Zaferler Ayı Ağustos!

Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,

Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız,

Kanla, irfanla kurduk, biz bu Cumhuriyeti,

Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız.

Sarsılmayan azminle, çelik kalalar erir.

Şahikalar üstünde, meydan okur bu erler,

Yaklaşacak düşmana, mezar olur bu yerler,

Bağlayamaz bir kuvvet, bu kasırga milleti,

Tarihlere sorun ki bize “ Ölmez Türk ” derler.

Harbiye marşının yukarıdaki dizeleri Türk milletinin tarihindeki destansı kahramanlıkların mesajı ve özeti şeklindedir. Anadolu coğrafyasının her bir metrekaresi asil Türk milletin her bir evladının kanları ile sulanmıştır! Harbiye marşında ifade edildiği gibi ölmez Türk derler bu asil milletin her bir ferdine! Tarihi şan ve şöhretle geçmiş asil Türk milletinin mazisinde Ağustos ayının ayrı bir yeri ve önemi bulunmaktadır. Bu ay asil Türk milleti için birçok defa dönüm noktası niteliğindedir. Zaferler dendiği zaman Türk milletinin tarihinde Ağustos ayı aklımıza gelir.  Asil Türk milletinin Ağustos ayındaki zaferleri; 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi, 11 Ağustos 1473 Otlukbeli Zaferi, 23 Ağustos 1514 Çaldıran Zaferi, 24 Ağustos 1516 Mercidabık Zaferi, 29 Ağustos 1521 Belgrad’ın Fethi, 29 Ağustos 1526 Mohaç Zaferi, 1 Ağustos 1571  Kıbrıs’ın Fethi, 5 Ağustos 1919 Erzurum Kongresi, , 23 Ağustos 1921 Sakarya Meydan Savaşının başlaması, 26 – 30 Ağustos 1922 Büyük Taarruz gibi.

Asil Türk milletinin Ağustos ayındaki zaferlerden bir kaçını kabaca incelemeye çalışalım.  26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi; Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bir savaştır. Alp Aslan’ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, Asil Türk Milletine Anadolu’nun kapılarında kesin zafer sağlayan son savaş olarak bilinir.  Malazgirt Muharebesi,  şüphesiz Anadolu’nun kapılarını Türk Milletine açmakla kalmamış, aynı zamanda dünya siyasi tarihinin mecrasını da Türk Milleti lehine değiştirmiştir. Hristiyan Batı dünyası Anadolu’nun Türklerin eline geçmesini hiçbir zaman hazmedememiş ve hemen her vesile ile intikam almak istemiştir. İnsanlık ve Hristiyanlık tarihinin yüz karası Haçlı Seferleri bunun için başlatılmıştır. Batı Hristiyan dünyası korkunç hülyasını gerçekleştirmek için 26 Ağustos 1071’den başlayarak, 26 Ağustos 1922 yılına kadar tam dokuz asır Türk milleti ve Türk devletine karşı kılıç ve silah çekmiştir. 23 Ağustos 1514 Çaldıran Zaferi;  Osmanlı padişahı I. Selim ile Safevi hükümdarı Şah I. İsmail arasında 23 Ağustos 1514’te, günümüzde İran sınırları içinde olan Maku şehri yakınında yer alan Çaldıran Ovasında yapılan savaş Muharebe Osmanlı Ordusunun kesin zaferiyle sonuçlanmıştır.  24 Ağustos 1516 Merci dabık Zaferi;  Yavuz Sultan Selim, 5 Haziran 1516’da Mısır seferine çıktı. 27 Temmuz günü Osmanlı Ordusu Mısır sınırına dayanmıştı. Mısır Sultanlığı’na bağlı Antep ve Besni kaleleri birer gün arayla teslim oldular. Ancak asıl savaş 24 Ağustos 1516’da Merci dabık’da oldu. Mısır Ordusu Osmanlıların ezici top ateşi karşısında fazla dayanamadı. Kazanılan Merci dabık zaferi sonunda Suriye’nin kapıları Osmanlılara açılmış oldu. 29 Ağustos 1526 Mohaç Zaferi;  Osmanlı İmparatorluğu ve Macaristan Krallığı orduları arasında meydana gelen ve Macaristan’ın büyük bölümünün Osmanlı hakimiyetine girmesiyle sonuçlanan savaştır. Osmanlı Ordusu, Macar Ordusunu hezimete uğratmıştır. Savaş iki saat kadar sürmüştür. Dünyada en kısa sürede en ağır yenilgiyle sonuçlanan savaştır. 23 Ağustos 1921 Sakarya Meydan Savaşı; Yunan ordusu, hazırlıklarını tamamladıktan sonra 23 Ağustos 1921 günü Sakarya Irmağının gerisinde bulunan Türk ordusu mevzilerine saldırıya geçtiler. Yunan saldırıları kıt’alarımız tarafından ağır kayıplar verdirilerek durduruldu. Buna rağmen takviyeli Yunan kuvvetleri önemli mevzilerimizi ele geçirerek Polatlı’ya kadar yaklaştılar. Bunun üzerine Başkomutan Mustafa Kemal yeni bir savaş taktiği ile “ Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla sulanmadıkça, terk olunmaz ” diyerek vatanın her karış toprağı için asil Türk milletine savaşmayı emrediyordu. Bu emri alan her birlik ve her asker, vatan toprağını sonuna kadar savunmaya başladı. 26 – 30 Ağustos 1922 Büyük Taarruz; Kütahya’ya bağlı Dumlupınar yakınında 30 Ağustos 1922’de Türk ve Yunan orduları arasında meydana gelen savaştır. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından yönetildiği için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak anılır. İstiklal Savaşının kesin bir Türk zaferiyle sonuçlanmasını sağlayan bu çarpışmanın yıl dönümü ülkemizde ulusal bir bayram olarak kutlanmaktadır. Kurtuluş Savaş’ının son evresi 26 Ağustos 1922’de Afyon Kara hisar  – Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruz ile açılmış ve 9 Eylül 1922’de Türk Ordu’sunun İzmir’e girmesiyle sonuçlanmıştır.

Bugün, 26 Ağustos 2018 tarihinde, Muş ile Malazgirt ilçemizde, 1071 Malazgirt zaferinin 947. Yılı Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, tüm devlet erkanı, MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli, çalışma arkadaşları ve vatandaşlarımızın da çok yoğun ilgi ve katılımları ile coşkulu bir şekilde kutlandı. Anadolu coğrafyasının günümüze kadar Türk yurdu olarak kalması için şehit olan asil Türk milletinin her bir ferdine Allah rahmet eylesin!  30 Ağustos tarihinde de aynı coşku ve yoğun bir katılım ile Büyük Taarruz Başkomutanlık meydan muharebesi Afyon ili Kocatepe’de kutlanacaktır! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt zaferinin 947. Yılı kutlamaları, asil Türk milletine Anadolu’nun kapılarının açıldığı, Türk milletinin tarih sahnesine Ben de varım dediği ve Anadoluyu Yurt edindiği, bugün de tarih sahnesine Yeniden Diriliş ve Uyanışın işaretleri ve emareleri olacaktır, şeklinde çok veciz bir konuşma yaptılar. Daha önceki yazılarımızda sürekli olarak vurgulamaya çalıştığımız gibi Türk Devleti ve Türk Milleti tarihi iki bin yıllık devlet ve kadim medeniyet kodlarına dönmektedir! Küresel güçler ve işbirlikçilerin günümüzdeki çok bağırmaları ve her bir koldan saldırmalarının sebebi hikmeti de budur! Son günlerdeki ekonomik saldırı, tehdit ve şantajları hangi ekonomik kural  ve  hangi iktisadi literatüre sığdırabiliriz ki?!  Türk uyanır ve dirilirse neler olacağını tarihten gelen örnekleri ile küresel güçler ve işbirlikçiler çok iyi bilmektedir! Tüm mesele bu kutlu uyanışı ve dirilişi durdurmak, ertelemek veya yüz yıllardır olduğu gibi Türk devleti ve Türk milletini de denetim ve kontrolleri altına almaya çalışmaktır! Mazlum milletler ve tüm gönül coğrafyamız Yeniden bu kutlu uyanışı ve dirilişi beklemektedir! Türk Milleti ve Türk Devletinin kutlu uyanış ve dirilişini, 2023 Hedeflerini, 2053 ve 2071 vizyon ve yürüyüşünü, tüm küresel güçler ve işbirlikçiler Durduramayacaklar, Engelleyemeyecekler!  Ne yapsalar Boş, Başaramayacaklar! Hz. Mevlana’nın çok güzel ifade ettiği gibi; “Aç gözlülüğü, tamahkârlığı ve hırsı yüzünden, her önüne gelenin tokadını yiyene Türk demezler. Türk ona derler ki; onun korkusundan dolayı hiç bir eşkıya, bir kasabadan haraç kesmeye kalkışamasın.”

 

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.