Şehir Hastanelerinde NELER olmaktadır?

Son günlerde, ŞEHİR HASTANELERİNİN, Danimarka ve Katar’a satılacağı, ya da satıldığına dair haberleri, sıkça duymaya başladık! Neden Acaba? Peki, Şehir Hastanelerinde, Neler olmaktadır?

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi; otoyoldan sağlığa kadar uzanan ve KAMU ÖZEL SEKTÖR ORTAKLIĞI olarak adlandırılan projelerde, anlaşmaların mümkün olduğu ( SATIŞI KONUSUNDA ) ve görüşmelerin devam ettiği ile ilgili açıklama yaptığını da, bir kenara not edelim!

Rönesans İşletme Hizmetleri şirketi; Adana, Bursa, Elazığ, Yozgat ve İstanbul Başakşehir Şehir Hastanelerinin işletmesini, Danimarkalı ISS şirketine sattığı!

Devir işlemini Rekabet Kurumu onaylarken, şirket neden bu yönde bir karar aldığına dair kamuoyuna bir açıklama yayınlamadığı, ifade edilmektedir!

  • Şehir Hastanelerinin Sağlık Bakanlığı ve Hazineye, 2024 yılında günlük maliyetinin 230 milyon TL olacağı, konuşulmaktadır!
  • Şehir Hastaneleri için, son beş yılda, Hazineden 185 milyar TL. ödeme yapıldığı ve sadece 2024 yılı içinde, 85 milyar TL. Hazineye maliyetinin olacağı ifade edilmektedir!
  • Şehir hastaneleri, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan hastanelerdir!
  • Şehir Hastaneleri, Devlet Hastanesi ve Eğitim ve Araştırma Hastanesinden farklı olarak bölgesel büyük sağlık kompleksleri olarak yapılandırılmıştır!
  • Şehir Hastaneleri, bünyesinde her çeşit sağlık birimini bulundurarak bulunduğu bölgedeki insanların her türlü sağlık ihtiyacını en ileri teknolojik ve tıbbi imkanlarla karşılamaktır.
  • Şehir Hastaneleri, YAP – İŞLET ve DEVRET modeli ile yapılmakta ve Sağlık Bakanlığı kiracı konumundadır!

Şehir Hastanelerinde, Mülkün sahibi olan şirketlere, Sağlık Bakanlığı en az 25 yıl boyunca kira ve bina bakım parası ödemektedir!

  • Şehir hastanelerinin YÖNETİM şekline bakalım!

Şehir Hastaneleri; devlet hastanesi değildir! Bedelsiz olarak şirketlere tahsis edilen Hazine arazileri üzerine şirketler tarafından yapılmaktadır!

Şehir hastanelerinde, Sağlık Bakanlığı kiracıdır! Mülkün sahibi olan şirketlere, Sağlık Bakanlığı en az 25 yıl boyunca kira ve bina bakım parası ödemektedir!

Ticari alan ( market, pastane, otopark, kafe, lokanta, mağazalar, vs.) gelirleri mülk sahibi ya da KİRACI firmaya bırakılmaktadır!

Güvenlik, temizlik vb. gibi hizmet dışındaki laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri ihaleyi alan firmalar tarafından yapılmaktadır!

Şehir hastanelerinin sözleşme taslağıında, “HASTANEYİ ŞİRKET TEMSİLCİSİ YÖNETİR” yazmaktadır! Şirketlere verilen tüm hizmetleri ve hastaneyi aslen asıl şirketler ve taşeronları idare etmektedir!

Şehir hastaneleri için Sağlık Bakanlığı ile şirketler arasında imzalanan sözleşme özel hukuka tabidir!

  • Şehir hastanelerinde ki ÇİFT BAŞLI YÖNETİM, kurucu Başhekimlik görevinde bulunan bir dost ağabey ile kendisinin yaşadığı sorunlar çerçevesinde, sohbet etmek imkânımız olmuştu!

Başhekim dostumuz; Hastane yönetiminde başhekim olarak, kurumda çalışan personel zaviyesinden, sağlık personeli haricinde bir sorumluluk ve yetkilerinin olmadığını!

Başhekim olarak, destek personeli ve diğerlerine bir söz söyleme yetkilerinin olmadığını!

Mezkûr personel, AMİR – MÜDÜR ve PATRON olarak, sadece yatırımcı firma ve temsilcisini kabul ettiklerini!

Binlerce personelin çalıştığı bir kurumda, ÇİFT BAŞLI yönetimden kaynaklı, ileride çok büyük sıkıntı ve sorunların olabileceğini, ifade etmiştir!

Hastane müdürü veya yatırımcı firma temsilcisinin BAŞHEKİM tarafından verilen TALİMAT veya RİCAYI yerine GETİRMEMELERİ gerektiği konusunda, çalışan personele, kesin bir EMRİ olduğunu da hatırlatmak isterim!

Şehir Hastaneleri ve ÇİFT BAŞLI Yönetim!

Geçtiğimiz günlerde;  Konya Şehir Hastanesinde, yaşanan menfur olay; MAKAMLAR da oturan SORUMLULUK sahibi kişilerin, ÖNLEM ve TEDBİR alması gerekip gerekmediğini hatırlatmıştır! Önlem de neymiş! Tedbir de neymiş! Fildişi kulede oturmak varken! Aman canım sende!

Yoksa saldım çayıra Mevla’m gayura mı, diyeceğiz?! Hayat ve kurumlar,  tedbir ve önlem üzerine bina edilmiştir! Olacak oldu diye bir kadercilik sergilenemez!  Eskilerin ifadesi ile Eşeğini sağlam kazığa bağla, ondam sonra da Allah’a tevekkül et!

Devlet dediğimiz kurum; KANUN – YASA ve KURALLARDAN müteşekkildir! KURUMLARDA, KANUN – YASA ve KURAL olmadığı durumlarda ise herkes kendi KANUN – YASA ve KURALLARINI yürütmeye başlar!  Artık, Orman kanunu mu olur! Yer altı yasaları mı?!  Kişinin kapasitesi ve durumuna göre değişecektir!

Peki, KANUN – YASA ve KURALLARI kim veya kimler işletecektir? Ya da, kanun – yasa ve kuralları kim koyacaktır? Devletin kurumlarında sorumluluk sahibi kişinin dünya umurunda değildir! Çevresini kuşatan üç – beş YALAKA tipler maharetiyle kurumun çok İYİ YÖNETİLDİĞİNİ zannetmektedir! Sadece sanmakta ve zannetmektedir! Peki, Realite böyle midir? Hiç sanmıyorum!

Sorumluluk makamında ki YÖNETİCİLER; Yalaka tiplerden kendilerini bir kurtarabilseler, her şeyi AYAN BEYAN görecekler de! Peki,  beceriksiz- ehliyetsiz ve çapsız YALAKA tipleri bu makamlara kim yerleştirdi! Hangi siyasiler  aracılık etmiştir?! Ya da kimlerin yakınıdır?

Şehir hastanelerinin YÖNETİM şekline kabaca bir bakalım!

  • Şehir Hastaneleri;  devlet hastanesi değildir!  Bedelsiz olarak şirketlere tahsis edilen Hazine arazileri üzerine şirketler tarafından yapılmaktadır!
  • Şehir hastanelerinde Sağlık Bakanlığı kiracıdır!  Mülkün sahibi olan şirketlere, Sağlık Bakanlığı en az 25 yıl boyunca kira ve bina bakım parası ödemektedir!
  • Ticari alan ( market, pastane, otopark, kafe, lokanta, mağazalar, vs.) gelirleri mülk sahibi ya da KİRACI firmaya bırakılmaktadır!
  • Güvenlik, temizlik vb. gibi hizmet dışındaki laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri ihaleyi alan firmalar tarafından yapılmaktadır!
  • Şehir hastanelerinin sözleşme taslaklarında “HASTANEYİ ŞİRKET TEMSİLCİSİ YÖNETİR” yazmaktadır! Şirketlere verilen tüm hizmetleri ve hastaneyi aslen asıl şirketler ve taşeronları idare etmektedir!  
  • Şehir hastaneleri için Sağlık Bakanlığı ile şirketler arasında imzalanan sözleşme özel hukuka tabidir!

Konya Şehir Hastanesinde, yaşanan menfur olay ve şehir hastanelerinde ki ÇİFT BAŞLI YÖNETİM şekli, şehir hastanesinde kurucu Başhekimlik görevinde bulunan bir dost ağabey ile hastane açılmadan önce, hizmete başladığı günlerde, bizzat kendisinin yaşadığı sorunlar çerçevesinde,  sohbet etmek imkânımız olmuştu!

Başhekim dostumuz; Hastane yönetiminde başhekim olarak, kurumda çalışan personel zaviyesinden,  sadece sağlık personeli haricinde bir sorumluluk ve yetkilerinin olmadığını!

Başhekim olarak, destek personeli ve diğerlerine bir söz söyleme yetkilerinin olmadığını!

Mezkûr personel, AMİR – MÜDÜR ve PATRON olarak sadece yatırımcı firma ve temsilcisini kabul ettiklerini!

Binlerce personelin çalıştığı bir kurumda ÇİFT BAŞLI  bir yönetimden kaynaklı, ileride çok büyük sıkıntı ve sorunların olabileceğini!

Örneklem olarak da; Yaşlı ve yürümekte zorluk çeken bir hasta, hastane kapısına kadar geldiği zaman,  en az YÜZ kadar destek personelinin bu hastaları karşılanması ve gerektiği durumda da, hasta arabası ile gideceği polikliniğe kadar eşlik etmesi, sözleşme de yazılı olmasına rağmen, bu personelin BAŞHEKİMİ dinlemediği ve başhekimlik personelinin neden bu işleri de yapmadıkları ile ilgili bir soruya, mezkûr personelin verdiği cevap ise çok manidar!

Hastane müdürü veya yatırımcı firma temsilcisinin bu işleri YAPMAMALARI ve hatta BAŞHEKİM tarafından verilen bu vb. bir TALİMAT veya RİCAYI da yerine GETİRMEMELERİ gerektiği konusunda kesin EMİR olduğu gibi konulardan serzeniş dolu sohbet aklıma geldi! Anlayana!