Evde KAL! Sağlıklı KAL!..

2019 yılı Aralık ayında, Çin’de görülen ve daha sonra da tüm dünyayı etkisi altına alan virüs, ülkemizde, Mart ayından itibaren etkisini göstermeye başlamıştır!. Virüs şöyle çıkmışmış! Yok efendim böyle çıkmışmış!. Bir üst akıl dünyamızı virüs ile dizayn ediyormuş!. Sağlık olmadan ve hayatta kalmadan bunları konuşmanın kimseye hiçbir faydası olmayacaktır!. Virüse enfekte olan insan sayısı ve ölümler ülkemizde her gün artmaktadır!.Allah öncelikle hayatını yitiren vatandaşlarımıza rahmet eylesin!. Allah, virüse enfekte olan vatandaşlarımız, acilen sağlık, sıhhat ve afiyet vesin!. Amin!.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, virüsün yayılma aşamasında sosyal, kültürel ve ekonomik olarak çok ciddi tedbirler almaya başlamıştır!. Bu tedbirlerin başında da  belli bir yaş aralığındaki kitlenin veya işi olmayanın sokağa çıkma yasağı!.  Bizim gibi canı tez toplumlar nasıl böyle bir kurala uyabilecekse?!  Peki, hayat devam ederken bu iş nasıl olacaktır?! Tabii ki hayat devam ederken, hayatı tamamen durdurmak, kolay olmayacaktır!. Peki, devlet, böyle bir kararı neden ve niçin alıyor?! Virüsün çok hızlı bir şekilde daha çok kitleye enfekte olması ve sağlık sisteminin kaldıramayacağı bir  hasta yoğunluğu ile  karşı karşıya kalmaması ve sistemin  tamamen çökmesi engellenmeye çalışılmaktadır!.  Çünkü insan ihtiyaçları sınırsız ve bu ihtiyaçların da bir şekilde giderilmesi gerekiyor!. Sağlığımız yerinde ise sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlar bir anlam ifade edecektir!. Aksi halde her şey boş ve anlamsız olacaktır!.

Bir günümüzü hayal edelim! Sabah kalktığımız andan itibaren bir koşuşturma ile başlıyor! Öncelikle işe yetişmeye ve çocuklarımızı okula yetiştirmeye çalışıyoruz! Birçok toplantıya yetişmeye ve her birini en küçük detayına kadar düşünebilmeye çalışıyoruz! Tabi ki koşuşturmalarımız bunlarla bitmiyor!. Peki,  bir günümüzün ne kadar zamanını, bir aralık durarak, bir şey yapmadan ve bir şeye, bir yere yetişmeye çalışmadan, sadece hayatı yavaşlatarak ve yavaş olarak, olduğumuz gibi yani sadece durarak ne kadar zaman geçiriyoruz? Tabii ki hiç!. Hızlı bir şekilde koşturmaca esnasında, saymakla da bitmeyecek, “feda” ettiklerimiz vardır!. Ve hayat işte bu feda edilen anları, ne yazık ki bizlere geri vermiyor!. Virüs bunun için bir fırsat olabilir, diyorum!. Ne buyurdunuz?!

Hayatta çalışıyor, yetişmek için çırpınıyor, hayatı çok hızlı yaşıyor ve yetişmek çabası olmadan nasıl zaman geçirebiliriz? Bu bakış açısı  bizi, denge noktasına getiriyor!. Hayatın yavaşladığını hissetmek, yetişemiyor hissine kapılmak ve bunun verdiği en önemli zarar, sürekli stres altında hissetmek durumunu da ortadan kaldıracaktır!. Neleri yetiştirmeye çalışıyoruz?! Neleri, ne kadar çabalarsanız çabalayın yetiştiremiyoruz?! Hayat ve özellikle de sağlığımız çok değerlidir! Hayatımızı biraz yavaşlatmak, hayat kalitemizi, yaşamdan aldığınız doyumu ve en önemlisi yaşıyor olma hissiyatınızı derinleştirecektir! Yavaş ve yavaşlamanın hoşluğu, dinginliği ve kalitesi çok önemlidir!.  Virüs, bize hayat ve sağlığın önemini, yanımızda bulunanların değerini  de yeniden bir kez daha düşünmemizi, idrak etmemizi ve bilmemizi sağlayacaktır!.

Talût ve Calût kıssası, Kur’ân-ı Kerim’de, Bakara suresi, 246. 247. 248. 249. 250. ve 251. ayetlerde anlatılmaktadır!. Kıssanın detaylarına girmek istemiyorum!. Talut  ordusuyla birlikte kavminden ayrıldıktan sonra, şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla deneyecektir!. Kim, o, ırmaktan içerse benden değildir!. Kim, ondan tatmaz ise, o bendendir!. Ancak bir avuç avuçlayan müstesna, diyerek onların bir ırmakla, sabır imtihanına tabi tutulacaklarını bildirdi!  Çok sıcak bir havada, bir ovaya geldiklerinde su istediler!. O ırmağa gelince Talût, ondan bir avuç su içmelerini veya hiç içmemelerini emretti!. Emre uyarak hiç içmeyenler, o imtihanı kazandılar! Suya saldıranların ise hararetleri artıyor ve dudakları kararıyordu!. Sudan kana kana içenler ise Talût’tan ayrıldılar, nehri geçemediler, imtihanı kaybettiler ve helak oldular!. Talût’un peşine seksen bin insan düşmüştü!. Nehre varan bu seksen bin kişiden ne yazık ki emre uyan, üç yüz on üç kişi sahile çıkabilmiştir!   Calût’un çok kalabalık ordusuna karşı, bu üç yüz on üç fedakar ve feragat ehli insan mücadele etmiştir!. Onlar; Ey Rahibimiz!. Üzerimize sabır ver,  ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et,  dediler!. Talût’un bu kahraman erleri, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar ve Calût’un ordusunu perişan ettiler!. Calût’un ordusu dağıldı, kaçtı ve Talût’un ordusunda bulunan Davud, Calût’u öldürdü!.

Milan Kundera, İnsanlar hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırlar, der!. Eğer bir şeyleri unutmaya çalışmıyorsanız, yavaşlayın! Hayatın tadını çıkarmaya çalışın!.  Aslında istesek hepimiz biraz daha yavaşlayarak daha dolu ve daha zengin bir hayat yaşayabiliriz!. Her dakikamızı doldurmaya çalışmak yerine, daha akıllı tercihler yapabiliriz!. Teknolojiye teslim olmayıp ve bilgi bombardımanına karşı koyabiliriz!.  Gün içinde kendimize zaman ayırıp nefes almak ve düşüncelerimizle baş başa kalmak beden ve ruhumuza gerçekten iyi gelecektir! O kadar hızlı bir hayat yaşıyoruz ki, hepimizin sakinleşmeye ihtiyacı var!.

Devletin evde kal kampanyası ile hayatın hızından kaynaklı, vakit geçiremediğimiz sevdiklerimizle kaliteli vakit geçirebiliriz!. Devletin evde kal kampanyası ile, daha önce hayatın  hızından kaynaklı okuyamadığımız  raflarda bekleyen kitapları yeniden okuyabiliriz!. Devletin evde kal kampanyası ile, Allah’ın ilk emri oku olmasından kaynaklı, iman ehli, muhatap olduğu kitabı yeniden aşk ve şevkle okumaya başlamalıdır!. Devletin evde kal kampanyası ile,  İman ehli muhatap olduğu kitabı, bir başkasının anlatması ve yorumu  ile değil, kendisi yeniden okumaya, anlamaya, anlamlandırmaya, yorumlamaya, idrak etmeye  ve hayatına  da tatbik etmeye başlamalıdır!. Çünkü, kutsal kitabın muhatabı bir aracı vasıtası ile değil, akıl sahibi bireyin taa kendisidir!. Virüs etkisi ile hayatımızı biraz yavaşlatmaya ne dersiniz?! Trafikte ki hız ölüm demek olduğuna göre!. Belki de sağlıklı ve hayatta kalabilmek adına vücudumuzun böyle bir duruma acil ve ivedi bir şekilde ihtiyacı vardır! Ne diyorsunuz?!

Share This:

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir