Önce Millet ve Önce Memleket!..

Dünyada ve ülkemizde her gün siyasi, askeri ve ticari açıdan sıcak gelişmeler yaşanmaktadır! Peki, tüm bu yaşananlar neyin göstergesidir? Ya da yaşamakta olduğumuz tüm bu gelişmeler neyi ve neleri işaret etmektedir? Dünyamız ikinci dünya savaşı devam ederken ve akabinde savaşın galipleri tarafından planlanan ve kurulan iki kutuplu dünya sistematiğinde, görünürde sakin ve savaşsız bir yarım yüzyılı geride bırakmıştır! Bu dönemi Soğuk Savaş yılları olarak tanımlamıştık! Bugün dünya ve özellikle de dünyanın sıklet merkezi konumundaki ülkemizde ve bölgemizdeki tüm yaşananların yenidünya düzeni ve sistematiğinin nasıl ve ne şekilde kurulması gerektiği konusunda küresel ve bölgesel güçler arasında varılamayan mutabakat ve anlaşmanın gecikmesidir!  Yenidünya düzeni ve sistematiği artık Türk Devleti olmadan kesinlikle kurulamaz! Dünya küresel ve emperyalist güçleri yenidünya sistematiği için Türk Devletini yanına çekebilmek için girişilen operasyon ve çekişmelere de şahit olmaktayız! Peki, ne olacaktır? Böyle devam edecek midir? Yoksa küresel ve bölgesel güçler arasında kalıcı ya da geçici de olsa bir mutabakat olacak mıdır?  Böyle bir mutabakat olmadığı takdirde dünyamız, ülkemiz ve bölgemizde neler olacaktır?

Daha önceki yazılarımızda sürekli olarak vurguladığımız halkın gündemi ve dertleri tabii ki başka olacaktır! Halkın gündemi günlük siyaset ve iaşe olacaktır! Günlük siyaset dediğimizde,  kim ne demiş ve neden demişten öteye geçemeyecektir!  Peki, kadim bir devlet olan Türk Devleti   ve bu devletin yöneticilerinin gündemi neler olmalıdır?! Halkın gündemi ile eş değer olmalı mıdır? Tabii ki hayır! Türk Devleti, Türk Devlet Aklının denetim ve kontrolünde,  Türk Devletinin bekası ve Türk Milletin birliği adına, içeride ve dışarıda her türlü tedbir ve önlemleri almak zorundadır! Türk ifadesi birileri tarafından yanlış anlaşılmaması adına! Türk ifadesi burada ırk olarak kesinlikle kullanılmamaktadır! Türk demek, dünya hakları ve mazlum milletlerdeki karşılığı olan, Adalet ve Hakkaniyeti temsil eden ve mazlum milletlere de sahip olan demektir! Türk devleti her gün on sekiz yaşında olduğu için varlığına yönelik gelebilecek olan tüm tehlike ve saldırılara karşı teyakkuz durumunda olmak zorundadır! Aksi halde, Anadolu bizim için yaşanmaz bir durum alır! Aksi halde, bin yıl önce geldiğimiz bölgelere dönmek zorunda kalırız! Aksi halde, Anadolu’yu Türklere dar ederler!

ABD ve Türk Devleti arasında, Suriye ve sınırlarımızdaki terör örgütlerine yönelik olarak Urfa bölgesinde kurulan Urfa Müşterek Harekât merkezi akabinde, etkili ve yetkili olduğunu zanneden kişiler tarafından ileri geri ve olur olmaz ifade ve açıklamalara şahit olduk!   Peki, neden?! ABD ile Türk Devleti arasında bugün kurulan Urfa Müşterek Harekât merkezi, 1990’lı yıllardaki Körfez Savaşı’ndan sonra, Kuzey Irak’taki Kürtleri Saddam Hüseyin’in saldırılarından korumayı amaçlayan, ABD öncülüğünde savaşa katılan diğer müttefik ülkelerin de dâhil olduğu ve Türkiye üzerinden gerçekleştirilen ” Huzur ya da Huzuru temin Çekiç Güç”  askeri harekâtını da bizlere yeniden hatırlatmış ve hafızalarımızın da tazelenmesine sebep olmuştur! Urfa Müşterek Harekat Merkezi ile Çekiç Güç aynı hükümde midir?! Tabii ki hayır!  1990’lı yıllardaki Türk Devleti ile bugünün Türk  Devlet Aklı ve Devlet yönetim kademesi aynı mıdır?! Elbette ki hayır! 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışmasından sonraki süreçte Türk Devleti, devlet kademesine sızmış, tipi bizden fakat çipleri kürsel güçlerin denetim ve kontrolündeki tüm işbirlikçileri devletin her birimi ve kademelerinden bir bir temizlemiştir! Türk Devletinin 1990’lı yıllarda Çekiç Güç sürecinde belki sadece A ve B planı vardır! Bugün ise Türk Devletinin Kadim Türk Devlet Aklının denetim ve kontrolünde, Devletin Varlığı, Bekası ve Milletimizin de Birliği adına alfabedeki tüm harfler ile dolu plan ve hesapları vardır ve olmak zorundadır! Başkaca bir tercihimiz de yoktur! Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte devletin tüm birim ve kademelerine BEKA ve VARLIK adına insicam ve birliktelik tezahür etmiştir!

31 Mart mahalli seçimlerinde HDP’li  belediye başkanlarının kazandığı üç büyük şehir belediye başkanlıklarına, teröre yardım ve lojistik destekten kaynaklı,   kayyum atamasından sonraki  açıklamalara ve yaşananlara neler demeli?! Bu süreçteki ifade ve yaşananlar,  ABD eski dış işleri bakanı ve stratejist Kissenger’in sözleri aklıma geldi!  Henry Kissenger;  ” Biz Amerika olarak neden güçlüyüz, biliyor musunuz?  Çünkü… ;  bizler Amerika olarak içimizdeki vatan hainlerini bulur ve çabuk öldürürüz. Dünyanın birçok memleketindeki vatan hainlerini ise bulur ve kahraman yapar, ülkelerinde de önemli yerlere getirir ve kullanırız ” diyor! Başkaca bir söze gerek var mıdır? Bence bu konudaki çok söz, laf-u güzaftan öteye geçmeyecektir!

AK Partinin 18. Kuruluş yıl dönümü kutlamaları, kutlama ve akabinde ki açıklama ve konuşmalar, HDP’li üç büyük şehir belediyesine kayyum atanması, Türkiye’de yeni kurulmakta olan siyasi partiler ve siyasi aktörlerin de gün yüzüne çıkmasına ve siyaset sürecinin de hız kazanmasına sebep olmuştur! Kim kimler ile beraber hareket etmektedir! Kim kimlerle beraber yol arkadaşı ve siyaset yapacaktır! Yani turnusol kâğıdı gibi her şey halkın gözleri önüne ve meydanlara dökülmeye başlamıştır! 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışmasından sonraki süreçte, Yeni Kapı ruhu ile şahlanan Cumhur İttifakını siyaseten parçalama ve dağıtmaya yönelik içeriden ve dışarıdan girişim ve hamlelere şahit oluyoruz! Peki, neden?!  Başarılı olabilirler mi?! Hiç sanmıyorum! Çünkü Türk Devleti, Kadim Türk Devlet Aklı ve Kadim Türk Devlet geleneğinin denetim, kontrol ve yönlendirmeleri ile bugün dünden çok daha sağlam ve daha da güçlüdür! AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan;  ” Altını çizerek ifade etmek isterim ki, önce millet ve önce memleket diyen herkes ile çalışmaya hazırız. Mesele vatansa, gerisi teferruattır. Bu şuurla hareket eden herkese kapımız açıktır.  MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli ile 15 Temmuz ihanetinin ardından 7 Ağustos tarihinde Yenikapıda başlattığımız yakın işbirliğini 31 Mart seçimlerinde çok daha ileriye taşıdık. İçeriden ve dışarıdan nifak girişimlerine rağmen Yeni Kapı ruhunu diri tutmayı başardık. 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurulan Cumhur İttifakı, aradan geçen süre zarfında Türkiye’nin bekası ve Türk demokrasisinin, milletimizin İstikbalinin garantisi olmuştur ”  ifade ve vurgularının, bugün yaşamakta olduğumuz siyasi süreç ve yeni parti oluşumları zaviyesinden,  çok manidar ve dikkate değer olduğunu da düşünüyorum!

Share This:

Bir cevap yazın