal ve hizmetlerden dolayı belki baslangıçta kar elde etmeyebilirler, fakat yakın veya ileri bir zamanda kar elde edebilmektedir. Ücretsiz ürünler tüketicinin dikkatini çekerken ve bu aşamada sunulan diger ücretli ürünlerin farkındalığı artırılmış olur. Sitenin dikkat çekici konumda olması elektronik ticarette satış fırsatları ve reklam gelirlerini ortaya çıkarır. Bu durumda, viral pazarlama sürecinde bazı ürünler ücretsiz olarak sunulurken, ücretsiz üründen dolayı siteyi ziyaret edenlerin sayısında meydana gelecek artıs sayesinde, ücretli olarak sunulan bazı ürünlerin satısının da artacagı tahmin edilmektedir.

2- Başkalarına zahmetsiz transfer etmeyi sağlamak:

Pazarlama mesajlarının gönderilmesinde e-posta, web sitesi, grafik ve bilgisayar talimatlarının yeniden gönderilmesi için transferin kolay olması gerekir. Tüketicilerin bir mesajı kolay ve rahat bir şekilde gönderebilmesi bu mesajın daha etkin bir şekilde yayılmasına katkı sağlayacaktır. Virüsler sadece bulaşması kolay olduğu zaman yayılır. Kısaca, hazırlanan viral mesajın rahat biçimde yayılmasını sağlamak için bu mesajın tüketiciler tarafından rahat gönderilmesine imkan sağlayacak şekilde hazırlanmış olması gerekir.

3- Küçük kitlelerden geniş kitlelere kolayca yayılmak:

Viral pazarlama stratejisini kullanarak ürününü yaymak isteyen bir firmanın öncelikle hedef kitlesinde bulunan kisilere hizmeti
kolay bir sekilde sunması gerekir. Ürünü kullanacak ve daha sonra tavsiye edecek kisilerin de bu hizmeti alabilmesi için gönderilen ürünü düsük bir çaba ve maliyetle bilgisayarına indirmesi gerekir. Ayrıca bir programa gerek kalmaksızın mausun tıklanmasıyla hizmete ulasılmalıdır. Örnegin; www.indir.com sitesinde yer alan MP3 paylasım programına, kullanıcılar bir tıklamayla ve bir süre programın bilgisayara inmesini bekleyerek ulasabilirler. Bu hizmeti almak isteyen kisi, programı indirmek için herhangi bir yazılıma gerek duymaz. Elinde var olan teknolojileri ile bu hizmete rahatlıkla ulasabilir. Ancak hedeflenilen kisilerin teknolojileri veya bilgisayar donanımı bu hizmeti kullanmaya elverisli degil ise ürünün viral olarak yayılması mümkün degildir. Bu nedenle hedeflenen yayılmanın saglanabilmesi ve büyük kitlelere ulasabilmesi için gerekli tabanın olusturulması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

4- Genel güdü ve davranısları kullanmak:

Viral pazarlama her ne kadar elektronik ortamda islev görse de; belki de tüm teknolojik gelismelerde oldugu gibi insan güdü ve davranıslarından hareket eder. Yani, agızdan agıza veya “maustan mausa” iletisimin olabilmesi için tüketicileri veya kullanıcıları bu konuda dogrudan veya dolaylı biçimde ikna etmesi gerekir. Diger bir deyisle, ilgi çekmeyen ve avantaj saglamayan bir mesajın yayılması son derece güçtür. Basarılı viral pazarlamacılar da genel insan güdü ve davranıslarından hareket eder. Kisinin elektronik ortamda kendisine gelen mesajı okuması, her seyden önce mesajın ilgi çekmesine baglıdır. Tüketicilerin renk konusundaki duyarlılıkları, hareketli nesnelerin daha ilgi çekici olması, bir sey kazanma beklentisi gibi davranıs ve güdüler alınan mesajın aktarılmasında etkilidir. Insan güdü ve davranıslarından hareketle tasarlanan bir pazarlama stratejisinin basarılı olma ihtimali yüksektir. Bu bakımdan, milyonlarca mesajın veya web sitesinin oldugu bir ortamda ön plana çıkmak önemli bir kosuldur.

5- Mevcut iletisim agından yararlanmak:

Insanların çogunun sosyal oldugunu söylemek mümkündür. Her birey ailesi, is arkadasları ve çevresinden olusan farklı gruplar ile sürekli iletisim içindedir. Toplumdaki pozisyonuna baglı olarak, bir kisinin Internet ortamında yüzlerce veya binlerce kisi olabilir. Sosyal bilimciler her bireyin arkadas, aile ve akrabalardan olusmak üzere 8-12 kisilik bir aga sahip oldugunu ifade etmektedir. Mesajın istenen hedef kitleye ulasabilmesi ancak mesajın dogru kisiye iletilmesi ile mümkün olabilir. Diger bir deyisle, referans grubunu olusturan bireylerin Internette belirlenmesi mesajın yayılmasında oldukça önemlidir. Tüketicinin viral pazarlama sürecindeki ag etkisi, “iç deger” ve “ag degeri” olmak üzere iki boyutta ele alınmaktadır. Ag etkisinin gücü degerlendirildiginde; bir tüketicinin sadece iç degerini (ürün satın alma olasılıgı olarak deger) degil, aynı zamanda ag degerini de (diger tüketicilerin ürün satın alma kararları üzerindeki etkisini) göz önünde bulundurmak gerekir. Eger bir tüketici diger insanların ürün satın alma kararları üzerinde pozitif bir etkiye sahipse, bu tüketicinin ag degeri yüksek olarak degerlendirilir. Bir tüketicinin dogrudan pazarlama etkisi negatif olmasına karsın arkadasları üzerindeki etkisi ve arkadaslarının da diger insanlar üzerindeki etkisi yüksek ise toplam etkisi pozitif olacaktır. Diger bir açıdan degerlendirildiginde; tek basına iç deger olarak ele alınan bir tüketici, pazardaki diger insanlar
üzerinde bir etkiye sahip olmadıgından aslında pazarlama bakımından degerli olmayabilir. Ag degerini göz ardı etmek, özellikle güçlü ag etkisinin hakim oldugu pazarlarda yanlıs pazarlama kararlarına neden olabilir.

Müsteri veya tüketicilerin ag degerlerini hesaplamak için, firmaların tüketiciler arasında yasanan iliskileri bilmesi gerekir. Internet sohbet odaları, tartısma forumları, bilgi paylasımlı web siteleri ve sanal topluluklar büyük bilgi kaynagı niteligi tasır. Bu ortamlardaki sosyal iliskinin varlıgı sayesinde, bir firma tüketiciler arası iliskilere dayalı olarak daha fazla bilgiyi kullanabilir. Özelde, bilgi paylasmalı siteler çogunlukla ürün yönelimlidir. Bu siteler aracılıgıyla ürünün begenilme bilgileri, kalite ölçütleri, kıyaslamalar ve karsılastırmalar yapılır. Bu tip bilgiler firmalara tüketici tercih ve etkilesimleriyle ilgili veriler için ideal kaynak sunar. Viral pazarlamacı, bu agların güçlü yönlerini ögrenmeye çalısmalıdır. Insanlar kendi aralarında favori sitelerini olusturma ve bu sitelerde arkadaslarıyla iletisimde bulunma ihtiyacı duyarlar. Siteye baglanan bir kisi sayesinde binlerce kisiye ulasılabilir. Pazarlamacılar insanların kullandıgı bu aglarının gücünü iyi anladıkları sürece kuracakları iliski veya gönderecekleri mesaj daha iyi ve güçlü bir sekilde yayılacaktır. Internet ortamındaki insanlar da iliski aglarını gelistirerek, e-posta adreslerini ve favori web sitelerini belirlemektedirler.
Mevcut aglardan yararlanan kolaylastırıcı programlar, e-posta listelerine imkan ve izin vermektedirler. Insanlar arasında mevcut iletisim aglarıyla mesajların yayılacagını bilmek viral pazarlamanın baslangıç noktalarından biridir.

6- Diger kaynakların avantajından yararlanmak:

Birçok yaratıcı viral pazarlama planı, diger kaynaklardan yararlanmayı saglar. Örnegin, ortak programlar sayesinde web siteleri üzerine grafik linkleri veya metinler yerlestirilir. Web sitesini ziyaret eden bir tüketici, bu site üzerinden diger kaynaklara da rahat bir sekilde ulasabiliyorsa, ürünün yayılması daha hızlı bir sekilde gerçeklesir. Ücretsiz makalelerini dagıtmak isteyen yazarlar diger web sitelerinde makalelerini bulundurmaya çalısırlar (Sandler, 2001). Bir haber bülteni yüzlerce periyodik dergide toplanabilir ve bu sayede binlerce okuyucuya ulasabilir. Güvenilir bir siteye yerlestirilen ürün, pazarlama mesajına olan güveni artırabilir. Tıpkı reklamda oldugu gibi prestijli bir medyada yer alma, nasıl reklam veren markaya prestij katabiliyorsa, viral pazarlamada da yararlanılan mevcut kaynakların içerigi ve hedef kitlesi gibi unsurlar da mesaja benzer özellikler katar.

Viral pazarlama -2-

3. İNTERNET ÜZERINDE AĞIZDAN AĞIZA İLETİŞİM

Tüketiciler, bir taraftan kitle iletişiminin hedef kitlesini oluştururken, diğer taraftan da kendileri arasında sözel ve biçimsel olmayan bir iletişim ağı içerisinde yer alırlar. Bu iletişime “ağızdan ağıza” iletişim (word of-mouth) denir. Ağızdan ağıza iletişim, yıllardır insanların bildikleri, hissettikleri ve yaptıkları üstünde önemli bir etki faktörü olarak bilinir. Ağızdan ağıza iletişim farkındalığı, algılamayı, beklentileri, tutumları ve davranışları etkileme özelliğine sahiptir. Ağızdan ağıza iletişimde; negatif iletişimin,
pozitif ağızdan ağıza iletişimden daha hızlı bir şekilde yayıldığı kabul edilmektedir. Ağızdan ağıza iletişim, tatmin gerçekleştiremeyen firmaların ürünlerinin yok olmasına neden olabilir. Bu da ağızdan ağıza iletişimin gücünü ortaya koymaktadır. Viral pazarlama, internetin sunmuş olduğu hız ve diğer imkanlar sayesinde ağızdan ağıza iletişimi kolaylaştırır. Internet ortamındaki viral pazarlama anlayışı firma veya ürünle ilgili mesajın müşteriler arasında hızlı yayılmasını sağlar. Diğer bir ifade ile bu pazarlama şekli internette sosyal ağlar geliştirerek müşteriler arasında ağızdan ağıza iletişimi oluşturur. Amazon, Google ve Mynet gibi markalar viral pazarlama stratejisi ile başarı elde etmiştir. Dye’ye (2000) göre ABD’deki tüm mal ve hizmetlerin % 67’sinin ağızdan ağıza iletişimden etkilendiği tahmin edilmektedir. Tüketiciler ve endüstriyel satın alıcıların karar verme sürecinde ağızdan ağıza iletişimi kullanmalarının birçok sebebi vardır. Bu perspektiften bakıldığında, kişisel iletişim yoluyla deneyimlerin paylaşılması, ürünün satın alınmasında belirleyici olabilmektedir. Bu yüzden ağızdan ağıza iletisim, satın alma kararı verilirken belirsizlikleri azaltan informal bir bilgi kaynağıdır. Ağızdan ağıza iletişimin asıl avantajı, genellikle yüksek esnekliği ve karsılıklı ilişkinin olduğu sürekli geribildirimlerde görülür. Tüketiciler üzerinde sosyal çevre güçlü bir etkiye sahiptir. Bu etkinin değeri ürün satın alma
kararında da ortaya çıkmaktadır. Başka bir deyişle, arkadaşlar tarafından gönderilen mesajlar, firmalar tarafından gönderilen mesajlara oranla daha fazla cevaplanma ve güvenilir bulunma oranına sahiptir. Viral pazarlama, bu olgudan hareketle bir ürünün satılması veya tanıtılmasında tanıdık bireylerin birbirlerine gönderebileceği elektronik mesajlardan veya elektronik ortamlardan yararlanmaktadır. Tüketicilerin Internet’i ve e-postayı kullanım düzeyleri birbirinden farklılık göstermektedir. Bu yüzden viral pazarlama stratejileri, düşük ve yüksek katılım stratejileri olarak bölümlendirilebilir.
Düşük katılım stratejisine örnek olarak Internet üzerinde okunan günlük bir gazete yazısının altındaki “arkadaşına yolla” düğmesini kullanarak bu yazıyı arkadaşa göndermek verilebilir. Buradaki düşük katılım stratejisi kişinin potansiyel bir kullanıcıya e-posta göndermesinden daha pasiftir. Diğer bir deyişle, tüketici sadece “arkadaşına yolla” düğmesini tıklayarak ve arkadaşının adresini yazarak daha az zahmete katlanmaktadır. Bu viral yayma modeli, web temelli adres kitapları, takvimler, arama, haber grupları, tebrik kartı hizmetleri gibi çeşitli ürünler için kullanılabilir. Blue Mountain Arts viral yayma uygulamalarını başarılı şekilde gerçekleştirerek, müşterilerinin ilgili hizmeti kullanmasına ve kullandıkları hizmeti ise basitçe yaymasına imkan sağlamıştır. Blue Mountain Arts sitesi ücretsiz e-tebrik hizmeti sunmaktadır. Bir kisi Blue Mountain Arts sitesini e-tebrik göndermek için ziyaret ederse, bu hizmetten faydalanabilmek için e-posta adresini ve bazı demografik bilgilerini vermek zorunda kalır. Bu islemi yerine getiren kişinin e-posta adresine hemen bir teşekkür mesajı gönderilir ve özel ve önemli günler için tanıdıklara ücretsiz e-tebrik kartı gönderme şansı elde edilmiş olur. Bu gönderilen e-tebrik mesajı ile birlikte Blue Mountain Arts sitesine giriş için bağlantı düğmesi gönderilir. E-kartı alan kişinin bu kartı ve siteyi arkadaşına önermesi için de bir düğme yerleştirilmiştir.
Bazı firmalar ise yüksek katılım stratejisini kullanır. Bu strateji ise aktif viral pazarlama olarak isimlendirilir. Bu strateji, yeni kullanıcıları elde etmede müşterilerin proaktif katılımını talep eder. Buna örnek olarak ICQ (I seek you) verilebilir. Bu online mesaj gönderme servisinde kullanıcılar seçtikleri arkadaşlarına mesaj gönderebilmektedirler. ICQ’da hizmete başvurma ICQ sohbet yazılımını yüklemeyi ifade eder. Bu yüzden bir müşterinin ICQ’yu kullanması için arkadaşını ikna etmesi gerekir. Aynı durum Internet müzik indirme sitesi olan indir.com için de geçerlidir. Bilgisayardaki şarkıları arkadaşlara gönderebilmek için her iki tarafın da bu programı kullanması için gerekli donanıma sahip olması gerekmektedir. Viral pazarlamanın kullanım alanı sadece Internet firmalarıyla sınırlı değildir. Viral pazarlama aynı sekilde geleneksel pazarlamada da kullanılabilir. Çok sayıda firma e-posta sunmak, link kullanmak ve tebrik kartları sunmak üzere kullanıcılarını teşvik ederek firma veya ürünle ilgili tutundurma çabalarını yürütmek için Interneti kullanır. Buradaki amaç, insanlar arasında marka farkındalığı yaratmak, marka ile ilgili konusulmasını sağlamak ve daha önce bu etkili yolu kullanmamış müşterilerin sosyal bir çevreye katılımını saglamaktır. Örnegin De Beers firması 2003’ün sonunda Türkiye’de “Tria Game” adlı viral bir kampanya başlatmıştır. Bu kampanyanın amacı, markanın ağızdan ağıza iletişimle yayılarak bilinirliğini artırmak ve uzun dönemde bire-bir pazarlama için kapsamlı bir veri tabanı sağlamaktır. Bu kampanyada, Tria’yla ilgilenip siteyi ziyaret edenler bir oyunla karşılaşmakta ve bu oyunu kazananlar arasında bir kişi çekilişle pırlanta kolye kazanma şansı elde etmektedir. Her katılımcı oyunu en fazla bir kez oynayabilmekte, ancak arkadaşlarının “Tria Game” oynamalarını sağlayabilirlerse, yeniden oynama hakkı elde edebilmektedir. Çekilişe katılmak için katılımcıların demografik özellikleri ile birlikte e-posta adreslerini vermeleri gerekmektedir. De Beers bu viral pazarlama uygulaması sonucunda sitesini ziyaret edenlerin sayısının artırmakla kalmamış, aynı zamanda hedef kitle ile ilgili ayrıntılı bir veri tabanı oluşturma şansı da elde etmiştir.

viral pazarlama

Viral pazarlama nedir ?

20. yüzyılın bitiminde dünyada hemen hemen herkesi ilgilendiren önemli üç gelişme olmuştur.
Bu gelişmeler; “küreselleşme”, “değişim mühendisliği” ve “internet aracılığıyla iletişim” olarak belirtilebilir.

Küreselleşme, iletişim ve ulaşım alanlarında meydana gelen gelişmelerle dünyanın giderek küçülmesine, ekonomik ve siyasal birlikler kurulmak suretiyle de sınırların ortadan kalkmasına neden olmuştur. Değişim mühendisliği ise firmalarda var olan bütün süreçleri eleştirel gözle ele alarak yeni süreçlerin yaratılmasını ve üretimden tüketime uzanan yolda önemli değişikliklerin ortaya konulmasını sağlamıştır.
İnternet ise, çok kısa bir sürede dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan milyonlarca kurum, firma ve insanın birbirleriyle çok düşük maliyetle ve çok kolay bir şekilde iletişim kurabilmelerine imkân vermiştir. İnternet üzerinde en yaygın kullanılan araçlardan biri e-postalardır. İnternet kullanıcılarının % 90’ından fazlası e-postayı kullanmaktadır. Online nüfus olarak ifade edilen grubun % 50’si     e-postayı ortalama her gün kullanır. Forrester Research’e göre 2004 yılı itibariyle e-posta adresine sahip bir kişi e-posta aracılığıyla ortalama günde 9, yılda ise 3.285 pazarlama mesajı almaktadır. Elektronik postanın bu denli yaygınlaşması birtakım teknolojik yenilik ve fırsatları pazarlamacıların hizmetine sunmuştur. Bu teknolojik yenilik veya fırsatların pazarlamacılara getirdiği yeni avantajlardan biri de viral pazarlama uygulamasıdır. Viral pazarlama, en yeni platform olan Internet üzerinden yapılan bir ağızdan ağıza iletişim şeklidir.

Viral pazarlama çok katlı pazarlamanın işleyiş mantığına sahip olup kartopuna benzetilir. Mesaj, kartopu gibi tüketiciden tüketiciye geçerek toplam ulaşılan kişi sayısı artar. Bir ürünün tüketicisi satın aldığı ürünle ilgili bilgileri diğer insanlara aktarmaya başladığı andan itibaren, o ürünü satın alabilecek potansiyel tüketicilere pazarlama yapma fırsatı sunmaktadır.
Viral pazarlama teknolojik alt yapısıyla firmalara ve tüketicilere faydalar sunmaktır. Viral pazarlama, firmalar için düşük maliyetli, çok kişiye ulaşma ve geribildirimi hızlı bir pazarlama faaliyeti, tüketiciler için ise ücretsiz hizmet ve bilgilerin sunulduğu bir servis olarak işlemektedir. Viral pazarlamanın temelinde bir virüs hastalığının yayılma mantığı yatar. Bir kişi virüs kökenli bir hastalığa yakalandığı zaman, bu virüsü iletişimde bulunduğu herkese yayabilir. Viral pazarlamada da dijital virüsün yayılma mantığı bulunmaktadır. Viral olarak hazırlanmış mesaj bir kişiye elektronik posta aracılığıyla gönderildiği zaman, hastalık seyrinde takip edilen sürece benzer bir şekilde elektronik postayı alan kişinin iletişimde bulunduğu (adres defterinde kayıtlı olan) herkese bu mesajı yayma olasılığını ortaya çıkartır. Bu süreçte, elektronik postayı alan kişinin işletmenin satış personeli gibi davranarak
mesajı diğer bireylere yayma görevini üstlenmesi sonucu dijital virüs ortaya çıkmış olur. Dijital virüsler biyolojik virüslere göre özellikle uluslararası ortamlarda daha hızlı yayılır. Buna en güzel örnek olarak hotmail.com verilebilir. Hotmail, Isveç ve Hindistan’da büyük pazarlama çabalarına girmeden en büyük elektronik posta sağlayıcısı ve pazar lideri konumuna ulaşmıştır.

2. VİRAL PAZARLAMA KAVRAMI
Sanal pazarlarda geleneksel satış teknikleri, internet ortamında interaktif ilişkilere dayanarak hızlı bir şekilde artış göstermiştir. İnteraktif kavramı sahip olduğu anlam bakımından yeni bir kavram değildir. Internetin teknolojik olarak gelişmeye başlamasının etkileri, sadece tüm dünyada etkin ve yaygın olması ile sınırlı kalmamıştır. Bu yeni araç ve sunduğu imkanlar, iletişim sürecinde yer alan kaynak ve alıcı arasındaki ilişkinin de değişmesine yol açmıştır. Söz konusu edilen bu değişim nedeni ile alıcı olarak nitelendirilen tüketiciler de iletişim sürecinde aktif hale gelmiş ve iletişim süreci karşılıklı ve geri dönüşüm sağlayıcı bir yapıya bürünmüştür. Bu yüzden, satış elemanı olarak görev yapan tüketicilerin eski deneyimleri, satın alımları ve ürün ile ilgili söyledikleri daha önemli hale gelmiştir. Bu durum, birçok firmanın olumlu ağızdan ağıza iletisimden yararlanmaya başlamalarından beri yeni bir şey değildir. Ancak, İnternet üzerinde ağızdan ağıza iletişimi başlatma girişimi pazarlama literatürüne “viral pazarlama” kavramı olarak girmiştir. Viral pazarlamaya eşdeğer olarak virütik pazarlama, virüsle pazarlama, vızıltı pazarlaması ve bulaşıcı pazarlama gibi terimlerin kullanıldığını görmek mümkündür. Viral pazarlama, ürün tanıtımı ve dağıtımı için tüketici iletisim ağlarını kullanarak firma faaliyetlerinin yürütülmesinde kullanılır. Viral pazarlama, internette mesajların dolaşmasıyla ortaya çıkmıştır. E-ticaret, gruplar, topluluklar ve mesaj; firmaların tutundurma faaliyetlerini geliştirmek için kullandıkları araçlardır.

Ağızdan ağıza iletişim teknikleri Internet pazarlamasında da önemlidir. Tüketiciler genellikle arkadaşlarından gelen bir elektronik posta mesajını en güvenilir kaynak olarak görmektedir. Bir araştırmacı olan Draper Fisher Jurvetson, 1997 yılında biyolojik virüsün yayılmasına benzer bir sekilde elektronik ortamda mesajın yayılması arasındaki benzerliğe dikkat çekerek “viral pazarlama” terimini kullanmıştır. Jurvetson bu hızlı yayılımdan faydalanmak amacıyla yeni bir ürünün tanıtımı için web sitesinde elektronik posta bağlantısı kurmuş ve sıfır aboneden 12 milyon Hotmail abonesine ulaşmıştır. Hotmail, tıklanabilir bir web tabanlı e-postayı satış tutundurma aracı olarak kullanmıştır. Hotmail kullanıcısına gönderilen her mesaja iliştirilen tıklanabilir düğme sayesinde viral pazarlama olgusu ortaya çıkmıstır. Hotmail’in viral pazarlamayı kullanma basarısı, ürünün arkadaş grubunca desteklenmesi veya arkadaş kaynağından gelmesine dayanır. Diğer bir deyişle, sistemin üstünlüğü mesajın yayılımını sağlayanların firma görevlileri değil tüketici grubunun olmasıdır. Bu noktadan hareketle ürünü kullanan her müşteri basit şekilde gönüllü satış elemanı görünümü kazanır. Bu da viral pazarlama stratejisinin üssel olarak bir yayılma gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Bu mantıktan hareketle viral pazarlama, etkili ve teşvik edici mesajlarla üssel artıs potansiyeli yaratarak, bir pazarlama mesajını başkalarına göndermek için teşvik etme stratejisidir. Temel olarak internet üzerinden viral pazarlama ağızdan ağıza pazarlamanın teknolojik boyutunu ifade eder. Bu pazarlama stratejisinde, firmanın yapmış olduğu herhangi bir tutundurma çabasının kişiden kişiye aktarılmasıdır. Son yıllarda viral pazarlama uygulamaları giderek artmakla birlikte, özellikle görselliğin yüksek olduğu durumlarda daha popüler bir pazarlama biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun yanında viral pazarlama, tüketicilerin kampanyayı yaymasına güvenir. E-posta, dosya ve site adresleri aracılığıyla mesajların yayılma gösterdiği viral pazarlama, tutundurma çalışmalarının yanında özellikle dağıtım konusunda maliyet etkin bir pazarlama uygulaması olarak ortaya çıkmıştır. Ağızdan ağıza iletişim en eski pazarlama tekniklerinden biridir. Örneğin; tüketici ürünle ilgili bir deneyime sahipse, edindiği olumlu ve olumsuz bilgileri o ürünü sık alan ve kullanan diğer arkadaşlarına aktarır. Mary Kary ve Amway, yüksek oranda tanınırlık elde etmek için ürünleri hakkında bilgili olan potansiyel müşterileri sosyal bir kanal olarak kullanan markalardır. Viral pazarlama da aynı mantıktan hareketle Internet ağında oluşturulmuş ağızdan ağıza iletişim tekniğidir. İnternet teknolojisi sayesinde dijital ortamlar insanlar için gerekli olan bilgilerin yayılması, kolay olarak elde edilmesi ve diğer kişilere yayılmasını daha hızlı ve etkili hale getirmiştir. Viral pazarlama sürecinde ağızdan ağıza iletişimi teşvik edecek mesaj, planlanarak seçilmelidir. Çünkü viral pazarlamada karşılıklı iletişimi sağlayabilmek ana elemandır. Viral pazarlamada markalar insanları eğlenceli bir şekilde sürecin içine dahil ederlerse ağızdan ağıza iletişimin başlaması büyük olasılıkla başarılı olur. Örnegin, Britney Spears’ın remixini düzenleme, Nike markalı bir ürünün rengini değiştirme veya kişiye özel kitlesel üretimin sağlamış olduğu imkanlarla bir ürünün üzerine tüketicinin isminin konulması gibi uygulamalar tüketiciyi viral pazarlamaya katılmaya ve sürecin bir parçası olmaya davet eder.

Ağızdan Ağıza Pazarlama…

1. Sır: Satış yapma, büyük ölçüde bir yanılsamadır.

Reklamların, satış elemanlarının, broşürlerin ve adrese postalamanın, ürünlerin doğrudan satılmasını pek sağlamadığını anlayın. Bunlar, neredeyse her zaman, kişisel etkileme ya da ağızdan ağıza iletişim denen bir aracı mekanizmanın devreye sokulmasıyla etkili olur.

Ağızdan ağıza pazarlamayı, reklamların ve satış elemanlarının yaptıkları etkileri çoğaltmak için kullanmayın.

Yaptığınız şeyin, ağızdan ağıza pazarlama açısından neler getireceğini, özellikle de bu aracı ağızdan ağıza iletişim zincirini başlatmak, sürdürmek ve güçlendirmek için nasıl kullanacağınızı iyice düşünüp bulmadan hiçbir reklam vermeyin, postayla bir şey göndermeyin, bir müşteriyi telefonla aramayın.

Pazarlamanın her bir öğesini, olumlu bir ağızdan ağıza tepki zincirine yol açacağını göz önüne alarak değerlendirin.

Alışılmış pazarlamanın – en iyi durumda olduğu zaman bile – olsa olsa insanların ürününüze ilgi duymalarını sağlayacağını anlayın. Sonra bu insanlar, o ürün hakkında meslektaşlarıyla, dostlarıyla, güvendikleri danışmanlarla konuşacaklardır. Onların,
ürünü satın almaları için tetiği çekecek olan şey, işte bu ağızdan ağıza iletişimdir. İnsanların ilgisi zaten uyanmış durumdaysa, alışılmış pazarlama yöntemlerine daha fazla para harcamanız, büyük ölçüde israf olacaktır. Bunu yapmak yerine, paranızı ağızdan ağıza iletişimi başlatmak için harcayın.

2. Sır: Ağızdan ağıza iletişimi doğrudan doğruya etkileyerek, satışlar genelde üç ilâ on kat artırılabilir.

Küçük çaplı düşünmeyin. Yeni bir satış kampanyası ya da reklam kampanyası, çok büyük bir başarıya ulaşsa bile, çoğu zaman satışları olsa olsa 10 ilâ 20 kat artırabilir.

Büyük çaplı düşünün. Ağızdan ağıza pazarlama yoluyla on katlık artışları hedefleyin. Bu yolla satışları yalnızca “beş” kat artırma “başarısızlığı”na uğrasanız bile, gene de kahraman olursunuz.

3. Sır: Karar verme sürecini çabuklaştırmada en etkin tek yol, ağızdan ağıza pazarlamadır.

Müşteriye, başka birinin o kararı nasıl verdiğini göstererek kararın verilmesini önceden hazırlayın.

Ağızdan ağıza pazarlamayı, insanları sizin ürününüzü almaya götürecek bir yol olarak görmeyin.

Ağızdan ağıza iletişimi, insanların çabuk karar vermelerini sağlayacak bir yol olarak görün.

4. Sır: Ağızdan ağıza pazarlamanın yapılandırılması ve kullanılması, geleneksel reklamlarda olduğu kadar kolaydır.

Ağızdan ağıza iletişimi, pazarlama çabalarınızın yalnızca rasgele seçilmiş bir yan etkisi olarak ele almayın.

Ağızdan ağıza iletişimi, pazarlamanın başka her şeyin bağlı olduğu bir temel taşı olarak ele alın.

Ağızdan ağıza pazarlamanızı, reklamlarınızı, satış kampanyalarınızı, pazarlama etkinliklerinin diğer yönlerini hangi hevesle planlıyorsanız öylece belirleyerek saptayın.

5. Sır: Ağızdan ağıza pazarlama, alışılmış pazarlamadan, sözcüğün gerçek anlamıyla bin kat daha güçlüdür.

Ağızdan ağıza iletişimin gücünü küçümsemeyin. Herkes bunun önemli olduğunu düşünür; gene de, bu tür iletişimi ciddi ölçülerde küçümser. Ağızdan ağıza pazarlama, alışılmış/geleneksel pazarlamadan en az 1000 kat daha güçlüdür.

İnsanların, her hafta aldıkları binlerce ilandan, reklamdan ve telefon çağrısından ancak çok küçük bir kesiminin etkisiyle harekete geçtiklerini unutmayın. Oysa aynı insanlar, dostlarından ve güvenilir danışmanlarından aldıkları tavsiyelerin hepsine değilse de çoğuna uyarak davranırlar.

Ağızdan ağıza iletişime, hak ettiği saygıyla – hatta huşuyla – yaklaşın. Aslında satışı gerçekleştiren, sizin ürününüzün kazandığı ündür: Onun hakkında sizin söylediğiniz şeyler değil, müşterilerinizin söyledikleridir.

6. Sır: Ağızdan ağıza iletişim, çelişik görünse de, pazarlama alanında en etkili ve en çok ihmal edilmiş olan güçtür.

Güçlü bir şeyi ihmal ettiğiniz zaman, çok büyük bir tehlike içine girmiş olacağınızı anlayın.

Güçlü ama ihmal edilmiş bir şeyi ehlileştirdiğiniz zaman, çok etkili bir gizli üstünlük elde edeceğinizi anlayın.

7. Sır: Kitlelere yayılan ağızdan ağıza olumlu iletişimle desteklenmedikçe, ürününüzün başarılı olması neredeyse olanaksızdır.

Sizin ürününüz hakkında, bütün düzeylerde sürmekte olan ağızdan ağıza iletişimi araştırın. İnsanların birbirlerine neler sorduklarını ve bu sorulara nasıl yanıtlar aldıklarını bilin.

Ürününüz konusunda kitlesel ve olumlu bir ağızdan ağıza iletişimi başlatmak için yasal ve ahlaksal olan her şeyi yapın. Bir pazarlamacı olarak bu, sizin birinci önceliğinizdir. Bunun dışında hiçbir şeyin ağırlığı yoktur.

8. Sır: Ağızdan ağıza iletişim, ya hızı artarak patlayacaktır ya da etkisi azalıp sönecektir. Her iki durumda da, işin nereye varacağını belirleyen bazı özgül öğeler vardır.

Ağızdan ağıza iletişimi kışkırtmak için yarım yamalak önlemlere başvurmayın.

Ağızdan ağıza iletişimi yıldırım hızına ulaştırın.

Kampanyanızı baştan sona planlayın, sonra elinizden gelen her şeyi – yapabileceğiniz kadar çok şeyi, yapabileceğiniz en büyük hızla – bu planın içine katın. Ağızdan ağıza pazarlama, atomun parçalanması gibi, can alıcı bir kitle olgusudur. Büyük etki yapacak, yavaş yavaş gelişecek, denetlenmiş ağızdan ağıza iletişim tepkisi diye bir şey yoktur. Her şeyi göze alarak yola çıkın.

9. Sır: Ağızdan ağıza pazarlamanın neden bu kadar güçlü olduğunu açıklayacak on ikiden fazla neden vardır. Bu nedenlerin hepsi, bir kere kavrandıktan sonra, sizin avantajınıza dönüştürülebilir.

Ağızdan ağıza iletişimin gücünü tam olarak nereden aldığını anlayın. Bu, onun size getireceği avantajlardan sonuna kadar yararlanmanızı sağlayacaktır.

Ağızdan ağıza iletişimin, reklamlara göre yalnızca daha az yan tutucu, bu nedenle de daha inanılır olması nedeniyle güçlü olduğunu varsaymayın. Bu, yalnızca buzdağının görünen ucudur.

10. Sır: Ağızdan ağıza pazarlamaya, gücünün büyük bir kesimini kazandıran çok belirgin bir özelliği vardır – ama bu onun açıkça görülen bağımsızlığı ve inanırlığı değildir. Ağızdan ağıza iletişim, bir deneyim aktarma mekanizmasıdır.

Ürünleri engelleyen şeyin, deneme yapılmadan önce, deneme sırasında ve deneme yapıldıktan sonra, bu deneyimleri toplamak için harcanan aşırı zaman olduğunu anlayın.

İnsanları, deneyim edinmeleri için (başka deyişle, sizin ürününüzü denemeleri için) zorlamayın.

Onları, başkalarının deneyimlerini dinlemeye çağırın.

11. Sır: Ağızdan ağıza pazarlamanın, hepsi gizil olarak denetlenebilir olan pek çok farklı türü vardır.

Ağızdan ağıza pazarlamanın, küresel bir şey olduğu varsayımını benimsemeyin: Müşteriler, potansiyel müşterilerle konuşurlar.

Ağızdan ağıza pazarlamanın, uzmanların ağızdan ağıza iletişimi, satış elemanlarının ve aracıların ağızdan ağıza iletişimi, çalışanların ağızdan ağıza iletişimi, halkla ilişkiler, üstü
kapalı ağızdan ağıza iletişim, açık onaylamalar, tanıklıklar ve ortak girişimler gibi çok çeşitli biçimleri bulunduğunu hesaba katın.

12. Sır: Farklı türden karar vericiler, karar verme döngüsünün her aşamasında ağızdan ağıza iletişime gerek duyarlar.

Doğru türden ağızdan ağıza iletişimi başlatacak anahtarın, her müşteri için doğru türden bir ağızdan ağıza iletişimin bulunduğunu anlamak olduğunu bilin. Örneğin yeni müşteriler, “Bu, denenmiş ve kanıtlanmıştır,” sözünü duymak istemezler. Başta devreye giren çoğunluk, o şeyin ne kadar yenilikçi olduğundan etkilenmez. Ürünü yeni benimsemiş olan her türden kişi, karar verme sürecinin her bir farklı aşamasında, uzmanlardan ve akranlardan farklı şeyler duyma gereksinmesi içindedir.

Müşterilerinizin her bir farklı türü için, ağızdan gıda pazarlamayı tam olarak hangi sözcüklerle dile getireceğinizi, özellikle de bu sözcüklerin içeriğini belirlemeniz, insanların tıkanıklıkları aşmalarını sağlayacaktır.

13. Sır: İçerik çok önemli olsa da, ağızdan ağıza pazarlamanın ardıllığı ve kaynağı da o denli önemlidir; bazen bu, içerikten daha da önemlidir.

Yalnızca, “olumlu ağızdan ağıza iletişim” yaratmayı amaçlamayın.

Bu iletişimin doğru mesajı, zamanlaması, ardıllığı ve kaynakları konusunda açık ve kesin bir tutum edinin. Bu dört öğenin hepsi bir arada olmadığı zaman, ağızdan ağıza pazarlama kampanyanız sönüp gidecektir.

14. Sır: Ağızdan ağıza iletişimin temelde iki düzeyi vardır: uzmanlara özgü ağızdan ağıza iletişim ve akranlar arasındaki ağızdan ağıza iletişim. Bunların her biri, karar verme döngüsünün farklı aşamalarında öbüründen daha güçlüdür.

Uzmanların gücünü azımsamayın. Bir uzmanın onayı, doğru zamanda, doğru biçimde, doğru insan tarafından verildiğinde, bütün satış elemanlarınızın bir yılda gerçekleştirebilecekleri bütün satışlardan daha fazla satış getirecektir. Bir çığın yuvarlanmaya başlaması için bir tek çakıl taşı yeterli.

Ürünün, onu üstün kılan “ideal” potansiyelini göstermek için mutlaka uzmanlardan yararlanın.

Ürünün, ortalama kullanıcının elinde nasıl işe yarayacağını göstermek için uzmanlara baş vurmayın.

Ürünün, “sıradan bir erkeğin ya da kadının” ellerinde nasıl işe yarayacağını göstermek için akranlardan yararlanın.

15. Sır: Ağızdan ağıza pazarlamada pekiştirme ve doğrulama, bilgilendirmeden daha önemlidir.

Ürünün en iyi tanımını sunmak için ağızdan ağıza iletişime güvenmeyin. Bu, broşürler, reklamlar, satış elemanları gibi alışılmış, geleneksel savunucu medya araçlarının işidir.

Ağızdan ağıza iletişimi, bilginin pekiştirilmesi ve doğrulanması amacıyla kullanın. İnsanlar, önce o ürünü üstün kılan şeyin ne olduğunu anlamak için bilgiye, verilen sözlere ve iddialara gereksinme duyarlar. Sonra, o ürün yaşamlarında değerli bir fark yaratma umudu veriyorsa, iddiaların gerçekten doğru (doğrulama) olduğunu kanıtlayacak ve ürünün kendi durumlarına benzeyen durumlarda gerçekten işe yarayacağını gösterecek (pekiştirme) pekiştirmeler ve doğrulamalar ararlar. Doğrulama ve pekiştirme, alışılmış pazarlama kanalları aracılığıyla aranmaz. Neredeyse bütünüyle, ağızdan ağıza iletişim yoluyla aranır.

16. Sır: Ağızdan ağıza pazarlama yaparken etki alanları içinde dümen tutuyorsunuz demektir. Hepsi birbirinin aynıysa, uzmanlara yaklaşmayın.

Uzmanların, işlerini çok büyük çeşitlilik gösteren etki alanlarından yola çıkarak yürüttüklerini anlayın. Uzmanların bazıları yerel, bazıları bölgeseldir; bazıları da ulus ya da dünya çapındadır. Ulusal uzmanlar, çoğu zaman bölgesel ve yerel uzmanları etkilerler; konuştuklarında birbirlerinin kanılarını pekiştirirler; bu da, çok sağlam olarak benimsenmiş inançlara yol açar.

17. Sır: Uzmanlara yaklaşmak, sıradan insanlara yaklaşmaktan daha kolaydır; ama bu, ancak tam bir dürüstlük içinde yapılmalıdır.

Uzmanlardan mutlaka yararlanın. Onlara yaklaşmak, sandığınızdan daha kolaydır. Ama sizin dürüst olmanız, elinizdeki ürünün de daha iyi olması gerekir. Elinizde yeterince haklı bir neden varsa hemen herkese ulaşabilirsiniz.

Siz kendinizi, elinde iyi bir ürün bulunan biri olarak görürken, uzmanların sizin ürününüzü bir araç olarak göreceklerini anlayın. Eğer değer taşıyan bir araçsa, bu onların geçerlik alanlarındaki (etki alanlarındaki) sorunlarını çözecektir. Onların iyi görünmelerini sağlayacaktır; daha da ötesi, birer uzman olarak onların insanlardaki imgelerini pekiştirecektir. Böylece onlar da sizin ürününüzün arkasında durmak isteyeceklerdir.

Uzmanları yönlendirmeye çalışmayın. Onlar, bunu yapmaya çalıştığınızı çok uzaktan fark edeceklerdir. Uzmanlar, sizin tam olarak nereden yola çıkmış olduğunuzu bilirler ve en iyi olan ürünün başarılı olmasını isterler.

18. Sır: Bir uzmanın inanılırlığı, ünden daha önemlidir.

Uzmanlığı ünle karıştırmayın. Uzmanların çoğu tanınmış kişiler değildir. Uzman, çok geniş bilgilere sahip, olağanüstü düşünme yeteneği bulunan, bu bilgileri ve düşünme yeteneğini uygulama dünyasına aktarabilen kişidir. İnsanlar, kendi alanlarında uzman olanları hemen tanırlar. Bu gibi kişiler, yalnızca uzman olarak kalmadıkları, aynı zamanda taraf tutmayan kişiler oldukları anlaşıldığı zaman, büyük bir inanılırlık
kazanırlar; taraf tutmamak, sizin ürününüz hakkında, onların açık açık olumlu görüşler kadar olumsuz görüşler de bildirmeleri anlamına gelir. Uzmanları, mutlaka inanılır oldukları için seçin, ünlü oldukları için değil.

Uzmanların, sizin en güçlü müttefikleriniz, en yıkıcı düşmanlarınız ya da bütünüyle ilgisiz kişiler olabileceklerini anlayın. Bu tiplerin her birini etkilemenin yolları vardır.

19. Sır: Ağızdan ağıza iletişimi yerine ulaştırmak için pek çok güvenilir mekanizma vardır.

“Ağızdan ağıza pazarlama”nın iyi reklam sonucunda gelişeceğini beklemeyin. Bunu siz kendiniz geliştirmek zorundasınız. Atölye çalışmalarından, seminerlerden, videoteyplerden, ses bantlarından, ortak girişimlerden, onaylamalardan, tanıklıklardan,
göndermelerden, network’lerden, halkla ilişkilerden, incelemelerden ve elinizin altında bulunan öteki iletişim araçlarından, ağızdan ağıza iletişimi yerine ulaştırmak amacıyla yararlanın.

Ağızdan ağıza iletişimi yerine ulaştırmak için kullanılacak her türlü kanalın kendine özgü, özel bir kurallar dizisi bulunduğunu anlayın.

20. Sır: Ağızdan ağıza pazarlamaya, bir kampanya olarak, sistemli bir biçimde yaklaşmak gerekir.

Ağızdan ağıza pazarlama alanındaki çabalarınızı eşgüdümleyin bütünleştirin ve sistemleştirin. Eşgüdümlenmemiş ve tek başına kalmış ağızdan ağıza pazarlama etkinliklerinin hemen hemen hiçbir etkisi olmaz.

21. Sır: Satış görevlileriniz arasındaki ağızdan ağıza iletişim, müşterileriniz arasındaki ağızdan ağıza iletişimden daha önemli olabilir.

Önce mutlaka satış görevlilerinize satış yapın. Onlara satış yapılmamışsa kimlere yapılacaktır?

Bilgiçlik dolu, gürültülü bir satış toplantısının bunu gerçekleştireceğini sanmayın. Satış görevlileri de heyecan duyabilmek için, tıpkı öteki müşteriler gibi o ürünün, şirketin dışındaki insanlarca da kabul gördüğüne tanık olmak isterler.

Ağızdan ağıza iletişimin, yöneticilerin yapacağı açıklamalardan etkilenmeyeceğini anlayın. Satış elemanlarınız, diğer çalışanlarınız, temsilcileriniz, şubeleriniz arasında ağızdan ağıza iletişimin belirlenmesinde, başka her şeye ağır basacak olan tek şey, o ürünün üstün nitelikte olduğunu gösteren tek kanıtı oluşturur.

22. Sır: Kendiliğinden oluşan ağızdan ağıza iletişimin nasıl ortaya çıktığını araştırıp bulmanın özel bir yolu vardır; böylece müşterilerinizin sizin hakkınızda gerçekte neler
söylediklerini belirleyebilir, gelecekteki müşterilerinizin kimler olacağını saptayabilir, müşterilerinizin söylediklerinin ikna edici olup olmadığı sonucuna ulaşabilirsiniz.

İnsanlara, “Bu ürünü bir arkadaşınıza nasıl tarif edersiniz?” gibi soruların sorulduğu alışılmış odaklanma gruplarını – daha da kötüsü – anketleri kullanmayın. İnsanlar bunları bilmezler; bundan da öte, arkadaşın sorduğu soruları ve öteki arkadaşın verdiği yanıtı sizin zaten bilmeniz gerekir.

Müşterilerle potansiyel müşterileri karışık olarak kullandığınız ve ağızdan ağıza iletişimin gerçek sözcüklerini işittiğiniz alışılmamış odaklanma grupları kullanın.

23. Sır: Kendiliğinden oluşan ağızdan ağıza iletişimi etkileme yollarıyla deneylere girişmenin ve bunun aslında ikna edici olduğunu kanıtlamanın bir yöntemi vardır.

Yukarıda betimlenen gruplara, ikna etme öğesini mutlaka ekleyin. O zaman, insanların düşüncelerini değiştiren şeyin gerçekten ne olduğunu işitebilirsiniz.

24. Sır: Neredeyse canlı, kendiliğinden doğan ağızdan ağıza iletişim kadar güçlü olan “paketlenmiş” ağızdan ağıza iletişimi üretmenin ve yerine ulaştırmanın pek çok yolu vardır.

Ağızdan ağıza iletişimi, canlı olarak yerine ulaştıramayacağınız zaman “paketleyin”. Videoteypleri, ses bantlarını, İnternet’i, yazılı kopyaları, dergilerden yapılmış basılı kopyaları kullanın. Bu, size boşa atış yapmak gibi görünebilir, ama kararlarını verebilmek için müşterilerinizin istedikleri tam da bu gibi şeylerdir.

25. Sır: Çelişik görünse de, alışılmış pazarlamanın tersine, ağızdan ağıza pazarlamada, ürün hakkındaki olumsuzluklar, olumlulardan daha güven verici olabilir.

Ağızdan ağıza ilettiklerinize, olumsuzlukların girmesinden kaçınmayın. Aslında, eğer bunlar orada yoksa, olumsuzlukların atlanmış olması göze batacak, her ne olursa olsun, sunduğunuz malzemenin inanırlığını ortadan kaldıracaktır.

Ürününüzü, “inanılmayacak ölçüde iyi” bir duruma getirecektir. Örneğin, yeni bir yazılım parçasını, yalnızca göklere çıkaracak terimlerle tarif ediyorsanız, insanlar onun olumsuz yanının ne olduğunu bulup çıkarma fırsatını yakalayıncaya kadar bekleyeceklerdir. Olumsuz yanını onlara siz söyleyerek, aslında karar verme döngüsünü kısaltmış olursunuz. Bu, yeni ilaçlar konusunda da özellikle geçerli olan bir şeydir: Her ilacın yan
etkileri vardır. Bütün hekimler bunu bilirler. Yan etkiler konusunda ciddi tartışmalar yoksa, hekimler insanların, gerçek dünyada ne tür yan etkiler gördüklerini duyuncaya kadar o ilacı kullanmazlar. Yan etkilerin şiddeti ve sıklığı hakkında konuşarak, çelişik bir yolla da olsa, hekimlere güvence verilmiş olur.

Olumsuzlukları gerçekten vurgulayın ama bunun hemen ardından, bu olumsuzluklarla başa çıkma yollarının geleceği konusunda güvence verin.

İnsanların, ürününüze ilgi duyduklarını ve o ürünün işe yaramasını istediklerini anlayın. Çoğu zaman insanlar, olumsuzlukların çok iyi bir biçimde giderilebileceği yönünde tatmin olmadan o ürünü denemeyeceklerdir.

26. Sır: “Ağızdan ağıza reklam” bir terimsel çelişkidir.

“Ağızdan ağıza reklam” deyişini kullanmayın. Reklam, şirket tarafından yürütülen bir savunmadır ve hemen hemen hiçbir zaman ürünün doğru bir tanıtımını vermez. Reklam, ağızdan ağıza pazarlamanın tam tersidir.

27. Sır: Ağızdan ağıza pazarlamada, içeriği etkileme yönünde olduğu hissedilen her türlü çaba, iletişimi baştan sona geçersiz kılacaktır.

İçeriği etkiliyormuşsunuz gibi görünecek hiçbir şey yapmayın. Aslında, elinizde üstünlük taşıyan bir ürün varsa, içeriği etkilemek zorunda kalmazsınız; yalnızca içeriği yapılandırın ve uzmanlarla birlikte çalışarak onların sağladığı malzemeleri uygun bir ardıllık sırasına sokarak sunun.

28. Sır: Reklamcılıkta ve satıcılıkta her zaman geçerli olan kurallar, ağızdan ağıza pazarlamada çoğu kez ters teper.

Ağızdan ağıza pazarlamanın, reklamların ve satışların kurallarından bütünüyle bambaşka bir kurallar dizisiyle yürüdüğünü anlayın. Ağızdan ağıza pazarlama, “canlı” bir iletişim
aracıdır. Olumluları vurgulamaktan, sonuca gitmeyi amaçlamaktan, yararlı yanları abartmaktan (ya da göklere çıkarmaktan), savunma dilini kullanmaktan oluşan alışılmış akıl yolu ve daha pek çok yol, ağızdan ağıza pazarlama konusunda geçerli değildir. Aslında, bütün bunlar, ağızdan ağıza pazarlamayı mahveder.

Ağızdan ağıza pazarlamayı, bu alanda becerili ve deneyimli olduklarını kanıtlamadıkları sürece, şu andaki şubelerinize devretmeyin. Ağızdan ağıza pazarlama, reklamlarda, satış
eğitiminde, tanıtmada ve halkla iliştiler ajanslarında normalde bulunmayan özel beceriler gerektirir.

Page 1 of 41234»

Sayfalar

porno