Üniversite Yönetimleri Böyle Bir Vebali Taşıyabilir mi?!..

Üniversite; Gerçekleri arayan, bilim üreten ve bilim yayan, en üst düzeyde araştırma, geliştirme ve eğitimin yapıldığı kurumdur! 

Üniversite; Fonksiyonel ve fiziksel olarak çağın gerisinde kalamaz, topluma yön verir ve toplumda itici güç rolü üstlenir! 

Üniversite; Günlük siyasetin dışında, özerk yapısı ve politika üstü kurumlar olmalıdır! Yoksa siyasetin tam da göbeğindeler mi? Ya da siyaset olmadan yaşayamazlar mı?! Neden olmasın?

Üniversite; Bilimsel ve saha çalışmalarının yapıldığı,  bilimsel ve uygulanabilir makalelerin yayınlandığı, ulusal ve uluslar arası ölçekte patentlerin alındığı, reel sektörde üniversite ismi ile aranan başarılı öğrencilerin mezun olduğu, ülkesi ve bulunduğu şehre; sosyal, kültürel, bilimsel ve ekonomik katkının olduğu kurumlar olarak, bilinir!

Üniversite dediğimiz kurum akademisyenler ile bir bütündür! Akademisyen; olarak tarif edeceğimiz kişi de; öncelikle; Ehliyet, Liyakat ve Adalet özellik ve nitelikleri aranmalıdır!  Ehliyetsiz – Liyakatsiz – Çapsız – Muhteris ve sadece; onun  – bunun – şunun oğlu, kızı ve gelini olmaktan başkaca bir özelliği olmayan kişiler akademisyen olarak alınmamalıdır! 

Hz. Mevlana;  Adalet; Ağaca su vermek Zulüm ise dikene su vermektir!  Adalet, bir nimeti yerine koymak, zulüm ise yerinden söküp almaktır, buyurmaktadır!

Hz. Ömer (ra); Kenar-ı Dicle’de Bir Kurt Aşırsa Koyunu, Gelir de Adl-i İlahi Sorar Ömer’den Onu, buyurmaktadır!

Peki, Adalet terazisi ve toplumda ki sorumluluk duygusunu, neden ve nasıl, kolay bir şekilde yitirebildik ve örseledik? Bu duruma gelmesine sebebiyet verenlerin bir suçu ve vebali var mıdır? Ya da olmalı mıdır? Yoksa saldım çayıra Mevla gayura mı diyeceğiz?

Dicle kenarında değil, kendilerine emanet olarak teslim edilen koyunları kim ya da kimler KURDA teslim etmektedir? Yoksa kuzuyu teslim ettiklerimiz de, koyun postunda ki KURT mu olmuştur? Bilemiyorum!

Peki, böyle bir sistem ve kurumdan BAŞARI beklenir mi? Ya da;  Adalet, sorumluluk ve kuruma AİDİYET duygusunun tam yerleşmediği kurumlardan ne bekleyebilirsiniz?

Akademisyen; Üniversitelerde veya üniversite dengi yüksek öğrenim kurumlarında ilgili uzmanlık alanında bilimsel konular üzerine çalışan, araştırmalar gerçekleştiren ve araştırmalar sonucunda eserler üreten, uzmanlık alanı kapsamında doğrudan öğretim faaliyetlerini gerçekleştiren kişi olarak tarif edilebilir!

Bir Akademisyenin görev tanımını; Ders içeriklerinin planlanması ve hazırlanması çalışmalarına katılmak!  Sorumluluğu kapsamında olan derslerin tam olarak yürütülmesini sağlamak! Sınav programlarının tarih ve saatlerinin hazırlanmasına yardımcı olmak! Öğrencilerin çevre ve bölüme uyum sağlamalarına yardımcı olmak ve öğrenci danışmanlık hizmetlerine katılmak! Bilimsel araştırma ve yayınlar gerçekleştirmek! Bilimsel alanda gerçekleştirilecek ulusal ve uluslararası kongrelerin düzenlenmesine destek vermek! Danışmanlığını yürütmüş olduğu öğrenciler arasında yer alan yabancı uyruklu ve özel öğrencilerin (engelli öğrencilerin) sorunlarıyla ilgilenmek! Eğitime katılan öğrencilerin devamsızlık ve başarısızlık sebeplerini araştırarak sonuçları, beraber bölüm başkanlığına bildirmek, şeklinde açıklayabiliriz!

Akdeniz Üniversitesinde ki; öğrenci olayları ulusal ve yerel medyada anında neden gündem olmaktadır?! Basın ve medyanın bir görevi de, benzer olaylar bir daha vuku bulmaması adına, etkili ve yetkili makamlarda bulunan kişilerin yani SORUMLULUK sahibi olanların daha dikkatli olması ve önlem almasını sağlamaktır!

Peki,  Akdeniz Üniversitesinde ki ÖĞRENCİ OLAYI; tüm sosyal ve geleneksel medyada TREND TOPİC olmasına rağmen; şehrimizde; bir DEVLET ÜNİVERSİTESİNDE  Vuku bulan; ( iki öğrencinin intihar etmesi ve bir çalışanın asansöre sıkışması  sonucu ölmesi ) acaba, neden gündem olmamaktadır?!

Yoksa Akdeniz Üniversitesindekiler ÖĞRENCİ ve İNSAN; buradakiler değil midir? Tabii ki BESLEME – KALEMŞÖR ve kurumdan bir BEKLENTİSİ olan tipler; Görmeyecek – Duymayacak ve Kaleme de Alamayacaktır! Adı üstünde besleme!

Peki, Üniversite gençliğini emanet ettiğimiz; Üniversite rektörü, üniversite yönetimi, fakülte dekanı, bölüm başkanı, fakülte yönetimi, fakültede bulunan tüm akademisyenler ve özellikle de DANIŞMAN konumunda bulunan kişiler, mezkûr olayların olmaması ve önlem alınması zaviyesinden bir sorumluluğu, var mıdır ya da yok mudur?

Böyle bir olayda; insani, vicdani ve idari bir VEBAL, var mıdır ya da yok mudur?  Var ise böyle bir VEBAL nasıl taşınabilir ya da yaşanabilir?  Ya da AMAN Sen de mi diyeceğiz?!

Yoksa sadece ballı akademisyen maaşı ve ek ders ücretleri almak, bulunduğu kurum ve toplumda herkese tepeden bakmak ve caka satmak mıdır, akademisyen, demek? Sadece soruyorum!

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.