Üretmeyen toplumlar, eşek arısı kolonisine benzer! Vızıltıları çoktur fakat bir kovanları yoktur! Ortada yaptıkları, bal olmadığı için sürekli birbirlerini yerler!
Peki, Kamu kurumlarında, EŞEK Arısı konumu – durumu ve mantalitesinde çalışan tipler var mıdır?
Birilerinin EŞEK Arısı konumu – durumu ve mantalitesinde ki; ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris oğlu – kızı – gelini – damadı – yeğenleri – sevgilileri ve ikinci eşleri, KAMU Kurumlarında ne zamana kadar istihdam edilmeye devam edecektir?
Kamu kurumlarında, EŞEK Arısı konumu – durumu ve mantalitesinde çalışan tipler, İŞ üretemeyecekleri için DEDİKODU – FİTNE ve FESAT üretmekten hem kendilerini ve hem de diğer samimi çalışanları yer ve tüketir!
Kamu kurumlarında, Eşek Arısı konumu – durumu ve mantalitesindeki, OTUZ kişi, OTUZ BİN iyi niyetli ve DEVLETİ – MİLLETİ adına çalışan ve üreten insanları, ZEHİRLEYEBİLİR!
Kamu kurumlarında, Eşek Arısı konumu – durumu ve mantalitesindeki tiplere karşı, samimi ve dürüst olanlar, birlikte hareket edemediği ve organize olamadıkları için YOK olmaya mahkumdur!
Negatif İnsanlar ile bir arada bulunmak – aynı ortamı teneffüs etmek, Radyasyona maruz kalmak gibidir. Kısa süreli dozlara dayanılabilir. Fakat uzun süreli dozlar, İNSANI hem ZEHİRLEYEBİLİR ve hem de ÖLDÜREBİLİR!
Eşek Arısı konumu – durumu ve mantalitesindeki kişiler de, yüksek dozda RADYASYONA maruz kalmak gibidir! Maruz kalan İnsanı; Ya ZEHİRLER ya da ÖLDÜRÜR!.
Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela Haysiyetlerini, sonra Hürriyetlerini daha sonra da İstiklal ve İstikballerini kaybetmeye mahkûmdur!
Üniversitelerin kuruluş felsefesi, ülkenin kalkınması adına, BİLİM ve TEKNOLOJİ üretmektir!
Üniversiteler; Araştırma – Geliştirme – Bİlimsel Faaliyetler – Teknoloji geiştirmesi ve üremesi gereken kurumlar olarak bilinir.
Peki, ülkemizde, iki yüzden fazla üniversite olmasına rağmen ülkenin gelişmesi ve kalkınması adına, BİLİM ve TEKNOLOJİ üreten bir Akademisyen ismini ya da Üniversite adına duyan var mıdır?
Devleti ve Milleti adına, çalışan ve üreten Akademisyenleri her daim takdir ederiz!
Araştırma – Geliştirme ve Bilimsel Faaliyetler yapmayan, Teknoloji geiştiremeyen ve üretemeyen ülkeler, geliştiren ve üreten ülkelerin EKONOMİK ve Kültürel olarak KÖLESİ ve SÖMÜRGESİ olmak durumunda kalacaktır!
Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Necm Suresi 39. Ayeti kerimede; Ve şüphesiz ki, insan için kendi çalıştığından başkası yoktur, buyurmaktadır!.
Devlet ve Millet olarak, kalkınabilmek – gelişebilmek – dünya ile rekabet edebilmek ve Türkiye Yüzyılı adına, tüm Kamu Kurumlarına, Eşek Arısı mantalitesindeki tipler ile değil, BAL ARISI zihniyetteki insanları istihdam etmek gerekir!
Bal arıları kraliçe, erkek ve dişi arılardan oluşur. 50 bin ile 80 bin arasında arının yaşadığı bir kolonide birkaç yüz erkek arı bulunurken çoğunu dişi arılar oluşturur.
Her koloninin sadece tek bir kraliçesi vardır. İşçi arılar birkaç ay yaşarken, kraliçe arı 7 yıla kadar yaşayabilir. Aslî görevi, kolonide yani kuluçka merkezinde yumurtlayarak neslini devam ettirmek ve koloniye lider ana arı olmaktır. Salgıladığı özel bir hormon sayesinde kendi kolonisindeki diğer arıların kendisini tanımalarını sağlar.
Bal Arıları; sadece 500 gram bal üretebilmek için 2 milyon çiçeğe konması gerekir. Bir bal arısı günde 2 bin çiçeğe konabilir.
İşçi balarısı hayatlarının son dönemlerindeki görevleri besin toplamaktır.
Arılar kışın besin bulamayacakları için kovanlarına bal depo eder. Kış için ayrıca polen depo edilmez, yalnız yağmurlu havalarda kullanılmak üzere yavru arılara yetecek kadar polen biriktirilir.
Arılar çiçeklerden topladıkları poleni doğrudan doğruya kullanmaz, “arı poleni” veya “arı ekmeği” adı verilen bir maddeye dönüştürür. Bu dönüşüm çiçeklerden toplanan polenlere nektarla birlikte bazı enzimlerin eklenmesi ile sağlanır.
Elde edilen bu madde sadece beslenme için kullanılır. Polen ve nektar toplama görevi 21 günlük işçi arılara düşmektedir.
Arılar, kovan ve yiyecek kaynağı arasında sürekli uçuş halinde oldukları için bu görev oldukça yorucudur. Uçuş kasları yıpranan arılar kısa bir süre sonra ölür. Arıların vücutları polen ve nektar toplamak için tasarlanmış özel sistemlerle donatılmıştır.
Eşek arıları bal yapmaz. Etçil canlılardır. Yağma için bir kovana saldıran 30 eşek arısı, üç saat içinde toplam da 30.000 balarısını öldürebilir.
Eşek arıları ağızlarındaki dişleriyle ısırır. Ancak zorda kaldığı vakit iğnesini batırır. Bu iğne zehirlidir. Sokması çok ağrı veren eşek arısının zehir insanda ağır alerji tepkilerine yol açabilir.
Bir eşek arısı, yeni bir arı kolonisi keşfettiğinde, bunu hemcinslerine duyurmak için özel bir koku salgılar. Kokuyu balarıları da algıladığından, kovanı savunmak üzere hemen girişe toplanmaya başlar.
Bir eşek arısı yaklaştığında 500 balarısı havalanıp hemen eşek arısının etrafını sarar. Bedenlerini hızla titreştirmeye başlar. Bu hareket arıların vücut ısılarının artmasına neden olur. Bu esnada eşek arısı adeta bir fırında pişiriliyormuşçasına ısınır ve sonunda kavrularak ölür.
Bu türden bir saldırının, ısıya duyarlı filmle çekilmiş fotoğrafında, görünen beyaz bölgelerdeki sıcaklık 50 oC’ye kadar çıkmaktadır. Balarılarının dayanabildiği bu sıcaklık eşek arıları için ölüm demektir.









