Helal de, Haram da Bellidir!

Günümüzde, insan denilen varlığın hayatına ve hayatının her bir anına baktığımızda, normal canlılardan bir farkı yokmuş gibi yaşantısına devam etmektedir!  Neden acaba?

İnsan denilen varlık yaratılış gereği ‘Eşrefi Mahlûkat’ olmakla beraber, yaratılış da kendisine üflenen ve yüklenen yüce Ruh’a uygun bir hayat sürmediği durumlarda, ‘Esfel-i Safilin’ olmak yolunda hızla ilerleyecektir!  Burada çok ince bir çizgi bulunmaktadır!

İnsan denilen varlık,  fıtrata uygun bir şekilde yiyip – içmediği ve düşünemediği durumlarda,  KAMİL insan olmak yolunda ilerleyemez! Bu âleme gelmek ve bulunmanın anlamı ve manası tekâmül edebilmektir! Peki, insan olarak, anlam arayışımız nedir?

Yoksa dünyalık makam, mevki, para, iktidar, güç, mal ve mülk yığmak ve yarıştırmak mıdır? Haram veya helal olduğunu umursamadan, öyle mi?

Neymiş Efendim!  Asıl olan, hakkın helal edilmesi olmalıdır!  Asıl olan, helalleşmek olmalıdır! Helalleşmek, mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıdır!  Çünkü her yasal hak, helal değildir ve olamaz!

Helâl da bellidir, haram da bellidir! İkisinin arasında birtakım şüpheli şeyler vardır ki çok kimseler onları bilmez!  Her kim, şüpheli şeylerden sakınırsa dinini, haysiyetini ve ırzını da kurtarmış olur, buyrulmaktadır!

Kim aldırış etmez, şüpheli şeylere dalarsa harama düşmesi an meselesidir! Kim de yasak bir bölgenin çevresinde dolaşır durursa onun da o bölgeye girmesi an meselesidir!

Her melikin yasak bir bölgesi vardır! Allah’ın yasak bölgesi de haramlardır! Haramla beslenen vücut cennete giremez!  O ateşe daha layıktır, buyrulmaktadır!

Ey oğul! Öyle insanlar göreceksin ki; Koyunu yemek için, tilkiyle plan yapacaklar, kurtla birlikte öldürecekler, çobanla birlikte yiyecekler ve sahibiyle birlikte yas tutacaklar! Ve hiç bir şey olmamış gibi davranacaklar! (Dursun Fakıh)

Hz. Peygamber  (sav);  Ey insanlar! Allah’tan hakkıyla sakının ve rızkınızı güzel yoldan isteyin! Hiç kimse,  Allah’ın kendisine takdir ettiği rızkı elde etmeden ölmeyecektir! Öyleyse Allah”tan hakkıyla sakının ve rızkınızı güzel yoldan isteyin! Helâl olanı alın, haram olanı terk edin, buyurmaktadır!

Hz. Peygamber (sav);  Öyle bir zaman gelecek ki;  kişi malını helâlden mi yoksa haramdan mı elde ettiğine bakmayacak,  buyurmaktadır!

Hz. Peygamber (sav); İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı davranıp Müslüman’ca yaşayan kimse, avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır, buyurmaktadır!  

Peki, mezkûr vakit, ne zaman gelecektir? Yoksa gelmiş midir? Bulunduğumuz zaman, öyle bir zaman dilimi olabilir mi? Peki, böyle bir zaman diliminde İMAN ettiğini zannedenler neler yapmaktadır?

Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; Ankebut suresi 1-2. Ayetinde; İnsanlar, denenip sınavdan geçirilmeden, “İman ettik” demekle bırakılacaklarını  – kurtulacaklarını mı sanıyorlar? And olsun ki biz, onlardan öncekileri de sınamıştık! Allah, elbette doğru olanları ortaya çıkaracaktır! Keza, Allah yalancıları da mutlaka ortaya çıkaracaktır, buyurmaktadır!

İmam Gazali; Bazı cahil alimler; artık bu zamanda helalin ortadan kalktığını, helali bulmak şöyle dursun, ona giden yolun bile kaybolduğunu, helal olarak akarsular ile meralarda biten otlardan başka bir şey kalmadığını,  diğerlerini ise saldırgan ellerin kirlettiğini ve bozuk muamelelerin çürüttüğünü zan etmektedir!

Bu hakikatten çok uzak bir görüştür! Helal de açık ve meydanda, haram da! Ayrıca bunların arasında bazı şüpheli şeyler vardır! Hal ve vaziyet, ne kadar değişirse değişsin;  Helal de, Haram da ayan beyan bellidir!  Görmesini bilene! Haram ve şüpheli şeyler ile beslenen; tabii ki göremeyecek, duyamayacak ve idrak edemeyecektir!

Peki, Sonsuz Kudret ve Hikmet Sahibi Yüce Allah;  akıl etmeyecek misiniz, düşünmez misiniz, ne zaman akıl edeceksiniz, aklınızı kullanmayacak mısınız, ne zaman düşüneceksiniz,  artık akıllanmayacak mısınız ve akıl etmez misiniz, diye tekrar tekrar neden sormaktadır?

Sonsuz Kudret ve Hikmet Sahibi Yüce Allah; Araf suresi 179. Ayetinde;  And olsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık! Bunların kalpleri vardır fakat onlarla kavrayamazlar! Gözleri vardır fakat onlarla göremezler! Kulakları vardır fakat onlarla işitemezler! Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar! İşte asıl gafiller onlardır, buyurmaktadır!

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.