Hürmüz Boğazının bir süreliğine dahi kapanmasının dünya ekonomisinde nasıl bir votaliteye sebep olduğuna şahit olmaktayız! Neden Acaba?
Hürmüz Boğazının bir süreliğine dahi kapanması ve petrol fiyatlarını artışı akabinde, tüm emtialarda bir hareketlilik yaşanmaktadır!
Uluslararası Enerji Ajansı ( IEA ) Orta Doğu’daki çatışmalar ve ABD ile İran arasındaki diplomasi çıkmazı nedeniyle küresel petrol piyasasındaki arz kısıtlarının derinleştiğini açıkladı.
Uluslararası Enerji Ajansı ( IEA ) Eylül 2026 Petrol Piyasası Raporuna göre, tırmanan güvenlik riskleri ve yükselen akaryakıt fiyatları küresel petrol talebinde son 60 yılın en büyük şokuyla kıyaslanabilecek ölçekte bir düşüşü tetiklediği açıkladı.
Dünya PETROL sevkiyatının neredeyse yüzde yirmilik bir oranı, Hürmüz Boğazından sevk edilmekte olduğunu not edelim!
Küresel iki EKOL, dünya ticaretinin kilit noktaları, boğazlar – kanallar ve geçiş bölgelerinde, kontrol – denetim ve hegemonya savaşı vermekte olduğunu, hatırlatmak isterim!
Küresel iki EKOL, Hürmüz Boğazı üzerinden PETROL fiyatlarını artırmak suretiyle karşılık el ense çekmektedir!
Doğal olarak, petrol ithal eden ülke ekonomileri, hem CARİ AÇIK vermeye ve hem de Ekonomileri alt üst olmaya devam etmektedir!
Peki, İnsanlar ve Devletlerin bu süreçte EKONOMİK DARBOĞAZA girmesi, Küresel İKİ EKOL ve Taşeronlarının umurunda mı? Hiç Sanmıyorum!
Filler TEPİNİR ya da TEPİŞİRKEN, ÇİMLERİN EZİLDİĞİ akıllarına dahi gelmeyecektir!
Peki, Neler olmaktadır? Nerede duracaktır? DUR noktası olacak mıdır? Ya da olur mu?
Küresel iki EKOL, DÜNYA HEGEMONYA ve HAKİMİYETİ çerçevesinde, NE ZAMAN – NASIL – HANGİ ŞARTLARDA ve NEREDE anlaşacaktır?
Peki, bir Anlaşma zemini kurulamaz ise neler olur? Nükleer bir Dünya savaşı kapımızı çalar mı?
İngiliz coğrafyacı Mackinder; 1902 ve 1904 yıllarında, Kalpgah Teorisini ( Heartland ) öne sürmüştür.
Kalpgah Teorisi ( Heartland ); Kim Doğu Avrupa’ya hükmederse Kalpgah’a hakim olur. Kim Kalpgah’a hakim olursa dünya adasına hükmeder. Kim dünya adasına hükmederse dünyaya hakim olur.
Mackinder; Kalpgah ile ( Heartland ) dünya adasından birbirine bağlı olan Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarını, ifade etmektedir.
Mackinder; Kalpgah’ı ( Heartland ); kuşatan iki hilal bulunduğunu! İç Hilal; Avrupa, Ortadoğu, Hindistan ve Çin’den oluştuğunu. Dış Hilal; İngiltere, Güney – Kuzey Amerika, Afrika, Avustralya, Okyanusya ve Japonya’dan oluştuğunu ileri sürmektedir.
1944 Yılında, Amerikalı Spykman; Kenar Kuşak ( Rimland ) Teorisini ortaya atmıştır.
Amerikalı Spykman; Kenar Kuşak ( Rimland ) Teorisine göre, İngiliz Mackinder Kalpgah ( Heartland ) teorisi yanlıştır.
Amerikalı Spykman; Kenar Kuşak Teorisi; Eğer güç siyaseti için bir slogan gerekiyorsa; Kim Kenar Kuşağa hükmederse Avrasya’ya hakim olur. Kim Avrasya’ya hakim olursa dünyanın kaderini kontrol eder, şeklinde olmalı, diyor.
Amerikalı Spykman Kenar Kuşak Teorisine göre; Kalpgah ( Heartland ); Kuzey Buz Denizinden, güneye Karpat Dağlarına, Balkanlara, Anadolu, İran ve Afganistan’dan Altay Dağları’na kadar uzanan büyük alanı kaplamaktadır.
Amerikalı Spykman Kenar Kuşak Teorisine göre; tek güç hakimiyetini önlemek için ABD’nin Avrupa’da ciddi bir faaliyet göstermesi gerektiğini savunmaktadır.
Amerikalı Spykman Kenar Kuşak Teorisine göre; ABD, Avrupa’da daha etkin olmak adına, her türlü uluslararası kuruluşlara destek vermesi ve bu bölgelerin politik düzenleri de kontrol altında tutulmalı, diyor.
ABD, Dünya Savaşının bitiminde, Avrupa’da daha etkin olabilmek adına, Spykman; Kenar Kuşak ( Rimland ) stratejini uygulamıştır.
Alfred Thayer Mahan ( 1840 – 1914 ), ABD’nin 20. yüzyıl deniz stratejisinin kurucusu; İngiltere, Almanya ve Japonya deniz güçlerinin gelişiminin de büyük ölçüde etkileyicisi, olduğu ifade edilmektedir.
İngiltere’nin dünyaya hükmettiği bir dönemde, Amiral Mahan, ülkesi ABD’nin dünya gücü olması için deniz hakimiyeti teorisi, denizlere hakim olan bir devlet tüm dünyaya hakim olur, teorisi ve stratejini ortaya atmıştır.
Amiral Mahan deniz hakimiyeti teorisi; deniz gücünün unsurlarını altı olarak belirlemiştir.
Bu unsurlar; coğrafi konum, fiziki yapı, toprakların genişliği, nüfus sayısı, milli karakter, hükümetin karakteri ve politikasıdır.
Bu unsurlardan en önemli olanının ise milli karakter olduğunu; Bir ülkenin coğrafi konumu her ne kadar deniz gücü için avantajlı olsa da, üzerinde yaşayan insanlar denizci bir karaktere sahip değilse deniz gücü harekete geçirilemez ve kullanılamaz.
Deniz Ticaret Odası’nın Denizcilik Sektör Raporu verilerine göre; küresel ticaretin yüzde 88’i deniz yolu üzerinden sağlanmaktadır.
Deniz yolu taşımacılığının diğer taşıma türlerine göre avantajları fazla olduğu. Demiryolu taşımacılığına oranla 3.5 kat, havayolu taşımacılığına oranla 20 kat, karayolu taşımacılığına oranla 7 kat daha UCUZ olduğu ifade edilmektedir.
Deniz Hakimiyeti Teorisi çerçevesinde; Süveyş Kanalı, Cebelitarık, Seylan, Singapur, Babül-mendep Boğazı, Seylan Kanalı, Tayvan Kanalı, Kore Kanalı, Hürmüz Boğazı, gibi kritik noktaları kontrol altında tutarak denizcilik gücüne ve enerji kaynakları başta olmak üzere dünya ticaretine hâkim olma çalışmalarının giderek arttığı görülmektedir.
Hürmüz Boğazındaki KRİZ ya da DENGE; Denizyolu taşımacılığı ve DÜNYA TİCARETİ zaviyesinden KANAL ve GEÇİŞLERİN ne kadar önemli olduğu!
Hürmüz Boğazındaki KRİZ ya da DENGE; Denizyolu taşımacılığı ve DÜNYA TİCARETİ zaviyesinden KANAL ve GEÇİŞLERE, kim ya da kimlerin hakim olacağı savaşı verilmektedir!
Hürmüz Boğazındaki KRİZ ya da DENGE; Denizyolu taşımacılığı ve DÜNYA TİCARETİ zaviyesinden petrol ithal eden ülke ekonomilerini sarsmaya devam etmektedir!
Hürmüz Boğazındaki KRİZ ya da DENGE; Denizyolu taşımacılığı ve DÜNYA TİCARETİ zaviyesinden petrol ithal eden ülke ekonomilerinin CARİ AÇIKLARINI artırmaya devam etmektedir!
Hürmüz Boğazındaki KRİZ ya da DENGE; Denizyolu taşımacılığı ve DÜNYA TİCARETİ zaviyesinden EKONOMİ GÜVENLİĞİ konusunda, önlem ve tedbirleri olmayan ülkeler ve ülke vatandaşlarını yakmaya devam edecektir!
Barbaros Hayrettin Paşa; “ Denizlere Hâkim Olan Cihana Hâkim Olur ” diyor!
Çin; 15. Beş Yıllık Plan taslağını, Dünya Siyaseti ya da Uluslararası Sisteme; YENİ bir DÖNEM – DÜZEN – DEVİR ve SİSTEM, çerçevesinde okumak gerekir!
ABD -İsrail, İran saldırılarını da, Çin, 15. Beş Yıllık Plan taslağı çerçevesinde okumak gerekir! Çin; YUMUŞAK GÜÇ çerçevesinde, DİPLOMASİ ve EKONOMİK Yaptırımlar sergilemek suretiyle, Bölgesel ya da bir Dünya Savaşına mahal vermemeye çalışmaktadır.
HAKİM – Hegemon GÜÇ, Yükselen GÜCÜN, Petrol ihtiyacının büyük bir kısmını karşıladığı, Venezuela ve İran operasyonlarını, Çin, 15. Beş Yıllık Plan taslağı çerçevesinde okumak gerekir!
HAKİM – Hegemon GÜÇ, HARD POWER çerçevesinde, KIRK HARAMİLER operasyonlarını, Çin, 15. Beş Yıllık Plan taslağı çerçevesinde okumak gerekir!
HAKİM – Hegemon Güç, Yükselen gücü varlığına tehdit olarak algıladığından kaynaklı, ZÜCCACİYE dükkanına dalan FİL gibi her yere saldırmakta ve dağıtmaktadır!
HAKİM – Hegemon Güç, Yükselen gücü varlığına tehdit olarak algıladığından kaynaklı, ZÜCCACİYE dükkanına dalan FİL gibi DAĞITMADIĞI – YAKMADIĞI ve YIKMADIĞI ÜLKE kalmayacak gibi!
Peki, Uluslararası ya da Müesses Küresel sistem çerçevesinde, Var olan Hegemon Güç ile Yükselen Güç arasında, Tukidides Tuzağı var olur mu?
Var olan Hegemon Güç ile Yükselen Güç arasındaki Tukidides Tuzağı, DÜNYA ya da BÖLGESEL bir SAVAŞA sebebiyet verir mi?
Peki, Var olan Hegemıon Güç ile Yükselen Güç arasındaki, İRAN üzerinden yürütülen Tukidides Tuzağı, DÜNYA ya da BÖLGESEL bir SAVAŞI çıkar mı?
ABD – İSRAİL, İRAN saldırılarını, Var olan Hegemıon Güç ile Yükselen Güç arasındaki Tukidides Tuzağı çerçevesinde okumak gerekir mi?
Çin; Çin Ulusal Halk Kongresinde, 15. Beş Yıllık Plan taslağını açıklamıştır.
15. Beş Yıllık Plan, yalnızca bir ülkenin gelecek beş yıllık ekonomik gelişim yönünü belirleyen sıradan bir belge değildir.
21. yüzyıldaki küresel rekabetin doğasını, özellikle de, Çin ile ABD ( Var olan HAKİM – HEGEMON GÜÇ ile YÜKSELEN GÜÇ ) arasındaki stratejik rekabetin yeni bir boyuta taşındığını gösteren stratejik bir manifesto niteliği taşımaktadır.
1 -) Ekonomik Hedefler ve Yapısal Değişimler
15. Beş Yıllık Plan’da öne çıkan en belirgin ekonomik özellik, hükümetin ekonomik büyüme hızından ziyade büyümenin kalitesine önem vermesidir. 2026 yılı için belirlenen Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) büyüme hedefi % 4.5 ile % 5 arasında tutulmuştur.
Çin ekonomisinin karşı karşıya kaldığı yapısal baskıların gerçekçi bir şekilde kabul edildiğinin göstergesidir.
Ekonomik yapıyı ayarlamadaki bir diğer önemli tema, iç talebi ve tüketimi genişletmektir. Çin hükümeti, hanehalkı tüketiminin ülke ekonomisindeki payını mevcut % 40 seviyelerinden 2030 yılına kadar % 45’e çıkarmayı hedeflenmektedir. Tüketimi ekonominin ana itici gücü haline getirme fikri, daha acil bir görev olarak gündeme gelmiştir.
Çin liderliği Batı tarzı bir “refah devleti” kurmaktan hala kaçınmaktadır. Doğrudan para dağıtarak tüketimi canlandırmak yerine, üretici güçleri artırarak ve yüksek ücretli sektörler yaratarak halkın gelirini yükseltmeyi hedeflemektedirler.
Çin’in sosyal refah politikasının özünde üretim yapısına bağlı olduğunu açıklamaktadır.
Kentleşme gelişimi, ekonomik planın önemli bir parçası olmaya devam etmiş ve 2030 yılına kadar kentleşme oranını % 70’e çıkarma hedefi belirlenmiştir. Kent ve kır arasındaki farkı daraltmak için hükümet, kırsal nüfusa şehirlerde nüfus kaydı alma ve temel kamu hizmetlerinden eşit şekilde yararlanma hakkını genişleteceğini bildirmiştir.
İstihdam sorunu, özellikle gençlerin ve üniversite mezunlarının işsizliğinin çözülmesi, planın en acil noktalarından biridir. Planda her yıl şehir ve kasabalarda 12 milyon yeni istihdam yaratılması ve işsizlik oranının % 5.5 civarında tutulması öngörülmüştür.
Her yıl yaklaşık 12 milyon üniversite mezununun topluma katılması, hükümet üzerinde devasa bir baskı yaratmaktadır.
2 -) Bilim ve Teknolojide Kendine Yetme ve “Yeni Kaliteli Üretici Güçler”
15. Beş Yıllık Plan, Çin’in teknoloji stratejisinde bir dönüm noktası sayılmaktadır.Önceki planlarda “inovasyon” ilk sıraya konulmuşken, bu planda sıralama değiştirilmiş ve “gelişmiş imalata dayalı modern sanayi sisteminin inşası” ilk sıraya yükselmiştir.
Çin’in odak noktası salt teknoloji icat etmekten, bu teknolojileri sanayiye uygulayarak reel ekonomik faydaya ve stratejik avantaja dönüştürmeye kaymıştır.
Çin lideri Xi Jinping’in ortaya attığı “Yeni Kaliteli Üretici Güçler”. Bu terim, geleneksel ucuz iş gücü ve büyük miktarda yatırıma dayalı büyüme modelinden vazgeçerek; yapay zeka, büyük veri ve bulut bilişim gibi ileri teknolojileri kullanarak kapsamlı verimliliği artırmayı ifade etmektedir.
Bilim ve teknolojiye yapılan yatırımlar artırılmaya devam edecektir. Hükümet, Araştırma ve Geliştirme ( Ar-Ge ) harcamalarını her yıl ortalama % 7’den fazla artırmayı planlamaktadır. Önceki beş yıllık plandaki % 10’luk orandan düşük olsa da, yatırımın kalitesi ve temel araştırmalara ayrılan pay büyük ölçüde yükseltilecektir.
Plandaki en dikkat çekici yeniliklerden biri “Yapay Zeka Artı” (AI+) girişimidir. Çin, sadece yapay zeka modelleri araştırmakla yetinmeyip, bunu imalat, enerji, finans, sağlık ve devlet yönetimi alanlarına entegre etmeyi amaçlamaktadır.
ABD’nin yüksek teknoloji, özellikle yarı iletkenler (çip) ve yapay zeka alanındaki ihracat kısıtlamaları, Çin’in bu planının bir diğer temel itici gücüdür.
Çin, 15. Beş Yıllık Plan’da yarı iletkenler, endüstriyel ana makineler (yüksek hassasiyetli takım tezgahları) ve biyolojik imalat gibi hassas alanlarda “olağanüstü tedbirler” alarak, dışa bağımlı olmayan bağımsız bir tedarik zinciri kurmayı kesin bir hedef olarak belirlemiştir.
Çin, “yeni tip bütünsel ulusal sistemi teşvik etmektedir. Bu sistem, hükümetin sermaye fonlarını kullanarak yeni gelişen işletmeleri desteklemesini ve aynı zamanda stratejik açıdan önemli projelerde kaynakların merkezi olarak tahsis edilmesini içermektedir.
Bilim ve teknoloji alanındaki gelişim sadece donanım ve yazılımlarda değil, aynı zamanda bilgi ve veri yönetimi mekanizmalarında da görülmektedir.
Planda yeni ortaya konulan “Dijital Çin Girişimi” ile verilerin bir üretim faktörü olarak rolü pekiştirilmiş ve ulusal düzeyde birleşik bir bilgi işlem gücü ağının kurulması vurgulanmıştır. Dijital ekonominin GSYİH içindeki payını % 12.5’e çıkarma hedefi, bunun tipik bir yansımasıdır.
Yüksek teknoloji yeteneklerini ( nitelikli personeli ) geliştirmek ve elde tutmak, bu stratejilerin güvencesi olarak devletin en üst düzey hedefleri arasına yükseltilmiştir.
Eğitim, bilim-teknoloji ve insan kaynaklarının entegre bir şekilde geliştirilmesi planlanmış olup, hükümet dünya çapında etkiye sahip araştırma merkezleri kurmayı hedeflemektedir.
3 -) Yeşil Kalkınma ve Enerji Güvenliği
“Güzel Çin” inşası ve yeşil kalkınma, 15. Beş Yıllık Plan’ın ayrılmaz bir parçası olarak belirlenmiştir.
Çin, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını zirveye ulaştırma ( karbon zirvesi ) ve 2060 yılına kadar karbon nötrlüğünü sağlama taahhüdüne bağlı kalacağını bir kez daha ilan etmiştir.
2026 ile 2030 yılları arasında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) birimi başına düşen karbondioksit emisyonunu toplamda % 17 oranında azaltma ve temel enerji tüketiminde fosil yakıt dışı enerjinin (yenilenebilir enerji) payını % 21.7’ye çıkarma hedeflenmiştir.
Çin, kendi yeşil hayalleri ile gerçekteki “kömüre bağımlılık” gerçeği arasındaki karmaşık ilişkiyle yüzleşmektedir. Karbon hedefleri kesin olsa da, enerji güvenliği açısından Çin hala kömürü kendi “güvenilir rezervi” olarak görmektedir.
Çin hükümeti, temiz enerjiye geçiş hızını kontrol ederek fosil kaynakları yavaş ve ölçülü bir şekilde azaltmayı vurgulamaktadır. Yani kalkınma planında iklim politikası ile ulusal güvenlik iç içe geçmiştir.
Yeşil enerji endüstrisi, yani güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, bataryalar ve yeni enerjili araçlar (EV), Çin’in sanayi dönüşümünü ve dünya pazarındaki avantajını vurgulayan kilit alanlar haline gelmiştir.
Çin bu alanda dünya çapında ön sıralarda yer almaktadır ve 15. Beş Yıllık Plan döneminde bu teknolojileri küresel ölçekte bir standart haline getirmeyi ummaktadır. Bununla birlikte, bu alanlardaki aşırı kapasite sorunu da yurt içi ve uluslararası pazarlarda yeni rekabetler doğurmaktadır.
Elektrik şebekesini modernleştirmek için 2026’dan 2030’a kadar 15’ten fazla ultra yüksek gerilimli enerji nakil hattı inşa etmesi planlanmakta; batıdaki çöllerden üretilen yeşil elektriği doğudaki gelişmiş şehirlere iletme kapasitesini % 35 oranında artıracaktır.
Çin’in yeşil kalkınma planı, ülkenin uluslararası iklim değişikliği taahhütlerini yerine getirmesi ile ulusal güvenliğini ve rekabet gücünü artırmasını son derece ince ve karmaşık bir şekilde harmanlamıştır.
Yeşil teknolojiyi Çin’in ekonomik ve siyasi nüfuzunu dünyaya yaymada temel araç haline getirmeyi amaçlamaktadır.
4 -) Dış Politika ve Küresel Nüfuz
Çin’in 15. Beş Yıllık Planı, ülkenin diplomasisi ve dış politikasında dünyaya yönelik özgüveninin büyük ölçüde arttığını ortaya koymuştur. 14. Beş Yıllık Plan’da Çin, küresel yönetişim sistemine “aktif olarak katılmayı” vurgularken, bu belgede uluslararası düzeni daha adil ve makul bir yöne doğru “yönlendirmeyi” açıkça ortaya koymuştur.
Bu söylem değişikliği, özünde Batılı ülkelerin liderliğindeki dünya düzeninin yerine, Çin’in öncülük ettiği yeni bir sistem inşa etme arzusunun bir tezahürüdür.
Bu stratejinin merkezi ekseni, Xi Jinping öne sürdüğü “İnsanlık İçin Ortak Kader Topluluğu” inşa etme fikridir.
Çin, Küresel Kalkınma İnisiyatifi, Küresel Güvenlik İnisiyatifi ve Küresel Medeniyet İnisiyatifi, ABD ve Avrupa’nın değerlerini teşvik eden evrensel kalıplara karşı çıkmaktadır.
“Kuşak ve Yol” stratejisi, Çin’in dış politikasının temel bir parçası olsa da, 15. Beş Yıllık Plan’da biçiminin değişeceği öngörülmektedir. Geçmişteki devasa ölçekli ve yüksek riskli projelerin yerini, artık “küçük ama güzel” olan halkın yaşam standartlarına yönelik projeler, yeşil kalkınma ve dijital ekonomi projeleri alacaktır.
Çin, ABD ile olan jeopolitik gerilimler nedeniyle uğradığı zararı telafi etmek için dünyanın güney bölgeleriyle, yani “Küresel Güney” ( Afrika, Güney Amerika, Güneydoğu Asya ) ülkeleriyle olan ilişkilerini daha da derinleştirecektir.
ABD pazarındaki ihracat hacminin düşmesine rağmen Çin, 2025 yılında dünyanın diğer bölgelerine yaptığı ihracatı gözle görülür şekilde artırmış. Çin, bu ülkelerle işbirliği yaparak Batı’nın pazarlarına bağımlı kalmaktan kurtulmayı hedeflemektedir.
Çin’in uluslararası yaptırımlara karşı koymak için ihracat kontrolleri dahil kendi ekonomik ve yasal tedbirlerini uygulamada daha sert olacağının habercisidir.
ABD dolarının hakimiyetinden ve olası Batılı finansal yaptırımlardan kendini korumak için Çin, kendine ait ve riskleri kontrol edilebilir olan sınır ötesi RMB ödeme sistemini daha da mükemmelleştirecek ve yaygınlaştıracaktır.
Çin, kendi yumuşak gücünü ( Soft Power ) artırma konusuna daha ciddiyetle yaklaşmaktadır. Planda ilk kez “ Çin kültürünün etkisini artırma ve genişletme ” kavramı özel bir başlık olarak eklenmiş olup; bu, uluslararası iletişim mekanizmasını iyileştirmeyi, bölgesel araştırmaları derinleştirmeyi ve aynı zamanda dünya halklarının kalbinde resmi medya araçları ve yenilikçi yöntemler ( yapay zeka ve sosyal medya ) aracılığıyla Çin’in uluslararası imajını güzelleştirmeyi ifade etmektedir.
5 -) İç Politika ve Ulusal Güvenlik
15. Beş Yıllık Plan’da, Çin’in içyapısındaki en temel sorunlardan biri olarak “içe kıvrılmayı ” (İçe çöküş, yani amaçsız ve zararlı rekabeti) kontrol altına almak öne sürülmüştür.
Yerel hükümetlerin körü körüne yüksek teknoloji markalarının peşinden koşması ve temelsiz bir şekilde yeni fabrika ve işletmeler kurarak ürün fiyatlarını dibe çekmesi (kapasite fazlası krizi), inovasyonun doğasını bozduğu düşünülmektedir.
Merkez yönetim, bu tür yerel korumacılığı ortadan kaldırarak ve vergi, satın alma gibi alanlarda yeni yapısal reformlar gerçekleştirerek rekabetin kalitesini artırmayı temel hedef belirlemiştir.
Yerel hükümetlerin borç krizi, ekonomik ve iç istikrara ciddi bir tehdit oluşturmaktadır ve hükümet bu sorunu çözmek zorunda kalmaktadır.
Merkezi hükümet yerel borçlar için geniş çaplı bir “kurtarma” yapmaktan kaçınsa da, yerel borç yapısını ayarlamaya ve borç hacmini kontrol etmeye yönelik mekanizmalar, 15. Beş Yıllık Plan’ın makroekonomik istikrarı için son derece zorunlu bir şart haline gelmiştir.
Merkez, kaynakları ve projeleri onaylama ve yönlendirme yetkisini daha da merkezileştirmektedir.
Ulusal güvenliği güçlendirmek, iç politikadaki bir diğer belirgin tema olup; yurt içi ve yurt dışındaki olası “en kötü senaryolara” karşı koyma gücünü artırma talebi dile getirilmiştir.
Çin, sosyal kontrolü güçlendirmeyi, kamu yönetimi kapasitesini modernleştirmeyi ve halkı gözetleme eğilimini yapay zeka teknolojisiyle koordine etmeyi içermektedir.
2027 yılı, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun kuruluşunun 100. yıldönümüne denk gelmektedir ve 15. Beş Yıllık Plan’da bu 100 yıllık mücadele hedefini gerçekleştirmek vurgulanmıştır.
Çin hükümeti, Ulusal Halk Kongresi’nde ulusal savunma bütçesini istikrarlı bir şekilde yaklaşık % 7 oranında artırmaya karar vermiştir.
Ekonomik büyüme hızının yavaşladığı bir ortamda bile askeri harcamaların yüksek oranda artmaya devam etmesi, Çin’in küresel ve bölgesel güvenlik rekabetindeki kararlılığını göstermektedir.
İnsansız hava aracı sistemleri, yapay zeka savaş güçleri ve siber bilgi harekatlarını merkeze alan yeni tip silahlara yapılacak yatırımlar artırılacaktır.
Çin ordusunun geleneksel insan gücü üstünlüğünden teknolojik ve akıllı sistemler üstünlüğüne dönüşmekte olduğunun bir işareti olup, bölgesel askeri duruma daha büyük bir baskı getirebilir.
Hükümet içinde kadro rotasyon mekanizmasının daha sıkı uygulanacağı ilan edilmiştir. Planda, yenilik yapamayan veya görevini yerine getiremeyen yetkililerin “rütbelerinin düşürüleceği” yönünde net sinyaller verilmiştir.
Merkeze sadık, uygulama gücü yüksek, teknolojik ve ekonomik becerileri eşit düzeyde gelişmiş bir idari kadro yaratılması hedeflenmektedir.
Tayvan, Hong Kong ve Makao meselesinde 15. Beş Yıllık Plan, “Bir Ülke, İki Sistem” politikasını sadakatle uygulamayı, ancak onların Çin ana karasına olan ekonomik ve siyasi bağlarını daha da güçlendirmeyi teşvik etmektedir.
Tayvan meselesinde “Tayvan bağımsızlığını” savunanlara karşı mücadeleyi güçlendirme ve dış güçlerin müdahalesine karşı koyma, aynı zamanda iki yaka arasındaki ekonomik entegrasyonu derinleştirme vurgulanmıştır.
1 -) 26 Ocak 2926 Tarihli KÖŞE YAZIM; Uluslararası Sitem de; Tukidides Tuzağı!.