Devlette, Liyakat ve Liyakat Kurumu!.

Liyakat, bir kişinin, kendisine iş verilmeye uygunluk durumu,  olarak tanımlanıyor! Yeterlilik ilkesi olarak da adlandırabileceğimiz ehliyet ve liyakat, verilen görevi başarı ile yapabilme yetisi şeklinde de ifade edilmektedir!

Liyakat, toplumda hak edenlerin devlet  kademesinde yer bulması, hem kamu ve hem özel sektörde idare erkinin, kayırma olmadan, bilgi, başarı, ehliyet ve yetenek kıstaslarına göre şekillenmesine olanak tanımaktadır!

Liyakat ilkesinin tesisi, Türkiye’de şeffaflık sisteminin sağlıklı işleyişi için atılması gereken adımların başında gelmektedir! Liyakat ölçütleri sağlandığı sürece yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi suçlarla baş edebilmek mümkündür!

Liyakat sahibi kişiler, devletin çeşitli kademelerinde yer almasının sağlanması adına, ilk işe alımlarda, ehliyet ve liyakat dışı uygulamaların önünün kesilmesi gerekir!

Kamu hizmetlerinin kesilmeden ve aksamadan yürütülmesi için devlet memuru, verimli bir işleyişi sağlayacak nitelik, ehliyet ve liyakatte olması, şarttır!

Anayasa’nın 70. maddesine göre, her birey,  kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir! Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği ehliyet, liyakat ve niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez!

Kamu yönetiminde personel rejiminin sağlıklı ve istikrarlı olarak sevk ve idare edilmesinde en önemli mekanizmalardan biridir! Kamu personel sistemini düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 3. maddesi ile düzenlenmiştir!

Anayasa ve kanunda liyakat sistemine dair doğrudan açıklamalar bulunmasına rağmen bu durum, istenilen ölçüde uygulamaya geçirilmediği, kamu personeli atamalarında soy, sop, nesep, birinin yakını, oğlu veya kızı olmak ve siyasal kayırmacılığın liyakat üzerinde hâkimiyet kurduğu görülmektedir! Peki, neden?

Tabii ki, siyasal kayırmacılık,  kamu personel sistemi üzerindeki etkisi, vatandaşlara verilen hizmeti olumsuz yönde etkilemektedir!

Adalet, hakkaniyet ve toplumda ki sosyal barış için atamalar ve görev yeri değişiklikleri, ehliyet ve liyakat ilkelerine göre gerçekleştirilmeli ve şeffaf olunmalıdır!

Bir gün, beyler, Sultan Mahmut’a; Ayaz denilen, kölenin ne marifeti var ki, siz ona otuz kişinin maaşı kadar maaş ödüyorsun, dediler! Sultan Mahmut, bu soruya o anda cevap vermez! Birkaç gün sonra beylerini alarak ava çıkar!  Yolda bir kervan görürler! Sultan Mahmut, beylerden birine;  Git sor bakalım, bu kervan nereden geliyor, der!  Bey, atını sürerek gider, birkaç dakika içinde geriye döner! Efendim, kervan Rey şehrinden geliyor,  der!  Sultan Mahmut;  Peki, nereye gidiyormuş, diye sorunca, bey, susup kalır!   Bunun üzerine, Sultan Mahmut, başka birini gönderir!  O da gidip gelir!. Efendim, Yemen’e gidiyormuş, der!  Padişah;  Yükü neymiş, deyince o da susar!  Bu defa padişah, başka bir beye;   Sen de git yükünü öğren, der!  Bey gider ve gelir!  Her cins mal var, fakat çoğu Rey kâseleri, der!  Padişah;  Peki, kervan ne zaman yola çıkmış, diye sorunca bey cevap veremez!  Padişah, böyle tam otuz beyi gönderir, otuzu da istenen bilgileri tam olarak getiremez!  Padişah, son olarak Ayaz’ı çağırır; Ayaz, git bak bakalım, şu kervan nereden geliyor, der! Ayaz;  Efendim, kervan görünür görünmez, sizin merak edeceğinizi tahmin ederek gidip gerekenleri öğrendim! Kervan, Rey’den gelip Yemen’e gidiyor, yükü şudur, şu kadar at, şu kadar deveden oluşuyor, şu kadar insan var, diye kervan hakkında ayrıntılı bilgi verir! Bütün bunları beyler ağzı açık dinler! Ayaz, tek başına OTUZ beyin edinemediği bilgiyi edinmiştir!  Padişah, beylerine döner; Ayaz’a neden otuz kişinin ücretine denk ücret verdiğimi anladınız mı? Görüyorsunuz ki, bu bile onun hizmetine karşılık az geliyor! Böylece Ayaz’ı çekemeyerek, aleyhinde konuşan beyler utanıp yaptıklarına pişman olur!

Hz. Mevlana, toplumda sosyal barışın, adaletin, huzurun sağlanması ancak ehliyet ve liyakate önem verilmesi, ehliyet ve liyakat sahibi insanların iş başına getirilmesiyle mümkün olabilecektir!  Ehliyet ve liyakate bakılmaksızın işlerin yürütülmeye çalışılması halinde ise toplumsal düzenin işleyişinde aksaklıklar ortaya çıkacak ve sosyal düzen bozulacak, kaosa ve karmaşaya zemin hazırlayacaktır, buyurmaktadır!

Nizamülmülk, siyasetname adlı eserinde, hükümdarın görevlerini sıralarken;  Din ve dünya işlerinin uyumlu yürümesi için herkesi liyakatlerince istihdam etmeleri, herkese yeterliliği ölçüşünce iş buyurmaları gerektiğini ortaya koymuştur! Devlette, liyakat ilkesinin varlığı yalnızca padişahın bu ilke çerçevesinde görevlendirme yapmasına bağlı değildir! Aynı zamanda bu görevlendirmelerin takibe alınması da büyük önem taşımaktadır!  Çünkü Padişahın ve memleketin esenlik, barış ve huzuru yahut kaos ve kargaşası onlara bağlıdır, diyor!

2023 – 2053 ve 2071 vizyonu çerçevesinde ki Büyük ve Güçlü Türk Devleti için TBMM’nin yetkileri artırılarak, ” Türkiye Liyakat Kurumu ” adı altında yeni bir kurum ve yapılanma çok yakın bir tarihte hayata geçmesi öngörülmektedir!

Yine aynı minvalde, ülkemizde, son dönemde siyaset ve siyasi kaynaklı,  şahit olduklarımız çerçevesinde, acil ve ivedi olarak; Siyasi Etik Yasası da çıkarılmalıdır!

Share This:

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir