20 Temmuz Kuzey Kıbrıs Barış ve Özgürlük Bayramı!.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan,  20 Temmuz 2021 tarihinde, Kuzey Kıbrıs Barış ve Özgürlük Bayramına katılmak için KKTC’ye, gideceği açıklanmıştır!

TSK’nin 20 Temmuz 1974 tarihinde, Rumların, Kıbrıslı Türklere karşı uyguladıkları baskı ve zulme son vermek, Ada’ya barış getirmek amacıyla düzenlediği Kıbrıs Barış Harekâtı’nın üzerinden 47 yıl geçmiştir!  20 Temmuz, Kıbrıs Türkleri için var oluş mücadelesinin en önemli günlerinden biridir!  

Geçtiğimiz günlerde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar,  Kıbrıs Barış Harekâtı’nın üzerinden 47 yıl geçtiğini ve bu sürede çok önemli gelişmelerin yaşandığını, ülkenin şu an tanınmada bazı sıkıntıları olduğuna işaret ederek; Gün gelir o tanınma da gelecek! Şimdi önemli olan siyasetin pekişmesi ve gelişmesidir! Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 1974’ten 47 yıl sonra 100’den fazla ülkeyle ticaret yapıyor! Her ülkeyle öyle veya böyle ticaret ilişkileri vardır! Mal alıyoruz ve mal satıyoruz, her türlü ilişki biçimi gelişmiştir ve bütün dünya ile temas içerisindeyiz,  ifade ve vurgularının, yenidünya sistematiği ve Kuzey Kıbrıs Türk Devletinin tüm dünya tarafından tanınması çerçevesinden manidar olduğunu düşünüyorum!

Pakistan Ankara Büyükelçiliği, sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) bir heyet göndereceğini ilan etmesi sonrasında, Yunan ve Rum basını panikledi! Pakistan; ‘Ya KKTC’yi tanırsa’ sancısı baş gösterirdi! Ersin Tatar’ın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından ülkenin ‘tanınması’ noktasında kardeş ve dost; Azerbaycan, Pakistan, Libya, Bangladeş ve Gambiya’dan adımlar gelebileceği yönünde değerlendirmeler yapılmaya başlandı!

Kıbrıs; Akdeniz’deki konumu nedeniyle tarih boyunca stratejik önemi ve 1571 tarihinde Osmanlı Devleti tarafından fethedilmiştir!  Üç yüzyıldan uzun süre Osmanlı toprağı olmuştur! Ancak, 93 Harbi’nde, Osmanlı’nın Ruslara yenilmesiyle her şey değişmiştir! İngiltere’nin desteğini almak isteyen Osmanlı Devleti, 1878’de Berlin Antlaşmasına göre, Ada toprağı Osmanlı’da kalacak ancak idari kontrol İngiltere’de olacaktır!

1974 harekâtına giden sürecin ilk adımları 1950’li yıllarda atılmıştır! Rumlar, Yunanistan’a katılmak için faaliyetlere girişmiş! Türkiye, Ada’da iki toplumlu Kıbrıs Devleti’nin kurulması için harekete geçmiş! Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin yürüttüğü görüşmeler sonucunda, 1959 yılında, Türk ve Rum halklarının ortak yönetecekleri bir Kıbrıs Devleti’nin kurulması kabul edilmiştir! Varılan mutabakata göre Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör ülke olacaktır! Kıbrıs’ta anayasal düzeni bozmaya yönelik herhangi bir girişimde, söz konusu üç devlete müdahale yetkisi verilmiştir!

Kıbrıs Barış Harekâtı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde,  20 Temmuz 1974 tarihinde, başlattığı askeri harekât! Türkiye Cumhuriyeti Devleti, harekâtın Zürih ve Londra Antlaşması’nın 4. maddesine istinaden gerçekleştirdiğini savunmaktadır! Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi, bu harekâtı işgal olarak değerlendirmektedir! Neden acaba?

20 Temmuz 1974 tarihinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 353 sayılı kararında, Uluslararası güvenlik ve barış için ciddi tehlikeye yol açan ve bölge üzerinde olağanüstü infiale müsait bir ortam oluştuğundan Birleşmiş Milletler ciddi bir endişe duymaktaymış!  Yabancı askeri müdahaleye derhal son verilmeli, diyerek harekâta karşı olduğunu belirtmiş ve ateşkese çağırmıştır! 

Geçtiğimiz günlerde, Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı David Sassoli ve AB dönem başkanlığını yürüten Slovenya Başbakanı Janez Jansa, ortak basın toplantısında, Kıbrıs’ta iki devletli çözümü, asla ve asla kabul etmeyeceklerini yinelemiş! Neden acaba?

AB Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 Temmuz tarihinde Kuzey Kıbrıs’a yapmayı planladığı ziyaret konusunda, Erdoğan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve planlanan ziyaret konusunda; Bu ziyaretin nasıl olacağı konusunda son derece hassas olduklarını! AB’nin iki devletli çözüm yönünde hiçbir şeyi asla ve asla kabul etmeyeceğini, çok net bir şekilde ilettim! Kendisi bizim yaklaşımımızı ve tutumumuzu biliyor, diyormuş! Bak sen! Aba altından sopa! Peki, efendim diyen bir Türk Devleti artık yoktur!

Geniş bir ekiple Kıbrıs’a gideceğini açıklayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, AB Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’ın telefon görüşmesinde kendisinden Kıbrıs’ta sert mesajlar vermemesini istediğini belirterek;  Nasıl mesajlar vereceğimi de bana bildirirseniz, ben o metni orada okurum, dedim!  Bunlar kimin kim olduğunu hala öğrenememişler! Yahu ben bu milletin bir evladıyım! Sen, Erdoğan’ın ne zamandan beri talimatla konuşma yaptığını öğrendin! Biz, hakkımız ne ise hakkımızı söke söke alırız ve alacağız! Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki petrol arama işlemlerimizi yürüteceğiz,  şeklindeki ifade ve vurgularının, 15 Temmuz hain işgal ve darbe kalkışma gecesinden itibaren, Kadim Türk Devlet Aklı denetiminde ki Türk Devletinin,  Türk Devlet Kodlarına dönmekte olduğu,  Ankara vizyonu ve Ankara kriterleri çerçevesinde ki beka ve bağımsız yürüyüşüne devam edeceğinin göstergeleridir!

Share This:

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir