KIZIL RÜZGAR Hadisi!

Kızıl rüzgar hadisi; Toplumsal ahlakın bozulması, emanete hıyanet, zekatın angarya görülmesi, lüks ve fuhşiyatın artması vb. 15 olumsuz durumun yaşanması halinde gelecek toplumsal felaketleri ( kızıl rüzgar, yere batma ve şekil değiştirme ) haber vermektedir.


Kızıl rüzgar hadisi; Ahir zamanda, ahlaki yozlaşma – bozulma – çözülme ve çürüme sonucunda oluşacak, musibetlere işaret etmektedir.


Eşrefi mahlukat olarak yaratılan İNSAN, kendisine bahşedilmiş olan akıl, irade ve ahlaki sorumluluk gereği mezkur uyarılardan ibret alması beklenmektedir.


Hz. Ali (r.a.) rivayet edilen bir hadis-i şerifte; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Ümmetim ON BEŞ ŞEYİ YAPMAYA başlayınca, BÜYÜK BELALARIN gelmesi vâcip olur, diyor.


1 -) Devlet malının ganimet bilinmesi ve çarçur edilmesi.
2 -) Emanetin ganimet bilinip istismar edilmesi.
3 -) Zekât vermenin angarya kabul edilmesi.
4 -) Kişinin haksız olan karısına itaat etmesi.
5 -) Annesine isyan etmesi.
6 -) Arkadaşını kayırması.
7 -) Babasına cefâ ve eziyet etmesi,
8 -) Camilerde gürültülerin ve boş sözlerin yükselmesi.
9 -) Halkın en aşağılık kimselerinin söz sahibi olmaları.
10 -) Kişiye şerrinden korkulduğu için iyilik edilmesi.
11 -) İçkinin serbestçe içilmesi.
12 -) Lüks – şatafat ve İpek elbiselerin giyilmesi.
13 -) Şarkıcı kızların çoğalması.
14 -) Çalgı âletlerinin yaygınlaşması.
15 -) Bu ümmetin sonradan gelenlerinin önceden gelenlere lânet okuması.


İşte o zaman kızıl rüzgâr, yere batma veya suret değiştirme belâlarını beklesinler.


Kızıl Rüzgar hadisi: Savaş felaketi, büyük sosyal karışıklıklar, volkanik patlamalar, yangınlar veya atmosferik afetler olarak yorumlanmıştır.


Kızıl Rüzgar hadisi; toplumsal yozlaşma – çözülme – çürüme ve yozlaşmanın neticesinde başa gelecek azap ve musibetler konusunda, bir ikaz niteliğindedir.


Peki, günümüzde, DEVLET MALI ve tüm KAMU Kaynakları GANİMET olarak görülmekte ve çarçur edilmekte midir?


Peki, günümüzde, Kamu kurumlarına istihdam konusunda KAYIRMACILIK ve NEPOTİZM var mıdır?

Peki, Günümüzde, EMANET, EHLİNE mi verilmektedir?

Yoksa, EHLİYET – LİYAKAT – ADALET ve HAKKANİYET her yerde geçerli mi?

EHLİYET – LİYAKAT – ADALET ve HAKKANİYETİN olmadığı toplum ve kurumlarda, ZULÜM var demektir?

Allah, Zulmedenleri ve Zalimleri de, asla sevmez!


Peki, Allah, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara, ‘ ÖF’ bile deme! Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı güzel sözler söyle, uyarıları ve ikazlarına rağmen, modern dünya insanı, anne ve babayı ya HUZUR Evlerine göndermek ya da evlerin bir köşesinde İTHAL BAKICILARA teslim etmek yarışında olduğunu da, not edelim!

Peki, günümüz modern insanı, özellikle de Türkiye gibi ülkelerdeki MUHAFAZAKAR KİTLE, LÜKS ve ŞATAFAT içinde bir hayatı ya da YARIŞI var mıdır?

Hz. Mevlana; Adalet, bir şeyi yerli yerine koymaktır! Adalet, ağaçlara su vermektir! Adalet, bir nimeti yerine koymaktır! Yani hakkı hak sahibine vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, dikene su vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, Bir şeyi layık olmayana vermek ve bir şeyi konmaması gereken yere koymaktır! Adalet ve Zulüm, hakkı hak sahibine vermemektir! Bu hal; sadece belaya – felakete ve helake, sebebiyet verir, buyurmaktadır!


Hz. Mevlana; toplumda sosyal barışın, adaletin, huzurun sağlanması ancak ehliyet ve liyakate önem verilmesi, ehliyet ve liyakat sahibi insanların iş başına getirilmesiyle mümkün olabilir! Ehliyet ve liyakate bakılmaksızın işlerin yürütülmeye çalışılması halinde ise toplumsal düzenin işleyişinde aksaklıklar ortaya çıkacak ve sosyal düzen bozulacak, kaosa ve karmaşaya zemin hazırlayacaktır, buyurmaktadır!


İslam dininde, devlet malı ( beytülmal ) veya kamu malı, tüm vatandaşların hakkı olan kutsal bir emanet olarak kabul edilir. Bu mallara, haksız yere el uzatmak, çalmak veya zarar vermek kul hakkına girdiği için büyük günahlar arasında sayılmaktadır.


Hz. Ömer; Fırat’ın kenarında bir koyun kaybolsa, onun hesabını benden sorarlar, buyurmaktadır.


Peygamber Efendimiz (s.a.v): Devlet malından bir hırka bile aşıran, savaşta bile ölse şehit olamaz, buyurmaktadır.


Hadis-i şeriflerde; İşinin ehli olmayana, İş ve görev tevdi edildiği – verildiği zaman, kıyameti bekleyiniz. Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin, buyrulur.


Emanete riayet edilmez ve Görev Ehlinden başkasına verilirse, ilim; dine hizmet için değil de, para ve makam için öğrenilirse. Fasık ve ehil olmayanlar işbaşına getirilirse. Kötülüğünden korkup zalime hürmet edilirse, o zaman çeşitli bela ya da helake maruz kalınır.


Sonsuz Hikmet sahibi Yüce Allah, Ali İmran suresi 162. ayette; Hiçbir peygamber savaşanların hakkını zimmetine geçirmez. Kim böyle bir haksızlık yaparsa kıyamet günü, zimmetine geçirdiğini yüklenmiş olarak gelir; sonra herkese kazanmış olduğunun karşılığı, kimse haksızlığa uğratılmaksızın tastamam ödenir, buyurmaktadır.


Sonsuz Hikmet sahibi Yüce Allah, Nisa suresi 58. ayette; Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder! Allah size ne güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir, buyurmaktadır!

DEVLET, ADALET ile Ayakta Kalır! ADALETSİZLİK ile YIKILIR!

Selçuklu Sultanı Ahmet Sencer’e sorulmuş: Devletin neden çöktü?
Büyük işleri küçük adamlara, Küçük işleri büyük adamlara verdiğimi geç anladım!
Küçük adamlar büyük işleri yapamadılar! Büyük adamlar küçük işleri yapmaya tenezzül etmediler! Böylece devlet düzeni bozuldu, diyor!

Yeryüzü ve Gökler, Adalet sayesinde ayakta durur. Adalet, bütün erdemlerin başıdır.

Adalet ve Nizam, Devletin temelidir. Adalet olmadan, bir Devlet varlığını devam ettiremez.

Kurumlar ancak Kurallar sayesinde ayakta kalır. Kuralların uygulanmadığı kurumlarda, Kaos – Karmaşa ve Kargaşa vardır ve Adaletten bahsedilemez.

Adaletin olmadığı toplumlarda, sosyal kaos ve karmaşa hakim olur. Sosyal Kaos ve Karmaşanın olduğu toplumlar, varlığı ve birliğini koruyamaz

Devlet ve Toplum hayatında, olmaz ise olmaz, adalet, kavramıdır.

Adalet, toplumda; güveni, sosyal barışı ve huzuru da beraberinde getirecektir. Aksi halde, sosyal adalet ve toplumsal barış temin edilemez.

Toplumsal Barışın olmadığı toplumlarda, kaos – karmaşa ve kargaşa hakim olacağına göre. Doğa, boşluğu, kabul etmeyeceğine göre.

Toplumsal Barışın olmadığı toplumlar, önce iç karışıklıklar ve sonra da DIŞ MÜDAHALEYE hazır bir duruma gelecektir.

Toplumsal Barışın olmadığı toplumlar da, milli bilinç gelişemez. Milli Bilinci gelişememiş toplumlar dağılmaya ve yok olmaya mahkumdur.

Türk; Adalet dağıtan ve Hakikat ehli demektir. Adaletin olmadığı durum ve kurumlarda, zulüm var demektir. Zulüm ile ABAD olunamaz!

Devletin dini adalettir, adaleti olmayan devlet dinsizdir, diyeceksiniz. ADALET ve HAKİKATE mugayir işler ve davranışlar sergileyeceksiniz, öyle mi?

Devlet, yalnız adalet ile sonsuzlaşır ve adaletsizlikle yıkılır.

Devlet, adalet ile yönetilir. Devlet yönetim sistematiğinde; Ehliyet ve Liyakat, sıradan ve öylesine bir kavram değildir. Ehliyet ve Liyakat için öncelikle eğitim gerekir!

Adalet, mülkün temelidir. Adalet güneşi batarsa, insanlar için yeryüzünde yaşamanın anlamı kalmayacaktır.

Adaleti tesis etmek için herkes sorumluluk taşımalı. Adalet olmadığı durumlarda, sosyal barış ve huzur olmaz. Sosyal barış ve huzurun olmadığı durumda ise KAOS ve KARMAŞA geliyor demektir.


Toplumsal KAOS ve KARMAŞA fitili bir ateşlenirse nerede duracağı ve nerelere varacağı tahmin dahi edilemez.

Bölgemizdeki ülkelere bakmak ve ibret almak gerekir. Milli BİRLİK ve MİLLİ BİLİNCİ, tesis edemeyen toplum ve devletler, dağılmak ve yok olmak ile karşı karşıya kalacaktır.

Ehliyet, Liyakat ve Adalet, birbiri ile bağlantılıdır. Ehliyet, Liyakat ve Adalet; toplumsal güven, sosyal barış ve toplumsal huzuru da beraberinde getirecektir.

İş; ehline verilecek. İş, ehline verilmediği dönemlerde, kıyameti bekleyeceğiz. Peki, bu kıyamet, kim ya da kimlerin kıyameti olmalı?

Hz. Mevlana; Adalet, bir şeyi yerli yerine koymaktır! Adalet, ağaçlara su vermektir! Adalet, bir nimeti yerine koymaktır! Yani hakkı hak sahibine vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, dikene su vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, Bir şeyi layık olmayana vermek ve bir şeyi konmaması gereken yere koymaktır! Adaletsizlik ve Zulüm, hakkı hak sahibine vermemektir! Bu hal; sadece belaya – felakete ve helake, sebebiyet verir, buyurmaktadır!


Hz. Mevlana;
toplumda sosyal barışın, adaletin, huzurun sağlanması ancak ehliyet ve liyakate önem verilmesi, ehliyet ve liyakat sahibi insanların iş başına getirilmesiyle mümkün olabilecektir! Ehliyet ve liyakate bakılmaksızın işlerin yürütülmeye çalışılması halinde ise toplumsal düzenin işleyişinde aksaklıklar ortaya çıkacak ve sosyal düzen bozulacak, kaosa ve karmaşaya zemin hazırlayacaktır, buyurmaktadır!


Hadis-i şeriflerde; İşinin ehli olmayana, İş ve görev tevdi edildiği, verildiği zaman, kıyameti bekleyiniz! Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin, buyrulur!


Sonsuz Hikmet ve Kudret Sahibi Yüce Allah, Nisa suresi 58. ayetinde; Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder! Allah size ne güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir, buyurmaktadır!