Yerel Basın ve Medya; Ulusal basın kadar geniş çaplı olmayan, il, ilçe ve beldelerde günlük, haftalık ya da daha farklı aralıklarla çıkan, ulusal haberler yanında, bölge haberlerine daha fazla yer veren, yöresel gelişmeyi ve bölgenin sorunlarını ön planda tutmaya çalışan, Basın İlan kurumu kanunlarına göre, belli sayıda Basın personeli çalıştırmak zorunda olan, ticari bir işletme olan yayın mecrası, olarak tanımlanmaktadır.
Yerel Basın ve Medya; adından da anlaşılacağı üzere, bölgesindeki tüm gelişmeleri, yatırımları ve hizmetleri izleyici ve okuyucuları ile paylaşan, kamu ile kamuoyu arasında köprü vazifesi gören, sorumluluk ve tarafsızlık ilke sahibi olması gereken ticari kuruluşlardır.
Yerel Basın ve Medya; her ne kadar kamu adına iş yapıyor olmasına rağmen, resmi ilan ve işletme reklam gelirleri ile ayakta kalmaya ve varlığını da sürdürmeye çalışan ticari işletmelerdir. Resmi ilan ve ticari reklam gelirleri olmadan yerel medya kamu adına hizmetlerini tam ve sağlıklı olarak yerine getiremez.
Yerel Basın ve Medya, sadece basılı sektör olarak algılanmasına rağmen dijitale geçilmesi ile birlikte ” İNTERNET HABER SİTELERİNİ ” de aynı kategoride değerlendirmek gerekir.
Peki, Yerel Basın ve Medya sektöründeki FİKİR İşçilerinin YASAL Haklarını kim ya da kimler savunacaktır?
Yoksa Yerel Basın ve Medya sektöründeki FİKİR İşçilerinin tüm YASAL hakları, sektörü aracılık ve taşeronluk olarak kullanan imtiyaz sahiplerinin inisiyatifine mi terk edilecektir?
Basın Kartı; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ya da İletişim Başkanlığı tarafından basın mensuplarına ve enformasyon görevlilerine verilen, mesleki çalışmaları sırasında resmi kimlik işlevi gören resmi bir belgedir.
Sürekli Basın Kartı; En az 20 yıl ( 240 ay ) fiilen gazetecilik yaparak Basın Kartı taşıyan medya mensuplarına, İletişim Başkanlığı tarafından verilen ömür boyu geçerli bir karttır.
Basın sektöründe, özellikle de İletişim Fakültesi mezunlarının, yerel medyada çalışmak istemedikleri zaviyesinden, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına, mail ve diğer sosyal medya araçları üzerinden, göndermiş olduğum; sektör ve sektör çalışan sorunlarını ve özellikle de Sürekli Basın Kartı ŞARTLARINI, yeniden dile getirebilmek adına, bir köşe yazısı kaleme almanın vakti ve zamanı olduğunu düşünüyorum.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, İletişim Fakültesi; Lisans ve Yüksek Lisans mezunu Basın Çalışanları veya Fikir İşçilerinin hem YASAL HAKLARI ve özellikle de SÜREKLİ BASIN KARTI şartlarının yeniden değerlendirilmesi – düzenlenmesi ve iyileştirilmesi gerektiği konusundaki, TALEPLERİMİZİ tekrardan ifade etmek istiyorum!
Basın Kartı ve özellikle Sürekli Basın Kartı Alma şartlarının İletişim Fakültesi LİSANS ve YÜKSEK LİSANS Mezunları için yeniden düzenlenmesi ve iyileştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Liseden aynı tarihte mezun olan iki arkadaşın birisi üniversiteyi tercih etmiyor ve Basın sektöründe çalışmaya başlıyor.
Diğeri de, Basın mesleğini MEKTEPLİ olarak yapmak istediği için, Lisans ve Yüksek Lisans derken, 7 – 8 yıl Basın sektörüne geriden başlıyor.
İLETİŞİM Fakültesi mezunu, Sürekli Basın Kartı alıncaya kadar, lisede beraber okumuş olduğu arkadaşı, neredeyse iki defa Sürekli Basın Kartı almayı hak edecek duruma geliyor. Peki, nerede ADALET?
Özellikle İletişim Fakültesi; Lisans ve Yüksek Lisans mezunu, Basın Mesleğine gönül vermiş, Basın çalışanları için Sürekli Basın Kartı şartları; 18 yıl kart taşıma veya 20 yıl sektörde bulunmak noktasından, bir iyileşme, düzenleme ve esneklik sağlanmalı.
İLETİŞİM FAKÜLTESİ LİSANS ve Y. LİSANS mezunu ve BASIN KARTI sahibi çalışanların, EMEKLİLİK hakkı kazandığı durumda, EK GÖSTERGE veya başkaca Yasal Haklar verilmeli.
Aksi halde, tam teşekküllü bir denetim olmadığından kaynaklı, çalışırken İmtiyaz sahibinin inisiyatifine terk edilen YEREL Medya çalışanları, emeklilik sonrası da mağduriyetleri devam edecektir.
Basın çalışanı, Fiili Hizmet Zammı zaviyesinden SGK’da yönetmelik ve uygulama eksikliği bulunmaktadır.
Basın Çalışanı; Fiili Hizmet Zammı için 3600 gün şartlarının realitede bir karşılığı yoktur. Özellikle meslekte çalıştığı yıl kadar fiili hizmet zammı alabilmeli.
Anayasa Mahkemesi; Fiili hizmet Zammı noktasından, İmtiyaz sahibi ile basın iş sözleşmesini gerek ve şart olarak dikkate alırken, SGK nezdinde bir anlamı da yoktur. Peki, mahkeme neden böyle bir karar almıştır?