Erdoğan’sız Türkiye Sevdalıları Çok Rahatsız!

Öncelikle geçtiğimiz hafta sonu ulusal bir maç sonrası meydana gelen hain patlamada, şehitlerimize Allah’tan Rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, yakınlarına da sabrı cemil niyaz ederim. Milletimizin başı sağ olsun… Vatan Sağ olsun… Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan;  2. Dünya savaşı sonrası oluşan de facto duruma yönelik olarak, neler yapıyor ve neler söylüyor ki; Dünya üzerinde oluşan bu statükonun devam etmesini isteyen küresel güçler ve onların finansörü konumundaki küresel sermaye, özellikle de aynı durumun devamı noktasında, ülkemizde ki taşeronları ve işbirlikçilerinin çok sıkıntılı olduklarını ve bu durumdan oldukça da rahatsızlık hissettiklerini gözlemliyoruz.  Yabancı ülkeleri, küresel sermayeyi anladık tamam da… İçeride ki taşeronları ve işbirlikçilerinin durumunu ise çözümlemekte gerçekten zorlanıyoruz.  Bir insan;  Nelerin karşılığında ülkesine karşı ihanet konumunda olabilir ki?  Sayın Cumhurbaşkanımız neler söylüyor, kabaca bir baktığımızda; Dünya 5’ten büyüktür. Dünya bu şekilde adaletsizlik, haksızlık ve huzursuzluk ile artık devam edemez. Dünya halklarına barış ve huzurun gelmesi adına riskler almamız gerektiğini, özellikle de bizim bölgemizdeki karışıklıkların durması, bir bölge insanı ve lideri olarak, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmamak adına bir duruş sergilemeye ve birkaç kelam etmeye çalışıyor… Durum sadece bunlardan ibaret değil mi? Bizim göremediğimiz, anlayamadığımız başkaca neler olabilir ki? 

ABD eski dışişleri bakanı bundan birkaç yıl önce ‘Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları, idare şekli ve iktidarları değişecek‘ dediğinde, dünya üzerinde ve bölgemizden hiç kimsenin gıkı çıkmamıştı. Neden bizim bölgemizde devletlerin sınırları ve idari yapıları değişiyor, bölgemizdeki 22 ülkeden, 60 ile 90 arasında, yönetilmeye ve kontrol edilmeye müsait, mini mini kanton devletler üretmeye çalışıyorlar?  Neden bizim bölgemizde kendilerinin kurmuş oldukları terör örgütleri üzerinden ülkelerimizi karıştırıyorlar? Vekâlet ve vesayet savaşları sadece bizim bölgemizde, neden devam ediyor? Yüzbinlerce masum insanımızın canına kastediyorlar?  Neden; Ciğerparelerimizi yok ediyorlar, canlarımızı yakıyor ve acıtıyorlar? Bölgenin bir lideri çıkıyor ve bölge liderlerine ve halklarına hitaben; Durun kalabalıklar; 100 yıllardır devam eden bu Dünya düzeninde bir yanlışlık var… Bölge halkları olarak, Bir ve beraber olabilirsek;  bu akan kanı, gözyaşını, zulmü ve sömürüyü durdurabiliriz. Dünya ve bölgemiz halklarına, huzur ve selamet ancak o zaman gelebilir; Kabaca ifade etmek istedikleri bundan ibaret değil mi?

Son günlerde Dünya basınında, Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik olarak serdedilen seviyesi düşük ifadelere kabaca bir bakalım; DAEŞ diyor ki;  “Her Müslümanın bilmesi gerekir ki; Necmettin Erbakan ve Tayyip Erdoğan kâfir ve tağuttur.  Bunlara oy ve destek verenler de kâfir kullardır.  Her bir Müslümanın, bunlara kin ve öfke duyması ve elinden geldiği kadar bunlara düşmanlık göstermesi gerekir.   ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ise bir konuşmasında isim vermeden, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemi için anayasayı değiştirmek istemesini eleştirdi.   Yolsuzluk artıyor. Otoriterlik artıyor. Bazı liderlerin gücünü pekiştirmek için anayasayı değiştirme hamlelerini görüyoruz. Bütün bunlar AGİT’in temel kurucu ilkelerine açık saldırı oluşturmaktadır. Stratfor;  ‘Dolarını bozdur’ domino etkisi doğurabilir.  Stratfor düşünce kuruluşu, Türkiye’nin yerel parayla ticaret hamlesinin başka ülkelerin de katılımıyla oluşturacağı bir dalga halinde, yeni bir küresel sistem değişikliği yaşanacağını iddia etti. Amerika’yı, Türkiye’de yaşanan milli paraya sahip çıkma hareketinin diğer ülkeleri de etkileyerek bir domino etkisi meydana getirebileceği endişelerini sıraladı.   Avrupa’dan gelen sesleri hepimiz yakinen zaten biliyoruz. Ülkemizden kaçan tüm ihanet ve terör şebeke üyelerine nasıl kucak açtıklarını, nasıl baş tacı ettiklerini de görüyor ve gözlemliyoruz. Çünkü Avrupa Birliğinin bu gününü kurtarmak adına bize saldırmaktan başka yapabileceği bir şeyleri kalmadı. Küresel sermaye,  Avrupa Birliğinin tamamen dağılma sürecine girmesine göz yumuyor.  Küresel güçler ve onların finansörü konumundaki küresel sermaye; Ortadoğu, Avrasya ve Afrika bölgesindeki yeni oluşacak, Yeni Dünya düzeni ve Paylaşım savaşında Avrupa Birliğini istemiyorlar.  Dağılmamak için de bizimle bir olmak, bizleri yanlarına almak zorundalar. Sadece bize saldırıyorlar. Yeni oluşmakta olan Dünya düzeninde Türkiye’nin gücünün farkındalar; Türkiye olmadan bu yeni düzen kesinlikle kurulamaz. Saldırmalarının hiçbir önemi olmayacak. Kaybetmek zorundalar ve Başaramayacaklar; Sadece canımızı yakmaya, ciğer parelerimizi almaya devam edebilirler.

Tüm bu ifadeler neyin rahatsızlığı olabilir ki? Dünya üzerinde, özellikle de ülkemizde 1856 Islahat Fermanı ile başlayan, kontrol ve denetim kademelerindeki taşeron elemanlarla ülkemizi ve bölgemizi yönetme sürecinin sonuna geldiklerini, fark ettikleri için olabilir mi? Bir Lider çıkıyor,  Ülkesinin, bölgesinin selameti ve huzuru adına bir duruş sergilemeye çalışmaktadır.   Dünya üzerindeki,  Erdoğan ‘sız bir Türkiye sevdalılarının, yanında olmak, içeride ve dışarıda,  kimlerin işine gelmektedir? Tüm Türkiye ve bölge halkları olarak, ya küresel güçler ve onların finansörü konumundaki küresel sermayenin oyunlarına destek olacağız, ya vekâlet ve vesayet savaşlarına alet olacağız,  ya onların dünya üzerinde yaktıkları ateşe odun atmaya, benzin taşımaya devam edeceğiz, ya da bu gidişe bir Dur diyeceğiz.  Artık, bu düzen böyle devam edemez diyecek miyiz? Artık, ayağa kalkmanın, şimdi tam zamanıdır. Artık, ülke ve millet olarak inancın, tarihin, kültürün, coğrafyanın ve medeniyetimizin bizlere yüklemiş olduğu mesuliyetlerin farkına varmanın, şimdi tam zamanıdır.  Ülkemiz ve bölge halkları olarak; Bir, Beraber, İri, Diri, Kardeş ve hep birlikte Türkiye olduğumuzun bilincine varmanın, şimdi tam zamanıdır. Ayrılıkların,  farklılıklarımızı öne sürmenin, hiç de vakti değildir. Küresel güçler ve küresel sermayenin plan ve oyunlarına alet olmanın; Kapımıza dayanmış, 100 ülkenin 300 bin paralı askeri ve Akdeniz sahillerinde bekleşen en az 100 savaş gemisinin olduğu bir dönemde,  aynı küresel güç odaklarının Erdoğan ’sız bir Türkiye için yapamayacakları hiçbir saldırı ve terör çeşidinin de kalmadığı bir zaman diliminde,  ayrılıkları,  farklılıklarımızı öne sürmenin, fitne ateşini körüklemenin, benzin ve odun atmanın, hiç de zamanı değildir,  diye düşünüyorum.  Onurumuzdan, Dik duruşumuzdan, Milli Birliğimizden, Bayrağımızdan, Vatanımızdan, Devletimizden, Ezanlarımızdan,  Bağımsızlığımızdan, Bölgemizin ve Bölge Halklarının Huzuru, Refahı ve Selametinden; Asla vaz geçmeyeceğiz;  Asla Teslim olmayacağız;  Asla Diz de çöktüremeyecekler… 

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.