Alman Bilim & Politika Vakfı ve Türkiye!.

Türkiye’de;  Devletin ülkesi ve milleti ile bütünlük ve  bölünmezliğine, laik hukuk sistemine karşı nerede bir hareket ve başkaldırı varsa, bu işlerin arkasında,   mutlaka bir ya da birkaç Alman Sivil Toplum Örgütünün ( NGO – Non Govermemental Organisation ) bulunduğunu unutmamalıyız!.

Küresel güçler ve büyük devletler, ulusal  çıkarları çerçevesinde, siyasi erk ve toplumu,  etki ve tesir altına almaya çalıştıkları  ülkelerde,  denge  ve denetleme açısından, Sivil Toplum Örgütleri   üzerinden  ”sivil toplum örümcek ağı” örer!. Ağa takılanın kurtulma imkanı olamaz!.

Küreselleşme sürecinde, uluslararası sermayenin serbest dolaşımının önünde en büyük engel oluşturan ulus devletlerin zayıflatılması ve mümkünse yıkılması doğrultusunda; ABD, Almanya, İngiltere gibi ülkeler ve AB, NGO’lara, yani hükümet dışı sivil toplum örümcek ağlarına, çıkarları çerçevesinde, belli başlı görev ve sorumluluklar yüklemiştir!

1962 yılında kurulan Alman Bilim ve Politika Vakfı ( SWP  ) en etkili düşünce kuruluşlarından biri olarak kabul ediliyor! Vakıf, son yıllarda Türkiye ile ilgili çok sayıda araştırmaya imza atıyor!  Neden acaba?!. Çok seviyor demek ki?!  200 çalışanıyla, Alman Hükümeti ve Federal Meclis’e danışmanlık veriyor!  SWP bünyesinde, Uygulamalı Türkiye Araştırmaları Merkezi (CATS) faaliyet gösteriyor ve SWP finansmanı da kamu kaynaklarından sağladığını da hatırlatmadan geçmeyelim!   

Geçtiğimiz günlerde, Alman Bilim ve Politika Vakfı bir Türkiye raporu yayınlıyor ve raporda aklı sıra,  şu sorulara cevap arıyor! Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Türkiye’yi nasıl bir ülkeye dönüştürdü? Erdoğan ne umdu, ne buldu? Felce uğratılan kurumlar ve demokrasi onarılır mı, gibi sorularına kendisi çalmak ve kendisi de oynamak sureti ile cevaplar aramıştır!. Peki, neden?!. Dertleri  nedir?! Hedefleri nedir?!

Raporu yazan veya yazdıran güçler, karşılarında söz dinleyen veya emir alan, parmak sallanan bir Türk Devleti olmadığı için kudurmaktalar!.  İsterlerse her gün ve her saat bir rapor yayımlayabilirler! Bölgemizde Türk Devleti olmadan hiçbir hareket yapamayacaklarını idrak edenler, elbette ki dolambaçlı yollara başvuracaktır!.  Eskiye özlem böyle bir şey!.  Artık, Ankara Vizyonu ve Ankara kriterleri geçerlidir!. Beğenseler ve beğenmeseler de!. Çatlasalar ve  patlasalar da!. Buradan dönüş yoktur!.

Raporda; Yürütme, meclis bütçe gibi konularda kalan yetkilerine bile müdahale ettiğine, yasamanın zayıfladığı, muhalefet milletvekilleri üzerinde de baskıların arttığı vurgulanıyor!. Eski sistemde erklerden birini kuşatmak sureti ile devletin tamamen kilitlendiği ve sistemin de çalışamaz duruma getirildiği  günleri unutmadık!.  

Raporda; Giderek artan siyasallaşmanın yargıya büyük zarar verdiği, yargı mensuplarının bağımsız karar almaktan korkar hale geldikleri ve Türkiye’deki yeni sistemle bürokrasinin de büyük ölçüde felce uğradığı,  aktarılıyor! Yargı sizin ülkede bağımsız, bizim gibi ülkelerde ise bağımlı öyle mi?! Birazcık dürüstlük ve samimiyet!.

Raporda; Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve yeni sistemle birlikte atılan adımlar sonucunda bürokrasi küçülmedi, aksine, oluşturulan yeni birimler, kamu çalışanları sayısındaki artışla daha da büyüdü, diyor! Yeni sistemde Türk Devleti  anında karar alabiliyor ve uygulamaya da geçiyor!. Bunlar mı üzüyor sizleri?! Üzülmeye devam!.

Raporda; 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminden sorumlu tutulan Gülen yapılanmasına mensup ya da mensup olduğu varsayılan kişileri tasfiye etmesi, bunların yerine liyakatten uzak görevlendirmeler yapılıyor, diyor!  Adamları endişeye sevk eden konuya bakar mısınız?! Ne yapacaktık!. Devlet; darbe destekçileri ile yol yürümeye devam mı edecek? Yoksa size mi soracaktık, kiminle yol yürüyeceğimize ve çalışacağına?!

Raporda; Türkiye’de yeni sistemle birlikte yürütme gücünün tek bir kişide toplandığı ve kurumlar üzerindeki kontrolünün de “muazzam” olduğu!. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) son yıllarda edindiği operasyonel yetkiler ve dokunulmazlık zırhı ile ağırlığının arttığına işaret ediliyor! MİT’in oynadığı merkezi rol, terörle mücadele ve bürokrasinin gözetlenmesi ile sınırlı değil, diyor!. MİT’in operasyonları sizleri bu kadar neden rahatsız ediyor?! Artık MİT’in  içeriye giremediğiniz ve kapı  dışında kaldığınız için olabilir mi?! Peki, Alman istihbaratının bölgemizde yaptıklarına neler demeli?!.  

Raporda; MHP’nin Türk siyasetinde değişen rolü ve devlet kurumlarında artan ağırlığı, Bahçeli’nin darbe girişimi sonrası Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine verdiği destekle, MHP’nin meclisteki temsil oranına kıyasla çok daha büyük bir siyasi nüfuz alanına sahip olduğuna! Bu dönemde MHP’lilerin yanı sıra, Batı karşıtı ulusalcılar ve ayrıca tarikatlara yakın isimlerin de bürokraside boşalan kadroları doldurduklarına işaret ediliyor!.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli;  Berlin merkezli Bilim ve Politika Vakfının hazırladığı Türkiye raporunda;  Alman Sol Partisinin Türkiye ve MHP husumetinden sonra, bu ülkedeki bir vakfın da partimizi, yeni hükumet sistemini ve Cumhur İttifakını karalama yarışı husumetle karılmış bir senaryoya delalettir!. Tarikatlara mensup aşırı muhafazakarlarla MHP üyeleri yeni boşalan bürokratik mevkileri işgal ediyormuş!. Özellikle polis ve istihbarat kadroları MHP’ye açılmış! Ayrıca yeni hükumet sistemi çürümeye yol açmış!. Alman Vakfının bildiği ne varsa, belirlediği neler bulunuyorsa, Türkiye Cumhuriyeti Devletine bildirmez ve hükümetimize ulaştırmazsa,  dünyanın en müfteri ve en melanet vakfı olacağını buradan ilan ediyorum, vurgularının  artık ülkemizde,  Sivil Toplum Örümcek Ağları ( NGO )  üzerinden devletin birliği ve milletin selameti zaviyesinden, sokak hareketleri ya da başkaca operasyon planlayan tüm kirli ve sinsi odaklara,  Türk Devlet Aklı çerçevesinde,  bir  Osmanlı tokadı olduğunu düşünüyorum!.

Share This:

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir