Türk Devleti Kulvar Değiştiriyormuş!

Geçtiğimiz günlerde; nereye hizmet ettiği ve kimlerin adamı olduğu, cemaziyülevveli de aşikar bir yazar; İsrail Başbakanının Türkiye ziyareti ve başkaca ziyaretler  akabinde; Türk Devletinin Kulvar değişikliği veya Eksen Kayması yaşadığını!

Türk Devleti; birilerinin işine gelmeyen; yerli – milli ve bağımsız politikalar sergilediği, yirmi dört milyon kilometrekarelik gönül coğrafyası ile kucaklaşmaya başladığı her dönemde; böyle tipler tarafından mezkûr ifadelere şahit olmaktayız! Neden acaba?  

Kadim Türk Devlet Aklının denetiminde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti,  Anadolu – Selçuklu Türk Devlet kodlarına dönmektedir! Dere asli yatağını bulmuştur! Engel olamayacaklar! Değiştiremeyecekler!

Hangi siyasi parti veya iktidara kim gelirse gelsin buradan asla dönüş yoktur, olamayacaktır! Kimsenin bunu değiştirmeye de gücü yetmeyecektir!

Türk Devleti; Selçuklu – Horasan ve Kurucu İrade temsilcileri ile yeniden diriliş ve yeniden kurucu kodlar ile yeni bir şahlanış,  yeni bir kalkınma hamlesi ve yeni bir refah yolculuğu başlayacaktır!

Aynı yazar; Suudi Arabistan’da yönetimi elinde tutan veliaht prens Muhammed bin Salman, Körfez İşbirliği Teşkilatı içerisinde birlikte oldukları Arap ülkelerini İsrail’le ‘barış’ amaçlı bir ittifakın içerisinde yer almaya teşvik ettiğini! İbrahim İttifakı (Abraham Accords) Arap ülkelerinin daha önce ‘düşman’ diye andıkları İsrail’le diplomatik ilişki kurmalarını sağladığını, ifade eden bir yazı kaleme almıştır!

Peki, böyle bir yazının, dışarıda ve içeride tüm yaşadıklarımız ile ne ilgisi ve alakası vardır? Yazar, neyi amaçlamakta ve nereye varmak istemektedir? Ya da nereye hizmet etmektedir?

Türk Devleti; Arap dünyası, Afrika, Orta- Doğu, Balkanlar ve Kafkasya ve gönül coğrafyası tüm bölgelerde varlığını hissettirmeye başladığı bir dönemde, böyle bir yazı kaleme almanın masumane bir tarafı olmasa gerekir!  Şahsi ajandası ya da talimat aldığı yerlerin ajandasında neler bulunmaktadır?

Tarihte; Dini İlahi,  dün; Dinler Arası Diyalog ve bugün de İbrahim İttifakı veya İbrahim-i Dinler şeklindeki açıklamalar ya da köşe yazıları ile birileri ne yapmaya çalışmaktadır? Nereye ve neden hizmet etmekteler? Kişi cibilliyetinin gereğini yapacaktır!

Fasık, Kâfir ve Münafıkların en büyük alâmetifarikası GERÇEKLERİN üzerine örtmeleridir! Peki, nereye ve ne zamana kadar? Hakikat ne zaman parlayacaktır?

Türk; İslam’ın sancaktarı ve Allah’ın askeridir! Türk; Adaletli olan, Adalet Dağıtan ve Hakikat ehlidir!  Hakikat er veya geç, mutlaka ayan beyan ortaya çıkacaktır! Mümin aynı delikten iki defa sokulmayacağına göre! Mümin uyanık olmak zorundadır! Mümin; basiret ve feraset sahibidir!

Sonsuz Hikmet ve Kudret Sahibi Yüce Allah; Ey Ehl-i kitap! İbrahim hakkında niçin tartışırsınız? Oysa Tevrat da İncil de kesinlikle ondan sonra indirildi! Hiç düşünmüyor musunuz?  İşte siz böylesiniz; hadi hakkında bilginiz olan konuda tartıştınız, fakat hiç bilgi sahibi olmadığınız bir konuda niçin tartışıyorsunuz! Oysa Allah bilir, siz bilmezsiniz! İbrahim; ne Yahudi ne Hıristiyan idi; bilâkis o, tek Allah’a inanıp boyun eğmiş birisiydi, müşriklerden de değildi! Doğrusu insanların İbrahim’e en yakın olanı, ona tâbi olanlar, Hz. Muhammed ve iman edenlerdir! Allah, müminlerin dostudur, buyrulmaktadır! ( Ali İmran; 65 – 68 )

Müfessirler mezkûr ayetlerin iniş sebebi ve tefsiri konusunda;   Hıristiyan Necran heyeti Medine’ye geldiğinde, Yahudi hahamlar ile ilâhiyat meselelerinin konuşulduğu toplantılara katılmış;  Hıristiyanlar ve Yahudiler Resülullahın huzurunda tartışmıştır!  Yahudiler, Hz. İbrahim’in Yahudi olduğunu, Hıristiyanlar ise onun Hıristiyan olduğunu iddia ediyor!

Hz. İbrahim’in Yahudilik veya Hıristiyanlığa nispet edilerek tartışmanın içine çekilmesi tarihî gerçeklerle bağdaşmaz; çünkü TEVRAT ve İNCİL ONDAN SONRA İNDİRİLDİĞİ ORTADADIR!

HZ. İBRAHİM; Ne YAHUDİ, Ne HIRİSTİYAN, Ne de MÜŞRİK İDİ; O TEVHİT İNANCINA YÜREKTEN BAĞLI; “ HANİF ” ve “ MÜSLÜMAN ” OLDUĞUDUR!

Yahudiler ve Hıristiyanlar, kendileriyle Hz. İbrahim arasında bir bağ kurmak isterse bunun yegâne yolu, kendi peygamberlerinin de tevhit inancına çağrıda bulunduğu gerçeğini itiraf etmeleri ve Hz. İbrahim’i, dolayısıyla Hz. Muhammed’i kendilerine tâbi kılma gayreti içine girmek yerine, BÜTÜN İLÂHÎ DİNLERİN GENİŞ ANLAMIYLA “İSLÂM” DAİRESİ İÇİNDE BULUŞTUĞUNU GÖRMELERİDİR!

Ey Ehl-i kitap! Gerçeği görüp durduğunuz halde niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz? Ey Ehl-i kitap! Neden hakkı batıl ile karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz, buyrulmaktadır! ( Ali İmran; 70-71)

Tevrat ve İncil;  Hz. Muhammed (sav)  müjdeleyen,  HZ. İBRAHİM’İN HANİF ve MÜSLÜMAN;  Allah katında geçerli dinin sadece İslâm olduğunu bildiren ayetler içerdiği halde, Ehl-i kitabın bu hakikatleri inkâr ettiğini!  Kitabı Mukaddes; tahrif edilmiş şekliyle bile,  Tevrat’ın Hz. Muhammed (sav)’in geleceğini müjdeleyen ifadeler içerdiğini ortaya koymaktadır!

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.