Yeniden Diriliş için GÖNÜLLERE GİRMEK!

Hafta sonu,   AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın  Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Bakanlar ve beraberindeki heyet ile birlikte, Konya  Belediyeleri ve diğer kamu kurumlarımızın  yatırımlarının olduğu  bir dizi toplu  açılış  ve AK Parti eski  İl başkanı istifasının  ardından,  İl başkanı  olarak atanan Hasan Angı başkanlığında ki  yeni oluşan Konya İl yönetimi ile birlikte tanışma ve istişare toplantısına katıldı. Hasan Angı  abimizin başkanlığındaki AK Parti İl yönetimini de Tebrik eder,  Başarılar dilerim. Konyanın bu davaya olan desteği  ve duruşunun  konumundan kaynaklı olarak da başarı çıtalarının çok yüksek olması münasebeti ile çok  çetin,  zorlu ve bir o kadar da kutsal bir görevi de uhdelerine aldıkarını da vurgulamak isterim.

 

Konya,   şehir olarak bu kutlu  davaya her daim desteklerini esirgememiştir. Konya muhafazakar davanın aslında mihenk merkezidir. Sayın Cumhurbaşkanımız  da kadim  şehir Konya’nın  tüm bu özellikliklerini de dikkate alarak çok yoğun ve nitelikli bir   devlet kadrosu  ile bu  kadim başkent şehire resmen çıkarma yapmışlardır. Öncelike ve özellikle,  hafta sonu böyle bir bayram havasını,   herhangi bir  seçim dönemi de olmamasına rağmen,  yoğun bir katılım, sevgi ve coşku seli  ile karşılayan  tüm Konyalılara  da,  bu coşkuyu yaşatan Sayın Cumhurbaşkanımız ve diğer devlet erkanına da teşekkürlerimi sunar,  bu devletin bekası ve milletin birliği, beraberliği  ve kalkınması için harcanan tüm efor ve çalışmaların da  her bir ferdine de  ayrı ayrı teşekkür eder, başarılar dilerim. Sayın Cumhurbaşkanımızın Konya’ daki konuşmalarının detaylarına da çok girmek istemiyorum. Sadece bir cümle ve ifafelerinin, bu şehirdeki tüm taşeron ve işbirlikçilere  karşılık çok büyük bir mesaj,  çok manidar ve dikkate değer olduğunu da düşünüyorum. Konya bizi Sever, biz de Konyayı   ve Konyalıyı  Severiz. Konya dünya üzerindeki Merkez, Kavşak, Başkent ve Hz. Peygamber efendimize de Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah tarafından önerilen belde-i muhayyere olan kadim üç  şehirden birisidir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın her platformda ifade ettiği,  Gönül ve  Hoşgörü  şehri  Mevlana diyarında  ve özellikle de   Mevlana meydanında  tekraren ve üstüne de basarak  vurguladığı; yatrımlar, çalışmalar tamam,  bunların hepsi  olacak ve oluyor da, fakat bu kutlu  davanın  temsilcileri olarak  sizler ve bizlerin, asıl ve öncelikli olarak   yapması  gereken,  acil ve ivedi işimiz, milletimizin gönlüne girmeliyiz,  sözlerini de çok önemsiyorum. Küresel güçler, gönüle girmek  işinden pek anlamadığı veya  her şeyi ama her şeyi de bilimsel  metod ve  kavramlarla  da açıklamaya, gönüllere girmeyi de  bilimsel çalışmalar  üzerinden sonuca gitmeye çalıştığı için; Devlet ve Millet olarak, Bin yıllık Gönül Coğrafyamızda  ki yapmaya çalıştığımız tüm insani yardım,   diğer  yatırımlar ve çalışmaları da anlayamıyorlar. Tabii ki  anlamalarını da beklemiyoruz! Anlamış olsalar,  zaten dünya da ne bir savaş  olur, ne bir mazlum ve mağdurun  gözyaşı  akar, bir damla petrol ve doğalgaz için dünya üzerinde ne  bir insan ölür ve ne de bir damla   kanı akar!

Türkiye Cumhuriyeyi Devleti olarak, Dünyanın süper gücü ABD’den  sonra insani yardım noktasında yakın takiple hemen ikinci sıradayız. Neden? Çok mu zenginiz?  Çok mu paramız var? Hayır!  Dünyanın her bir bölgesindeki Gönül coğrafyamızı unutmamak ve Dualarına da talip olmak için, yapıyoruz tüm bunları! Sen ne zannetmiştin ki? Anladın mı şimdi ne  demekmiş  mazlum –  mağduru kucaklamak ve gönüllere girmek? Anladın mı şimdi Sayın Cumhurbaşkanımızın  sürekli olarak  neden gönüllere girmekten dem vurduğunu? Anladın mı şimdi, neden Somalideyiz,  neden Arakandayız,  neden Suriye’de, neden Afrika’da, neden Balkanlar ve  dünya üzerinde ki mazlum – mağdurun olduğu her bir bölgedeyiz? Çünkü biz, Çin’den başlayıp Londra’ya kadar   sadece  bir  ‘Selamün Aleyküm’ ile tüm Kapıları – Gönülleri açan  ve Aşabilen bir  Millet ve  bir Medeniyetin Evlatları ve torunlarıyız. Sadece yeni kurulmuş bir devlet ve  100 yıllık bir Cumhuriyet mi sanıyordun ki?! 100 yıllardır  senin gibi düşünenler olduğu için  bizi sadece İÇERİYE kilitlediler, ENERJİMİ DE İÇERİDE tükettirdiler! Şimdi bu bölgeler ve bu insanlar bizim soydaşımız,  bizim kardeşimiz, bizim gönül bağımız var  dediğimiz için  tüm küresel güçler ve işbirlikçileri bağırıyor  ve yırtınıyorlar! Sen hala anlayamadın mı,  çok yüksek  perdeden neden bağırdıklarını?!  Sen hala anlayamadın mı, bizim  olduğumuz  bölgelerde, tüm küresel güçler ve işbirlikçikerine de Ekmek çıkmayacağını?! Tabii ki bağıracaklar! Biz devlet ve millet olarak mazlum ve mağdurların sesi  ve kucaklayanı olabilmek için daha  da Uzak Gönül Coğrafyalarına gitmeye Devam eeceğiz. Var mı başka bir diyeceği olan; Tüm Küresel güçler, taşeronları  ve işbirlikçileri adına!!

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.