Adalet, Devletin Temelidir!

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli; Devlet, vatandaşlarını sadece dıştan gelen tehlikelere karşı korumaz, aynı zamanda içten gelecek saldırılara karşı da korur. Çünkü bir kişinin can ve mal güvenliği aynı toplum içindeki başka kişiler tarafından da sarsılabileceği gibi kişi hak kaybına, onur, haysiyet ve şerefine yönelik saldırılara da maruz kalabilir. Devletin bu düzeni sağlarken ilk amacı, adalet ilkesini gerçekleştirmektir. Adaletin, adaletsizliğin düşmanı olduğu, adaletin tesisinin devletin çekirdeğini meydana getirdiği tarihsel bir hakikattir. Hukuk ve adalet; devletin hem varlık nedeni hem meşruluk aracı hem de eli, kolu ve silahıdır. Hukuk ve adaleti devletin hem varlık sebebi hem de meşruluk aracı olarak ele alırken bu konudaki ahengin sağlanmasında çok hassas olmak lazımdır, diyor.


MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli; Devletin düzeni sağlarken ilk amacı adalet ilkesini gerçekleştirmektir. Halk, kendisine devletin adil davrandığına inanmazsa sisteme bağlılık sağlanmaz, diyor.


Yeryüzü ve Gökler, Adalet sayesinde ayakta durur.

Adalet, Devletin temelidir.

Bir Devlet; Adalet olmadan, belki bir dönem fakat sonsuza kadar varlığını devam ettiremez.

Kurumlar ancak Kurallar sayesinde ayakta kalır.

Kuralların uygulanmadığı kurumlarda, Kaos – Karmaşa ve Kargaşa vardır; Adaletten bahsedilemez.

Adaletin olmadığı kurum ve toplumlarda, SOSYAL kaos – kargaşa ve karmaşa hakim olur.

Adaletin olmadığı, kurum ve toplumlarda, sosyal barış ve huzur temin edilemez.

Devletin dini adalettir.

Devlet, yalnız adalet ile sonsuzlaşır ve adaletsizlikle yıkılır. Devlet, adalet ile yönetilir.

Devlet ve Toplum hayatında, olmaz ise olmaz, EMANET ve Adalet, kavramıdır.

Emanetleri EHLİNE veriniz! Peki, Emaneti Ehline vermek konusunda hatalarımız var mıdır?

Allah; EMANETLERİ – bir İŞİ, EHLİNE vermemizi emreder!

EMANET, Ganimet kafası ile yöetilemez! Peki, EMANET, Ganimet olarak görülebilir mi?

Adalet, toplumda; güveni, sosyal barışı ve huzuru da beraberinde getirecektir. Aksi halde, sosyal adalet, toplumsal barış ve huzur temin edilemez.

Toplumsal huzur ve barışın olmadığı toplumlarda, kaos – karmaşa ve kargaşa hakim olacağına ve doğa, boşluğu, kabul etmeyeceğine göre.

Toplumsal huzur ve barış; toplumu bir arada tutan yapı taşlarının arasındaki manevi harçlarla sımsıkı birbirine tutulur. Bu da toplumda, ahlaki ve hukuki değerlerin yaşatılması, insani değerlerin yüceltilmesi ile sağlanır.

Toplumsal huzur ve barış kültürünün varlığı, toplumsal yapıların içinde var olan farklı grupların, ihtiyaç ve beklentilerinin, tüm ilişkiler üzerinden karşılanıyor olması anlamına gelmektedir!

Toplumsal huzur ve barış için sosyal adaletin inşa edilmesi gerekir! Toplumun her üyesinin aynı temel haklara ve korumaya, fırsata, yükümlülüklere ve sosyal olanaklara sahip olduğu koşullara işaret eden bir adalet türüdür!

Sosyal adalet; toplum içinde yaşayan tüm fertlerin, insan olmak sıfatıyla sahip bulundukları her türlü sosyal ve ekonomik, siyasi hak ve özgürlüklerin eşitliğini temin ve emniyetini sağlamaktır!

Adalet, mülkün temelidir. Adalet güneşi batarsa, insanlar için yeryüzünde yaşamanın anlamı kalmayacaktır!

Toplum olarak, her yerde gergin ve kavgalı bir durumdayız. Kime dokunsak patlamaya hazır bomba gibi. Neden Acaba?

Ehliyet, Liyakat, Adalet, Hakkaniyet ve Nizam, devletin temelidir. Bunlar olmadan devlet, varlığını belki bir dönem fakat ilelebet devam ettiremez.

Adaletin olmadığı kurumlarda, zulüm var demektir. Zulüm ile ABAD olunamaz.

Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Zalimlikleri, Zulmedenleri ve Zalimleri, asla sevmez!

Selçuklu Sultanı Ahmet Sencer’e sorulmuş: Devletin neden çöktü?
Büyük işleri küçük adamlara, Küçük işleri büyük adamlara verdiğimi geç anladım! Küçük adamlar büyük işleri yapamadılar! Büyük adamlar küçük işleri yapmaya tenezzül etmediler! Böylece devlet düzeni bozuldu, diyor!


Hz. Mevlana; Adalet, bir şeyi yerli yerine koymaktır! Adalet, ağaçlara su vermektir! Adalet, bir nimeti yerine koymaktır! Yani hakkı hak sahibine vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, dikene su vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, Bir şeyi layık olmayana vermek ve bir şeyi konmaması gereken yere koymaktır! Adalet ve Zulüm, hakkı hak sahibine vermemektir! Bu hal; sadece belaya – felakete ve helake, sebebiyet verir, buyurmaktadır!


Hz. Mevlana; toplumda sosyal barışın, adaletin, huzurun sağlanması ancak ehliyet ve liyakate önem verilmesi, ehliyet ve liyakat sahibi insanların iş başına getirilmesiyle mümkün olabilir! Ehliyet ve liyakate bakılmaksızın işlerin yürütülmeye çalışılması halinde ise toplumsal düzenin işleyişinde aksaklıklar ortaya çıkacak ve sosyal düzen bozulacak, kaosa ve karmaşaya zemin hazırlayacaktır, buyurmaktadır!


Sonsuz Hikmet sahibi Yüce Allah, Nisa suresi 58. ayette; Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder! Allah size ne güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir, buyurmaktadır!

Kuzey KIBRIS BARIŞ Harekatı ve TÜRK BARIŞ GÜCÜ!

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli: 20 Temmuz 1974, Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin kudretini bütün dünyaya gösterdiği tarihî bir dönüm noktası olduğunu. Kıbrıs Türklerini yurtlarından çıkarmayı ve Ada’yı Yunanistan’a bağlamayı amaçlayan hesapların Kıbrıs Barış Harekâtı ile bozulduğunu. Türk askeri, Rum – Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş; miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz’in sularına gömmüştür, ifadelerini kullandı.


MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli: Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel’de değildir! Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kıbrıs’ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kuran kudretinde, olduğunu vurgulamıştır!


Türk Silahlı Kuvvetlerinin ( TSK ) 20 Temmuz 1974 tarihinde, Rumların, Kıbrıslı Türklere karşı uyguladıkları zulme son vermek, Ada’ya barış ve huzur getirmek amacıyla düzenlediği Kıbrıs Barış Harekatı’nın üzerinden ELLİ İKİ YIL geçmiştir.


20 Temmuz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – KKTC Türkleri için var oluş mücadelesinin önemli günlerinden biridir.


Kıbrıs; Akdeniz’deki konumu, tarih boyunca stratejik önemi ve 1571 tarihinde Osmanlı Devleti tarafından fethedilmiştir! ÜçYüz Yıldan fazla Osmanlı toprağı olmuştur! Ancak, 93 Harbi’nde, Osmanlı’nın Ruslara yenilmesiyle her şey değişmiş! İngiltere’nin desteğini almak isteyen Osmanlı Devleti, 1878 tarihinde, Berlin Antlaşmasına göre, Ada toprağı Osmanlı’da kalacak ancak idari kontrol İngiltere’de olacaktır.


Kıbrıs, Küresel – Emperyalist ve Hegemonyal güçler adına, Orta Doğu’daki GÜÇ ve VARLIK mücadelesinin merkezinde yer almaktadır.


Kıbrıs, Küresel – Emperyalist ve Hegemonyal güçler için BEKA meselesi, konumundadır.


Kıbrıs ve Doğu Akdeniz, Küresel – Emperyalist ve Hegemonyal güçler arasında, dünya meydan muharebesinin icra edileceği bölgeler olacaktır!


Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – KKTC’yi yok sayabilir mi?


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – KKTC’nin hem coğrafi ve hem de stratejik durumu, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ULUSAL Güvenlik meselesidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin adadaki garantörlüğü ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetlerinin adadaki varlığı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – KKTC zaviyesinden BEKA ve ULUSAL Güvenlik meselesidir.

Peki, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri, adadan gönderilebilir mi?

Peki, Kıbrıs Türk Barış Gücünün adadan gönderilmesi gerektiğini savunan ve gazlayan, küresel ve emperyalist güçler kim ya da kimler?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – KKTC vatandaşları ve yöneticiler, tarihte tüm yaşanmışlıklara rağmen, Kıbrıs Rum kesimi ile tek devlet ya da federasyon şeklinde birleşebilir mi?

Peki, Federasyon ya da tek devlet fikrini savunan ve gazlayan, küresel ve emperyalist güçler, kim ya da kimler?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – KKTC vatandaşları, sadece dünyalık ve ekonomik rahat edebilmeleri ya da Avrupa’nın nimetlerinden istifade edebilmek adına, her şeyin üstüne bir çizgi çekebilir mi? Dün yaşanılan tüm zulümleri ve katliamlar yok sayılabilir ya da unutabilir mi?

Peki, 1959 yılında varılan mutabakat ve garantörlük anlaşmalarına rağmen, 1974 yılında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – KKTC bölgesinde, Rum kesiminin yapmış olduğu ve yaşanılan zulümlerin yeniden yaşanmayacağının bir garantisi var mıdır?

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri adadan gönderilme durumu ( sıfır ihtimal olarak ) vuku bulursa, 1974 tarihinde olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti – KKTC Türklerinin yeniden bir vahşet ve zulüm karşısında ya da başkaca bir durum zuhur etmesi halinde, neler olabileceğini veya bir oldu bitti ile karşı karşıya kalınabileceğini de, bir kenara not etmek gerekir.

Kıbrıs; Doğu Akdeniz’in en büyük, Akdeniz’in ise üçüncü büyük adası; Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin, Mısır, Yunanistan ve Libya’nın ortasındadır.


Kıbrıs; Avrupa haritasında gösterilmesine rağmen coğrafi olarak Orta Doğu’da kabul edilmektedir.


Kıbrıs; Asya, Afrika ve Avrupa’nın merkezi bir konumundadır.

Kıbrıs adasının konumu, Anadolu ve Ortadoğu arasında bir durak noktası gibidir.


Kıbrıs; tarih boyunca, Orta Doğuya açılmak isteyen küresel güçler ve emperyalist devletler için vazgeçilmez stratejik, askeri ve ticari bir üs olarak görülmüştür.


Kıbrıs; etrafını saran bölgelere, “bölgesel ve stratejik güç” olma yolunda, bir açılım sağlamaktadır.


Kıbrıs; Coğrafi konumu göz önüne alınarak, İskenderun Körfezi’ne doğru uzanan ‘bir uçak gemisine’ benzetilen, her dönemde stratejik önem ve özelliğini korumaktadır.

Kıbrıs Adasını elinde bulunduran güç, her zaman Türkiye’den Mısır’a, Lübnan’dan, İran’a kadar olan tüm bölgeyi kontrol etmektedir.