Gökkuşağı AVM Yıkılırken MODERN YENİ bir AVM mi GELİYOR?

Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM’nin güçlendirilmesi ya da yıkılması gündemde olduğu, kulislerde konuşulmaktadır. Peki, Neler olmaktadır?

Gökkuşağı AVM bünyesinde ki paydaşlar, açık ve şeffaf bir şekilde, yönetim tarafından bilgilendirilmekte midir?

Yoksa Doğa boşluğu kabul etmeyeceğine göre, dedikodu almış başını gitmekte midir?

Açık ve şeffaf iletişim olmadığı durumda, dedikodu ve kirli bilgiler ortalığı kaplayacaktır.

Birileri; İletişim – Kurumsal İletişim – Kriz İletişimi ve Kurumsal İtibar Yönetimini, Dedikodu üretmek – yönetmek ve yönlendirmek, zan ettiğini de bir kenara not edelim!

Dedikodu üretmek ve yönetmek başka bir şey! İletişim – Kurumsal İletişim – Kriz İletişimi ve Kurumsal İtibar Yönetimi de, başkaca bir şeydir!

Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM; Akademisyenler, Öğrenciler, Çalışanlar, Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliğine muayene olmak için gelen ve refakatçilerin uğrak yeri olduğunu da, not edelim.

Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM’deki esnafa, Keykubat Köşkünde yapılacak tadilat sonrası bir çözüme kavuşturulacağı, kulislerde konuşulmaktadır.

  • Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM, 1999 yılında faaliyete geçmiştir.
  • Selçuk Üniversite yönetiminin talepleri doğrultusunda, Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Bolu Kartalkaya Otel yangını örnek göstermek suretiyle, GÖKKUŞAĞI AVM’YE Yangın uygunluk raporu vermemiştir.
  • Peki, ÖZERK yapısı gereği, Üniversiteler, mezkur konularda, yasal çerçevede gereğini neden yapmıyor?
  • 1999 yılından bu günlere gelen bir yapı küçük dokunuşlar ile YASA ve YÖNETMELİKLER çerçevesinde bir ÇÖZÜM üretilebilir mi?
  • Neredeyse BEŞ YÜZ – BİN Yıllık tarihi binalar, tadilat ve restore edilmektedir! Bunları da yıkalım ve yerlerine yenilerini yapalım!

Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM, eksikliklerinin giderilmesinin uzun soluklu ve tadilat işlemlerinin YÜZ MİLYON TL gibi bir maliyet olacağı, ifade edilmektedir.

Üniversite yönetimi, Tadilat için böyle bir maliyet ya da bütçeyi tahsis edemeyeceği, ifade edilmektedir.

Selçuk Üniversitesi yönetimi; Gökkuşağı AVM ile ilgili haberler sonrası, AVM esnafı ve kamuoyunu bilgilendirmek adına; Gökkuşağı AVM ile ilgili olarak bir çalışma başlatıldığı, mevcut durum, yangın yönetmeliğine uygun olmadığı, rektörlük gerekli çalışmaları yürüttüğü, ya yangın yönetmeliğine uyacak tedbirler alınacağı ya da AVM’nin taşınması gündeme geleceğini, açıklamıştır.

  • Gökkuşağı AVM’nin yıkılacağı ve esnafın Keykubat Köşküne taşınacağı, yönetimin KESİN ve NET kararı olduğunu, tüm paydaşlar ve kamuoyuna, hatırlatmak isterim.

Keykubat Köşkünde, 28 iş yerinin bulunduğu ve bazı işyerinin metrekare küçültmek suretiyle 42 işyerine çıkarılacağı.

  • Gökkuşağı AVM bünyesinde ise 68 işletme esnafı olduğunu, hatırlatmak isterim.

Selçuk Üniversitesi yönetimi, Gökkuşağı AVM’deki 68 esnafa karşılık, Keykubat Köşkünde 42 işyeri olduğundan bazı işletmelere yer tahsis edilemeyeceği ve kapanması gerektiğini!

Beş dönerci yerine, iki dönerci gibi! Üç Kırtasiye esnafı yerine, bir kırtasiye esnafı gibi çözümler üretileceği, konuşulmaktadır.

Peki, 1999 yılından bu günlere, Gökkuşağı AVM’de işyeri olan esnaf, Keykubat Köşkünde yer verilememesi durumunda, ne yapacaktır?

Küçük esnafın EKMEK TEKNESİ ile birileri neden oynamaktadır? Küçük esnaf ne yapacaktır? Küçük ESNAF neden ve niçin MAĞDUR edilmektedir?

Peki, YIKIM kararını çabucak verenler, ÇÖZÜM konusunda, hızlı ve kesin bir karar verebilecek midir?

  • Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM, öncelikle taşınması ve yıkılması sonrasında, bu bölgeye yerel bir SERMAYE grubunun YATIRIMCI olarak, devasa büyüklükte MODERN YENİ bir AVM inşaatını yapacağı, kulislerde konuşulmaktadır.
  • Peki, geçtiğimiz günlerde, Konya’da bir açılışa gelen ve GÖKKUŞAĞI AVM temsilcileri ile de bir görüşme yapan; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum; Yangın yönetmeliğine uymuyorsa sizin sorununuz, bizim sorunumuz. İşletmeler yangın yönetmeliğine uygun olacak. Esnafımız da mağdur olmadan nasıl çözülebilir onu çalışıyoruz. Biz, nasıl destek olabiliriz, şeklinde cevap vermesi, GÖKKUŞAĞI AVM esnafının dertleri ve sorunlarının çözümü yönünde bir gelişmeye vesile olacak mıdır?


1 -) 25 Ağustos 2024 Tarihli KÖŞE YAZIM; Bir Üniversiteye, Nasıl bir Kişi REKTÖR Olarak Atanmamalı?



Entellektüel Fahişe; Gazeteci ve Yazarlar!

George Orwell; Gazetecilik, başkasının yayımlamak istemediğini yayımlamaktır. Onun dışında herşey halkla ilişkiler faaliyeti, diyor.

Basın ve Medya sektöründe; Halkla İlişkiler ( PR ) birazcık, REKLAM ve PARA, kokan hareketler olarak ifade edilmektedir.

Türkiye gibi ülkelerde; Basın & Medya sektöründe; küresel – emperyalist güçler ve içerideki işbirlikçileri maharetiyle, kalemini ve ruhunu ÜÇ KURUŞA satan kullanışlı, ENTELLEKTÜEL FAHİŞELER her dönem karşımıza çıkmaktadır.

Peki, Basın Medya sektöründeki, KALEMİNİ ve RUHUNU, ÜÇ KURUŞA SATAN ENTELLEKTÜEL FAHİŞELERİ nasıl ve ne şekilde ifade edebiliriz?

  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeleri, tanımadan kamuoyuna sunulan haber ya da köşe yazılarını çözümleyemeyiz.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişelerin kamuoyuna sunmuş olduğu haber ya da köşe yazısına kanmak suretiyle vebale girebiliriz.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeleri tanımadan kamuoyuna sunulan haber ya da köşe yazılarının arka planını göremeyiz ve idrak edemeyiz.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeler, Üç kuruşluk dünya menfaati uğruna yapamayacakları ihanet ve rezalet yoktur.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişelerden hem İNSANİ, hem VİCDANİ, hem AHLAKİ ve hem de ETİK DEĞERLER adına bir şey beklenilemez.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeler, gündelik ucuz çıkarlar uğruna her şeyi ama her şeyi, satabilir.

Karl Marks’ın arkadaşı, gazeteci John Swinton, 1880’li yıllarda, New York Times gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Gazete, bir Yahudi tarafından satın alındıktan sonra, düzenlenen bir toplantıda, davetli gazeteciler basının onuruna kadeh kaldırmak üzere kürsüye çağırırlar.

Gazeteci John Swinton elindeki kadehiyle kürsüye çıkar. Çıt yoktur salonda!

Ve tarihi cümleler dökülür, bir bir, Gazeteci John Swinton’un ağzından: Gazeteci John Swinton: Dünya tarihinin şu anına dek, Amerika’da “Özgür bağımsız basın” diye bir şey olmamıştır. Bunu siz de biliyorsunuz biz de, diye başlar sözlerine.

Hiçbiriniz düşündüklerinizi olduğu gibi yazmaya cesaret edemezsiniz. Bunu yapmaya kalktığınızda yazdıklarınızın basılmayacağını bilirsiniz. Çalıştığım gazetede bana düşüncelerimi özgürce yazmam için değil, tersine yazmamam için haftalık bir ücret ödüyorlar. İçinizde benzer biçimde benzer ücret alan başkaları da vardır. Düşüncelerini açıkça yazacak kadar salak olan herhangi biri, sokakta başka bir iş arıyor olacaktır. Gazetemin herhangi bir sayısında düşüncelerimi apaçık yazmaya izin verseydim, 24 saat dolmadan işimden atılırdım.

Gazetecilerin işi; gerçeği yok etmek, düpedüz yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine dalkavukluk etmek, kendi gündelik ekmeği uğruna yurdunu ve soyunu satmaktır.

Bunu siz de biliyorsunuz, ben de! Öyleyse şimdi burada ” bağımsız özgür basının şerefine ” kadeh kaldırmak saçmalığı da nereden çıktı? Bizler, sahnenin arkasındaki zengin adamların oyuncakları ve kullarıyız. Bizler ipleri çekilince zıplayan oyuncak kuklalarız.

  • Onlar ipleri çekiyorlar ve biz dans ediyoruz. Yeteneklerimiz, olanaklarımız ve yaşamlarımız, hepsi başkalarının malı. Bizler ”’entellektüel fahişeleriz”’ diyor!

Gazeteci John Swinton toplantıyı şaşkın bakışlar arasında terk eder, gazeteden istifa eder ve kimseden para almaksızın ‘John Swinton’s paper’ diye tek yapraklı bir gazete çıkartmaya başlar.

Basın ve Medya sektöründe çalışan herkesi aynı kefeye koymak doğru bir ifade olmaz.

  • Basın ve Medya sektöründeki gazeteci ve yazarların işi; gerçeği yok etmek, yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine dalkavukluk etmek ve kendi gündelik ekmeği uğruna vatanı ve milletini satmak değildir.
  • Basın ve Medya sektöründe; vatan – millet ve kadim değerler adına, haber ve yazı peşinde koşan gazeteci ve yazarları her daim takdir ve tebrik ederiz.
  • Basın ve Medya sektöründe; Kalemini ve ruhunu, servet ve iktidar sahiplerine, satmayan ve kiralamayan, bataklıkta bir nilüfer gibi durabilen ve insan kalabilen fikir emekçilerini, her daim takdir ve tebrik ederiz.

Gazeteci John Swinton’ın mezkur ifadesini, Basın ve Medya sektöründe, sadece Amerika’dakiler için değil, dünyanın her bir bölgesinde bu sektörde çalışan OMURGASIZ, özellikle kalemini ve ruhunu satan tiplere hitaben söylenmiş ve kaleme alınmış olduğunu da, bir kenara edelim.

ALAYCI KUŞ; GAZETECİ ve YAZARLAR!.

George Orwell; Gazetecilik, başkasının yayımlamak istemediğini yayımlamaktır. Onun dışında herşey halkla ilişkiler faaliyeti, diyor.

Basın ve Medya sektöründe; Halkla İlişkiler ( PR ) birazcık, REKLAM ve PARA, kokan hareketler olarak ifade edilmektedir.

Basın & Medya, TV Programcıları ve gazeteciler, sanatçılar ve yazar çizerler, halkı şekillendirdiği için denetimde tutulmalı, diyor, küresel ve emperyalist güçler.

Basın & Medya, TV Programcıları ve gazeteciler, sanatçılar ve yazar çizerler; birilerinin SESİ olarak, her dönemde kullanılır, diyor.

Alaycı KUŞ; duyduğu her sesi taklit ( 22 KUŞ Türü ) yeteneğine sahip bir kuş türü.

Peki, Basın & Medya, TV Programcıları ve gazeteciler, sanatçılar ve yazar çizerler; kim ya da kimlerin SESLERİNİ, ne ve neler karşılığında, TAKLİT etmektedir?

Peki, Basın ve Medya sektöründe ALAYCI KUŞ olarak ifade edebileceğimiz GAZETECİ ve YAZAR kılıklı tipler var mıdır?

Amerikan istihbaratı, Soğuk Savaş dönemi ve halen, Alaycı Kuş adını verdiği gazeteci ve yazarları, Ulusal Çıkarları çerçevesinde, kullanmaktadır.

Peki, Gazeteci ve Yazarları, sadece Amerikan istihbaratı mı kullanmaktadır? Başkaca kimler kimler ve neden kullanmaktadır?

Peki, Alaycı Kuş, operasyonu halen devam ediyor mu? Alaycı Kuşlar ile vatandaş, bir konu üzerinde ikna edilmeye çalışılır.

Peki, Ulusal ve Yerel Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, Küresel Güçlerin Alaycı Kuşlarını tanıyabilir miyiz?

Ya da Yerel çerçevede, Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, PARAYI verenin düdüğü çaldırdığı, Alaycı KUŞ sayısı ne kadardır?

Peki, Küresel güçler ve işbirlikçilerinin yerel basın medya sektöründe kullandığı ALAYCI KUŞLAR, kim ya da kimler olabilir?

Basın & Medya; vatandaşın talep ve önerilerini aşağıdan yukarıya doğru oluşturulması yolu ile yönetime iletilmesi anlamına gelmektedir.

Peki, Basın & Medya; hangi küresel güçler veya büyük devletler ve içerideki işbirlikleri tarafından finanse edilmekte, fonlanmakta veya yönlendirilmektedir?

Medya çalışanlarının kültürü ve yetiştikleri coğrafya, ait oldukları din, mezhep ve etnik köken, aldıkları eğitim ve cinsiyetleri, mesleki tecrübe ve kişisel yetenekleri, olayların siyak ve sibakını idrak dereceleri, mensubiyet ve meşrep gibi öznellikler haberin toplanmasından, haberin dokusu ve haberin kamuoyuna sunumuna kadar etki etmektedir.

Küresel güçler, ulusal ve yerelde, kullanışlı işbirlikçi taşeron basın & medya çalışanları ya da tipi bizden fakat çipleri dışarıda olan; ALAYCI KUŞLAR, milletin soysal dokusu ve birliğini bozabilmek adına, her kademesinde cirit atmaktadır.

Basın & medya sektöründe; küresel işbirlikçilerin yancısı – taşeronu – borazanı ve yerli – milli olmak üzere iki sınıfta toplayabiliriz.

Şimdi diyeceksiniz ki medyanın yancısı – yandaşı – trolü ve yalancısı olduğu gibi yerli görünümlü yabancısı ve taşeronu ya da ALAYCI KUŞLARI da var mıdır?

Bazıları göbekten bağlı! Bazıları da ekonomik olarak! Bazı çalışanlar ise ikbal beklentisi zaviyesinden duygusal olarak bağlı!

Para, kadın, güç, makam ve mevki insanlar için motive eden bir etken olduğuna göre!

Peki, Yerel ve Ulusal Basın & Medya sektöründe çalışan Gazeteci ve Yazarların MOTİVASYONU nedir ya da neler olmalı?

PAYİTAHTTA ( BAŞKENT ) ENTRİKA Bitmez!.

Geçtiğimiz günlerde, AK Sakallı ihtiyar dost ile sohbet ederken, BAŞKENT ya da PAYİTAHTTA dönmekte olan dolaplar, siyasi entrikalar ve ayak oyunlarına geldi dayandı.

BAŞKENT ya da PAYİTAHTTA, ayak oyunları ve siyasi entrikalar neden bitmiyor? Siyasi entrikalar her daim artarak devam ediyor; GEÇİŞ ve KONJUNKTÖR dönemlerinde.

Yeni bir GEÇİŞ ve KONJUNKTÖR dönemlerinde yaşamakta olduğumuz siyasi entrikaları anlamakta, algılamakta ve yorumlamakta zorlandığımız anlar oluyor.

Seçim öncesi, seçim dönemleri, teşkilat başkanlık seçimleri ve özellikle de, SİYASİ LİDER DEĞİŞİMİNİN yaklaştığı dönemlerde, bir başka oluyor, BAŞKENT ya da PAYİTAHTTA ki, siyasi entrikaların şiddeti ve boyutu.

Konu, LİDER DEĞİŞİMİ olunca; Küresel ve Yerel Sermaye grupları ve siyasi güçler, kendilerine yakın bir kişi olması için hem kulis ve hem de LOBİ yapmaya başlamaktadır.

Küresel ve Yerel Sermaye Grupları ve Siyasiler; var olan, GÜÇ – İKTİDAR ve KONUMU kaybetmek istemiyor.

Derin mahfil – kulis ve medya maharetiyle, ÜÇ – BEŞ isim, SİYASİ LİDER DEĞİŞİMİ adına, sürekli olarak konuşturulmakta ya da parlatılmaya çalışılmaktadır.

Mesele, derin mahfil – kulis ve medya maharetiyle, kimlerin kimleri neden konuşturdukları ya da parlatmaya çalıştıklarına odaklanmak gerekir.

Mezkur isimler, içeride ve küresel çapta, hangi siyasi ekol ve sermaye gruplarına yakın oldukları, ehline ve ehlince malumdur.

AK Sakallı ihtiyar dostum, bilgi ve tecrübesini konuşturmakta mahir olduğu üzere, cevabı da hemen eklemiştir. Yaşanılan şehir BAŞKENT ya da PAYİTAHTTA olduğuna göre.

BAŞKENT ya da PAYİTAHTTA yaşamanın bir bedeli olacaktır.

Entrika zaviyesinden BAŞKENT ya da PAYİTAHT ile diğer şehirler, kıyas kabul etmez.

BAŞKENT ya da PAYİTAHTTA; kavga, ayak oyunları, saray kavgaları ve entrika bitmez.

Ülke ve toplum olarak, sürekli olarak bu konulardan neden sızlanıyor ve şikâyet ediyoruz ki?

Peki, Entrika ne demektir?

Entrika, kelime ve kavram olarak, bir işi sağlamak veya bozmak için girişilen gizli çalışma, oyun, dolap, düzen, dalavere, desise ve hile olarak ifade edebiliriz.

Entrika, herhangi bir işi bozmak veya sağlamak için girilen her türlü hile, dolap, oyun ve dalavere.

Peki, bir de işin içine siyaset, rant, güç, iktidar, makam, mevki, çıkar, paylaşım, para ve kadın girerse, entrikanın boyutunu, şiddetini ve artçılarını varız siz düşünün?

Yerel ve Küresel Sermaye, güç, çıkar, denge ve paylaşım grupları, kendilerine yakın bir LİDERİ siyasi arenaya sürecektir.

Peki, AK SAÇLILAR ve KÜRESEL MÜESSES NİZAM, mezkur, Siyasi LİDER ADAYLARINA ONAY verecek midir? Onay verilmediği dönemlerde neler olmaktadır?

Kimse bulunduğu güç, iktidar ve rantı kaybetmek istemiyor. İktidar, güç ve paradan destek ve kuvvet alanlar; durum, konum ve makamlara tapınacaktır.

Yerel ve Küresel Sermaye, çıkar, denge, güç ve paylaşım grupları son bir hareketle, SİYASİ LİDER DEĞİŞİMİ adına her yere saldırmaktadır.

Taraflar ve tarafların destekçileri ya da modern ifadesi ile YANDAŞ ve TROL ekipleri, neredeyse KILIÇLARI çekmiş bir konumda bekleşmektedir.

Dışarıdan kontrol ve denetimleri dışındaki bir SİYASİ LİDER oyuna dâhil olmasın diye her türlü ayak oyunu ve siyasi entrikalara şahit oluyoruz.

Kimse bulunduğu konum, iktidar, mevzi ve gücünü kaybetmek istemiyor. Çünkü, Güç ve İktidar VAR olmak demektir. Aksi halde bir HİÇ olacaklarını biliyorlar.

Tarihten ibret ve ders alınmadığı için TARİH tekerrür edermiş.

Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; kullarına, öncelikle akıl, basiret ve feraset vermesini. Daha sonra da; güncel ulusal ve uluslararası olay ve olguları; algılayacak şuur, idrak, muhakeme yetisi ve fehim vermesi dileklerimle.

Aksi halde, olay ve olgular arasında, rüzgarda savrulan çer çöp gibi bir oraya bir buraya savrulur dururuz!

DEMOKRASİ – SEÇİMLER ve PARLAMENTOYU Korumak!

Geçtiğimiz günlerde, Devlet – Siyaset ve Basın Medyanın DERİN Koridorlarında, Başbakanlara Siyaset Danışmanlığı yapmış, Gazeteci – Yazar ve AK Parti eski Millet Vekili bir ağabey ( ismi bizde mahfuz ) ile sohbet etmek imkanımız oldu.

Öncelikle bizlere vakit ayırdığı ve OFF THE RECORD konular olmak üzere, derin konularda, ufkumuz ve vizyonumuzun açılmasına katkı sağladığı için müteşekkir olduğumu, ifade etmeliyim!

Kendinizi nasıl tanımlar ya da ifade edersiniz şeklinde bir soruya; Öncelikle bir İNSAN, sonra Gazeteci – Yazar – Siyaset Danışmanı ve eski bir Vekil olarak kabaca izah edebiliriz, şeklinde cevap verdiğini, eklemeliyim!

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekiline, sade bir vatandaş olarak, ülke gündemi – günceli, nasıl okumak ve nerede – nasıl konum almak gerekir şeklinde bir soruya, vermiş olduğu kısa cevapları, kaleme ve kelama almaya çalışacağım.

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekili ağabey; sohbete; öncelikle DEMOKRASİ – SEÇİMLER ve PARLAMENTOYU korumak gerektiğini vurguladı!

DEMOKRASİ – SEÇİMLER ve PARLAMENTOYU koruduğumuz sürece, bu ülkede, her şey normale döneceğini!

Seçimler olmadığını ve Parlamentonun da çalışmadığını, sadece bir an hayal edelim, diye de ekledi!

Türkiye’nin Seksen bir Vilayetin köyünden çıkan kara kuru köylü çocuklar, Demokrasi ve Seçimler sayesinde, Parlamento üyesi olduklarını ve devletin en üst makamlarına gelebildiklerini!

Kendisinin Konya Eski Garaj civarı ( sohbet etme imkanımız olan ) bir evde doğduğunu, Demokrasi ve Seçimler sayesinde, Başbakanlara Siyaset Danışmanlığı ve iki dönem de Millet Vekili olarak görev yaptığını!

Aristokrasi ya da Oligarşik bir sistem ülkemizde cari olsa, böyle bir şey, ne olabilir ne görebilir ve ne de hayal dahi edebilirdik, diye ekledi!

Bu topraklarda, Meclis-i Mebûsan ilk kez 13 Aralık 1877’de toplandığını ve 93 Harbi’nin getirdiği sorunlar nedeniyle 14 Şubat 1878 tarihinde de kapatıldığını vurguladı!

Peki, Demokrasi, Seçimler ve Parlamento nedir, kabaca izah etmeye çalışalım!

Demokrasi; dünyadaki ülkelerin yarısından fazlası tarafından kullanılan bir yönetim sistemi.

Demokrasi; halk anlamına gelen “demos” ve yönetmek anlamına gelen “kratos” olmak üzere iki eski Yunanca kelimeden türemiştir. Demokrasi, “halkın yönetimi” şeklinde ifade edilmektedir.

Demokrasilerin ortak özelliği, vatandaşların katılımına dayanmasıdır.

İyi işleyen bir demokrasinin temel ilkeleri; Kanun önünde eşitlik, Dernek kurma ve konuşma, hareket ve inanç özgürlüğü, Özgür ve adil seçimler, Bağımsız bir yargı, Bağımsız ve çoğulcu medya.

Seçim; birden çok seçenek arasında yapılan tercihi ifade eder. Günlük yaşamdaki birçok karar ve davranışımız, bu anlamda sürekli olarak yaptığımız seçimlerin sonucudur.

Seçim; Bir kamu görevini yürütecek kişi veya kurulun, ilgili seçmenlerce, çok sayıda aday arasında yapılacak tercihlerle belirlenmesidir.

Seçim; kabaca, yönetenlerin yönetilenlerce belirlendiği / yetkilendirildiği işlem, olarak da, tanımlanmaktadır.

Demokratik rejimlerde; yönetim yetkisinin kaynağı, dolayısıyla meşruiyetin temeli seçimlerdir.

Seçim; Çok partili demokrasilerde parlamento seçimlerinin amacı belirli bir süre için ülkeyi hangi parti veya partilerin yöneteceğini, hükümeti hangi parti veya partilerin kuracağını; hangi parti veya partilerin muhalefet olarak denetim görevi yapacağını belirlemektir.

Parlamento; Kanun yapma ( yasama ) devlet bütçesini hazırlama ve hükümeti denetleme görevi olan ve üyeleri belirli bir süre için halk tarafından seçimle belirlenen meclis, şeklinde ifade edilmektedir.

Parlamento; halka ait olan egemenliğin temsilcileri aracılığıyla kullanıldığı demokratik ülkelerde yasama organına verilen genel bir isim olarak ifade edilmektedir.

Parlamentonun en önemli yetkisi, yasa çıkarmak ve bakanlar kurulunu denetlemektir.

Parlamento; çeşitli kararlar almak, uluslararası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, savaş ilanına, ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek, genel ve özel af ilan etmek gibi yetkileri de, kullanmaktadır.

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekili ağabey; TBMM ( Türkiye Büyük Millet Meclisi ) kuruluş kodları çerçevesinde faaliyet göstermesi durumunda; 600 üyesi ve her bir üyenin farklı şehir ve kültürden geldiğini, farklı eğitim ve uzmanlık alanları olduğunu, ülkenin gelişmesi ve kalkınması adına, ALTI YÜZ farklı fikir üretim ve danışmanlık ya da THİNK – TANK ve KULUÇKA merkezi gibi çalışacağını!

Gazeteci – Yazar, Siyaset Danışmanı ve eski bir Millet Vekili ağabey; sohbetimizin her bir duraklarında; Seksen Beş Milyon, tüm farklılıklarımıza rağmen, tek yürek; Demokrasiyi – Seçimleri ve Parlamentomun varlığını ve işlevini korumak adına, var gücümüz ile mücadele etmemiz gerektiğini, ifade etmiştir!

Yerel Medya – Basın ve Gazeteler, NEDEN bu DURUMA düşmektedir?

Türkiye genelinde, günlük yayın yapan yerel gazeteler, cari giderlerini karşılayamaz bir duruma geldiğinden, kapanma veya birleşme konusu her dönem gündeme gelmektedir.

Yerel Basın ve Medya sektöründe ki sorunlardan kaynaklı, 2020 yılında, Konya merkezde günlük yayın yapan üç gazetenin diğer gazeteler tarafından satın alınması ile 11 yerel gazete yayın hayatına devam kararı alınmıştır.

  • Bugüne geldiğimizde; Konya merkezde, BİK’E ( Basın İLAN Kurumu ) Kayıtlı, 11 Yerel gazete yapılan mutabakata göre; tek bir şirket ismi altında, ÜÇ YEREL GAZETE olarak yayınlanmaya devam edecektir!
  • Konya merkezde, BİK’E ( Basın İLAN Kurumu ) Kayıtlı, 11 Yerel gazete yapılan mutabakata göre; BİK’E ( Basın İLAN Kurumu ) kayıtları olmadan GÜNLÜK ya da HAFTALIK YEREL GAZETE olarak gazete çıkmaya devam edecektir!

Yerel Basın ve Medya; ulusal basın kadar geniş çaplı olmayan, il, ilçe ve beldelerde günlük, haftalık ya da daha farklı aralıklarla çıkan, ulusal haberler yanında, bölge haberlerine daha fazla yer veren, yöresel gelişmeyi ve bölgenin sorunlarını ön planda tutmaya çalışan, Basın İlan kurumu kanunlarına göre, belli sayıda Basın personeli çalıştırmak zorunda olan, ticari bir işletme olan yayın mecrası, olarak tanımlanmaktadır.

Yerel Basın ve Medya; adından da anlaşılacağı üzere, bölgesindeki tüm gelişmeleri, yatırımları ve hizmetleri izleyici ve okuyucuları ile paylaşan, kamu ile kamuoyu arasında köprü vazifesi gören, sorumluluk ve tarafsızlık ilke sahibi olması gereken ticari kuruluşlardır.

Yerel Basın ve Medya; her ne kadar kamu adına iş yapıyor olmasına rağmen, resmi ilan ve işletme reklam gelirleri ile ayakta kalmaya ve varlığını da sürdürmeye çalışan ticari işletmelerdir! Resmi ilan ve ticari reklam gelirleri olmadan yerel medya kamu adına hizmetlerini tam ve sağlıklı olarak yerine getiremez.

  • Peki, Yerel Basın veya Medya sektörü, neden bu duruma geldi ya da düştü şeklinde bir soruya, kabaca verilebilecek cevaplar, şu şekilde olacaktır!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; GAZETECİLİK yapmak zorunda olduğunu! Başkaca işlere tevessül etmemeleri gerektiğini!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; sadece BİK gelirlerine odaklı ve masa başı ajans habercilik yayın politikası ile ayakta kalamayacağını!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; Gazetecilik yapmalı, sahada olmalı, firma tanıtım haber ve özel sektör reklamları ile BİK gelirlerinde ki; eksik ya da açığı kapatmak yoluna gitmesi gerektiğini!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; Reklam – Haber, Haber – Reklam ilişkisi ve Advertorial Reklam Haberden bihaber çalışanlar ile NAYLON bir durum ve konuma düşeceğini!

YEREL Basın – Medya – Gazete – Gazeteciler ve İmtiyaz sahipleri; Naylon bir sektör, doğal olarak, NAYLON çalışanlar tarafından temsil edileceğini, öncelikle anlamak ve idrak etmek, sonra da VAR OLABİLMEK adına; piyasa şartları ve OYUNU KURGULAYAN iradenin talep ve önerileri çerçevesinde, OYUNU KURALLARINA göre oynamak için önlem ve tedbir almak zorundadır.

  • Aksi halde VAR olamaz!
  • Aksi halde varlığı sürdürülebilir olamaz!
  • Aksi halde sadece üç beş kişinin semirdiği bir sektör olmaya ve fiili çalışanların ise günlük masraflarını ancak karşılayabildiği durumdan asla çıkamaz!
  • Aksi halde beş veya on yılda yeniden kapanma veya birleşme hikayelerine şahit olmaya devam ederiz.

Yerel basın veya medya sektöründe; Kendilerinden başkasının varlığından rahatsız olan ve kendilerinden başkasını gazeteci olarak kabul etmeyen, kendileri var ise sektörün ancak var olabileceği sanrılı; psikolojik ve sosyal olarak sorunlu ve sıkıntılı tipler maharetiyle, sektör bu durumlara kadar gelebilecektir.

Yerel basın veya medya sektöründe; Kime gazeteci denir veya kime gazeteci denmez, kimden gazeteci olur veya kimden gazeteci olmaz, şeklinde sohbet ve tartışmalarda; birilerinin elinde bir ölçü aleti, kime dokundursalar, gazeteci olup – olmadığı noktasından bir işaret vermektedir. Tam tekmil Marksist ve Komünist bir mantık bunları gerektirmektedir! Peki, böyle bir zihniyetten sektör adına başkaca ne bekliyorsunuz?

Yerel basın veya medya sektöründe; Gazetecilik mesleğine, geçiyordum şeklinde hasbelkader giren ve meslek nam altında; ŞANTAJ, TEHDİT ve her türlü PİSLİĞİ yapanlar, kamu mesleği olan gazeteciliği, dürüst bir şekilde icra eden, onurlu kişilere, çamur atmak veya sektörde yok saymak için her yolu deneyenler maharetiyle, sektör ancak bu duruma gelecektir.

Yerel basın veya medya sektöründe; Cibilliyeti bozuk sanrılı tipler, gazetecilik mesleğini, yasal çerçevede ve onuru ile yapan bireylerden, hem rahatsız olmakta ve hem de kendileri de alan daralması yaşadıkları için cibilliyetlerinin gereği olarak, insanlık dışı her yolu denedikleri için sektör adına neler bekliyorsunuz?

Yerel basın veya medya sektöründe; Gazetecilik gibi kutsal bir kamu mesleğini; yasal ve etik ilkeler çerçevesinde yapan ve kimseden talimat almayan, mektepli ve alaylı ayrımı yapmadan, ruhunu ve kalemini satmayan, yan yollara sapmayan, hak ve hakikat aşığı, bir yerlere de uşaklık yapmayan ve sadece gazetecilik maaşı ile geçinen, sektörde ki tüm kahramanları her daim takdirle karşılar ve tebrik ederiz.

Peki, geçiyordum veya hasbelkader gazeteci olduğunu ve sektöre kendilerince yön verdiğini zan eden, kerameti kendilerinden menkul sanrılı ve sancılı tiplerden GAZETECİ olur mu?!

Peki, Barmenden, Pavyoncudan, Şantajcıdan, Tehditkar, Taklacı ve Torbacıdan GAZETECİ olur mu?

Ya da ülkesini, yabancı istihbarat örgütlerine gammazlayan, satan ve UŞAKLIK edenlerden GAZETECİ olur mu?

Meslek kimliği altında yasal olmayan tehdit, şantaj ve her türlü pisliği yapan sanrılı tiplerden GAZETECİ olur mu?

Yerel basın veya medya sektörünün mezkur tipler ile gelebileceği son nokta burasıdır! Başka bir yere gidemez ve gidemeyecektir de!

Ancak ve ancak her dönem kapanmak ya da birleşmek zorunda kalacaktır!

Küresel iki EKOL ( FİLLER ) Tepinirken!

Güncel haberler arasındaki toz dumandan, küresel ve ulusal gelişmelerin arka planındaki kirli ve sinsi kurguyu, anlamakta ve yorumlamakta, sebepler ve sonuçlar arasında bağlantılar kurmakta zorlanıyoruz!

Basın ve medya, kontrollerinde olmasından duymamızı ve görmemizi istedikleri tüm haber ve görseli servis ettikleri için olabilir mi?

Dünya ve bölgemizde, küresel ve emperyalist güçlerin, kısa, orta ve uzun vadeli, kirli hesap ve çıkarları çerçevesinde, aksiyon geliştirmekte, ya geç kalıyoruz, ya da karar verirken hatalar yapabiliyoruz! Peki, Neden?

Dünyayı kontrol eden güçler böyle olmasını arzu ettikleri için olabilir mi?

İnsan beyni olaylar ve gelişmeler hakkında, bir kere karar verdiğinde, tekrardan araştırma – sorgulama ve düşünme melekesini kaybetmektedir!

Bizim gibi toplumlar, okumak ve araştırmak, derinlemesine düşünmek gibi bir yetisi olmadığından sunulan haberlere göre, kesin bir KANAAT ve İNANÇ oluşmaktadır!

Kesin bir kanat oluşunca, başkaca bir doğru var mıdır? Ya da sunulan haber ve görsel hakkında acaba vb. sorulara mahal kalmayacaktır!

Algı operasyonu olarak sunulan ve servis edilen haber ve görselin hedefi, kamuoyunda, kesin bir kanaat ve inanç oluşturmak! Düşünmeye, araştırmaya ve sorgulamaya mahal bırakmamak!

Dünya ve bölgemiz üzerinde oynanan yüz yıllık küresel kirli oyuna matuf gelişmeler hakkında karar vermeden önce araştırma yapmak zorundayız! Ne, Neden, Nasıl ve Niçin sorularına cevaplar aramalıyız!

Aksi halde bölge halkları olarak, BİR yüz yılı daha kaybederiz!

Yüz yıl önce, Osmanlı İmparatorluğunun hakim olduğu bölgelerdeki zenginlikleri ülkelerine taşımak adına, sanayi devriminden kaynaklı ihtiyaçları doğrultusunda, kirli bir oyun ve sinsi plan yapılmıştır!

Bugün de, başkaca, bir kirli plan ve sinsi hesaplar havada uçuşmaktadır!

Küresel iki EKOL ( FİLLER ) bölgemiz ve ülkemizde, işbirlikçileri üzerinden, resmen tepinmektedir! Maşa varken, ateşi neden ellerine alsınlar ki?

Küresel iki EKOL, bu topraklardaki; ETKİ ve GÜCÜ, BİR DÖNEM, biri ” IN” olurken, BAŞKA BİR DÖNEM DE, bir diğeri, ”OUT” olmak zorundadır!

Dünya Siyaseti ve Ekonomik Konjonktür, IN ve OUT olmak şartlarını belirlemektedir! Doğal olarak İÇ SİYASETİ ve EKONOMİ’Yİ de…

Bu İKİ EKOL ‘den birinde değilsek, ÇOBAN oluruz! Olan bitene sadece izleyici locasından bakarız! Ülke ve Hayatınız ile ilgili kararlar alınır, sadece izleriz!

Dünya, 1945 – 1989 arasında yaşanan SOĞUK SAVAŞ dönemlerinde olduğu gibi küresel iki EKOL arasında, yeniden parselleniyor ve şekil alıyor!

Dünyamızı parselleyen küresel ve emperyalist güçler, karşılarında ve paylaşım masasında, başka bir küresel ya da bölgesel gücü istemiyor!

Paylaşım masasında olmak için bağımsız politikalar geliştirmeye çalışan devletler, vekalet orduları üzerinden asimetrik savaş teknikleri ile engellenmeye, bertaraf edilmeye ve yıpratılmaya çalışılmaktadır!

İçeride devlet, millet ve tüm farklılıklarımızla birlikte devletin bekası ve milletin birliği adına, bir ve beraber olduğumuz müddetçe, küresel ve emperyalist güçler, bölgemizdeki kirli oyun ve sinsi planlarına erişemeyecekler!

Küresel iki EKOL arasında bu topraklardaki; BARIŞ – HUZUR ve KAMLKINMA adına, bazen DENGE politikası yürütülür!

Yaşadığımız; SOSYAL – SİYASİ ve EKONOMİK türbülansı, Küresel iki EKOL arasındaki; THE END – GAME OWER ve LOADİNG çerçevesinden okumak gerekir!

Dün paylaşımda anlaşan küresel ve emperyalist güçler, bugün hem paylaşım oranı ve hem de hegemonya zaviyesinden kavga etmektedir! Yani FİLLER hem TEPİNİYOR ve hem de TEPİŞİYOR!

Çimler eziliyor ya da insanlar ölüyor, toplumsal kaos ve ekonomiler sarsılıyor, ülkeler tarumar ediliyor mu, dediniz? Kimin umurunda ki?!

Küresel iki EKOL arasında ki HEGEMONYA savaşı; hem dünyayı, hem bölgeyi ve hem de ülkemizi, siyasi ve ekonomik olarak şekillendirecektir!

Siyasi Değişim ve akabinde restorasyon ile normalleşme süreci başlayacaktır!

  • ( Küresel iki EKOL; ABD ve Birleşik Krallık )

BASIN  ( BAŞIN ) ÖNE Eğilmesin! 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü!

Belediyeler, Gazeteciler Cemiyeti ve Siyasî partiler farklı etkinlikler ile 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutlamaktadır!   

Çalışan, çalışmayan, çalışamayan, çalıştırılmayan, çalışsa da mesleğini yapamayan, yazı dahi yazdırılmayan, özgürce yazı yazabilen, oto sansüre mahkûm olan, patron baskısı gören, üç kuruşa evine HELAL ekmek götürmeye çalışan gazeteci dostlar, sizin de, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününüz kutlu olsun!

Gazetecilik, bu devirde gerçekten çok zor bir meslek! Teknik olarak kolaylıklarına rağmen HAK – HAKİKAT – ADALET ve DOĞRULARIN peşinde koşmak ve sadece Doğruları kaleme almak çok zordur! 

Peki, Devlet – Millet adına, HAK – HAKİKAT – ADALET ve Doğruların peşinde koşarken ve kaleme alırken, doğal olarak birilerinin de kuyruğuna basacaksınız! HAK – HAKİKAT – ADALET ve Doğruları yazarken kuyruğuna bastığınız kişi ya da kişilerin doğal olarak ağzından SES gelecektir!

Devlet ve Millet adına, HAK – HAKİKAT – ADALET ve Doğruların peşinde koşarken de yazarken de,  muhalif olarak ifade edilecek ve birileri tarafından sevilmeyeceksiniz!  

Gazeteci; hiçbir zaman kalemini bir silah gibi kullanmayan ve kalemi de kendisi de satın alınamayan bir değeri olmalı!

  • Peki, Gazetecilik mesleğine, geçiyordum şeklinde hasbelkader giren ve meslek nam altında; ŞANTAJ, TEHDİT ve her türlü PİSLİĞİ yapanlar, kamu mesleği olan gazeteciliği,  dürüst bir şekilde icra eden, onurlu kişilere çamur atmak veya sektörde yok saymak için her yolu denemektedir? Neden acaba?

Cibilliyeti bozuk sanrılı tipler, gazetecilik mesleğini, yasal çerçevede ve onuru ile yapan bireylerden,  hem rahatsız olmakta ve hem de kendileri,  alan daralması yaşadıkları için cibilliyetlerinin gereği olarak, insanlık dışı her yolu denemektedir! Acaba neden?

Gazeteci, kamu kurumlarına kamuoyu adına soru sorandır!  Gazeteci, soruların yanıtını bulandır! Gazeteci, merak uyandırandır! Gazeteci, aktardığı bilgilerle kamuoyu oluşturandır! Olanı yazan, gerisine karışmayandır!

Gazeteci, araç değil, aracıdır! Gazeteci, taraf tutmayandır! Gazeteci, halktan ve hakikatten yana taraf olandır! Toplumsal ve siyasal sorumluk gereği, hakikatleri ortaya çıkarandır! Gazeteci, vatanına, milletine, devletine, bayrağına bağlı olandır! 

Gazeteci; vatanı ve devletine bağlı, hak ve hakikat aşığı,  gazetecilik nam altında başkaca işler çevirmeyen,  bir başka ülke veya ülkelerin istihbarat örgütlerine HİZMETÇİ  – UŞAK ve ülkesini de, ÜÇ KURUŞA ya da bir AFERİNE  SATAN kişi değildir!

Peki, geçiyordum veya hasbelkader gazeteci olduğunu ve sektöre kendilerince yön verdiğini zanneden, kerameti kendilerinden menkul sanrılı ve sancılı tiplere sormak gerekir? Barmenden gazeteci olur mu? Pavyoncudan gazeteci olur mu?  Şantajcıdan gazeteci olur mu? Tehditkârdan gazeteci olur mu? Taklacı ve Torbacıdan gazeteci olur mu?

Ya da ülkesini, yabancı istihbarat örgütlerine gammazlayan, satan ve UŞAKLIK edenlerden gazeteci olur mu? Meslek kimliği altında yasal olmayan tehdit, şantaj ve her türlü pisliği yapan sanrılı tiplerden gazeteci olur mu? 

  • Bir Gazeteci – Köşe Yazarı ve İletişim Fakültesi Mezunu olarak, sadece soruyorum!

Gazetecilik gibi bir kamu mesleğini; yasal ve etik ilkeler çerçevesinde ve kimseden talimat almayan, mektepli ve alaylı ayrımı yapmadan,  ruhunu ve kalemini satmayan,  yan yollara sapmayan, hak ve hakikat aşığı, bir yerlere de uşaklık yapmayan ve sadece gazetecilik maaşı ile geçinen,  sektörde ki tüm kahramanları, takdir ve tebrik ederim!

Yerel Basın ve MEDYA Sektöründe; Ne Olmasını Bekliyorduk -2-

Türkiye genelinde, günlük yayın yapan yerel gazeteler, resmi giderlerini karşılayamaz bir duruma geldiğinden, kapanma ve birleşme konusunda görüşmeler olduğu ve bazı illerde, sürecin sonuçlandığına, şahit olmaktayız!

Peki, sektör neden bu duruma geldi şeklinde bir soruya, kabaca verilebilecek cevaplar, şu şekilde olacaktır!

Yerel basın veya medya sektöründe; Kendilerinden başkasının varlığından rahatsız olan ve kendilerinden başkasını da gazeteci olarak kabul etmeyen, kendileri var ise sektörün ancak var olabileceği sanrılı; psikolojik ve sosyal olarak sorunlu ve sıkıntılı tipler maharetiyle, sektör ancak buraya kadar gelebilecektir!

Yerel basın veya medya sektöründe; Kime gazeteci denir veya kime gazeteci denmez, kimden gazeteci olur veya kimden gazeteci olmaz, şeklinde sohbet ve tartışmalarda; birilerinin elinde bir ölçü aleti, kime dokundursalar, gazeteci olup – olmadığı noktasından bir işaret vermektedir! Tam tekmil Marksist ve Komünist bir mantık zaten bunları gerektirmektedir! Peki, böyle bir zihniyetten başkaca ne bekliyordunuz?!

Yerel basın veya medya sektöründe; Gazetecilik mesleğine, geçiyordum şeklinde hasbelkader giren ve meslek nam altında; ŞANTAJ, TEHDİT ve her türlü PİSLİĞİ yapanlar, kamu mesleği olan gazeteciliği, dürüst bir şekilde icra eden, onurlu kişilere, çamur atmak veya sektörde yok saymak için her yolu deneyenler maharetiyle, sektör ancak buralara gelecektir!

Yerel basın veya medya sektöründe; Cibilliyeti bozuk sanrılı tipler, gazetecilik mesleğini, yasal çerçevede ve onuru ile yapan bireylerden, hem rahatsız olmakta ve hem de kendileri de alan daralması yaşadıkları için cibilliyetlerinin gereği olarak, insanlık dışı her yolu denedikleri için sektör adına neler bekliyordunuz?

Gazeteci olmak için İletişim Fakültesinin herhangi bir Bölümünden lisans derecesi ile mezun olunması gerektiğini! Sosyal ya da Siyasal Bilimler alanında diplomaya sahip olup mesleğe yönelik kabiliyeti bulunan kişiler de gazetecilik yapabileceğini!

İletişim fakültesi mezunu ve Sosyal bölümlerden mesleğe kabiliyeti olanların gazetecilik mesleğini icra ettiklerini! Mimar, Ziraat fakültesi ve Arkeoloji vb. lisans mezunu kişilerin gazeteci olamayacağını!

  • Gazeteci; vatanı – milleti ve devletine bağlı, hak ve hakikat aşığı, gazetecilik nam altında başkaca işler çevirmeyen, bir başka ülke veya ülkelerin istihbarat örgütlerine; hizmetçi – UŞAK ve ülkesi ve milletini de, SATAN kişi olmadığını!

Yerel basın veya medya sektöründe; Kendilerinden başkasının sektörde var olması veya bulunmasından rahatsız olan, sektöre yön verdiğini zan edenler; geçiyordum hasbelkader gazetecilik mesleğine girmiş kişiliksiz ve cibilliyeti bozuk sanrılı tipleri sektöre kazandırdığını!

Yerel basın veya medya sektöründe; Gazetecilik gibi kutsal bir kamu mesleğini; yasal ve etik ilkeler çerçevesinde yapan ve kimseden talimat almayan, mektepli ve alaylı ayrımı yapmadan, ruhunu ve kalemini satmayan, yan yollara sapmayan, hak ve hakikat aşığı, bir yerlere de uşaklık yapmayan ve sadece gazetecilik maaşı ile geçinen, sektörde ki tüm kahramanları her daim takdirle karşılar ve tebrik ettiğimizi!

  • Peki, geçiyordum veya hasbelkader gazeteci olduğunu ve sektöre kendilerince yön verdiğini zan eden, kerameti kendilerinden menkul sanrılı ve sancılı tiplerden GAZETECİ olur mu?!
  • Peki, Barmenden, Pavyoncudan, Şantajcıdan, Tehditkar, Taklacı ve Torbacıdan GAZETECİ olur mu?
  • Ya da ülkesini, yabancı istihbarat örgütlerine gammazlayan, satan ve UŞAKLIK edenlerden GAZETECİ olur mu?
  • Meslek kimliği altında yasal olmayan tehdit, şantaj ve her türlü pisliği yapan sanrılı tiplerden GAZETECİ olur mu?
  • Yerel basın veya medya sektörünün mezkur tipler ile gelebileceği son nokta burasıdır! Başka bir yere gidemez ve gidemeyecektir de!
  • Ancak ve ancak kapanmak ya da birleşmek zorunda kalacaktır!

Yerel basın veya medya sektöründe; Sektörün bulunduğu durum ve geleceği adına; mezkur sanrılı ve sancılı tiplere, alan açan; tüm siyasetçi, patron, müdür ve sektöre de yön vermesi gereken, oda ve derneklere büyük sorumluluk düştüğünü!

Böyle bir vebalin altından kalkamayacaklarını! Ya da böyle bir vebal ve tehlikenin farkında olmadıklarını, yazılarımızda her daim ifade etmeye çalıştık!

Yerel basın veya medya sektöründe ki; Mezkur sanrılı ve sancılı tiplere insan dahi denilemeyeceğini! Sanrılı tiplerin bir kurumda çalışmasının dahi düşünülemeyeceğini! Hem de gazetecilik gibi bir kamu mesleğinde! Bir de bu sanrılı tipleri sektöre yön vermesi gereken kurumların başına yönetici olarak getireceksiniz, öyle mi?

Yerel basın veya medya sektöründe ki; Mezkur sanrılı tiplere, şeklen insan denilebileceğini! İnsan suretindeki; beyin, gönül ve ruh olarak hayvandan daha aşağı olduklarını!

Yerel basın veya medya sektöründe ki; Cibilliyeti bozuk sanrılı tiplerin bulunduğu bir meslek ve meslek örgütünden insanlık, devlet ve millet adına hiçbir şeyin beklenilemeyeceğini!

Yerel basın veya medya sektöründe ki; Mezkur tipler; Kişisel çıkar, takla, tavan, yalan, dolan, iftira, hile, oyun, tuzak, düzen, şantaj, tehdit ve ihanetten başka bir şey bilmediklerini, yazılarımızda sürekli olarak vurgulamaya çalıştık!

Tabii ki kaleme aldığımız konular – yazdıklarımız ve ifadelerimiz; ancak gözü – kulağı ve kalbi mühürlenmemiş TEMİZ insanlara erişebilecektir! KÖR – SAĞIR ve MÜHÜRLÜ olanlara doğal olarak işittiremeyiz!

Naylon Gazeteler ve Naylon Gazeteciler!

Basın İlan Kurumu, 2022 yılının ilk altı ayında, 44 ilde 484 gazeteyi planlı şekilde denetlemiştir! Yapılan denetimler sırasında; Gazete Cemiyet Başkanı ve Basın İlan Kurumu Genel Kurulu Üyelerinin sahibi bulundukları gazetelerde, mevzuata aykırı davranıldığı, tespit edilmiştir!

Denetimlerde;  Resmi İlan ve Reklam Yönetmeliği gereği, saat 17.00’dan önce baskıya girmemesi gereken gazetelerin basılmış olduğu, paketlenerek dağıtım için hazır bekletildiği, görüntülü olarak kayda alınmış!  Günde en az, 2 bin 400 adet basılması ve satması gereken gazetelerin, günlük, sadece 250 adet basıldığı!  Karşılaşılan manzara tek tek tutanakla kayıtlara geçirilmiş ve medyaya bu haber, KURUM tarafından; NAYLON GAZETE OPERASYONU olarak kamuoyuna lanse edilmiştir! 

Cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklar da;  Genel kurul üyelerinin denetlenmesi neden şaşırtıcı olsun ki? Basın İlan Kurumu; kim olursa olsun, kadro şişiren, meslek etiğine aykırı ve hileli iş yapan gazeteleri,  dürüst ve ilkeli meslektaşlarımızı korumak adına,   kararlılıkla denetlemeyi sürdürecektir, şeklinde, sosyal medya platformlar da paylaşımda bulunmuştur!

Peki, Naylon gazete nedir, akademik ve uygulamada, nasıl ifade edilmektedir? Böyle bir denetim ve haberlere,  neden, naylon gazete operasyonu, denmiştir? Başka bir şekilde, neden ifade edilmemiştir? Kurum, burada ne gibi bir mesaj vermektedir? Sektörde, Naylon gazete var ise normal olarak, naylon gazeteciler de, var mıdır? Naylon gazetecilere de bir operasyon gelecek midir?

  • Naylon gazeteler; yayımlanış amacı,  yerel ya da genel seçimlerde ortaya çıkan, siyasi içerikli ilan ve reklamlardan elde edilecek gelirden pay almaktır! Genellikle yerel seçimlere birkaç ay kala ortaya çıkar! Söz konusu gazeteleri yayımlayanlar çoğu zaman 5187 numaralı Basın Kanunu’nun 7. Maddesi’nde yer alan beyanname verilmesi hükmüne ( Süreli yayınların çıkarılması için, kaydedilmek üzere yönetim yerinin bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığına bir beyanname verilmesi yeterlidir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen kayıtlar alenidir ) uymaz!  Söz konusu kişilerin amacı yayımladıkları gazetenin süreli yayın özelliğine sahip olmasından çok yerel seçimler bitmeden elde edilecek karı maksimum düzeye çıkartmaktır!
  • Naylon gazeteler; kamu hizmeti ve halka haber vermek gibi endişeleri yoktur!  İçeriklerinin büyük bir bölümünü siyasi reklamlar oluştururken, yayımladıkları haberlerde parti propagandası niteliği taşımaktadır! Söz konusu haberlerde, reklam ve ilanlarda olduğu gibi maddi karşılıklar doğrultusunda hazırlanmaktadır! Bu gazetelerde yer alan haberler haber yazım kurallarına uymamaktadır! Naylon gazeteyi çıkaran ya da çıkmasında rol oynayan kişilerin gazetecilik mesleğini icra etme kaygıları bulunmamaktadır!

Besleme basın ile Naylon gazete tanımlamaları genelde benzer özelliklere sahip gazeteler için kullanılmaktadır! Ancak naylon gazete ile besleme basının yayınlanış amaçları, içerikleri ve amaçları birbirilerinden çok farklıdır!

Yerel medyada gazetecilik mesleğinin kişisel çıkarlar için kullanılması veya para ve diğer çıkarlar karşılığında naylon gazeteler çıkarılmasının önlenmesi için meslek ilkeleri ve etik kuralların hassasiyetle ve kararlı biçimde uygulanması, sektöre emek veren ve sadece gazetecilik emek ve maaşı ile geçinen, Fikir işçilerinin görevi ve sorumluluğudur!

Sektörün geleceği adına,  NAYLON GAZETELER de olduğu gibi NAYLON GAZETECİLERİ de, sektörde barındırmamak gerekir!

Sektörün selameti  adına; Naylon Gazete operasyonunda olduğu gibi Naylon Gazeteci operasyonu da olacak mıdır?

  • Yerel medya;  ulusal basın kadar geniş çaplı olmayan, il, ilçe ve beldelerde günlük, haftalık ya da daha farklı aralıklarla çıkan, ulusal haberler yanında, bölge haberlerine daha fazla yer veren, yöresel gelişmeyi ve bölgenin sorunlarını ön planda tutmaya çalışan, Basın İlan kurumu kanunlarına göre, belli sayıda Basın personeli çalıştırmak zorunda olan, ticari bir işletme olan yayın mecrası, olarak tanımlanabilir!
  • Yerel medya, adından da anlaşılacağı üzere, bölgesindeki tüm gelişmeleri, yatırımları ve hizmetleri izleyici ve okuyucuları ile paylaşan, kamu ile kamuoyu arasında köprü vazifesi gören, sorumluluk ve tarafsızlık ilke sahibi olması gereken ticari kuruluşlardır!
  • Yerel medya, her ne kadar kamu adına iş yapıyor olmasına rağmen, resmi ilan ve işletme reklam gelirleri ile ayakta kalmaya ve varlığını da sürdürmeye çalışan ticari işletmelerdir! Resmi ilan ve ticari reklam gelirleri olmadan yerel medya kamu adına hizmetlerini tam ve sağlıklı olarak yerine getiremez!

Basın İlan Kurumunun kurulmasından ve resmi ilan dağıtımında yetkili olmasından sonra, basının aldığı resmi ilanlar; bir geçim kaynağından çok, maddi destek durumuna gelmiştir!

Resmi ilanlar ile bir gazetenin hayatını idame ettirmesine imkân yoktur! Resmi ilanların dağıtılmasının amacı, gazetelerin giderlerine bir nebze olsun destek olabilmektir! Gazeteler ve özellikle de YEREL Gazeteler,  GAZETECİLİK yapmak zorundadır!

  • Yerel medya; sadece BİK gelirlerine odaklı ve masa başı ajans habercilik yayın politikası ile ayakta kalamaz!
  • Gazetecilik yapmalı, sahada olmalı, firma tanıtım haber ve özel sektör reklamları ile BİK gelirlerinde ki; eksik ya da açığı kapatma yoluna gitmelidir! 
  • Reklam – Haber,  Haber – Reklam ilişkisi ve Advertorial Reklam Haberden bihaber çalışanlar ile sektör tabii ki; NAYLON bir durum ve konuma düşecektir!
  • Naylon bir sektör, doğal olarak, NAYLON çalışanlar tarafından temsil edilecektir!
  • Naylon bir sektör ve naylon çalışanlar ile sektörün nerelere gelmesini ya da KAMU adına ne gibi HAYIRLI İŞLERE; imza atması veya vesile olmasını bekliyoruz! Doğal olarak kocaman bir HİÇ!

1-) https://ahmetunver.com.tr/2018/09/02/yerel-medya-var-olmalidir/

2-) https://ahmetunver.com.tr/2022/02/16/yerel-medya-calisan-sorunlari/

3-) https://ahmetunver.com.tr/2020/11/05/basin-sivil-toplum-orumcek-agi/

4-) https://ahmetunver.com.tr/2022/02/09/konya-basininda-kartlar-kariliyormus/

5-) https://ahmetunver.com.tr/2022/04/10/basin-karti-ve-basin-calisani-sorunlari/

6-) https://ahmetunver.com.tr/2022/06/05/basin-medya-kimlerin-taseronu/