Ankara’da ayrılık ve İzmir’de saf değişimi: Peki, Siyasette neler oluyor?
Siyasette dengeler değişiyor. Partilerden ayrılıklar yaşanıyor, siyasi adresler değişiyor ve seçmenin iradesi yeniden tartışılıyor.
Peki, Türkiye siyasetinde neler olmaktadır?

Peki, Türkiye siyasetinde yaşanan gelişmeler, birkaç siyasetçinin aldığı kararlardan mı ibarettir?
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP’den istifa ederek bağımsız devam etme kararı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, AK Parti’ye katılması, siyasi gündemin önemli başlıkları arasına girmiştir!
Ulusal ve Yerel siyaset kulislerinde bu konular konuşulmakta ve tartışılmaktadır!
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 23 Eylül 2026 tarihinde, CHP üyeliğinden ayrıldığını açıklamıştır.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP’den ayrıldıktan sonra 7 Ekim 2026 tarihinde, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törende AK Parti’ye geçmiştir.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş; Belediye başkanları seçmene karşı sorumludur. Parti değiştirenler bunun hesabını sandıkta vereceklerdir, ifadelerini de bir kenara not edelim!
Peki, tüm bu gelişmeler vatandaşa neler analatmaktadır?
Ya da Türkiye siyasetinde yeni bir dönem başlıyor gibi!
Türkiye’de siyaset iktidar ile muhalefet arasındaki mücadeleden ibaret değildir!
Partilerin içindeki tartışmalar, liderlik mücadeleleri, belediye başkanlarının tutumları ve siyasi gelecek hesapları gündemin önemli bir parçası.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın bağımsız kalma kararı, CHP’nin geleceği ve muhalefetin ortak hareket edebilme kapasitesi üzerine yeni sorulara işaret etmektedir!
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş açıklamasında, muhalefetin ortak ilkeler etrafında buluşmasının önemini vurgularken, yaşanan siyasi ve hukuki tartışmaların CHP’de derin ayrışmalara yol açabileceğine dikkat çekmektedir!
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması ise başka bir tartışmayı gündeme getirmektedir!
CHP’den seçilen bir belediye başkanının iktidar partisine geçmesi, siyasi tercihler kadar, seçmenin verdiği kararın nasıl temsil edildiği sorusunu beraberinde getirmektedir!
Peki, tüm bu gelişmeleri, bir partinin kazancı veya diğerinin kaybı olarak değerlendirebilir miyiz?
Ya da bu gelişmeleri, demokratik temsil anlayışına ve vatandaşın siyasete duyduğu güvene nasıl yansıyacağı şeklinde mi okumak gerekir?
Peki, bir siyasetçinin partisinden ayrılması, onu destekleyen bütün seçmenlerin aynı yönde hareket edeceği anlamına gelir mi?
Yoksa seçmen tercihleri; ekonomik şartlara, belediye hizmetlerine, siyasi açıklamalara ve ülkenin genel gündemine göre mi şekillenmektedir?
İzmir, uzun yıllardır CHP’nin güçlü olduğu büyük şehirlerden biri olduğunu not edelim!
Cemil Tugay’ın 2024 yerel seçimlerinde CHP adayı olarak büyükşehir belediye başkanlığını kazanmasının ardından AK Parti’ye katılması, sadece parti değiştirme meselesi olarak mı görmeli?
İzmir Körfezinin temizlenmesi ve Körfez’e denizin altından TÜNEL yapılacak olması, başkaca büyük ya da milyar milyar dolarları bulan yatırım ve projelerin etkisi var mıdır?
Peki, bir belediye başkanının parti değiştirmesi, o kentteki seçmenlerin tamamının siyasi tercihini değiştirdiğini manasına gelir mi?
Yoksa vatandaş sandığa gittiğinde; bir adaya, bir partiye ve o partinin ortaya koyduğu siyasi anlayışa – projelerine göre mi karar vermektedir?
Bir belediye başkanının siyasi görüşünü değiştirmesi veya parti yönetimiyle yollarını ayırması demokratik siyasetin tartışılabilir konularındandır. Ancak seçmen, bu kararın gerekçesini öğrenmek ve sonuçlarını sorgulamak ister.
Parti değiştiren siyasetçilerin kararlarını açık – şeffaf bir şekilde seçmenlere anlatması gerekmektedir.
Siyasette güven yalnızca seçim kazanarak oluşmaz. Verilen sözlerin tutulması, hesap verebilirlik ve şeffaflık, siyaset ve siyasilere güvenin temel parçalarıdır.
Tüm bu yaşadığımız gelişmeler, Türkiye siyasetinde farklı siyasi hesapların ve arayışların öne çıktığını göstermektedir!
Türkiye’de siyaset, yalnızca parti isimleri ve siyasi transferler üzerinden okunamaz!
Ekonomi, işsizlik, hayat pahalılığı, pazarda ki fiyatlar, mutfakta ki yangın, eğitim, adalet ve kamu yönetimi de siyasi tercihleri etkileyen temel konular arasındadır.
Vatandaşın günlük hayatındaki sorunlara çözüm beklerken siyasi tartışmalar, bu meselelerin önüne geçmektedir!
Ankara’da Mansur Yavaş’ın CHP’den ayrılması, İzmir’de Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması, Türkiye siyasetinde önemli tartışmaların yaşandığını göstermektedir!
Peki, bu vb. parti değiştirme ya da geçişlerde, tarihte yaşanmış ve tozlu raflarda kalmış, devletin kayıtlarına da girmiş, bir HATA ya da başkaca bir GEREKÇE veya EHLİNE MALUM konular devreye ya da MASAYA gelmiş olabilir mi?
Siyasi partiler, belediye başkanları ve siyasi dengeler değişebilir. Demokrasinin temelinde; seçmen iradesi ve hukukun üstünlüğü, açıklık – şeffaflık ve hesap verebilirlik bulunmaktadır!
Vatandaş; geçim derdine çözüm, adaletin eşit uygulanmasını, kamu kaynaklarının şeffaf kullanılmasını ve kendisine verilen sözlerin tutulmasını beklemektedir!
Peki, Vatandaş; siyaset ve siyasilerden ne bekliyor?
Vatandaş; Huzur istiyor! Adalet istiyor! Ekonomik istikrar ve güven istiyor! Siyaset ve Siyasilere güvenmek istiyor! Geleceğe umut ve güvenle bakmak istiyor!
Vatandaş; Kendisini yönetenlere güvenmek istiyor! Peki, Vatandaşın siyaset ve siyasilere gerçekten güveniyor mu?
Siyaset, makam – mevki – para – güç – iktidar ve rant için yapılırsa kısa ömürlü olur! Devlet ve Millet için yapılırsa gönüllerde derin ve kalıcı izler bırakacaktır!
Türkiye’nin artık siyasi kavgalara değil, daha fazla ortak akıl, daha fazla ehliyet – liyakat, daha fazla adalet ve daha fazla ortak geleceğe ihtiyacı vardır!
Peki, Türkiye siyaseti nereye gidiyor?
Siyasette koltuklar geçicidir. Asıl kalıcı olan, vatandaşa karşı taşınan sorumluluktur!
Yoksa Türkiye siyaseti ve siyasiler, yeni bir yol ayrımında mıdır!
Ya sürekli kavga eden, birbirini suçlayan ve günü kurtarmaya çalışan, eş dost akrabaya iş ayarlayan ve rant dağıtan, siyaset ve siyasetçi anlayışı ile yola devam edeceğiz!
Ya da farklı düşüncelerin bir arada yaşayabildiği, eleştirinin düşmanlık sayılmadığı, ehliyet – liyakat ve adaletin öne çıktığı ve vatandaşın sorunları merkeze alındığı, kalkınma odaklı yeni bir siyaset ve siyasi anlayış geliştireceğiz!
Ya Vatandaşa YÜK olmaya – ÜSTENCİ ve TEPEDEN BAKMAYA devam eden bir siyaset ve siyasi anlayış!
Ya da Vatandaşın YÜKLERİNİ ALAN ve SORUNLARINA ÇÖZÜM ÜRETEN bir siyaset ve siyasi anlayışı!
Her SEÇİM – SEÇİŞ ve TERİCH, bir VAZGEÇİŞTİR! Neleri seçtiğiniz ve Nelerden Vazgeçtiğiniz çok önemlidir!
Sonuç olarak; YOL Kazası ya da BAŞARISIZLIK olduğu durumlarda, yapılan seçiş, tercih ve seçimlere bakmak gerekir!
VAZGEÇMEK ÖZGÜRLÜK der, eskiler! Peki, NELER Uğruna ve Nelerden VAZ GEÇEBİLİYORSUNUZ?