Aynı köyde yaşayan iki ormancı ya da oduncu, sabah saat sekiz ile akşam saat altı arası, köy yakınlarındaki ormana ağaç kesmeye gidiyor. Birbirlerine engel olmamak için bir noktada ayrılıp, ayrı yerlerde çalışıyor ve dönecekleri vakit belirli bir noktada buluşup evlerine dönüyo
A karakter oduncu, yarım saat yemek molası hariç hiç durmadan ağaç kesiyor, bir ağaç devirirken hemen diğerine geçiyor.
B karakter oduncu ise arada bir dinleniyor, molalarını kaytarmadan yapıyor ve birinci oduncu ile aynı olarak akşam altıya kadar çalışıyor.
Bir hafta boyunca bu tempoyla çalışırlar ve sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar.
Sayma işlemi bittikten sonra A karakter oduncu çok şaşırmış! Kendisi hiç mola vermemiş iken, B karakter oduncunun molalar vererek kendisinden daha fazla ağaç kestiğini görmüş.
Yaşadığı şaşkınlık sonrası, A karakter oduncu, evine gitmiş ve bir plan yapar; sabahları saat altı da kalkıp ormana gidiyor ve akşamları saat sekizde dönüyor. Yemek molası dahi vermeden, aparatif ayakta yeyip geçiştiriyor!
Planından değil fakat çalışma saatlerini arttıracağından ve birlikte gelip gidemeyeceklerinden B karakter oduncuya bahseder.
Bir hafta sonrası tekrar sayım yapmak üzere sözleşirler ve ikisi de çalışmalarına ayrı gidip gelerek devam eder.
A karakter oduncu, arada sırada zaman kaybetmeden gizlice gidip ikinci oduncuyu gözlemliyor; mola verdiğini, akşam saat altı da döndüğünü gördükçe gülümseyerek, kendini hırslandırarak akşam geç saatlere ve yorulana kadar soluklanmadan ağaç kesiyor!
Ve sonunda, bir hafta geçmiş ve sayım günü gelmiş. Sayım sonrası A karakter oduncu, bakmış ki; o kadar fazla çalışmasına ve hiç mola vermemesine rağmen yine B karakter oduncu kendisini geçmiş.
Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım, yemeden içmeden çalıştım. Erken kalktım güneş battıktan sonra eve döndüm. Fakat sen yine daha fazla ağaç kestin. Nasıl yaptın bunu, nasıl, diye sitemler etmeye, öfkelenmeye başlamış.
B karakter oduncu tebessüm etmiş ve o basit denklemde, hepimizin unuttuğu ya da görmezden geldiği bir parametreye dikkat çekerek; Herhangi bir sırrım yok. Sen durup dinlenmeden çalışır iken, ben bir kaç ağaç kestikten sonra hem dinlenip fiziki gücümü topluyordum, hem de baltamı biliyordum, diye cevap vermiş!
Hayatın her alanında başarılı olabilmek adına; hem Baltayı bilerken ve hem de 3T kurallarına, dikkat etmeli!
1 -) Tecrit ( Soyutlama ): Kişinin çalışmaya odaklanmak ve hedeflerine yürümek için kendini gereksiz meşguliyetlerden belli oranda soyutlaması.
Her şeye yetişilemeyeceğini bilerek dikkati tek bir hedefe odaklamayı ifade eder.
Hedef belirlendikten sonra, hedeften uzaklaştıracak ve ilgilenmesem de olur diyebileceği meselelerden kendini soyutlamak ve tecrit etmek gerekir!
Tecridi gerçekleştiremeyenlerin Tecdidi sağlaması mümkün değildir. Kendini soyutlayamayanın yenilenmesi mümkün değildir!
2 -) Tedric ( Aşamalı İlerleme ): Hedef ve hayallere bir anda, kısa sürede ulaşmanın imkansız olduğunu kabul edip adım adım ve derece derece ilerleme prensibi.
Hedefi gerçekleştirmeye doğru tedricen, derece derece ve adım adım gitmek gerekir!
Tecridi gerçekleştiremeyenlerin tedrici hâle geçmesi de mümkün değildir.
Kendini soyutlayamayan, bir hedefe, bir ideale ve bir ülküye kendini adamayan kişinin hedefine doğru adım adım ilerlemesi gerçekleşemez.
Hedeflerimizi gerçekleştirmeye doğru, tedricen, adım adım, sindire sindire, içselleştirmek ve özümsemek suretiyle gitmek zorundadır!
3 -) Tecdid ( Yenilenme ): Bu yolda yürürken kişinin kendisini, bilgilerini ve hedeflerini sürekli olarak güncellemesi, taze tutması ve yenilemesi.
Yenilenerek, her gün yeni şeyler öğrenerek ve kendini geliştirerek, aynı yerde durmayarak sürekli ilerlemek ve sürekli yenilenmek!
Hz. Mevlana; Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım, diyor!
Geçmişin pişmanlıklarına veya kalıplarına takılıp kalmamayı, hayatın akışına uyum sağlamayı ve her an yenilenmeyi ifade etmektedir!
Hz. Peygamber (sav) efendimiz; İki günü birbirine eşit olan ziyandadır, aldanmıştır, buyurmaktadır!