Tarihini bilmek ve okuyabilmek…

Tarih bilinci nedir? Tarihini bilmek – okumak, tarih bilinci bir bilgi ve bellek sorunudur. Bir insan geçmişi boyunca yaşadıklarını kullanıp değerlendirebildiği ölçüde insan olur, olgunlaşır ve başarılı olur. Milletler de öyledir, ancak geçmişleri hakkındaki bilgilerini kullanarak, değerlendirerek iyi ve makul işler yaparlar. Tarih, bir milletin hafızasıdır. Hafızasını kaybeden insanların nasıl geleceği olmazsa, tarihini bilmeyen milletlerin de geleceğinin olması mümkün değildir. Bu da ancak ve ancak “tarih bilinci” ile olur. Aksi halde birey de, millet de yaşamında başarısız olacak, hatta büyük zararlara uğrayacaklardır. Milletler açısından tarih bilinci yoksunluğunun sonucu tarih sahnesinden silinmek olacaktır…

Tarih bilinci olmayan toplumlar neden büyük felaketlere uğrar, hatta tarih sahnesinden yok olurlar? Çünkü tarihin belli kalıpları vardır.  Bu kalıplar elverişli koşulların oluştuğu her defasında, su üstüne çıkıp tekrarlanabilmektedir. Bu “geri-dönüş”leri fark edemeyen uluslar, politikacıları, yöneticileri eliyle yanlış kararlar alarak büyük kayıplara uğrarlar. Emperyalizm sömürmek istediği ülkelerde işini, daima içeriden taşeron işbirlikçi kişiler ve örgütler vasıtası ile ortak yürütür. Tarih boyunca, geçmişte ve bugün de bu böyle olmuştur. Sömürülen ülkeler, milletler uyanmadıkça günümüzde de, gelecekte de böyle olacak, böyle sürüp gidecektir.

1900’lü yılların başında, İngilizler ülkemiz gündemini hep sıcak tuttu. Osmanlı topraklarının parçalanıp, bölünüp kolay halde yutulması için gündemin çok sıcak tutulması gerekiyordu. Buna malzeme taşıyan içeriden de taşeronlar her zaman hazır ve nazırdı… Çünkü vatandaşın ileriyi ve ülkenin âli menfaatlerini düşünecek, hali ve mecalinin olmaması gerekiyordu. Günümüzden ne farkı vardır? Her gün bir olay vb. ile gündem neden meşgul edilmektedir? Bu, bir patlama olabilir, ekonomik vb. kriz de olabilir, onlar için hiç fark etmez… Hedeflerine varmaları gerekirken bazı olaylarla gündemin çok sıcak ve alevli olması gerekmektedir. Vatandaşın her şeyi bilmesine de gerek yoktur. Gündemi meşgul ettikleri ülkelerde taşeronları vasıtası ile sömürülmek istenen ülkede hedeflerine varmaları asıl amaçtır…

1900’lerin başlarında, Partiler, gazeteler, dernekler ve vakıflar bu yapay gündemlerle oyalanırken, İngilizler, emellerini tek tek gerçekleştiriyordu… Kapitülasyonları yeniden uygulamaya koydular… Osmanlı maliyesini tümüyle Duyun-u Umumiye’nin denetimine verdiler… Diğer yanda ise, Osmanlı aydınları olanı biteni seyrediyor ve şaşkın bir halde idiler… Kurtuluş çareleri arıyorlardı. Nerede mi? Çoğu kurtuluşun yine Batı eliyle gerçekleşeceğine inanıyordu. Günümüzle hiç alakası yok gibi…

Hafta sonu Ankara Gar meydanında gelen patlama ile aynen geçmişte olduğu gibi gündem meşgul edilmek ve hararetli hale gelmesi mi amaçlanmaktadır? Birileri buradan nereye varmayı hedeflemektedir? Ülkemiz idarecilerine ne gibi mesajlar verilmek istenmektedir? Ülkemizin etrafına kabaca bir baktığımızda kaos ve dış müdahaleleri görmekteyiz. Acaba neden?   Ülkeler açısından tarihte neler olduğunun ve vuku bulan hadiselerin günümüze yönelik projeksiyonları çok önemlidir. Bundan mahrum kalan bir millet çok büyük sorunlara gebedir. Tarihi okumaktan aciz bir millet konumunu neden getiriliyoruz?  Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ‘Tarihini bilmeyen milletler, başka milletlerin şikârıdır, avıdır’ diyerek tarih bilincine verdiği önemi vurgulamıştır.

 

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.