Entellektüel Fahişe; Gazeteci ve Yazarlar!

George Orwell; Gazetecilik, başkasının yayımlamak istemediğini yayımlamaktır. Onun dışında herşey halkla ilişkiler faaliyeti, diyor.

Basın ve Medya sektöründe; Halkla İlişkiler ( PR ) birazcık, REKLAM ve PARA, kokan hareketler olarak ifade edilmektedir.

Türkiye gibi ülkelerde; Basın & Medya sektöründe; küresel – emperyalist güçler ve içerideki işbirlikçileri maharetiyle, kalemini ve ruhunu ÜÇ KURUŞA satan kullanışlı, ENTELLEKTÜEL FAHİŞELER her dönem karşımıza çıkmaktadır.

Peki, Basın Medya sektöründeki, KALEMİNİ ve RUHUNU, ÜÇ KURUŞA SATAN ENTELLEKTÜEL FAHİŞELERİ nasıl ve ne şekilde ifade edebiliriz?

  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeleri, tanımadan kamuoyuna sunulan haber ya da köşe yazılarını çözümleyemeyiz.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişelerin kamuoyuna sunmuş olduğu haber ya da köşe yazısına kanmak suretiyle vebale girebiliriz.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeleri tanımadan kamuoyuna sunulan haber ya da köşe yazılarının arka planını göremeyiz ve idrak edemeyiz.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeler, Üç kuruşluk dünya menfaati uğruna yapamayacakları ihanet ve rezalet yoktur.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişelerden hem İNSANİ, hem VİCDANİ, hem AHLAKİ ve hem de ETİK DEĞERLER adına bir şey beklenilemez.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeler, gündelik ucuz çıkarlar uğruna her şeyi ama her şeyi, satabilir.

Karl Marks’ın arkadaşı, gazeteci John Swinton, 1880’li yıllarda, New York Times gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Gazete, bir Yahudi tarafından satın alındıktan sonra, düzenlenen bir toplantıda, davetli gazeteciler basının onuruna kadeh kaldırmak üzere kürsüye çağırırlar.

Gazeteci John Swinton elindeki kadehiyle kürsüye çıkar. Çıt yoktur salonda!

Ve tarihi cümleler dökülür, bir bir, Gazeteci John Swinton’un ağzından: Gazeteci John Swinton: Dünya tarihinin şu anına dek, Amerika’da “Özgür bağımsız basın” diye bir şey olmamıştır. Bunu siz de biliyorsunuz biz de, diye başlar sözlerine.

Hiçbiriniz düşündüklerinizi olduğu gibi yazmaya cesaret edemezsiniz. Bunu yapmaya kalktığınızda yazdıklarınızın basılmayacağını bilirsiniz. Çalıştığım gazetede bana düşüncelerimi özgürce yazmam için değil, tersine yazmamam için haftalık bir ücret ödüyorlar. İçinizde benzer biçimde benzer ücret alan başkaları da vardır. Düşüncelerini açıkça yazacak kadar salak olan herhangi biri, sokakta başka bir iş arıyor olacaktır. Gazetemin herhangi bir sayısında düşüncelerimi apaçık yazmaya izin verseydim, 24 saat dolmadan işimden atılırdım.

Gazetecilerin işi; gerçeği yok etmek, düpedüz yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine dalkavukluk etmek, kendi gündelik ekmeği uğruna yurdunu ve soyunu satmaktır.

Bunu siz de biliyorsunuz, ben de! Öyleyse şimdi burada ” bağımsız özgür basının şerefine ” kadeh kaldırmak saçmalığı da nereden çıktı? Bizler, sahnenin arkasındaki zengin adamların oyuncakları ve kullarıyız. Bizler ipleri çekilince zıplayan oyuncak kuklalarız.

  • Onlar ipleri çekiyorlar ve biz dans ediyoruz. Yeteneklerimiz, olanaklarımız ve yaşamlarımız, hepsi başkalarının malı. Bizler ”’entellektüel fahişeleriz”’ diyor!

Gazeteci John Swinton toplantıyı şaşkın bakışlar arasında terk eder, gazeteden istifa eder ve kimseden para almaksızın ‘John Swinton’s paper’ diye tek yapraklı bir gazete çıkartmaya başlar.

Basın ve Medya sektöründe çalışan herkesi aynı kefeye koymak doğru bir ifade olmaz.

  • Basın ve Medya sektöründeki gazeteci ve yazarların işi; gerçeği yok etmek, yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine dalkavukluk etmek ve kendi gündelik ekmeği uğruna vatanı ve milletini satmak değildir.
  • Basın ve Medya sektöründe; vatan – millet ve kadim değerler adına, haber ve yazı peşinde koşan gazeteci ve yazarları her daim takdir ve tebrik ederiz.
  • Basın ve Medya sektöründe; Kalemini ve ruhunu, servet ve iktidar sahiplerine, satmayan ve kiralamayan, bataklıkta bir nilüfer gibi durabilen ve insan kalabilen fikir emekçilerini, her daim takdir ve tebrik ederiz.

Gazeteci John Swinton’ın mezkur ifadesini, Basın ve Medya sektöründe, sadece Amerika’dakiler için değil, dünyanın her bir bölgesinde bu sektörde çalışan OMURGASIZ, özellikle kalemini ve ruhunu satan tiplere hitaben söylenmiş ve kaleme alınmış olduğunu da, bir kenara edelim.

ALAYCI KUŞ; GAZETECİ ve YAZARLAR!.

George Orwell; Gazetecilik, başkasının yayımlamak istemediğini yayımlamaktır. Onun dışında herşey halkla ilişkiler faaliyeti, diyor.

Basın ve Medya sektöründe; Halkla İlişkiler ( PR ) birazcık, REKLAM ve PARA, kokan hareketler olarak ifade edilmektedir.

Basın & Medya, TV Programcıları ve gazeteciler, sanatçılar ve yazar çizerler, halkı şekillendirdiği için denetimde tutulmalı, diyor, küresel ve emperyalist güçler.

Basın & Medya, TV Programcıları ve gazeteciler, sanatçılar ve yazar çizerler; birilerinin SESİ olarak, her dönemde kullanılır, diyor.

Alaycı KUŞ; duyduğu her sesi taklit ( 22 KUŞ Türü ) yeteneğine sahip bir kuş türü.

Peki, Basın & Medya, TV Programcıları ve gazeteciler, sanatçılar ve yazar çizerler; kim ya da kimlerin SESLERİNİ, ne ve neler karşılığında, TAKLİT etmektedir?

Peki, Basın ve Medya sektöründe ALAYCI KUŞ olarak ifade edebileceğimiz GAZETECİ ve YAZAR kılıklı tipler var mıdır?

Amerikan istihbaratı, Soğuk Savaş dönemi ve halen, Alaycı Kuş adını verdiği gazeteci ve yazarları, Ulusal Çıkarları çerçevesinde, kullanmaktadır.

Peki, Gazeteci ve Yazarları, sadece Amerikan istihbaratı mı kullanmaktadır? Başkaca kimler kimler ve neden kullanmaktadır?

Peki, Alaycı Kuş, operasyonu halen devam ediyor mu? Alaycı Kuşlar ile vatandaş, bir konu üzerinde ikna edilmeye çalışılır.

Peki, Ulusal ve Yerel Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, Küresel Güçlerin Alaycı Kuşlarını tanıyabilir miyiz?

Ya da Yerel çerçevede, Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, PARAYI verenin düdüğü çaldırdığı, Alaycı KUŞ sayısı ne kadardır?

Peki, Küresel güçler ve işbirlikçilerinin yerel basın medya sektöründe kullandığı ALAYCI KUŞLAR, kim ya da kimler olabilir?

Basın & Medya; vatandaşın talep ve önerilerini aşağıdan yukarıya doğru oluşturulması yolu ile yönetime iletilmesi anlamına gelmektedir.

Peki, Basın & Medya; hangi küresel güçler veya büyük devletler ve içerideki işbirlikleri tarafından finanse edilmekte, fonlanmakta veya yönlendirilmektedir?

Medya çalışanlarının kültürü ve yetiştikleri coğrafya, ait oldukları din, mezhep ve etnik köken, aldıkları eğitim ve cinsiyetleri, mesleki tecrübe ve kişisel yetenekleri, olayların siyak ve sibakını idrak dereceleri, mensubiyet ve meşrep gibi öznellikler haberin toplanmasından, haberin dokusu ve haberin kamuoyuna sunumuna kadar etki etmektedir.

Küresel güçler, ulusal ve yerelde, kullanışlı işbirlikçi taşeron basın & medya çalışanları ya da tipi bizden fakat çipleri dışarıda olan; ALAYCI KUŞLAR, milletin soysal dokusu ve birliğini bozabilmek adına, her kademesinde cirit atmaktadır.

Basın & medya sektöründe; küresel işbirlikçilerin yancısı – taşeronu – borazanı ve yerli – milli olmak üzere iki sınıfta toplayabiliriz.

Şimdi diyeceksiniz ki medyanın yancısı – yandaşı – trolü ve yalancısı olduğu gibi yerli görünümlü yabancısı ve taşeronu ya da ALAYCI KUŞLARI da var mıdır?

Bazıları göbekten bağlı! Bazıları da ekonomik olarak! Bazı çalışanlar ise ikbal beklentisi zaviyesinden duygusal olarak bağlı!

Para, kadın, güç, makam ve mevki insanlar için motive eden bir etken olduğuna göre!

Peki, Yerel ve Ulusal Basın & Medya sektöründe çalışan Gazeteci ve Yazarların MOTİVASYONU nedir ya da neler olmalı?

Yerel Medya – Basın ve Gazeteler, NEDEN bu DURUMA düşmektedir?

Türkiye genelinde, günlük yayın yapan yerel gazeteler, cari giderlerini karşılayamaz bir duruma geldiğinden, kapanma veya birleşme konusu her dönem gündeme gelmektedir.

Yerel Basın ve Medya sektöründe ki sorunlardan kaynaklı, 2020 yılında, Konya merkezde günlük yayın yapan üç gazetenin diğer gazeteler tarafından satın alınması ile 11 yerel gazete yayın hayatına devam kararı alınmıştır.

  • Bugüne geldiğimizde; Konya merkezde, BİK’E ( Basın İLAN Kurumu ) Kayıtlı, 11 Yerel gazete yapılan mutabakata göre; tek bir şirket ismi altında, ÜÇ YEREL GAZETE olarak yayınlanmaya devam edecektir!
  • Konya merkezde, BİK’E ( Basın İLAN Kurumu ) Kayıtlı, 11 Yerel gazete yapılan mutabakata göre; BİK’E ( Basın İLAN Kurumu ) kayıtları olmadan GÜNLÜK ya da HAFTALIK YEREL GAZETE olarak gazete çıkmaya devam edecektir!

Yerel Basın ve Medya; ulusal basın kadar geniş çaplı olmayan, il, ilçe ve beldelerde günlük, haftalık ya da daha farklı aralıklarla çıkan, ulusal haberler yanında, bölge haberlerine daha fazla yer veren, yöresel gelişmeyi ve bölgenin sorunlarını ön planda tutmaya çalışan, Basın İlan kurumu kanunlarına göre, belli sayıda Basın personeli çalıştırmak zorunda olan, ticari bir işletme olan yayın mecrası, olarak tanımlanmaktadır.

Yerel Basın ve Medya; adından da anlaşılacağı üzere, bölgesindeki tüm gelişmeleri, yatırımları ve hizmetleri izleyici ve okuyucuları ile paylaşan, kamu ile kamuoyu arasında köprü vazifesi gören, sorumluluk ve tarafsızlık ilke sahibi olması gereken ticari kuruluşlardır.

Yerel Basın ve Medya; her ne kadar kamu adına iş yapıyor olmasına rağmen, resmi ilan ve işletme reklam gelirleri ile ayakta kalmaya ve varlığını da sürdürmeye çalışan ticari işletmelerdir! Resmi ilan ve ticari reklam gelirleri olmadan yerel medya kamu adına hizmetlerini tam ve sağlıklı olarak yerine getiremez.

  • Peki, Yerel Basın veya Medya sektörü, neden bu duruma geldi ya da düştü şeklinde bir soruya, kabaca verilebilecek cevaplar, şu şekilde olacaktır!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; GAZETECİLİK yapmak zorunda olduğunu! Başkaca işlere tevessül etmemeleri gerektiğini!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; sadece BİK gelirlerine odaklı ve masa başı ajans habercilik yayın politikası ile ayakta kalamayacağını!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; Gazetecilik yapmalı, sahada olmalı, firma tanıtım haber ve özel sektör reklamları ile BİK gelirlerinde ki; eksik ya da açığı kapatmak yoluna gitmesi gerektiğini!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; Reklam – Haber, Haber – Reklam ilişkisi ve Advertorial Reklam Haberden bihaber çalışanlar ile NAYLON bir durum ve konuma düşeceğini!

YEREL Basın – Medya – Gazete – Gazeteciler ve İmtiyaz sahipleri; Naylon bir sektör, doğal olarak, NAYLON çalışanlar tarafından temsil edileceğini, öncelikle anlamak ve idrak etmek, sonra da VAR OLABİLMEK adına; piyasa şartları ve OYUNU KURGULAYAN iradenin talep ve önerileri çerçevesinde, OYUNU KURALLARINA göre oynamak için önlem ve tedbir almak zorundadır.

  • Aksi halde VAR olamaz!
  • Aksi halde varlığı sürdürülebilir olamaz!
  • Aksi halde sadece üç beş kişinin semirdiği bir sektör olmaya ve fiili çalışanların ise günlük masraflarını ancak karşılayabildiği durumdan asla çıkamaz!
  • Aksi halde beş veya on yılda yeniden kapanma veya birleşme hikayelerine şahit olmaya devam ederiz.

Yerel basın veya medya sektöründe; Kendilerinden başkasının varlığından rahatsız olan ve kendilerinden başkasını gazeteci olarak kabul etmeyen, kendileri var ise sektörün ancak var olabileceği sanrılı; psikolojik ve sosyal olarak sorunlu ve sıkıntılı tipler maharetiyle, sektör bu durumlara kadar gelebilecektir.

Yerel basın veya medya sektöründe; Kime gazeteci denir veya kime gazeteci denmez, kimden gazeteci olur veya kimden gazeteci olmaz, şeklinde sohbet ve tartışmalarda; birilerinin elinde bir ölçü aleti, kime dokundursalar, gazeteci olup – olmadığı noktasından bir işaret vermektedir. Tam tekmil Marksist ve Komünist bir mantık bunları gerektirmektedir! Peki, böyle bir zihniyetten sektör adına başkaca ne bekliyorsunuz?

Yerel basın veya medya sektöründe; Gazetecilik mesleğine, geçiyordum şeklinde hasbelkader giren ve meslek nam altında; ŞANTAJ, TEHDİT ve her türlü PİSLİĞİ yapanlar, kamu mesleği olan gazeteciliği, dürüst bir şekilde icra eden, onurlu kişilere, çamur atmak veya sektörde yok saymak için her yolu deneyenler maharetiyle, sektör ancak bu duruma gelecektir.

Yerel basın veya medya sektöründe; Cibilliyeti bozuk sanrılı tipler, gazetecilik mesleğini, yasal çerçevede ve onuru ile yapan bireylerden, hem rahatsız olmakta ve hem de kendileri de alan daralması yaşadıkları için cibilliyetlerinin gereği olarak, insanlık dışı her yolu denedikleri için sektör adına neler bekliyorsunuz?

Yerel basın veya medya sektöründe; Gazetecilik gibi kutsal bir kamu mesleğini; yasal ve etik ilkeler çerçevesinde yapan ve kimseden talimat almayan, mektepli ve alaylı ayrımı yapmadan, ruhunu ve kalemini satmayan, yan yollara sapmayan, hak ve hakikat aşığı, bir yerlere de uşaklık yapmayan ve sadece gazetecilik maaşı ile geçinen, sektörde ki tüm kahramanları her daim takdirle karşılar ve tebrik ederiz.

Peki, geçiyordum veya hasbelkader gazeteci olduğunu ve sektöre kendilerince yön verdiğini zan eden, kerameti kendilerinden menkul sanrılı ve sancılı tiplerden GAZETECİ olur mu?!

Peki, Barmenden, Pavyoncudan, Şantajcıdan, Tehditkar, Taklacı ve Torbacıdan GAZETECİ olur mu?

Ya da ülkesini, yabancı istihbarat örgütlerine gammazlayan, satan ve UŞAKLIK edenlerden GAZETECİ olur mu?

Meslek kimliği altında yasal olmayan tehdit, şantaj ve her türlü pisliği yapan sanrılı tiplerden GAZETECİ olur mu?

Yerel basın veya medya sektörünün mezkur tipler ile gelebileceği son nokta burasıdır! Başka bir yere gidemez ve gidemeyecektir de!

Ancak ve ancak her dönem kapanmak ya da birleşmek zorunda kalacaktır!

BASIN & MEDYA ve SİVİL TOPLUM; NEDEN Fonlanır?

Alaycı KUŞ; duyduğu her sesi taklit ( 22 KUŞ Türü ) yeteneğine sahip bir kuş türü!

Amerikan istihbaratı, Soğuk Savaş döneminde, ALAYCI KUŞ verdiği gazetecileri, Ulusal Çıkarları çerçevesinde, kullanmıştır!

Peki, Ulusal ve Yerel Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, Küresel Güçlerin fonladığı ya da kullandığı, Alaycı Kuşlarını tanıyabilir miyiz?!

Yerel çerçevede, Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, PARAYI Verenin düdüğü çaldığı – çaldırdığı, Alaycı KUŞ sayısı ne kadardır?

BASIN & MEDYA ve SİVİL TOPLUM dernekleri; vatandaşın talep ve önerilerini aşağıdan yukarıya doğru oluşturulması yolu ile yönetime iletilmesi anlamına gelmektedir!

BASIN & MEDYA ve SİVİL TOPLUM dernekleri; hangi küresel güçler veya büyük devletler tarafından finanse edilmekte veya yönlendirilmektedir?!

Devlet ve milletin ali menfaatleri çerçevesinde; yerel, yerli ve milli bir duruş sergileyen basın ve sivil toplum örgütlerini elbette ki tenzih ederiz!

BASIN & MEDYA ve SİVİL TOPLUM dernekleri, küresel güçler ve büyük devletler tarafından neden ve nasıl desteklenmekte ve yönlendirilmekte, olduğu da ehlince malumdur!

Peki, Fondaş medyanın ulusal yayın yapanları olduğu gibi yerel çerçevede de yerel basın medya sektöründe, fonlanmaya devam ettikleri gazete ve gazeteciler, var mıdır?!

Küresel – Emperyalist güçler ve büyük devletler; çıkarları çerçevesinde, siyasi egemenliği etki ve tesir altına almaya çalıştıkları ülkelerde, denge denetleme açısından ”Basın & Medya ve Sivil Toplum” üzerinden ”örümcek ağını” örmektedir!

Türkiye gibi ülkelerde, küresel – emperyalist güçler ve büyük devletlerin kullandıkları sivil toplum ve basın dünyasında ki sivil örümcek ağı, dernek ve vakıflara her daim şahit oluruz!. Peki, ağ, örümcek ağı ve sivil toplum örümcek ağı nedir?!

Türkiye’de ki siyasal sistemi, küresel güçler ve büyük devletlerin denge ve denetleme zaviyesinden, sivil toplum örümcek ağında ki hangi dernek ve vakıflar ile irtibat halinde oldukları veya finansal destek verdikleri de, devlet aklı tarafından kayıt altında ve takip edilmekte olduğunu, düşünüyorum!.

Ağ iki anlamda kullanılır!. Ülkeler arası ilişkilerde, iletişim ve bilişim teknolojilerinde ki gelişmelerde coğrafi mesafeler kısalırken, karşılıklı bağımlılığın yaygınlaşması ve derinleşmesi sürecini açıklamak için ağ metaforu kullanılır!

Ağ toplumu; devlet, ekonomi, kültür, sivil toplum aktörleri ve bireyler arası ilişkilerin bir network görüntüsü verdiğini söyler!

Örümcek, ağını örer ve avını bekler! Av, ağa değdiği an, artık iş işten geçmiştir! Ağın neresine değdiğinin önemi yoktur! Ağın herhangi bir yerinde olan titreşim diğer yerlere hızla yayılır oralarda kendisini hissettirir! Ağa düşen Avın kurtulma şansı yoktur! Örümcek ağı, yaygınlaşma, derinleşme ve hız temelli bir sistemdir!

  • Türkiye gibi ülkelerde; Basın & Medya ve Sivil Toplum Örgütleri; ALAYCI KUŞLAR üzerinden Ulusal çıkarları çerçevesinde; toplumu etkilemeye, yönlendirmeye ve halkla ilişkiler faaliyetleri yapmaya çalışan ve öne çıkan, ABD Kongresinde yaptıkları yardımlar ya da harcamaların hedeflerine erişme konusunda etkili olup olmadığı tartışmalarının olduğu ve hatta kapanma noktasına gelen, iki kurumu incelemeye çalışalım!

1 -) USAID; 1961’de Demokrat Başkan John F. Kennedy tarafından, dış yardımın daha iyi koordine edilmesi amacıyla kurulmuştur.

Soğuk Savaş’ta Sovyetler Birliği’nin etkisine karşı bir hamle olarak hayata geçirilen kuruluş, ABD Kongresi tarafından finanse edilmektedir.

Kongre Araştırma Servisi’nin (CRS) bu ay yayımladığı bir rapora göre, ABD dış yardımlarının yaklaşık yüzde 60’ı USAID üzerinden yönetilmektedir.

USAID bünyesinde çalışan yaklaşık 10 bin kişiden üçte ikisi yabancı ülkelerde görev yapmaktadır. Program üzerinden 130 ülkeye yardım edilmektedir! .

2023 mali yılında ABD, dünya çapında toplam 72 milyar dolar yardımda bulunmuştur! Bunun yaklaşık 43,80 milyar doları USAID bütçesinde yer almaktadır.

2 -) NED ( Ulusal Demokrasi Vakfı – NED), yurtdışında demokrasiyi teşvik etmek amacıyla 1983 yılında kurulmuş bir ABD ajansı; Bir sivil toplum kuruluşu olarak anılmakla birlikte, yarı özerk bir sivil toplum kuruluşu olarak işlev görmektedir.

  • CIA eski direktörü William Colby; “project democracy” adı altında sürdürülen USAİD ve NED operasyonlarına yönelik; CIA’ın örtülü olarak yaptıklarını bu dernekler üzerinden açıktan yapıyoruz, diyor!

NED’e ( national endowment for democracy/demokrasi için ulusal fon) bağlı olan örgütler, faaliyet yürütecekleri ülkelerde ki projeler için paraları ödemektedir! Para kaynağı doğrudan ABD hazinesi, yani devlettir. NED ise paranın kasasıdır.

NED herhangi bir “project” işine girişip para vermeden önce ABD dışişleri’ne bilgi verilmektedir!
NED yönetim kurulunun onayına sunulan tüm “project” önerilerinin bir kopyası, ABD dışişleri bakanlığı siyasi işler yardımcılığına verilecektir!

USAİD ve NED; Çıkarları çerçevesinde ki hedef ülkelerde; Basın & Medya ve Sivil toplum Örgütleri; ALAYCI KUŞLARI fonlamak suretiyle, kabaca şu faaliyetlere destek olmaktadır!

  • İktisadi ortamı denetleme! Ulusal bunalımlar yaratılması! Merkezi hükümete güvensizlik yaratma! İş adamlarını örgütleme: yerel işadamı örgütlerinin ve ilişki bürolarının kurulması! Yolsuzluk kampanyaları: “yerinden yönetim” taleplerini yükselterek, devletin egemenliğinin zayıflatılması, yolsuzluk olaylarını abartarak topluma aşağılık duygusunun yerleştirilmesi!
  • Belediye hizmetlerinin yabancı şirketlere devredilmesi: yerel yönetimi güçlendirme adı altında, toplumsal hizmetlerin “karlılık” esasına oturan şirketlere devredilmesi, su-elektrik gibi kentsel işletmelerin yabancı şirketlere devredilmesi için gerekli düşünsel alt yapının oluşturulması!
  • Ulusal iktisadın çökertilmesi için ulusal sanayileşmenin ve enerji kaynaklarının yıkıma uğratılması, toplum ile devlet arasında çatışmayı da içerecek biçimde çevreci akımların, örgütlerin desteklenmesi ve ulusal madenciliğin, doğal yakıt üretim kaynakları işletmeciliğinin ulusal egemenlik alanının dışına çıkarılması!
  • Kamuoyu oluşturucu; aydınlara, yazarlara, bilim adamlarına yönelik içerde ve dışarıda, masrafları karşılayarak, konferanslara çekmek! Katılımcılarla doğrudan ilişki içinde, ilgili ülke hakkında bilgi almak ve “düşünce” ve “örgütlenme” özgürlüğü başlığı altında yeniden yapılanma düşüncesini benimsetmek!
  • İş adamları dernekleri, sendikaların kurulması, var olanların içine bilim danışmanlarıyla sızılması! Siyasi partilere eğitim programlarıyla, particilik dersleriyle yaklaşarak kadroların yönlendirilmesi! Gençliğin “düşünce özgürlüğü” ve “siyasi katılımcılık” propagandasıyla örgütlenmesi!

Peki, Basın & Medya ve Sivil Toplum Örgütlerinde, USAİD ve NED gibi kurumlar tarafından fonlanan içimizde ki, çok kullanışlı, ALAYCI KUŞLARI tanımadan ve idrak etmeden yol alınabilir mi?!

Peki, bu vb. faaliyetleri icra eden Basın & Medya ve Sivil Toplum Küresel İşbirlikçi bizden görünümlü, Tipleri bizden fakat Çipleri küresel Örümcek Ağı Örgüt ve kişileri görebiliyor ve tanıyabiliyor muyuz? Farkında mıyız?

Basın & Medya ve Sivil Toplum, Küresel İşbirlikçi, bizden görünümlü, Tipleri bizden fakat Çipleri Küresel Örümcek Ağı; Örgüt ve Kişileri; Bir haber ve bir köşe yazısı ile kimlerin nereye çalıştıklarını çözebiliriz!

Bir toplumun Basiret ve Feraset kapanınca! Doğal olarak; HAKİKATİ; Göremez, Duyamaz ve Hissedemez! Tepki de veremez! Tepki verenleri de dışlamaya ve taşlamaya devam eder!

BASIN & MEDYA ve SİVİL TOPLUM; SATIN Alınabilir mi?

Basın & Medya, TV Programcıları ve gazeteciler, sanatçılar, yazar çizerler, halkı şekillendirdiği için denetimde tutulmalı, diyor, küresel ve emperyalist güçler!

Alaycı KUŞ; duyduğu her sesi taklit ( 22 KUŞ Türü ) yeteneğine sahip bir kuş türü!

Amerikan istihbaratı, Soğuk Savaş dönemi ve halen, Alaycı Kuş adını verdiği gazetecileri, Ulusal Çıkarları çerçevesinde, kullanmaktadır!

Peki, Alaycı Kuş, operasyonu halen devam ediyor mu?! Alaycı Kuşlar ile halk, ikna edilmeye çalışılır!

Peki, Ulusal ve Yerel Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, Küresel Güçlerin Alaycı Kuşlarını tanıyabilir miyiz?

Ya da Yerel çerçevede, Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, PARAYI Verenin düdüğü çaldığı – çaldırdığı, Alaycı KUŞ sayısı ne kadardır?

Peki, Küresel güçler ve işbirlikçilerinin yerel basın medya sektöründe kullandığı ALAYCI KUŞLAR, kim ya da kimler olabilir?

Basın & Medya ve Sivil toplum; vatandaşın talep ve önerilerini aşağıdan yukarıya doğru oluşturulması yolu ile yönetime iletilmesi anlamına gelmektedir! Peki, realite böyle midir?!

Basın & Medya ve Sivil toplum; hangi küresel güçler veya büyük devletler tarafından finanse edilmekte, fonlanmakta veya yönlendirilmektedir?! Acaba, neden?!

  • Devlet ve milletin ali menfaatleri çerçevesinde; yerel, yerli ve milli bir duruş sergileyen basın &medya ve sivil toplum örgütlerini tenzih ederiz!

Basın & Medya ve Sivil toplum dernekleri; küresel güçler ve büyük devletler tarafından neden ve nasıl desteklenmekte ve yönlendirilmekte, olduğu, ehlince malumdur!

İnsanlar arasındaki bilgi alışverişi ve haberleşme olayına iletişim diyoruz! Bilgi alışverişi için kullandıkları araçlara da iletişim ve kitle iletişim araçları denir!

İnsanlar, çevrelerindeki olayları takip etmek ve yeni bilgiler edinmek, haberdar olabilmek için iletişim ve kitle iletişim araçlarını kullanır! Teknolojinin gelişmesi ile iletişim ve kitle iletişim tabii ki kolay bir hale gelmiştir!

Kamuoyu, iletişim ve kitle iletişim araçları vasıtası ile tüm gelişmeleri izler! Hükümet ve devlet politikaları ve ülkenin karşı karşıya olduğu iç ve dış sorunlar hakkında bilgi sahibi olur! Ancak haberlere erişim imkânı tabii ki tek başına yeterli değildir!

Bir haber oluşurken, bazılarının ön plana çıkarılması veya bazılarının gözlerden kaçırılması, bazı bilgilerin saklanması veya görmezden gelinmesi, haberin kurgulanması, haberin edit ve re-dakte edilirken bunları yapan kişilerin, politik, sosyal, siyasi, demografik, ekonomik ve kültürel ilgileri eşik bekçiliği faaliyetleri arasında sayılır!

Eşik bekçileri; Editör, yazı işleri personeli ve yayıncılar, haberin yazım ve sunumu ile ilgili yaptıkları seçimlerle kamuoyunda gerçekliğin şekillenmesi ve kamuoyu oluşmasında çok önemli bir etkiye sahiptir!

Eşik bekçileri, medya tüketicisi kamuoyunu istenilen veya istedikleri yönde harekete geçirmek veya yönlendirmek için kimi zaman aşırı uç yöntemlere başvurduğuna şahit oluruz!

Haber medyasında içerik üreten insanların kişilik özellikleri, haberin oluşturulmasında önemli bir süzgeç işlevi görmektedir!

  • Medya çalışanlarının kültürü ve yetiştikleri coğrafya, ait oldukları din, mezhep ve etnik köken, aldıkları eğitim ve cinsiyetleri, mesleki tecrübe ve kişisel yetenekleri, olayların siyak ve sibakını idrak dereceleri, mensubiyet ve meşrep gibi öznellikler haberin toplanmasından, haberin dokusu ve haberin kamuoyuna sunumuna kadar etki etmektedir!
  • Küresel güçlerin, ulusal ve yerelde ki kullanışlı işbirlikçi taşeron basın & medya çalışanları ya da tipi bizden fakat çipleri dışarıda olan; ALAYCI KUŞLAR, bu milletin soysal dokusu ve birliğini bozabilmek adına, her bir köşesi ve kademesinde cirit atmaktadır!
  • Basın & medya ve Sivil toplum Örgütlerini; küresel işbirlikçilerin yancısı – taşeronu – borazanı ve yerli – milli olmak üzere iki sınıfta toplayabiliriz!
  • Şimdi diyeceksiniz ki medyanın yancısı ve yalancısı olduğu gibi yerli görünümlü yabancısı ve taşeronu da var mıdır? Bazıları göbekten bağlı! Bazıları da ekonomik olarak! Bazı çalışanlar ise ikbal beklentisi zaviyesinden duygusal olarak bağlı!
  • Para, kadın, güç, makam ve mevki insanlar için motive eden bir etken olduğuna göre! Peki, Yerel ve Ulusal Basın & Medya çalışanlarının MOTİVASYONU nedir?

Allah; kimseyi, dünyalık üç – beş kuruş ve geçici makamlar uğruna; Aziz DEVLET ve Asil MİLLETE, HAİNLİK ve İHANET konumuna düşürmesin! İHANETİN bedeli; bu dünya da ve öbür tarafta, ehline malumdur!

Yerel Basın ve Medya Sektöründe; Ne Olmasını Bekliyorduk?!.

Türkiye genelinde, günlük yayın yapan yerel gazeteler, resmi giderlerini karşılayamaz bir duruma geldiğinden, kapanma ve birleşme konusunda, görüşmeler olduğu ve bazı illerde, sürecin sonuçlandığına, şahit olmaktayız!

Yerel Basın ve Medya sektöründe ki sorunlardan kaynaklı, 2020 yılında, üç gazetenin diğer gazeteler tarafından satın alınması ile Konya Merkezde, 11 yerel gazete yayın hayatına devam kararı alınmıştır!

Bugün de; Konya merkezde, günlük yayın yapan 11 yerel gazeteden bir tanesi hariç olmak üzere, 10 gazetenin birleşmek suretiyle, yeni iki gazete olarak yayın hayatına devam kararı aldığını, kulislerde konuşulmaktadır!

  • Yerel Basın veya Medya; ulusal basın kadar geniş çaplı olmayan, il, ilçe ve beldelerde günlük, haftalık ya da daha farklı aralıklarla çıkan, ulusal haberler yanında, bölge haberlerine daha fazla yer veren, yöresel gelişmeyi ve bölgenin sorunlarını ön planda tutmaya çalışan, Basın İlan kurumu kanunlarına göre, belli sayıda Basın personeli çalıştırmak zorunda olan, ticari bir işletme olan yayın mecrası, olarak tanımlanmaktadır!
  • Yerel Basın veya Medya; adından da anlaşılacağı üzere, bölgesindeki tüm gelişmeleri, yatırımları ve hizmetleri izleyici ve okuyucuları ile paylaşan, kamu ile kamuoyu arasında köprü vazifesi gören, sorumluluk ve tarafsızlık ilke sahibi olması gereken ticari kuruluşlardır!
  • Yerel Basın veya Medya; her ne kadar kamu adına iş yapıyor olmasına rağmen, resmi ilan ve işletme reklam gelirleri ile ayakta kalmaya ve varlığını da sürdürmeye çalışan ticari işletmelerdir! Resmi ilan ve ticari reklam gelirleri olmadan yerel medya kamu adına hizmetlerini tam ve sağlıklı olarak yerine getiremez!

Basın İlan Kurumu, kurulmasından ve resmi ilan dağıtımında yetkili olmasından sonra, basının aldığı resmi ilanlar; bir geçim kaynağından çok, maddi destek durumuna gelmiştir!

Resmi ilanlar ile bir gazetenin hayatını idame ettirmesine imkân yoktur! Resmi ilanların dağıtılmasının amacı, gazetelerin giderlerine bir nebze olsun destek olabilmektir!

Peki, sektör neden bu duruma geldi şeklinde bir soruya, kabaca verilebilecek cevaplar, şu şekilde olacaktır!

YEREL Basın – Medya ve Gazeteler; GAZETECİLİK yapmak zorunda olduğunu! Başkaca işlere tevessül etmemeleri gerektiğini!

YEREL Basın – Medya ve Gazeteler; sadece BİK gelirlerine odaklı ve masa başı ajans habercilik yayın politikası ile ayakta kalamayacağını!

YEREL Basn – Medya ve Gazeteler; Gazetecilik yapmalı, sahada olmalı, firma tanıtım haber ve özel sektör reklamları ile BİK gelirlerinde ki; eksik ya da açığı kapatmak yoluna gitmesi gerektiğini!

YEREL Basın – Medya ve Gazeteler; Reklam – Haber, Haber – Reklam ilişkisi ve Advertorial Reklam Haberden bihaber çalışanlar ile NAYLON bir durum ve konuma düşeceğini!

YEREL Basın – Medya ve Gazeteler; Naylon bir sektör, doğal olarak, NAYLON çalışanlar tarafından temsil edileceğini!

YEREL Basın – Medya ve Gazeteler; Naylon bir sektör ve naylon çalışanlar ile sektörün nerelere gelmesini ya da KAMU adına ne gibi HAYIRLI İŞLERE; imza atması veya vesile olmasını beklediğimizi, bir gazeteci ve iletişim uzmanı olarak, sektör ve sektördeki fikir işçilerinin geleceği adına, sürekli olarak kaleme almaya çalıştık!

YEREL Basın – Medya ve Gazeteler; bugün için Sektör ve sektörün bu duruma gelmesine sebebiyet verenler; Kendim ettim kendim buldum şarkısını, KORO halinde ve UYUMLU bir şekilde söylemelidir!

Basın İlan Kurumu, İnternet Haber Siteleri, Yönetmelik -2-

Bir önceki köşe yazımızda, internet haber siteleri hakkında, Basın İlan Kurumu tarafından hazırlanan taslak yönetmelik hakkında, zorunlu olması ihtimal dahilinde ki şartları kaleme almıştık!


Yasanın yürürlüğe girmesi akabinde, internet haber sitesi olarak devam etmek isteyen kurumlar, 18 Ocak 2023 tarihine kadar, bulundukları illerde ki; Basın Savcılıklarına, gerekli evrakları teslim etmek zorunda olduğu!

Basın İlan Kurumunun hazırlamış olduğu taslak metin, 13 Ocak 2023 tarihinde ki Basın İlan Kurumu Genel Kurulda onaylanması durumunda, 18 Ekim 2022 tarihinde resmi gazetede yayımlanan yasa, 1 Nisan 2023 tarihi itibari ile tamamen yürürlüğe gireceği!

Taslak metinde ki zoraki ve zorlama şartların, Anadolu’da yayın yapan internet haber siteleri zaviyesinden uygulama zorluğu karşımıza çıkmaktadır!

Taslak metindeki zoraki ve zorlama şartların, fildişi kulelerde, birilerinin suflesi ile hazırlandığına şahit olmaktayız!

Konya ili 3. kategoride yer aldığı ve internet haber siteleri için taslak metinde ki şartlara, bakalım!

İnternet haber sitesi için SEKİZ çalışan zorunluluğu! Günlük ELLİ haber yayınlama zorunluluğu! Günlük YİRMİ bin ziyaretçi ve ALTMIŞ bin görüntülenme şartı!

Peki, şimdi soralım! Basılı medya için 5+1 olan çalışan şartı, Konya gibi iller için internet haber sitelerinde neden SEKİZ olarak uygulanmak istenmektedir! Hedef nedir?

Basılı medya sektöründe olduğu gibi çalışan ve diğerlerinde, kademeli şartlar getirilebilir!

Basılı medya sektöründe; eş – dost – sevgili – reklam veren sevgilisi – eşini dostunu basın kadrolu çalışan olarak gösteren bir sektör, internet haber sitelerinde neler yapmaz?

Basılı medya sektöründe, BİK gelirlerini, daha fazla alabilmek için gazeteye dahi uğramayan ve ne iş yaptıkları da belli olmayan, fazladan gösterilen şişkin kadrolar, bir şekilde, internet haber sitelerine kaydırılacak mıdır?

Basılı medya sektöründe ki; KADRO, GAZETE BASKI ADEDİ, GAZETE BAYİİ SATIŞ ve GAZETE ABONE sayılarının hangisi yönetmelik şartlarına uymaktadır?

Basın İlan Kurumu, başkanlık ve taşra teşkilatları bu konuda neler yapabilecektir? Neyi ve neleri, nasıl denetleyebilecektir? Yoksa, görmedim – duymadım ve bilmiyorum parodisi oynanmaya devam mı edilecektir?!

Bu yönetmelik ve taşrada ki uygulamasında; İletişim Fakültesi yeni mezunlarının sektörde istihdam etmek gibi bir kaygı görülmemektedir!

Sektör, ahbap – çavuş ilişkileri çerçevesinde konvansiyonel medyada olduğu gibi yürümeye devam edecek midir!

Konvansiyonel medya sektörünü, ayak oyunları ve hile ile bitirenler, şimdi de internet medya sektörünün ölü doğması için her yolu denemekte ve her şeyi yapmaktadır! Devletin kurumları da buna aracılık mı yapmaktadır?! Neden acaba?

Yıllardır yazar çizerim! İletişim Meslek kanunu çıkmadığından kaynaklı; YETMİŞ kadar, İletişim fakültesinden yılda ortalama YEDİ BİN İletişim fakültesi mezunu genç, basın – medya sektöründe istihdam edilememektedir! Neden acaba?

İnternet medya yasası, İletişim Fakültesi mezunu genç işsizler için bir fırsat olduğunu düşünüyorum! Her ilde, ortalama ON internet haber sitesi ve kademeli olarak 3 – 5 – 8 çalışan zorunluluğu dediğimizde, karşımıza büyük bir tablo çıkmaktadır!

Bu vebalin altından kimse kalkamaz! Bu Vebal kişiyi YAKAR! İletişim Fakültesi mezunu genç işsizler ordusu, ailelerinin eline bakmaktadır! Yapmayın!

Birilerinin paşa keyfi için böyle bir duruma mahal verilmemelidir! İletişim Fakültesi mezunu gençler, iletişim meslek kanunu olmadığından kaynaklı, devlet memuru olabilmek için ter dökmektedir!

Devletin kurumları, birilerine kağıt üzerinde oynadıkları kural ve şartlardan dolayı, PARA aktarma merkezi değildir! Beyler! Bunun da bir VEBALİ vardır! Yapan ve göz yumanların da!

Yerel çerçevede; BİK; Basılı medya sektöründe hangi yönetmelik şartlarını uygulamaktadır! Yönetmelikte ki şartların bir tanesi uygulanmaya kalksa, sektörde bir veya iki BASILI gazete veya dergi kalacaktır!

Böyle bir realite karşımızda dururken, internet haber siteleri için olmayacak duaya amin demenin akla ve mantığa sığar bir tarafı yoktur!

Neymiş efendim! İnternet haber sitelerinin resmi ilan yayımlayabilmeleri için bekleme süresinin 24 ay olarak öngörülmüş!

Basılı medya sektöründeki internet haber siteleri, yeni şartlar dikkate alınmadan sisteme dahil edileceğine göre!

Mezkur internet haber sitelerinin günlük tıklanma oranı 300 – 500 adet arasında olduğunu! Yıllık tıklanma oranlarının da 100 binler seviyesinde olduğunu, hatırlatmak isterim! Peki, bu nasıl olacak? Adalet bunun neresinde!

Bir internet haber sitesi; birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü veya beşinci kategoriler için belirlenmiş asgari kadro ve günlük asgari içerik sayılarının 2 katına, günlük asgari tekil ziyaretçi sayısının 6 katına ulaşırsa, bekleme süresi 6 ay olarak uygulanacakmış!

Bahse konu beyler; yoldan geçeni gazeteci diye kadroya alır ve kadro doğal olarak iki katı da olur, üç katıda! İnternet ayak oyunları ile ziyaretçi sayılarında neler neler yaparlar! Basın İlan kurumu çalışanları, buradaki, ayak oyunları ne görebilir ne de denetleyebilir!

Yönetmelik daha yayınlanmadan yarışı kaybeden internet haber siteleri, böyle bir yarışa nasıl katılabilecektir! Özellikle yerel medya sektöründeki sorunlardan kaynaklı, sektör dışına itilen mesleğine aşık gazeteciler, neler yapacaktır!

Bu yasa, mesleğine aşık alaylı emekli gazeteciler ve İletişim Fakültesi mezunu gençler için bir umuttur! Bu umudu birileri, YÖNETMELİK maharetiyle öldürmeye çalışmaktadır! Neden acaba?

Sektör, birilerinin babalarının malı olduğu için olabilir mi? Sektör, birilerine babalarından miras kaldığı için olabilir mi? Ya da kontrol ve denetimlerinden çıkmaması için her şeyi mi yapıyorlar? Neden olmasın!

Yıllar önce, gazetecilik aşkı ve haber kaygısı ile bir internet haber sitesi kuran memleket sevdalısı emektar gazeteciler, böyle bir yönetmelik ile sistemden tamamen dışlanacak ve sektöre küsecektir! Buna kimsenin hakkı yoktur!

Sektör birilerinin babalarının MALI veya ÇİFTLİĞİ asla değildir! Devletin kurumları da bu duruma ARACILIK yerleri asla değildir!

Beyler! Sular yükselince, balıklar karıncaları yer! Sular çekilince de, karıncalar balıkları yer! Kimse, bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir! Çünkü kimin kimi yiyeceğine, suyun akışı karar verir!

Yeme – Yenmek veya Ezmek – Yok etmek üzerine bir sistem ve kuralar zinciri değil; var etmek – büyütmek ve yaşatmak ilke olmalıdır! Devlet, sadece kuralları koymalı ve moderator olmalıdır! Piyasa kendi dengesini zaten kuracaktır!

Türk; Adalet ehli ve Hakkaniyet – Hakikat temsilcisi demektir! Türk’ün medeniyet mefkûresi bu ilkelerden kaynaklanmaktadır! Adalet ve Hakkaniyet – Hakikat terazisi bir şaşarsa; toplumsal bağlar kırılır ve sosyal barışı temin edemeyiz!

Basın İlan Kurumu, İnternet Haber Siteleri, Yönetmelik!

İnternet haber sitelerini; basın kanunu içinde tanımlayan yasa, 18 Ekim 2022 tarihinde yürürlüğe girdi! Yasa ile internet haber siteleri, Basın İlan Kurumu (BİK) resmi ilan almasının da önü açılmış oldu!

Peki, taslak metne göre gerçekten de öyle midir, bakalım!

Yasanın yürürlüğe girmesi ile Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından; internet haber sitelerinin resmi reklam almasını düzenleyen, Resmî İlan Yayımıyla Alakalı İnternet Haber Sitelerine Dair Hükümler, başlıklı bir taslak yönetmelik hazırlandığı!


13 Ocak 2023 tarihinde, BİK Genel Kurulu’nda görüşülecek taslak yönetmeliğe göre, internet haber sitelerinin resmi ilan alabilmesi için taslak metindeki, kurallara kabaca bakalım!

Basın İlan Kurumu’nun resmi ilanlara dair yönetmelik taslağında; İnternet Haber Siteleri; Türkiye genelini kapsayan yayın organları için Genel Kategori kriteri, 1. Kategori için İstanbul, 2. Kategori için Ankara ve İzmir, belirlendiği!

Üçüncü Kategori; Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mersin, Ordu, Sakarya, Samsun, Tekirdağ ve Trabzon.

Dördüncü Kategori; Afyonkarahisar, Batman, Bolu, Çanakkale, Çorum, Edirne, Elazığ, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kütahya, Mardin, Muğla, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Van ve Zonguldak.

Beşinci Kategori; Adıyaman, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ardahan, Artvin, Bartın, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Burdur, Çankırı, Düzce, Erzincan, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, Karabük, Karaman, Kars, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Muş, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Rize, Siirt, Sinop, Şırnak, Tunceli, Uşak, Yalova ve Yozgat.

Türkiye geneli yayın yapan ve resmi ilan almak isteyen internet haber sitelerinin en az 32, 1. kategoride yer alan haber sitelerinin en az 15, 2. kategoride yer alan haber sitelerinin en az 12 kişi çalıştırmaları zorunlu tutulduğu!

3. kategorideki haber siteleri için 8 çalışan, 4. kategori için 6 çalışan, 5. kategori için 4 çalışanın zorunlu olarak belirlendiği!

İnternet haber sitelerinin resmi ilan alabilmesi için hazırlanan taslak metinde; Türkiye genelini kapsayan genel kategori için günlük en az 240, 1. kategori için 100, 2. kategori için ise 80 haber şartı öngörüldüğü! 3. kategori için 50, 4. kategori için 40 ve 5. kategori için de, en az 30 haber yayımlanma şartı zorunlu tutulduğu!

Türkiye geneli kategorisinde yer alan bir internet haber sitesi, günlük asgari tekil ziyaretçi sayısının 500 bin, günlük asgari sayfa görüntülenmesi sayısının da 1,5 milyon olması gerektiği!

İstanbul’u kapsayan 1. kategori için günlük asgari tekil ziyaretçi sayısı 50 bin, görüntülenme sayısı 150 bin olarak belirlendiği!

Ankara ve İzmir’i kapsayan 2. kategoride, tekil ziyaretçi günlük 30 bin, görüntülenme 90 bin olarak belirlendiği!

3. kategoride yer alan internet yayın organları için günlük 20 bin ziyaretçi ile 60 bin görüntülenme şartı!

4. kategoride yer alan internet haber siteleri için günlük 10 bin ziyaretçi ile 30 bin görüntülenme şartı!

5. kategori için günlük 3 bin tekil ziyaret ve 9 bin sayfa görüntülenme şartı öngörüldüğü!

İnternet haber sitelerinin resmi ilan yayımlayabilmeleri için bekleme süresinin 24 ay olarak öngörüldüğü!

Bir internet haber sitesi; birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü veya beşinci kategoriler için belirlenmiş asgari kadro ve günlük asgari içerik sayılarının 2 katına, günlük asgari tekil ziyaretçi sayısının 6 katına ulaşırsa bekleme süresi 6 ay olarak uygulanacağı!


İnternet haber sitelerinin trafiklerinin en az % 15’inin doğrudan gelen ziyaretçilerden oluşması!

BİK; 1, 2, 3, 4 ve 5’inci kategorilerde yer alan internet haber siteleri, ziyaretçilerin günlük ortalama sayfada kalma süresinin en az 1 dakika, genel kategoride de en az 2 dakika olmasını zorunlu olduğu!

Taslak yönetmeliğe göre; söz konusu veriler, internet haber siteleri, BİK tarafından belirlenen ve ziyaretçi trafik bilgilerini toplayan ölçüm aracını kullanmak zorunda olacağı, gazete cemiyetleri ve kulislerde konuşulmaktadır!

Peki, böyle bir yönetmeliğin yürürlüğe girmesi akabinde kaç adet internet haber sitesi hayatta kalabilecektir?


Herhangi bir holding veya bir yere bağımlı olmadan sadece REKLAM gelirleri ile ayakta kalmaya çalışan bir sektör, zorunlu giderlerini dahi karşılamayacaktır!

Peki, böyle zor şartları olan, internet haber siteleri Yönetmeliği neden zorla kabul ettirilmeye çalışılmaktadır? Hedef nedir?

Basın & Medya Kimlerin Taşeronu!

İnsanlar arasındaki bilgi alışverişi ve haberleşme olayına iletişim diyoruz! Bilgi alışverişi için kullandıkları araçlara da iletişim ve kitle iletişim araçları denir!

İnsanlar,  çevrelerindeki olayları takip etmek ve yeni bilgiler edinmek, haberdar olabilmek için iletişim ve kitle iletişim araçlarını kullanır!  Teknolojinin gelişmesi ile iletişim ve kitle iletişim tabii ki kolay bir hale gelmiştir! 

Kamuoyu,  iletişim ve kitle iletişim araçları vasıtası ile tüm gelişmeleri izler! Hükümet ve devlet politikaları ve ülkenin karşı karşıya olduğu iç ve dış sorunlar hakkında bilgi sahibi olur! Ancak haberlere erişim imkânı tabii ki tek başına yeterli değildir!

Bir haber oluşurken, bazılarının ön plana çıkarılması veya bazılarının gözlerden kaçırılması, bazı bilgilerin saklanması veya görmezden gelinmesi, haberin kurgulanması, haberin edit ve re-dakte edilirken bunları yapan kişilerin,  politik, sosyal, siyasi, demografik, ekonomik ve kültürel ilgileri eşik bekçiliği faaliyetleri arasında sayılır!

Eşik bekçileri; Editör, yazı işleri personeli ve yayıncılar, haberin yazım ve sunumu ile ilgili yaptıkları seçimlerle kamuoyunda gerçekliğin şekillenmesi ve kamuoyu oluşmasında çok önemli bir etkiye sahiptir!

Eşik bekçileri,  medya tüketicisi kamuoyunu istenilen veya istedikleri yönde harekete geçirmek veya yönlendirmek için kimi zaman aşırı uç yöntemlere başvurduğuna şahit oluruz!

Haber medyasında içerik üreten insanların kişilik özellikleri, haberin oluşturulmasında önemli bir süzgeç işlevi görmektedir!

Medya çalışanlarının kültürü ve yetiştikleri coğrafya, ait oldukları din, mezhep ve etnik köken, aldıkları eğitim ve cinsiyetleri, mesleki tecrübe ve kişisel yetenekleri,  olayların siyak ve sibakını idrak dereceleri, mensubiyet ve meşrep gibi öznellikler haberin toplanmasından, haberin dokusu ve haberin kamuoyuna sunumuna kadar etki etmektedir!

Peki, Medya sektöründe,  kim yerli ve milli? Kimler de yabancı ve taşeron?  15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışma gecesinden itibaren, devletin tüm kademesinde ki değişimde olduğu gibi, medya sektörü de, yerli ve milli, beş bin yıllık Kadim Türk Devlet ve Anadolu kodlarına dönmektedir!

Son günlerde, yerli ve milli ahlakı bozan, sosyal barışı tehdit eden gelişmeler – olaylar ve bunların da medya aracılığı ile köpürtülmesini nasıl izah edeceğiz? Birileri sınırlarda başaramadıklarını, içeride sosyal dokuyu bozmak suretiyle erişmek istemektedir?

Anadolu, bir ve beraber olduğu sürece, hiçbir sinsi plan ve kirli hesapları tutmayacaktır! Hedefleri milli birlik ve beraberliği bozmak, kaos çıkarmak ve örselemektir! Başkaca bir yöntemleri kalmamıştır!

Küresel güçlerin,  ulusal ve yerelde ki kullanışlı işbirlikçi taşeron basın & medya çalışanları ya da tipi bizden fakat çipleri dışarıda olanlar, bu milletin soysal dokusu ve birliğini bozabilmek adına, her bir köşesi ve kademesinde cirit atmaktadır!  Acaba Neden?

15 Temmuz karanlık darbe ve işgal gecesinde şahit olduğumuz gibi, medya;   küresel işbirlikçilerin yancısı – taşeronu – borazanı ve yerli  –  milli olarak tasnif edebiliriz!

Şimdi diyeceksiniz ki medyanın yancısı ve yalancısı olduğu gibi yerli görünümlü yabancısı ve taşeronu da var mıdır?  Bazıları göbekten bağlı! Bazıları da ekonomik olarak! Bazı çalışanlar ise ikbal beklentisi zaviyesinden duygusal olarak bağlı!

Para, kadın, güç, makam ve mevki insanlar için motive eden bir etken olduğuna göre!   Peki, Yerel ve Ulusal Basın & Medya çalışanlarının MOTİVASYONU nedir?  

Allah; kimseyi, dünyalık üç – beş kuruş ve geçici makamlar uğruna;   Aziz DEVLET ve Asil MİLLETE, HAİNLİK ve İHANET konumuna düşürmesin! İHANETİN bedeli; bu dünya da ve öbür tarafta,   ehline malumdur!

Basın Kartı ve Basın Çalışanı Sorunları!

Basın sektöründe, özellikle de İletişim Fakültesi mezunlarının, yerel medyada neden çalışmak istemedikleri zaviyesinden, İletişim Fakültesi dekanlığı yapmış ve halen; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı olarak görev ifa eden, Prof. Dr. Fahrettin Altun’a; mail ve diğer sosyal medya araçları üzerinden, göndermiş olduğum; sektör ve sektör çalışan sorunlarını,  yeniden dile getirebilmek adına, bir köşe yazısı kaleme almanın tam vakti ve zamanı olduğunu düşünüyorum!

Basın Kartı ve özellikle Sürekli Basın Kartı Alma şartlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim! Liseden aynı tarihte mezun olan iki arkadaşın birisi üniversiteyi tercih etmiyor ve Basın sektöründe çalışmaya başlıyor! Diğeri de, Basın mesleğini MEKTEPLİ olarak yapmak istediği için, Lisans ve Yüksek Lisans derken, 7 – 8 yıl sektöre geriden başlıyor!

İLETİŞİM Fakültesi mezunu, Sürekli Basın Kartı alıncaya kadar, lisede beraber okumuş olduğu arkadaşı, neredeyse iki defa Sürekli Basın Kartı almayı hak edecek duruma geliyor!  

Özellikle İletişim Fakültesi; Lisans ve Yüksek Lisans mezunu, Basın Mesleğine gönül vermiş, Basın çalışanları için sürekli basın kartı şartları; 18 yıl kart taşıma veya 20 yıl sektörde bulunmak noktasından, bir iyileşme ve esneklik sağlanmalıdır!

İLETİŞİM FAKÜLTESİ LİSANS ve Y. LİSANS mezunu ve BASIN KARTI sahibi çalışanların, EMEKLİLİK hakkı kazandığı durumda,  EK GÖSTERGE veya başkaca Yasal Haklar verilmelidir!  Aksi halde, tam teşekküllü bir denetim olmadığından kaynaklı,  çalışırken İmtiyaz sahibinin inisiyatifine terk edilen YEREL Medya çalışanları, emeklilik sonrası da mağduriyetleri devam edecektir!

Basın çalışanı, Fiili Hizmet Zammı zaviyesinden SGK’da yönetmelik ve uygulama eksikliği bulunmaktadır!  Basın Çalışanı; Fiili Hizmet Zammı için 3600 gün şartlarının realitede bir karşılığı yoktur!  Özellikle meslekte çalıştığı yıl kadar fiili hizmet zammı alabilmelidir!

Anayasa Mahkemesi; Fiili hizmet Zammı noktasından, İmtiyaz sahibi ile basın iş sözleşmesini gerek ve şart olarak dikkate alırken, SGK nezdinde bir anlamı da yoktur! Peki, mahkeme neden böyle bir karar almıştır?

24.02.2021 tarihinde, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde yayımlanan; Pandemiden kaynaklı, Kısa Çalışma dönemindeki Fiili Basın çalışanı, eksik günleri TAM sayılacaktır, ibaresinin SGK Kurum çalışanları nezdinde bir karşılığı da yoktur! Basın Çalışanları mezkûr konularda mağdur durumdadır! Çünkü Kararnameye rağmen SGK başkanlık tarafından Yönetmelik hazırlanmamıştır!

Yerel Basın sektöründe bir diğer sorun da; Reklam ve Resmi İlan çerçevesinden, Yerel medyanın patronu konumundaki ve neredeyse gelirlerinin büyük bir kısmının dağıtım merkezi Basın İlan Kurumunda gördüğümüz eksiklik ya da aksaklıkları da şu şekilde sıralayabiliriz!

Öncelikle BASIN İLAN KURUMU yereldeki şube ve çalışanları ne iş yapar?  Basın İlan Kurumu çalışanlarının görev tanımı nedir?

Basın İlan Kurumu çalışanları; REKLAM,  İLAN VE ADVERTORİAL REKLAM NEDİR, bilgisi var mıdır?

Basın İlan Kurumu çalışanları; AHBAP – ÇAVUŞ ve SİYASETİN BASKISI ile REKLAM – İLAN ve piyasadan bihaber kişilerden olmak zorunda mıdır?

Basın İlan Kurumu Çalışanları;  diğer kurumlarda olduğu gibi EHLİYETSİZ – LİYAKATSİZ makamları işgal eden kişilerin, ÇAPSIZ oğlu – kızı veya yakınları olmak zorunda mıdır?

EHLİYETSİZ  – LİYAKATSİZ kişilerin ÇAPSIZ OĞLU – KIZI ve YAKINLARI tarafından işgal edilen kurumlardan İŞ ve BAŞARI beklemek ne kadar doğru olabilir?

Ehliyet – Liyakat ve Adalet temelli yeni bir dönemin arifesindeyiz! Sadece ve sadece kazasız ve belasız bir seçim ve DEVLET yönetiminin de; SELÇUKLU – HORASAN geleneğinden gelen KURUCU İRADE TEMSİLCİLERİNE devir teslim töreni kalmıştır!

Basın İlan Kurumu çalışanları; sahayı – piyasayı her daim takip etmek ve yerel medyaya bilgi paylaşımında bulunmak, görev tanımında var mıdır?

Basın İlan Kurumu çalışanları;  bölgesinde ve bağlı bulunan illerdeki; Meslek Örgütü, Oda, Birlik ve başkaca reklam ve ilan verme potansiyeli olan kurum ve kuruluşları neden ziyaret etmez?

Basın İlan Kurumu çalışanları;  mezkûr kurum ve kuruluşları ziyaret etmediği gibi yerel medya reklam servisinin bu kurumlardan almış olduğu reklam bedelini hem beğenmez ve hem de bu reklamlar üzerinden komisyon almasına neler demeli?

Basın İlan Kurumu çalışanları;  yerel medya reklam servisinin bu kurumlardan almış olduğu reklam ilan komisyon bedelinden kaynaklı, genel müdürlükten takdir belgesi de almakta mıdır? Ne ala memleket!

Hadis-i şeriflerde; İşinin ehli ve layık olmayana; iş,  görev ve emanet verildiği zaman, kıyameti bekleyiniz! Ya Rasülallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur, denince; İŞ –  GÖREV ve EMANET ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin,  buyurmaktadır!

Nisa Suresi 58. Ayeti kerime de; Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder! Allah size ne güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir!

Peki, özellikle mezkur ayet ve hadisler,  EHLİYET – LİYAKAT ve ADALET temalı tüm ayetlerin muhatabı kim veya kimlerdir? Tabii ki iman etmeyenler değil!  Mezkur konularda, ehli Müslim olduğunu iddia eden veya zannedenler neler yapmaktadır? Herhalde EMANETE olan HIYANETLERİNDEN dolayı kendi KIYAMETİNİ beklemekteler? Şahsi KIYAMETLERİ  zaten çok yakındır! Ne buyurdunuz?