Beyler! Neyi Bölüşemiyorsunuz?!

Geçtiğimiz hafta ve özellikle de son günlerde, şehirdeki bir eğitimciler tartışma veya kavgasına, tüm Konyalılar olarak şahit olmaktayız! Bir Eğitim sendikası başkanı ve bir devlet Üniversitesindeki Bölüm Başkanı arasında gelişen olaylar zincirine, diğer sendikalar ve başka mahalledeki bir akademisyen hocamızın da dâhil olması ile birlikte, yerel basın ve medya, sosyal medya ve son günlerde de ulusal basında çıkan haberlerle duymayanımız kalmamıştır. Konunun özeti veya detayı nedir diye şöyle kabaca bir baktığımızda; Eğitim sendikasına üye bir akademisyen adayı ve yüksek lisans öğrencisinin taleplerini karşılamayan bir bölüm başkanı arasında gelişen olaylar ve anlaşmazlıklar manzumesi! Burada kabul edelim ki idari olarak bir suç var ise muhatabı bellidir ve bu makam da gereğini yapacaktır ve yapmalıdır diye düşünüyorum! Yok, efendim adli bir suç ve isnat var, delil ve belgeleri de bulunuyorsa, savcılık makamı devreye girmelidir! Hayır, ben elimdeki sendika gücü ile eski Türkiye’de olduğu gibi idari makam buradaki taleplerimizi yerine getirmediği ve gereğini de yapmadığı için, yani bölüm başkanı hocayı görevden almadığı, basın ve medya aracılığı ile istediğimizi yapar, yaptırır ve alacağımızı da alırım, şeklimde bir üslup ve tavır sergileniyorsa bu da çok tehlikelidir, diye düşünüyorum! Hani Devlet ve millet olarak devlet yönetiminde eski alışkanlıkları atacak ve Yeni Türkiye’yi kuracak, mazlum milletlere de umut olacaktık! Bu şekilde mi Yeni Türkiye’yi kuracağız?!

Müslüman camia ve muhafazakâr kitle olarak, yıllardır bu ülkede kendilerini seçilmiş ve bu ülkenin de sahibi olduklarını iddia eden veya zanneden beyaz Türklerden, muhafazakâr camiaya da öteki olarak davranış sergilenmesinden çok muzdarip olmuştuk! Peki, iktidar, güç ve makam muhafazakâr camianın eline geçince neler yaptık? Beyaz Türkler olarak iddia ettiğimiz kişilerden daha fazlasını! Yani muhafazakâr camia olarak, iktidar, makam, mevki, kadın, para ve güç, bize çok şeyler kaybettirdi! Kabaca muhafazakâr camia olarak buradaki dünyalık imtihanımızı kaybettik! Adalet ve Hakkaniyet ölçüleri ile hareket etmesi, ehliyet ve liyakate daha fazla önem vermesi gereken muhafazakâr camia, bunları dünyalık talepler ve çevremizin de menfaat ve çıkarları uğruna yok hükmüne getirdik ve getirmeye de ısrarla ve inatla devam ediyoruz! Yani insani değerler noktasında tüm insanlığa örnek olmuş kadim bir medeniyetin evlatları olarak çürümeye ve batmaya devam ediyoruz! Peki, Neden? Nerede hata yapıyoruz?

Mezkûr tartışma ve konumuza tekrardan dönecek olursak! Bir eğitim sendikası başkanı ve üyesi akademisyen, uluslar arası camiada ses getirecek bir buluş ve icat geliştirmiş, bunu da kimin adına kayıt ettirelim diye bölüm başkanı hoca ve sendika başkanı arasındaki kavgaya mı şahit olmaktayız! Beyler! Panik yapmayın! Sakin olalım! Devlet adına kayıt ettirin! Ne diyorsunuz? Peki, neler oluyor? Benim adamımı neden kayırmıyorsun ve ayrıcalık göstermiyorsun! Tartışma ve konunun özeti kabaca budur! Sonra da, Sen benim kim olduğumu da biliyor musun? Ben sana neler yapacağımı biliyorum! Dur sen, sana neler neler edeceğim! Kabaca sergilen davranış bu mudur? Tabii ki gelişmeler aynen bu şekildedir!  Eski Türkiye’de Mülki idare ve başka bir kamu kurumundan talepleri yerine gelmeyen beyaz Türkler, ellerindeki basın medya gücü aracılığı ile doğru, yanlış ve ahlaki olup olmadığı hiç fark etmeden, bir manşet patlatmak suretiyle birçok kişiyi işinden ve yerinden etmediler mi? Peki burada sergilenen tavır ve gelişmeler eski Türkiye’deki alışkanlık, yaşadıklarımız ve olanlardan bir farkı var mıdır? Bence hiçbir farkı yoktur! Üzülerek ifade etmek gerekir, daha fazlası da bulunmaktadır!

Mezkûr tartışmaya diğer mahalleden iştirak eden hocamızın ifadeleri ve iddialarına neler demeli ki! Neymiş efendim! Bölüm başkanı hoca tam bir Yahudi taktiği sergilemekteymiş! Şimdi bu iddiayı ortaya atan akademisyen hocaya sormak gerekir! Hocam bu bölüm başkanı hoca gerçekten Yahudi midir?! Elinizde belgesi de var mıdır?! Var ise kamuoyu ile lütfen paylaşınız! Değilse bir akademisyene, bir rektör yardımcısına ve bir Müslüman’a böyle bir tekfir tarzı veya iddia şekli yakışır mı? Bu iddianın MÜMİN olarak bir vebali var mıdır? Bilmediğim için soruyorum! Sadece öğrenmek ve anlamak için soruyorum! Tekrardan ısrarla ve inatla soruyorum! Anlayamadığım için tekrar tekrar sormak istiyorum! Sosyal bilim alanında ve literatüre de katkı sağlayacak, Türk Devleti ve asil Türk Milletini de şaha kaldıracak, dünya ile rekabet sıralamasında üst lige çıkaracak bir icat veya buluş geliştirdiniz de bizim mi haberimiz yok! Hayır! Kocaman bir Hayır! Eeeeeee! Peki, bu kavga ve tartışma neyin nesidir! Neyi bölüşemiyorsunuz! Hani, Bölünürsek YOK, Bölüşürsek de TOK olurduk! Türk Devleti ve Türk Milleti adına ne ürettiniz de neyi bölüşeceksiniz! Anlayamadım ki! Hani, Girmeden tefrika bir millete düşman giremezdi ve toplu vurdukça sineler / yürekler onu top sindiremezdi! Kim bu milletin asil fertleri arasında fitne ateşini yakmakta ve fitne ateşine de her an benzin taşımaktadır! Kimdir bunlar?! Nereden gelmişlerdir?! Bilen var mıdır?!

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.