AK Parti teşkilatları kaybetmeye meyyaldir

1 Kasım tekrar seçimlerine hızla yol almakta olduğumuz şu günlerde, teşkilatlarda ve toplumun genelinde bir seçim heyecanını görmek neredeyse imkânsız derecededir.  Daha önceki yazılarımızda seçimin bir heyecan ve aşk işi olduğunu sürekli olarak vurgulamaya çalıştık. İki yıldır arka arkaya gelen seçimler, teşkilatlarda ve toplumda bir yorgunluk ve yılgınlığa da sebebiyet vermiş olduğunu gözlemekteyiz. Bu seçimlerin, 2023 ve 2071 hedeflerini ortaya koymuş olan ülkemiz ve bölgemiz adına çok önemli olduğunu da hatırlatmakta fayda olduğunu mülahaza ediyorum.

7 Haziran seçim sonuçlarından tek başına bir iktidar ve koalisyon görüşmelerinden de bir hükümet oluşmayınca, memleketin sosyal ve ekonomik halini hep birlikte müşahede ediyoruz. İstikrarsız ortamı fırsat bilenler her alanda kaos çıkarmanın peşindeler… İstikrarsız ortam bu ülke üzerinde hesabı olanların hep kazandığı bir durum… Vatandaşın ise sürekli olarak kaybettiği… Ülkemiz ve bölgemiz üzerinde hesabı kitabı olanlar bu seçime çok büyük önem atfetmekte olduklarını da hatırlatmakta fayda var diye düşünüyorum. Avrupa ülkelerinde hiçbir ülkedeki seçim, Türkiye’deki seçim kadar ne konuşulur ne de haberlere konu edilir. Anaca neden? Türkiye’nin seçimi onları neden bu kadar ilgilendiriyor ki? Avrupa ülkelerinin elçileri dahi bu seçimle ilgili olarak sahada çalışma yapmaktalar… Anlamakta zorlandığımız konulardan bir tanesi daha… Biz vatandaşlılarımıza ve teşkilatlarımıza bu seçimin önemini acaba anlatamadık mı?  1 Kasım seçimleri ile ilgili sürekli olarak istifhamda bulunduğum noktalar…

AK Parti teşkilatlarında, liderlerine, politikalarına ve 13 yıllık iktidarları dönemini sürekli olarak eleştiren, hatta küfreden karşı tarafın yazar,  çizer ve kanaat önderlerine yönelik olarak bir yaranma ve kendilerini kabul ettirme sevdasını görmekteyiz. Acaba neden ki? Neden böyle bir ihtiyacın peşindeler ki? Kendilerine, davalarına, partilerine, liderlerine yönelik olarak bir güven sorunu mu var ki? Özgüven sorunu mu yoksa acaba başka bir sorun mu var ki? Adını koymakta gerçekten çok zorlandığım anlar hep olmuştur. Bu tespitlerimizi ulusal kanallardaki yazar ve çizer ağabeylerden de sürekli olarak işitmekteyiz. Kendi mahallenizin cefakâr ve fedakâr çocuklarına yönelik olarak bir öteleme, yıldırma politikası var gibi… Muhafazakâr çevrenin ve kendi yetiştirdiğiniz evlatlarınızı,  insanlarınızı da ötelerseniz, bu maratonu kiminle kazanacaksınız? Bilinçli olduğunu da zannetmiyorum. Teşkilatlardaki arkadaşların siyaset kurumunu bilmediklerine, ülkemizin ve bölgemizin geçmekte olduğu süreci tam ve net olarak okuyamadıklarına bağlıyorum.

Konunun önemine binaen; Ebu Müslim Horasani Hazretleri;  ‘ Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince de yıkılmalar mukadder oldu’’ diyor.

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.