Emanet; Ehliyetsizlik ve Liyakatsizlik // ZULÜM ve VEBAL…

Son günlerde ülkemizde meydana gelen üzücü ve elem veren olaylar, bu olaylarda hayatını kaybeden insanlar; DENETİM GÖREVİNİ yapması gereken Devletin KURUMLARI ve bu kurumlarda milletin vergileri ile maaş alan EKLİYETSİZ – LİYAKATSİZ ve KİFAYETSİZ MUHTERİS TİPLERİN KAMU KURUMLARINDA İSTİHDAM edilmesinin acı ve bedeli ağır SONUÇLARINA ŞAHİT olmaktayız.

Ehliyet, Liyakat, Adalet, Hakkaniyet ve Nizam, devletin temelidir. Bunlar olmadan devlet, varlığını belki bir dönem fakat ilelebet devam ettiremez.

Adaletin olmadığı toplumda, sosyal kaos – kargaşa ve karmaşa hakim olur.

Toplumsal refah – barış ve huzurun temini için kamu kurumlarına personel alımı; adalet, ehliyet ve liyakat ilkesi ve özellikle kamuda, toplum adına iş yapanların bu konularda daha dikkatli olması gerekir.

Ehliyet ve Liyakat, iş yapmaya uygunluk ve yararlılık durumudur. İş başına getirilen yönetici ve çalışanlar, işi ile ilgili bilgi ve kabiliyete sahip olması gerekir.

Emanet; Ehliyet – Liyakat ve Adalet! Emanet ehline verildiği ve adalete riayet edildiği müddetçe, toplumsal huzur ve barış sağlanmış olur.

Emanet ehline verilmediği dönemlerde, hem Emanete İhanet edilmiş olur ve hem de Haksızlık ve huzursuzluk, servet ve neslin helâk olmasının baş sebepleri arasında yer almıştır.

Adalet, eşitlik ve dengeyi sağlamak demektir. Tabii ki akabinde, toplumsal refah – huzur ve barış.

Yeryüzü ve Gökler, Adalet sayesinde ayakta durur. Adalet, bütün erdemlerin başıdır.

Adalet ve Nizam, Devletin temelidir. Adalet olmadan, Devlet varlığını devam ettiremez.

Kurumlar ancak Kurallar sayesinde ayakta kalır. Kuralların uygulanmadığı kurumlarda, Kaos – Karmaşa ve Kargaşa vardır; Adaletten bahsedilemez. Adaletin olmadığı durumda, toplumsal refah – barış ve huzur olmaz.

Devlet, yalnız adalet ile sonsuzlaşır ve adaletsizlikle yıkılır.

Adalet, mülkün temelidir. Adalet güneşi batarsa, insanlar için yeryüzünde yaşamanın anlamı kalmayacaktır.

Emaneti; Ehliyet ve Liyakat sahiplerine vermek, Adalet ve Hakkaniyet demektir.

Emaneti; Ehliyetsiz – Liyakatsiz ve Kifayetsiz muhterislere teslim etmek; ZULÜMDÜR – VEBALDİR.

Zulmün olduğu yerde, mazlumun ahı ve vebal var demektir. Zulüm ile ABAD olunamayacağına göre.

Zulüm; hakkı hak sahibine vermemek, Sünnetullah ve Gayretullah’a dokunur! Bu hal, belaya – felakete ve helake, sebebiyet verir.

Öyle bir devir gelecek ki; EMANET – KAMU MALI, GANİMET olarak görülmeye başlayacak!

Hz. Mevlana; Adalet, bir şeyi yerli yerine koymaktır! Adalet, ağaçlara su vermektir. Adalet, bir nimeti yerine koymaktır. Yani hakkı hak sahibine vermektir! Adaletsizlik ve Zulüm, dikene su vermektir. Adaletsizlik ve Zulüm, Bir şeyi layık olmayana vermek ve bir şeyi konmaması gereken yere koymaktır. Adaletsizlik ve Zulüm, hakkı hak sahibine vermemektir. Bu hal; sadece belaya – felakete ve helake, sebebiyet verir, buyurmaktadır.

Hz. Mevlana; toplumda sosyal barışın, adaletin, huzurun sağlanması ancak ehliyet ve liyakate önem verilmesi, ehliyet ve liyakat sahibi insanların iş başına getirilmesiyle mümkün olabilecektir. Ehliyet ve liyakate bakılmaksızın işlerin yürütülmeye çalışılması halinde ise toplumsal düzenin işleyişinde aksaklıklar ortaya çıkacak ve sosyal düzen bozulacak, kaosa ve karmaşaya zemin hazırlayacaktır, buyurmaktadır.

Hadis-i şeriflerde; İşinin ehli olmayana, İş ve görev tevdi edildiği, verildiği zaman, kıyameti bekleyiniz. Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin, buyrulur.

Ya Resul Allah! Emanetin zayi edilmesi nasıl olur, denince; verildiği zaman kıyameti bekleyin, buyurmuştur.

Emanete riayet edilmez ve Görev Ehlinden başkasına verilirse, ilim; dine hizmet için değil de, para ve makam için öğrenilirse. Fasık ve ehil olmayanlar işbaşına getirilirse. Kötülüğünden korkup zalime hürmet edilirse, o zaman çeşitli bela ya da helake maruz kalınır.

Emanet; Ehliyet ve Liyakat // ADALET ve HAKKANİYET

Son günlerde ülkemizde meydana gelen üzücü ve elem veren olaylar, bu olaylarda hayatını kaybeden insanlar; DENETİM GÖREVİNİ yapması gereken Devletin KURUMLARI ve bu kurumlarda milletin vergileri ile maaş alan EHLİYETSİZ – LİYAKATSİZ ve KİFAYETSİZ MUHTERİS TİPLERİN KAMU KURUMLARINDA İSTİHDAM edilmesinin acı ve bedeli ağır SONUÇLARINA ŞAHİT olmaktayız.

  • Peki, DENETİM görevini yapması için kurulan DEVLETİN KURUMLARI ve burada istihdam edilen ehliyetsiz – liyakatsiz ve kifayetsiz muhteris personel ne iş yapmaktadır?
  • Peki, DENETİM görevini yapması için kurulan DEVLETİN KURUMLARINDA, Milletin Vergileri ile MAAŞLARI ödenen; EHLİYETSİZ – LİYAKATSİZ ve KİFAYETSİZ MUHTERİS, siyasilerin yakınları istihdam ediliyorsa!
  • Peki, Devletin tüm kurumlarına, EHLİYETSİZ – LİYAKATSİZ ve KİFAYETSİZ MUHTERİS yakınlarının istihdam edilmesi için aracılık eden; SİYASİLERE – MİLLET VEKİLLERİNE – BELEDİYE BAŞKANLARI ve ÜNİVERSİTE REKTÖRLERİNE Neler demeli?
  • Peki, Devletin tüm kurumlarına, EHLİYETSİZ – LİYAKATSİZ ve KİFAYETSİZ MUHTERİS yakınlarının istihdam edilmesi için aracılık eden SİYASİLER, HARAM LOKMAYA da vesile olmakta mıdır?
  • Peki, Devletin tüm kurumlarına, EHLİYETSİZ – LİYAKATSİZ ve KİFAYETSİZ MUHTERİS tiplerin Milletin Vergilerinden almış oldukları MAAŞ HARAM olur mu?
  • Peki, tüm bunlar sadece DENETİM olmadığından mı yoksa Toplumsal ve AHLAKİ olarak YOZLAŞMA- ÇÜRÜME ve ÇÖZÜLME emareleri midir?
  • Peki, bir toplumda, hem sosyal ve hem de AHLAKİ YOZLAŞMA – ÇÜRÜME ve ÇÖZÜLME emareleri varsa, neler beklenmeli?
  • Peki, Toplumsal YOZLAŞMA – ÇÜRÜME ve ÇÖZÜLME ne demektir?
  • Toplumsal YOZLAŞMA – ÇÜRÜME ve ÇÖZÜLME; Ehliyetsiz – Liyakatsiz ve Kifayetsiz muhteris tiplere, EMANET teslim edilmesi ve toplumda ADALET duygusunun kaybolması demektir!

Ehliyet, Liyakat, Adalet, Hakkaniyet ve Nizam, devletin temelidir. Bunlar olmadan devlet, varlığını belki bir dönem fakat ilelebet devam ettiremez.

Adaletin olmadığı toplumlarda, sosyal kaos – kargaşa ve karmaşa hakim olur.

Devletin dini adalet, adaleti olmayan devlet dinsizdir.

Din adına ve hem de Müslüman olduğunu iddia edenler; EHLİYET – LİYAKAT – ADALET ve HAKİKATE mugayir işler ve davranışlar sergilemesine neler demeli?

  • Peki, bu durum, Zulüm olarak kabul edilebilir mi?
  • Peki, ZULÜM ile ne zamana kadar ABAD olunabilir?
  • Peki, Zulmün olduğu yerde mazlum var demektir. Mazlumun ahı indirir bir gün ŞAHI.

Peki, Nepotizm nedir?

Nepotizm; Kamu Kurumlarına; akraba ve yakınların işe alınması. Ayrımcılık ve Kayırmacılık içeren işe alımlar. Bir kişinin ehliyet, liyakat, beceri, kabiliyet veya eğitim düzeyine bakılmaksızın KAMU KURUMLARINDA istihdam edilmesi.

Kamu Kurumlarına işe alımlarda, Nepotizm uygulaması, bilinçli bir şeklide yapıldığından toplumda mağdurlar olmaktadır. Böyle bir uygulama ile hem ZULÜM ve hem de VEBAL oluşmaktadır.

Toplumda, ehliyetli ve liyakatli gençler, bilinçli bir şekilde mağdur edilmektedir. Hayata, devlete ve milletine küsmektedir. Peki, birilerinin buna hakkı var mıdır?

VEBAL; Mağduriyete sebebiyet veren etkili ve yetkili makamlarda bulunanları yaktığı gibi nepotizm dolayısı ile işe aldıkları kişileri de yakacaktır.

Toplumsal barış ve huzurun temini için kamu kurumlarına personel alımı; adalet, ehliyet ve liyakat ilkesi ve toplum adına iş yapanların bu konularda daha dikkatli olması gerektiğine şahit oluyoruz.

Ehliyet ve Liyakat, iş yapmaya uygunluk ve yararlılık durumudur. İş başına getirilen yönetici işi ile ilgili bilgi ve kabiliyete sahip olması gerekir.

  • Devlet kademesinde ki tüm atamalar ve işe alımlarda, ehliyetsizlik ve liyakatsizlik, kifayetsiz muhterizler ordusu, torpil ve nepotizm almış başını gitmektedir.

Ebu Hureyre (ra), İş – EMANET, Ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekle, diyor.
Kamu Kurumlarına, İŞ – EMANET, EHİL olmayana verildiğinde KIYAMETİ bekleyeceğiz.

Peki, bu KIYAMET, kim ya da kimlerin KIYAMETİ olmalı?

Peki, Ehliyetsiz – Liyakatsiz – kifayetsiz muhteris ve ÇIKARCI – MENFAATÇİ kripto tipler, Kamu kurumlarında YOL ARKADAŞI olarak seçilirse, daha neyi ve neleri beklemeliyiz?

Her kim adaylar arasında, bilgisi ve hizmeti ile ehil bir kişi varken onu değil de, güç ve iktidar sahiplerine yakın, bilgi ve tecrübe olarak daha aşağı seviyede ve ehil olmayanı göreve getirecek olursa; Allah’a, Peygamberine ve Müminlere ihanet etmiş olur.

Emanet ve Adalet! Emanet ehline verildiği ve adalete riayet edildiği müddetçe toplumda huzur ve barış sağlanmış, ihanet ve haksızlıklar ise huzursuzlukların, kavgaların, servet ve neslin helâk olmasının baş sebepleri arasında yer almıştır.

Adalet, eşitlik ve dengeyi sağlamak demektir. Tabii ki akabinde de toplumsal huzur ve barış.
İnsanların haklarını yiyenler, kendilerini karşıdakilerden üstün, seçkin ve güçlü görerek yapar.

Hakkaniyet ve adaletin olmadığı toplumlarda, toplumsal refah – barış ve huzur ortamı olmaz, sosyal karmaşa – kargaşa ve kaos hakim olacaktır.

Peki, böyle bir duruma sebebiyet veren ve Müslüman olduğunu da iddia edenler, Devlet nizamı, Allah ve Resulüne, ihanet etmiş olur mu?

Kamu kurumlarına, ehliyetsiz – liyakatsiz – kifayetsiz muhteris tipleri, istihdam edilmelerine de aracılık edenler de, İHANET etmiş olur mu?

Hayat, SEÇİM ve TERCİHLER üzerine bina edilmiştir. Neyi seçtiğiniz ve neleri tercih ettiğiniz, SONUÇ ya da BAŞARIYA da etki edecektir.