Stratejik akıl ve Siyasi İrade

Müslüman Birey Uyanık olmak zorundadır. Müslüman’ım diyen her bireye Hz. Allah Kutsal Kitabımızda sürekli olarak  ‘Akıl etmez misiniz’,  ‘Düşünmez misiniz’, ‘ Çok az Düşünüyorsunuz’  vb. olarak uyarılar da bulunur.  Hz. Peygamber efendimiz, bireyin olaylara bakış açısı noktasında ‘Müslüman Feraseti ile bakar’ vb. ikazlarda bulunur.

Hz. Peygamber, Uhut savaşında stratejik akıl ile olaylara bakmamış olsa idi, Okçuları Okçular tepesine yerleştirmez ve Okçulara Okçular tepesinden ayrılmayın talimatında bulunmazdı. Okçuların ganimet vb. için Hz. Peygamberin talimatına muhalefet etmeleri ile Hz. Peygamberin dava arkadaşlarından birçok sahabeyi ve Hz. Peygamberin biricik amcaları Hz. Hamza’yı kaybettik. Günümüzde de birilerinin mutlaka Okçular tepesini tutmaları gerekmektedir.. Okçular tepesinin stratejik önemde olduğunu anlayabilecek noktada stratejik akla ve siyasi iradeye sahip olmak gerekir.

Ülkeleri idare edenler, herhangi bir gücün emri ve vesayet altında değil ise Stratejik akıl ve siyasi iradelerini göstermek zorundadır. Ülkemizde şu anda bir stratejik akıl ve siyasi irade gösterilmesine, bugüne kadar bölgemizi karıştıranlar ve içerideki taşeronların rahatsızlığını görmekteyiz. Tarihin seyrini, stratejik aklı ve siyasi idare ile bunu uygulayan Liderler ve Devletler uzun soluklu olarak dünya sahnesinde ayakta kalabilirler. Aksi halde tarih olmak gerçeği ile karşı karşıya kalırlar.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sürekli olarak vurgulamaya çalıştığı, ülkemizde oynanan oyun, dolap ve kaosun temeli tamamen bir ‘Üst Aklın’ ürünüdür.  Üst akla karşılık olarak bizlerin de bir Stratejik aklı olmak zorundadır. Aksi halde ülke ve millet olarak bütün olaylara karşı ‘Reaktif’ pozisyonunda kalırız. Proaktif olmanın temeli stratejik akla sahip olabilmektir. Bu ülke 100 yıllardan beri ilk defa stratejik akla ve devlet aklına, özellikle de siyasi iradeye sahip oluyor.

Stratejik akıllarını kullanarak, geleceği planlama ve tarihin nesnesi değil, öznesi olma azim ve kararlılığını gösteremeyen ve bölgemizde seyretmekte olduğumuz Müslümanların hali , “Hak şerleri hay reyler, sen sanma ki gayr eyler, arif anı seyreyler, görelim Mevla’m neyler neylerse güzel eyler” avuntusuyla beklemeye devam ettikleri sürece.. Müslüman birey, olaylara ve dünyaya bakışı noktasında, bütün maddi ve manevi tedbirlerini aldıktan sonra elbette ki gücünün yetmediği noktada gerisini Yüce Yaratıcıya bırakıp Tevekkül etmesini de bilecektir. Fakat önce bütün tedbirler alınacak, sonra tevekkül ve teslimiyet… Yalnızca başkalarının kurgulayıp oluşturdukları tarihin figüranları olmaya devam ederler. Stratejik akla sahip olduğumuz takdirde bu bölgede kimse oyun oynayamaz. Bu oyunu biz kurar ve oyunu da biz oynar, oynatırız.  Bölgemizde oynanan oyunda, Figüranlıktan, Yönetmenliğe terfi ederiz.  Bölgemizdeki kavgaların sebebi, bu Asil millet  ‘ Figüran’ mı olacak, yoksa ‘ Yönetmen’ mi olacak…  Karar bizim…

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.