Afrin,  Zeytin Dalı, Operasyonu! 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1980’li yıllarda kurulmuş olan PKK terör örgütü ve küresel güçler tarafından da kurulmaya devam eden isimleri değişik türdeki benzer ve türev bu terör örgütlerine karşı, meşru müdafaa hakkını kullanmıştır. Bundan daha doğal bir şey olabilir mi? Devletimiz, iç güvenlik ve sınır güvenliğini tehdit eden bu terör yuvalarına karşılık gerekli cevapları anında verilmiştir.  11 Eylül olayları akabinde, sınırlarından herhangi bir terör tehdit aldığı dahi belgelenemeyen bir güç, Afganistan ve Irak devletlerine karşı, uluslar arası hukuk ve anlaşmalar da pas edilerek,  terörü desteklemekten kaynaklı kuvvet kullanmış ve bu devletleri sivil halkın güvenlikleri de yok sayılarak işgal etmiştir. Nasıl olabilirdi? On binlerce kilometre ötedeki bir devlet ve sözde bu devletler tarafından da finanse edildiği iddia edilen bir terör örgütü nasıl iç ve sınır güvenlik tehdidi olabilir ki?  Başkaca büyük plan ve hedefler adına yapılmış olmasın; Bölgeyi tamamen kaosa sürüklemek gibi!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, geçtiğimiz yıl,  1200 kilometrelik, Irak ve Suriye sınırlarında güvenlik tehdidi olarak gördüğü terör örgütleri ve terör yuvalarına karşı Fırat Kalkanı harekâtını başarı ile gerçekleştirmiştir.  Bu harekâtta şehit olan 72 askerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, ailelerine sabır ve milletimizin de başı sağ olsun! Devletimiz ve askerlerimiz bu Fırat Kalkanı harekâtını neden yapılmıştır? Kuvvet kullanmadan bu terör tehdidi bertaraf edilebilir miydi? Tüm yollar tıkandığı, bu aziz devlet ve askerlerine de başka bir yol bırakılmadığı için terör örgütleri ve onların destekçilerine de gereken cevap, gerektiği kadar ve gerektiği şekilde verilmiştir.

ABD Başkanı Trump, geçtiğimiz hafta başında,  Kuzey Suriye bölgesinde, yani bizim 900 kilometrelik sınırlarımızda, güvenliği sağlamakla görevli,, daha önce dört bin dokuz yüz tır modern  silahlarla donatmış oldukları terör örgütünün içinden,  otuz bin kişilik modern yeni bir ordu kurulması gerektiğine yönelik açıklamalarına şahit olduk. Bu terör ordusu nerede kurulacakmış? Sınır güvenliklerini tehdit etmekte olan kendi sınır bölgelerinde mi?  Hayır! Nerede peki?! Türkiye Cumhuriyeti devletimizin 900 kilometrelik Kuzey Suriye sınırları ve bölgemizde kuracaklarmış! Bu açıklamaların akabinde, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Bahçelinin, bu terör örgütleri ve yuvalarına yönelik olarak yapılması planlanan ve günlerden beridir de konuşulan Afrin, Zeytin Dalı harekâtı Cumartesi gece itibari ile başlamış oldu!

Afrin, Zeytin Dalı, operasyonu,  uluslar arası hukuk ve BM yasaları çerçevesindeki genel durumunu kabaca incelediğimizde; Uluslararası hukukun temel ilkelerinden olan kuvvet kullanma yasağı uyarınca, hiçbir devlet başka bir devlete karşı kuvvet kullanamaz, hatta kuvvet kullanma tehdidinde dahi bulunamaz. Birleşmiş Milletler anlaşmasının 51. Maddesinde düzenlenmiş olan bu hak taraf devlete kendisini karşı gerçekleştirilen bir müdahalenin varlığı kuvvet kullanma hatta müşterek olarak kuvvet kullanma imkânı tanır. Bu 51. Maddeye göre:   “Bu Antlaşmanın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler üyelerinden birinin silahlı bir saldırıya hedef olması halinde, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemleri alıncaya dek, bu üyenin doğal olan bireysel ya da ortak meşru savunma hakkına halel getirmez. Üyelerin bu meşru savunma hakkını kullanırken aldıkları önlemler hemen Güvenlik Konseyi’ne bildirilir ve Konsey’in işbu antlaşma gereğince uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için gerekli göreceği biçimde her an hareket etme yetki ve görevini hiçbir biçimde etkilemez.”   Ancak maddeden de anlaşılacağı üzere meşru savunma hakkının kullanımı gerek maddede belirtilen, hukukun temel prensiplerinden kaynaklı bazı şartların varlığı durumunda söz konusu olacaktır. Bu şartlara kabaca bakacak olursak; 1- Silahlı Bir Saldırının Varlığı: Meşru savunma hakkının kullanılması için gereken ilk koşul şüphesiz ki bir devlete yöneltilmiş bulunan silahlı saldırının varlığıdır. 2- Meşru Savunma Kapsamında Kullanılacak Olan Hakkın Orantılı Olması: Orantılılık meşru savunma hakkının tespitinde çok önemli bir kavramdır. Meşru savunma hakkı özünde kendisine yöneltilen saldırıyı engellemeyi amaçlayan bir kuvvet kullanıma biçimi olduğu için burada ki amaç kendisini korumaktır. 3- Aciliyet Şartı: Bu hakkın kullanılabilmesi, tehlikenin o anda ortaya çıkmış, ani, başa çıkılmaz ve başka hiçbir koruma yoluna başvurmaya imkân bırakmayacak nitelikte olmasına bağlıdır.  4- Gereklilik Şartı: Bu şart uyarınca meşru savunma kapsamında kuvvet kullanacak olan devletin başka bir seçeneğinin kalmamış olması ve silahlı saldırının tek seçenek olması gerekir.  5- BM Güvenlik Konseyine Bildirim Şartı:  Uluslararası hukukun genel kuralları gereği kuvvet kullanma BM Güvenlik Konseyi kararları dışında mümkün değildir. Bu konuda tekel hakkına sahip olan konseyin onayı olmadan kuvvet kullanılması mümkün değildir. Ancak durumun istisnasını oluşturan meşru savunma hakkının kullanılmasında bir güvenlik kurulu kararına ihtiyaç duyulmaksızın sadece konseye yapılacak olan bir bildirim ile bu hakkını meşru çerçevede kullanabilir.  Her şeyden önce meşru savunmanın amacı olan tehdidin püskürtülmesi ile zaten sona erer.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Afrin, Zeytin Dalı, operasyonunda ulusal ve uluslar arası hukuktan kaynaklı tüm gerek şatları yerine getirdikten sonra bu askeri harekâta karar vermiştir.  Sınırlarımızda silahlı bir terör saldırısının varlığı mevcut mudur? Tabii ki vardır!  Sivillerle ilgili ve sivillerin zarar görmemesi adına gerekli tüm önlemler alınmış mıdır? Elbette ki alınmıştır! Bu terör tehdidinden kaynaklı bu devlete askeri operasyondan başkaca bir yol kalmış mıdır? Hayır, askeri operasyondan başkaca bir yol tercih bırakılmamıştır! Uluslar arası hukuk ve Birleşmiş milletler kuralları gereğince bilgilendirmeler de yapılmış mıdır? Hem de anında ve detaylar ile birlikte, tüm ilgili ve yetkili organlara!    Türkiye Cumhuriyeti devleti hiçbir devletin ve milletin toprağında gözü yoktur, olamaz! Sadece ve sadece komşu devletlerin toprak bütünlüğüne, barışa ve huzur ihtiyacına öncülük etmektedir!  Bu asil millet ve devleti,  bölgesinde ve sınırlarımızda,  oldubitti ile kurulmaya çalışılan kukla ve koridor devletlere asla ve kata izin vermeyecektir.  Bu askeri operasyonların kesin ve kati hedefi de buna yöneliktir, anlamayan ve anlamak istemeyen, tüm küresel güçler ve işbirlikçilerine de buradan duyuralım! Allah askerlerimizi muzafferiyet nasip eylesin! Allah, bu devlete ve millete zeval vermesin! Allah, bu millete,  bir daha,  böyle olaylar ve günler yaşatmasın! AMİN!!!…

 

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.