Devlet Aklında Duygusallık Olmaz!

İki bin yıllık Türk Devlet tarihini kabaca incelediğimizde tespit edilebildiği kadarı ile on altı Türk Devleti kurulmuş ve yıkılmıştır! Neymiş efendim! Tespit edilebildiği kadar, on altı Türk devleti kurulmuş! Kurulan bu devletler neden yıkılmaktadır? Yıkılan bir Devletin yerine asil Türk milleti yeniden bir daha nasıl devlet kurabilmektedir? Bu nasıl bir akıldır? Küllerinden yeniden doğmak dediğimiz kavram böyle bir şey midir? Avrupalı oryantalist ve müsteşrikler, Dünya ve insanlık tarihinden Türkleri çıkardığınız vakit, tarih adına geriye hiçbir şey kalmayacaktır, ifadeleri öylesine ve gelişigüzel bir şekilde mi söylenmiştir! Tabii ki Hayır! Tarih ve İnsanlık! Tarih ve Dünya! Tarih ve Türk Milleti! Tarih ve Türk Devleti! Tarih ve Türk Devlet aklı! Tarih ve Devleti ebed müddet! Türk Devleti ebet müddet ve Türk milleti ebet müddet kavramlarının müşahhas hale geldiği zirve ve son noktanın adıdır, devlet aklı! Bir devletin bazı uygulamalarının tüm vatandaşlar tarafından anlaşılmaması ve algılanmaması kadar doğal bir şey yoktur! Algılamayan ve anlamayanlar için bazı konuları çok da zorlamanın hiçbir anlamı da olmasa gerekir, diye düşünüyorum!

Peki, Devlet aklı nedir? Devlet aklının temel ilke ve özellikleri nelerdir, kabaca değerlendirmeye çalışalım! Devlet aklı için asıl ve kutsal olan Devlettir ve Devletin de sadece bekasıdır! Devlet aklında, Devletin bekası için vatandaşlar büyük ve kutsal stratejiye göre ekonomik ve sosyal olarak sıkıntı çekeceklerse çeker ve ölmeleri de gerekiyorsa ölür! Bu acı reçeteden kaçış yoktur! Peki, buradaki kutsal strateji ve dava nedir diye sorabilirsiniz? Devletin Varlığı ve Bekasıdır! Devlet aklında duygusallığa ve ikircikli bir duruma kesinlikle yer yoktur! Bölgemizdeki sonradan uydur kaydır ve kullanışlı olmaları için yüz yıl önce kurdurulmuş olan ve bir rüzgâr esintisi ile yıkılmakta olan devletler bugün için bizlere neler anlatmaktadır? Bölgemizdeki devletleri parçalanmış olan ülkelerde devlet aklı var mıdır? Bu devletlerde, tarihi Devlet aklı olsa idi bu kötü durum ve konumda olabilirler midir? Tabii ki Hayır!

Geçtiğimiz günlerde, uzun süredir ülkemizde tutuklu bulunan ve daha sonra da ev hapsine gönderilen ABD vatandaşı bir papaz, bağımsız yargının kararı neticesinde serbest bırakıldı ve ülkesine döndü! Bağımsız yargının vermiş olduğu karar sonrasında medya ve sosyal medya üzerinden koparılan fırtınaya neler demeli?! Aman Allah’ım! Devletine, milletine ve devlet başkanına karşı ağza alınmayacak ifadeler ve galiz cümleler! Neler oluyor! Daha dün denebilecek kısa bir saman dilimi öncesi bu ülkede bir yabancıyı tutuklamayı boş verin, adını dahi soramaz ve sorgulayamazdınız! Bir emirle anında ülkesine göndermek zorunda kalırdınız! Yanlış mıyım? Ne çabuk unutuverdik o günleri? Devlet ve milletine karşı bir ihanet ve aymazlık konumunda bulunmuyorsak, bir saniye duralım düşünelim, olaylar ve gelişmeler, bizim küçücük aklımızın göremeyeceği, algılamayacağı ve fehim edemeyeceği boyutta olabilir midir?!

Bizim gibi toplumların en büyük hastalığı, gelişmeler hakkında erken karar vermektir! Okumayan ve araştırmayan bir toplum olduğumuz için olabilir mi?! Eskilerin ifadesi ile bir olay ve gelişmenin önünü ve sonunu görmeden, araştırmadan ve anlamadan hemen acil bir şekilde karar vermekteyiz! Lao Tzu, karar vermek konulu öyküsünde; Acele karar vermeyin! O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz! Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının! Karar aklın durması halidir! Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur! Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar! Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar! Oysa gezi asla sona ermez; Bir yol biterken yenisi başlar, bir kapı kapanırken, başkası açılır! Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz, şeklinde ifade etmektedir. Lao Tzu, bugün için ve özellikle de bu konuda bizlere neler söylemektedir? Ne gibi dersler almamız ve çıkarmamız gerekmektedir!

Devlet Yönetiyoruz, Devlet! Devlet dediğimiz kurum Statik olamaz! Devlet dediğimiz kurum, Varlık ve Bekası için kısa, orta ve uzun vadeli çıkarlarına göre hareket eder! Devlet için esas olan sadece DEVLETİN ÇIKARLARIDIR! Devlet dediğimiz kurum eskilerin ifadesi ile Efradına Cami ve Ağyarına da mani olmak zorundadır! Devlet dediğimiz kurum uluslararası ilişkilerde Mütekabiliyet ilkesine göre hareket eder ve etmek de zorundadır! Devlet dediğimiz kurum bir hesabını görmek ve alacağını da alabilmek için bir zanlı ve suçluyu önce tutar, yakalar, sorgular ve alacağı her ne varsa alır, daha sonra da gerekiyorsa salıverir!. Türk Devleti de varlığı ve bekası için tarihi Devlet aklının gereğini yapmaktadır! ABD’de yaşayan tüm vatandaşların, ABD savaş gemilerinin Akdeniz’de ne aradığını bilmesini ve anlamasını, tabii ki beklemiyoruz! ABD’li vatandaşların, on bin kilometre ötelerden, Ortadoğu ve sınır bölgemizdeki terör örgütlerini neden desteklendiğini ve on birlerce tır silahı da sadece kendi ülkesinin ulusal güvenliği için verdiğine de inanmasını da beklemiyoruz?! Burada da ABD’nin ulusal çıkarları ve devletin bekası için devlet aklı var mıdır, yok mudur?!

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.