AHLAKEN ÇÜRÜMÜŞ Toplumlar YOK Olur!

Ahlaken çürümüş toplumlarda, bozulmamış insanlar suçlu kabul edilir. ( Cenab Şahabeddin )

Ahlaken çürümüş toplumlarda, TEMİZ ve DÜRÜST insanlar, diğer insanlara bir zararı olmayacağından dolayı, yok sayılmakta ve görmezden gelinmektedir!

Ahlaken çürümüş toplumlarda, Ahlaksız insanların ŞERRİNDEN EMİN olmak için her daim el üstünde tutulmaya devam edecektir!

Peki, böyle bir toplum varlığını nasıl ve ne zamana kadar sürdürebilecektir?

Ahlak, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal boyutu olan sosyal bir gerçekliktir.

Bir toplum, ahlak yapısını kaybettiğinde çöküşe sürüklenir; zulümler artar, sapkınlıklar yaygınlaşır ve insanlar hukuk yerine kuvvetle çözüm aramaya başlar.

Peki, günümüzde böyle bir durum var mıdır?

Bireyler arasındaki uzaklaşma, toplumsal yapının temellerini sarsmaktadır.

Birlik ve beraberlik değerlerinin kaybolması, yalnızca çıkar ilişkilerinin ön planda olduğu sahte ilişkilerin kurulmasına yol açmaktadır.

İnsanlar artık birbirine güvenmek yerine yanıltmayı, övmek yerine ezmeyi, sevmek yerine üstünlük kurmayı tercih ediyor. Bu durum, ahlak yapısını her geçen gün daha da zayıflatıyor.

Ahlak; Arapça kökenli “ yaratılış, huy ” anlamına gelir.

Türkçe sözlüklerde Ahlak; bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kurallar, olarak tanımlanır.

İnsanlığın varoluşundan bu yana her toplumun kendine özgü bir ahlaki yapısı olmuştur. Bu yapı, kültür, örf ve adetler, ananeler, etnik yapı gibi faktörlere bağlı olarak toplumdan topluma ve zamana göre farklılık gösterir.

Günümüzde ahlakın evrensel boyutları hızla aşınmakta ve toplumsal yapıyı tehdit etmektedir.

İyi ve doğru değer yargılarının oluşturduğu bir sistem bütünü olan ahlakın amacı iyiyi gerçekleştirmek, iyiye ve doğruya ulaşmaktır.

İnsana özgü olan ve insanı diğer canlılardan ayıran bir olgu olan ahlak, davranışlarla ve duygu ile ilgili olup temeli akla ve bilgeliğe dayalıdır.

Aynı zamanda vicdan, onur ve erdemle de bir bütün oluşturur. Yani ahlaklı insandan bahsederken onun vicdanlı, onurlu ve erdemli olduğuna da vurgu yapılır.

Kuşkusuz ahlak sadece birey ile sınırlı değildir fakat temel dayanağı bireydir.

Ahlaklı bireylerin oluşturduğu toplumdan, iş ve meslek yaşamından, siyaset kurumundan, evlilik kurumundan “ ahlaklı toplum ”, “ iş ahlakı ”, “ meslek ahlakı ”, “ siyaset ahlakı ” ve “evlilik ahlakından” bahsetmek mümkündür.

Peki, günümüzde, genel olarak, Ahlaklı bir toplumdan bahsedebilir miyiz? Ya da Ahlaki kuralların tamamen cari olduğu bir yoplumsal yapı?

Peki, günnmüzde, İş Ahlakından dem vurabilir miyiz? Herkes birbirini dolandırmak derdine düşmüş drumda! Temiz olan ve Temiz kalanları öncelikle tenzih ve takdir ederiz! İş dünyasında kime dokunsanız, bin ah işitebiliriz? Neden Acaba?

Peki, Meslek etiği ya da Meslek Ahlakına neler demeli? Meslekler sadece ÇOK PARA kazanmak odaklı olunca! Toplum, sadece ÇOK PARASI olanlara itibar gösterince! Meslek Etiği ya da Meslek Ahlakı yok sayılmaktadır!

Peki, Siyaset ve Siyaset Ahlakına Neler demeli? Siyaset sadece siyasiler ve çevresi için bir zenginleşme aracına dönüşünce! Siyset, halk için yapılmayınca!

Peki, Günümüz siyasilerinde; Siyasi Ahlaki Yozlaşma – Çözülme ve Çürüme var mıdır?

Tüm bu ETİK ve AHLAKİ DEĞERLERİN yozlaşması, doğal olarak, TOPLUMU ve toplumun çekirdeği – nüvesini teşkil eden BİREY – AİLE ve EVLİLİK kurumu da, zarar görmekte ve örselenmektedir!

Ceviz kabuğunu doldurmayan bahaneler ve sebepler ile Aileler parçalanmakta, evlilikler kısa sürede bitirilmektedir!

Ahlak kavramı, kişilerin sosyal yaşam içerisindeki ilişkilerini düzenleyen bir disiplin olduğunu söylemek mümkündür.

Peki, Ahlakın cari olmadığı bir toplumu YASALAR ve CEZAİ Müeyyideler ile ne kadar ISLAH edebiliriz?

Peki, Ahlakın cari olmadığı toplumda GÜVEN diye bir kavram cari olabilir mi?

Peki, Toplumsal ve Bİreysel GÜVEN olmayan bir yoplumda, sosyal BARIŞ ve HUZUR ortamı tesis edilebilir mi?

Ahlakın olmadığı yerde, “ ahlaksızlık ” ya da “ gayri ahlaki davranışlardan bahsedilir.

Ahlakın olmadığı toplumlarda, YOZLAŞMA – ÇÖZÜLME ve ÇÜRÜMELER görülmeye başlayacaktır!

Ahlakın olmadığı toplumlar; YOZLAŞMA – ÇÖZÜLME ve ÇÜRÜME akabinde YOK olmaya ve TARİH sahnesinden silinmeye mahkum olacaktır!

Evrensel AHLAKİ Değerleri yok sayan ya da toplumsal hayatta cari olmasına izin vermeyen toplumlar, Tarih sahnesinden silinmeye mahkum olacaktır! Tairh bunların örneklikleri ile doludur!

Hz. Peygamber ( sav ) efendimiz; Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim, buyurmaktadır.


Hz. Peygamber ( sav ) efendimiz; Kıyamet günü müminin mizanındaki hiçbir şey güzel ahlaktan daha ağır değildir. Doğrusu Yüce Allah, söz ve fiilleri çirkin olan kişilerden nefret eder, buyurmaktadır.

Hz. Peygamber ( sav ) efendimiz; Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâk bakımından en güzel olanıdır, buyurmaktadır.


Hz. Peygamber ( sav ) efendimiz; İyilik ( birr ) güzel ahlâktır. Günah ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir, buyurmaktadır.

Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Lokman Suresi, 17 ve 19. ayetlerde; Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır, başına gelene sabret! Şüphesiz bunlar, azim gerektiren işlerdendir. İnsanlara yanağını büküp kibirle bakma, yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zira Allah, kendini beğenmiş övünen kimseleri sevmez. Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir, buyurmaktadır.


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Nisa Suresi, 36. ayette; Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın; ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya ve ellerinizin altında bulunanlara iyilik edin. Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez, buyurmaktadır.


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Nahl Suresi 90. ayette; Şüphesiz Allah, adaleti, iyiliği ve akrabaya yardımı emreder; hayasızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor, buyurmaktadır.


Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Maide Suresi 8. ayette; Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun. Bu, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır, buyurmaktadır.

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir