Gökkuşağı AVM Yıkılırken MODERN YENİ bir AVM mi GELİYOR?

Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM’nin güçlendirilmesi ya da yıkılması gündemde olduğu, kulislerde konuşulmaktadır. Peki, Neler olmaktadır?

Gökkuşağı AVM bünyesinde ki paydaşlar, açık ve şeffaf bir şekilde, yönetim tarafından bilgilendirilmekte midir?

Yoksa Doğa boşluğu kabul etmeyeceğine göre, dedikodu almış başını gitmekte midir?

Açık ve şeffaf iletişim olmadığı durumda, dedikodu ve kirli bilgiler ortalığı kaplayacaktır.

Birileri; İletişim – Kurumsal İletişim – Kriz İletişimi ve Kurumsal İtibar Yönetimini, Dedikodu üretmek – yönetmek ve yönlendirmek, zan ettiğini de bir kenara not edelim!

Dedikodu üretmek ve yönetmek başka bir şey! İletişim – Kurumsal İletişim – Kriz İletişimi ve Kurumsal İtibar Yönetimi de, başkaca bir şeydir!

Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM; Akademisyenler, Öğrenciler, Çalışanlar, Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliğine muayene olmak için gelen ve refakatçilerin uğrak yeri olduğunu da, not edelim.

Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM’deki esnafa, Keykubat Köşkünde yapılacak tadilat sonrası bir çözüme kavuşturulacağı, kulislerde konuşulmaktadır.

  • Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM, 1999 yılında faaliyete geçmiştir.
  • Selçuk Üniversite yönetiminin talepleri doğrultusunda, Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Bolu Kartalkaya Otel yangını örnek göstermek suretiyle, GÖKKUŞAĞI AVM’YE Yangın uygunluk raporu vermemiştir.
  • Peki, ÖZERK yapısı gereği, Üniversiteler, mezkur konularda, yasal çerçevede gereğini neden yapmıyor?
  • 1999 yılından bu günlere gelen bir yapı küçük dokunuşlar ile YASA ve YÖNETMELİKLER çerçevesinde bir ÇÖZÜM üretilebilir mi?
  • Neredeyse BEŞ YÜZ – BİN Yıllık tarihi binalar, tadilat ve restore edilmektedir! Bunları da yıkalım ve yerlerine yenilerini yapalım!

Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM, eksikliklerinin giderilmesinin uzun soluklu ve tadilat işlemlerinin YÜZ MİLYON TL gibi bir maliyet olacağı, ifade edilmektedir.

Üniversite yönetimi, Tadilat için böyle bir maliyet ya da bütçeyi tahsis edemeyeceği, ifade edilmektedir.

Selçuk Üniversitesi yönetimi; Gökkuşağı AVM ile ilgili haberler sonrası, AVM esnafı ve kamuoyunu bilgilendirmek adına; Gökkuşağı AVM ile ilgili olarak bir çalışma başlatıldığı, mevcut durum, yangın yönetmeliğine uygun olmadığı, rektörlük gerekli çalışmaları yürüttüğü, ya yangın yönetmeliğine uyacak tedbirler alınacağı ya da AVM’nin taşınması gündeme geleceğini, açıklamıştır.

  • Gökkuşağı AVM’nin yıkılacağı ve esnafın Keykubat Köşküne taşınacağı, yönetimin KESİN ve NET kararı olduğunu, tüm paydaşlar ve kamuoyuna, hatırlatmak isterim.

Keykubat Köşkünde, 28 iş yerinin bulunduğu ve bazı işyerinin metrekare küçültmek suretiyle 42 işyerine çıkarılacağı.

  • Gökkuşağı AVM bünyesinde ise 68 işletme esnafı olduğunu, hatırlatmak isterim.

Selçuk Üniversitesi yönetimi, Gökkuşağı AVM’deki 68 esnafa karşılık, Keykubat Köşkünde 42 işyeri olduğundan bazı işletmelere yer tahsis edilemeyeceği ve kapanması gerektiğini!

Beş dönerci yerine, iki dönerci gibi! Üç Kırtasiye esnafı yerine, bir kırtasiye esnafı gibi çözümler üretileceği, konuşulmaktadır.

Peki, 1999 yılından bu günlere, Gökkuşağı AVM’de işyeri olan esnaf, Keykubat Köşkünde yer verilememesi durumunda, ne yapacaktır?

Küçük esnafın EKMEK TEKNESİ ile birileri neden oynamaktadır? Küçük esnaf ne yapacaktır? Küçük ESNAF neden ve niçin MAĞDUR edilmektedir?

Peki, YIKIM kararını çabucak verenler, ÇÖZÜM konusunda, hızlı ve kesin bir karar verebilecek midir?

  • Selçuk Üniversitesi kampüs içindeki Gökkuşağı AVM, öncelikle taşınması ve yıkılması sonrasında, bu bölgeye yerel bir SERMAYE grubunun YATIRIMCI olarak, devasa büyüklükte MODERN YENİ bir AVM inşaatını yapacağı, kulislerde konuşulmaktadır.
  • Peki, geçtiğimiz günlerde, Konya’da bir açılışa gelen ve GÖKKUŞAĞI AVM temsilcileri ile de bir görüşme yapan; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum; Yangın yönetmeliğine uymuyorsa sizin sorununuz, bizim sorunumuz. İşletmeler yangın yönetmeliğine uygun olacak. Esnafımız da mağdur olmadan nasıl çözülebilir onu çalışıyoruz. Biz, nasıl destek olabiliriz, şeklinde cevap vermesi, GÖKKUŞAĞI AVM esnafının dertleri ve sorunlarının çözümü yönünde bir gelişmeye vesile olacak mıdır?


1 -) 25 Ağustos 2024 Tarihli KÖŞE YAZIM; Bir Üniversiteye, Nasıl bir Kişi REKTÖR Olarak Atanmamalı?



Entellektüel Fahişe; Gazeteci ve Yazarlar!

George Orwell; Gazetecilik, başkasının yayımlamak istemediğini yayımlamaktır. Onun dışında herşey halkla ilişkiler faaliyeti, diyor.

Basın ve Medya sektöründe; Halkla İlişkiler ( PR ) birazcık, REKLAM ve PARA, kokan hareketler olarak ifade edilmektedir.

Türkiye gibi ülkelerde; Basın & Medya sektöründe; küresel – emperyalist güçler ve içerideki işbirlikçileri maharetiyle, kalemini ve ruhunu ÜÇ KURUŞA satan kullanışlı, ENTELLEKTÜEL FAHİŞELER her dönem karşımıza çıkmaktadır.

Peki, Basın Medya sektöründeki, KALEMİNİ ve RUHUNU, ÜÇ KURUŞA SATAN ENTELLEKTÜEL FAHİŞELERİ nasıl ve ne şekilde ifade edebiliriz?

  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeleri, tanımadan kamuoyuna sunulan haber ya da köşe yazılarını çözümleyemeyiz.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişelerin kamuoyuna sunmuş olduğu haber ya da köşe yazısına kanmak suretiyle vebale girebiliriz.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeleri tanımadan kamuoyuna sunulan haber ya da köşe yazılarının arka planını göremeyiz ve idrak edemeyiz.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeler, Üç kuruşluk dünya menfaati uğruna yapamayacakları ihanet ve rezalet yoktur.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişelerden hem İNSANİ, hem VİCDANİ, hem AHLAKİ ve hem de ETİK DEĞERLER adına bir şey beklenilemez.
  • Basın Medya sektöründeki Entellektüel Fahişeler, gündelik ucuz çıkarlar uğruna her şeyi ama her şeyi, satabilir.

Karl Marks’ın arkadaşı, gazeteci John Swinton, 1880’li yıllarda, New York Times gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Gazete, bir Yahudi tarafından satın alındıktan sonra, düzenlenen bir toplantıda, davetli gazeteciler basının onuruna kadeh kaldırmak üzere kürsüye çağırırlar.

Gazeteci John Swinton elindeki kadehiyle kürsüye çıkar. Çıt yoktur salonda!

Ve tarihi cümleler dökülür, bir bir, Gazeteci John Swinton’un ağzından: Gazeteci John Swinton: Dünya tarihinin şu anına dek, Amerika’da “Özgür bağımsız basın” diye bir şey olmamıştır. Bunu siz de biliyorsunuz biz de, diye başlar sözlerine.

Hiçbiriniz düşündüklerinizi olduğu gibi yazmaya cesaret edemezsiniz. Bunu yapmaya kalktığınızda yazdıklarınızın basılmayacağını bilirsiniz. Çalıştığım gazetede bana düşüncelerimi özgürce yazmam için değil, tersine yazmamam için haftalık bir ücret ödüyorlar. İçinizde benzer biçimde benzer ücret alan başkaları da vardır. Düşüncelerini açıkça yazacak kadar salak olan herhangi biri, sokakta başka bir iş arıyor olacaktır. Gazetemin herhangi bir sayısında düşüncelerimi apaçık yazmaya izin verseydim, 24 saat dolmadan işimden atılırdım.

Gazetecilerin işi; gerçeği yok etmek, düpedüz yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine dalkavukluk etmek, kendi gündelik ekmeği uğruna yurdunu ve soyunu satmaktır.

Bunu siz de biliyorsunuz, ben de! Öyleyse şimdi burada ” bağımsız özgür basının şerefine ” kadeh kaldırmak saçmalığı da nereden çıktı? Bizler, sahnenin arkasındaki zengin adamların oyuncakları ve kullarıyız. Bizler ipleri çekilince zıplayan oyuncak kuklalarız.

  • Onlar ipleri çekiyorlar ve biz dans ediyoruz. Yeteneklerimiz, olanaklarımız ve yaşamlarımız, hepsi başkalarının malı. Bizler ”’entellektüel fahişeleriz”’ diyor!

Gazeteci John Swinton toplantıyı şaşkın bakışlar arasında terk eder, gazeteden istifa eder ve kimseden para almaksızın ‘John Swinton’s paper’ diye tek yapraklı bir gazete çıkartmaya başlar.

Basın ve Medya sektöründe çalışan herkesi aynı kefeye koymak doğru bir ifade olmaz.

  • Basın ve Medya sektöründeki gazeteci ve yazarların işi; gerçeği yok etmek, yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine dalkavukluk etmek ve kendi gündelik ekmeği uğruna vatanı ve milletini satmak değildir.
  • Basın ve Medya sektöründe; vatan – millet ve kadim değerler adına, haber ve yazı peşinde koşan gazeteci ve yazarları her daim takdir ve tebrik ederiz.
  • Basın ve Medya sektöründe; Kalemini ve ruhunu, servet ve iktidar sahiplerine, satmayan ve kiralamayan, bataklıkta bir nilüfer gibi durabilen ve insan kalabilen fikir emekçilerini, her daim takdir ve tebrik ederiz.

Gazeteci John Swinton’ın mezkur ifadesini, Basın ve Medya sektöründe, sadece Amerika’dakiler için değil, dünyanın her bir bölgesinde bu sektörde çalışan OMURGASIZ, özellikle kalemini ve ruhunu satan tiplere hitaben söylenmiş ve kaleme alınmış olduğunu da, bir kenara edelim.

ALAYCI KUŞ; GAZETECİ ve YAZARLAR!.

George Orwell; Gazetecilik, başkasının yayımlamak istemediğini yayımlamaktır. Onun dışında herşey halkla ilişkiler faaliyeti, diyor.

Basın ve Medya sektöründe; Halkla İlişkiler ( PR ) birazcık, REKLAM ve PARA, kokan hareketler olarak ifade edilmektedir.

Basın & Medya, TV Programcıları ve gazeteciler, sanatçılar ve yazar çizerler, halkı şekillendirdiği için denetimde tutulmalı, diyor, küresel ve emperyalist güçler.

Basın & Medya, TV Programcıları ve gazeteciler, sanatçılar ve yazar çizerler; birilerinin SESİ olarak, her dönemde kullanılır, diyor.

Alaycı KUŞ; duyduğu her sesi taklit ( 22 KUŞ Türü ) yeteneğine sahip bir kuş türü.

Peki, Basın & Medya, TV Programcıları ve gazeteciler, sanatçılar ve yazar çizerler; kim ya da kimlerin SESLERİNİ, ne ve neler karşılığında, TAKLİT etmektedir?

Peki, Basın ve Medya sektöründe ALAYCI KUŞ olarak ifade edebileceğimiz GAZETECİ ve YAZAR kılıklı tipler var mıdır?

Amerikan istihbaratı, Soğuk Savaş dönemi ve halen, Alaycı Kuş adını verdiği gazeteci ve yazarları, Ulusal Çıkarları çerçevesinde, kullanmaktadır.

Peki, Gazeteci ve Yazarları, sadece Amerikan istihbaratı mı kullanmaktadır? Başkaca kimler kimler ve neden kullanmaktadır?

Peki, Alaycı Kuş, operasyonu halen devam ediyor mu? Alaycı Kuşlar ile vatandaş, bir konu üzerinde ikna edilmeye çalışılır.

Peki, Ulusal ve Yerel Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, Küresel Güçlerin Alaycı Kuşlarını tanıyabilir miyiz?

Ya da Yerel çerçevede, Basın & Medya sektöründe, Gazeteci kimlik altında, PARAYI verenin düdüğü çaldırdığı, Alaycı KUŞ sayısı ne kadardır?

Peki, Küresel güçler ve işbirlikçilerinin yerel basın medya sektöründe kullandığı ALAYCI KUŞLAR, kim ya da kimler olabilir?

Basın & Medya; vatandaşın talep ve önerilerini aşağıdan yukarıya doğru oluşturulması yolu ile yönetime iletilmesi anlamına gelmektedir.

Peki, Basın & Medya; hangi küresel güçler veya büyük devletler ve içerideki işbirlikleri tarafından finanse edilmekte, fonlanmakta veya yönlendirilmektedir?

Medya çalışanlarının kültürü ve yetiştikleri coğrafya, ait oldukları din, mezhep ve etnik köken, aldıkları eğitim ve cinsiyetleri, mesleki tecrübe ve kişisel yetenekleri, olayların siyak ve sibakını idrak dereceleri, mensubiyet ve meşrep gibi öznellikler haberin toplanmasından, haberin dokusu ve haberin kamuoyuna sunumuna kadar etki etmektedir.

Küresel güçler, ulusal ve yerelde, kullanışlı işbirlikçi taşeron basın & medya çalışanları ya da tipi bizden fakat çipleri dışarıda olan; ALAYCI KUŞLAR, milletin soysal dokusu ve birliğini bozabilmek adına, her kademesinde cirit atmaktadır.

Basın & medya sektöründe; küresel işbirlikçilerin yancısı – taşeronu – borazanı ve yerli – milli olmak üzere iki sınıfta toplayabiliriz.

Şimdi diyeceksiniz ki medyanın yancısı – yandaşı – trolü ve yalancısı olduğu gibi yerli görünümlü yabancısı ve taşeronu ya da ALAYCI KUŞLARI da var mıdır?

Bazıları göbekten bağlı! Bazıları da ekonomik olarak! Bazı çalışanlar ise ikbal beklentisi zaviyesinden duygusal olarak bağlı!

Para, kadın, güç, makam ve mevki insanlar için motive eden bir etken olduğuna göre!

Peki, Yerel ve Ulusal Basın & Medya sektöründe çalışan Gazeteci ve Yazarların MOTİVASYONU nedir ya da neler olmalı?

Yerel Medya – Basın ve Gazeteler, NEDEN bu DURUMA düşmektedir?

Türkiye genelinde, günlük yayın yapan yerel gazeteler, cari giderlerini karşılayamaz bir duruma geldiğinden, kapanma veya birleşme konusu her dönem gündeme gelmektedir.

Yerel Basın ve Medya sektöründe ki sorunlardan kaynaklı, 2020 yılında, Konya merkezde günlük yayın yapan üç gazetenin diğer gazeteler tarafından satın alınması ile 11 yerel gazete yayın hayatına devam kararı alınmıştır.

  • Bugüne geldiğimizde; Konya merkezde, BİK’E ( Basın İLAN Kurumu ) Kayıtlı, 11 Yerel gazete yapılan mutabakata göre; tek bir şirket ismi altında, ÜÇ YEREL GAZETE olarak yayınlanmaya devam edecektir!
  • Konya merkezde, BİK’E ( Basın İLAN Kurumu ) Kayıtlı, 11 Yerel gazete yapılan mutabakata göre; BİK’E ( Basın İLAN Kurumu ) kayıtları olmadan GÜNLÜK ya da HAFTALIK YEREL GAZETE olarak gazete çıkmaya devam edecektir!

Yerel Basın ve Medya; ulusal basın kadar geniş çaplı olmayan, il, ilçe ve beldelerde günlük, haftalık ya da daha farklı aralıklarla çıkan, ulusal haberler yanında, bölge haberlerine daha fazla yer veren, yöresel gelişmeyi ve bölgenin sorunlarını ön planda tutmaya çalışan, Basın İlan kurumu kanunlarına göre, belli sayıda Basın personeli çalıştırmak zorunda olan, ticari bir işletme olan yayın mecrası, olarak tanımlanmaktadır.

Yerel Basın ve Medya; adından da anlaşılacağı üzere, bölgesindeki tüm gelişmeleri, yatırımları ve hizmetleri izleyici ve okuyucuları ile paylaşan, kamu ile kamuoyu arasında köprü vazifesi gören, sorumluluk ve tarafsızlık ilke sahibi olması gereken ticari kuruluşlardır.

Yerel Basın ve Medya; her ne kadar kamu adına iş yapıyor olmasına rağmen, resmi ilan ve işletme reklam gelirleri ile ayakta kalmaya ve varlığını da sürdürmeye çalışan ticari işletmelerdir! Resmi ilan ve ticari reklam gelirleri olmadan yerel medya kamu adına hizmetlerini tam ve sağlıklı olarak yerine getiremez.

  • Peki, Yerel Basın veya Medya sektörü, neden bu duruma geldi ya da düştü şeklinde bir soruya, kabaca verilebilecek cevaplar, şu şekilde olacaktır!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; GAZETECİLİK yapmak zorunda olduğunu! Başkaca işlere tevessül etmemeleri gerektiğini!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; sadece BİK gelirlerine odaklı ve masa başı ajans habercilik yayın politikası ile ayakta kalamayacağını!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; Gazetecilik yapmalı, sahada olmalı, firma tanıtım haber ve özel sektör reklamları ile BİK gelirlerinde ki; eksik ya da açığı kapatmak yoluna gitmesi gerektiğini!

YEREL Basın – Medya – Gazete ve Gazeteciler; Reklam – Haber, Haber – Reklam ilişkisi ve Advertorial Reklam Haberden bihaber çalışanlar ile NAYLON bir durum ve konuma düşeceğini!

YEREL Basın – Medya – Gazete – Gazeteciler ve İmtiyaz sahipleri; Naylon bir sektör, doğal olarak, NAYLON çalışanlar tarafından temsil edileceğini, öncelikle anlamak ve idrak etmek, sonra da VAR OLABİLMEK adına; piyasa şartları ve OYUNU KURGULAYAN iradenin talep ve önerileri çerçevesinde, OYUNU KURALLARINA göre oynamak için önlem ve tedbir almak zorundadır.

  • Aksi halde VAR olamaz!
  • Aksi halde varlığı sürdürülebilir olamaz!
  • Aksi halde sadece üç beş kişinin semirdiği bir sektör olmaya ve fiili çalışanların ise günlük masraflarını ancak karşılayabildiği durumdan asla çıkamaz!
  • Aksi halde beş veya on yılda yeniden kapanma veya birleşme hikayelerine şahit olmaya devam ederiz.

Yerel basın veya medya sektöründe; Kendilerinden başkasının varlığından rahatsız olan ve kendilerinden başkasını gazeteci olarak kabul etmeyen, kendileri var ise sektörün ancak var olabileceği sanrılı; psikolojik ve sosyal olarak sorunlu ve sıkıntılı tipler maharetiyle, sektör bu durumlara kadar gelebilecektir.

Yerel basın veya medya sektöründe; Kime gazeteci denir veya kime gazeteci denmez, kimden gazeteci olur veya kimden gazeteci olmaz, şeklinde sohbet ve tartışmalarda; birilerinin elinde bir ölçü aleti, kime dokundursalar, gazeteci olup – olmadığı noktasından bir işaret vermektedir. Tam tekmil Marksist ve Komünist bir mantık bunları gerektirmektedir! Peki, böyle bir zihniyetten sektör adına başkaca ne bekliyorsunuz?

Yerel basın veya medya sektöründe; Gazetecilik mesleğine, geçiyordum şeklinde hasbelkader giren ve meslek nam altında; ŞANTAJ, TEHDİT ve her türlü PİSLİĞİ yapanlar, kamu mesleği olan gazeteciliği, dürüst bir şekilde icra eden, onurlu kişilere, çamur atmak veya sektörde yok saymak için her yolu deneyenler maharetiyle, sektör ancak bu duruma gelecektir.

Yerel basın veya medya sektöründe; Cibilliyeti bozuk sanrılı tipler, gazetecilik mesleğini, yasal çerçevede ve onuru ile yapan bireylerden, hem rahatsız olmakta ve hem de kendileri de alan daralması yaşadıkları için cibilliyetlerinin gereği olarak, insanlık dışı her yolu denedikleri için sektör adına neler bekliyorsunuz?

Yerel basın veya medya sektöründe; Gazetecilik gibi kutsal bir kamu mesleğini; yasal ve etik ilkeler çerçevesinde yapan ve kimseden talimat almayan, mektepli ve alaylı ayrımı yapmadan, ruhunu ve kalemini satmayan, yan yollara sapmayan, hak ve hakikat aşığı, bir yerlere de uşaklık yapmayan ve sadece gazetecilik maaşı ile geçinen, sektörde ki tüm kahramanları her daim takdirle karşılar ve tebrik ederiz.

Peki, geçiyordum veya hasbelkader gazeteci olduğunu ve sektöre kendilerince yön verdiğini zan eden, kerameti kendilerinden menkul sanrılı ve sancılı tiplerden GAZETECİ olur mu?!

Peki, Barmenden, Pavyoncudan, Şantajcıdan, Tehditkar, Taklacı ve Torbacıdan GAZETECİ olur mu?

Ya da ülkesini, yabancı istihbarat örgütlerine gammazlayan, satan ve UŞAKLIK edenlerden GAZETECİ olur mu?

Meslek kimliği altında yasal olmayan tehdit, şantaj ve her türlü pisliği yapan sanrılı tiplerden GAZETECİ olur mu?

Yerel basın veya medya sektörünün mezkur tipler ile gelebileceği son nokta burasıdır! Başka bir yere gidemez ve gidemeyecektir de!

Ancak ve ancak her dönem kapanmak ya da birleşmek zorunda kalacaktır!

BASIN  ( BAŞIN ) ÖNE Eğilmesin! 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü!

Belediyeler, Gazeteciler Cemiyeti ve Siyasî partiler farklı etkinlikler ile 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutlamaktadır!   

Çalışan, çalışmayan, çalışamayan, çalıştırılmayan, çalışsa da mesleğini yapamayan, yazı dahi yazdırılmayan, özgürce yazı yazabilen, oto sansüre mahkûm olan, patron baskısı gören, üç kuruşa evine HELAL ekmek götürmeye çalışan gazeteci dostlar, sizin de, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününüz kutlu olsun!

Gazetecilik, bu devirde gerçekten çok zor bir meslek! Teknik olarak kolaylıklarına rağmen HAK – HAKİKAT – ADALET ve DOĞRULARIN peşinde koşmak ve sadece Doğruları kaleme almak çok zordur! 

Peki, Devlet – Millet adına, HAK – HAKİKAT – ADALET ve Doğruların peşinde koşarken ve kaleme alırken, doğal olarak birilerinin de kuyruğuna basacaksınız! HAK – HAKİKAT – ADALET ve Doğruları yazarken kuyruğuna bastığınız kişi ya da kişilerin doğal olarak ağzından SES gelecektir!

Devlet ve Millet adına, HAK – HAKİKAT – ADALET ve Doğruların peşinde koşarken de yazarken de,  muhalif olarak ifade edilecek ve birileri tarafından sevilmeyeceksiniz!  

Gazeteci; hiçbir zaman kalemini bir silah gibi kullanmayan ve kalemi de kendisi de satın alınamayan bir değeri olmalı!

  • Peki, Gazetecilik mesleğine, geçiyordum şeklinde hasbelkader giren ve meslek nam altında; ŞANTAJ, TEHDİT ve her türlü PİSLİĞİ yapanlar, kamu mesleği olan gazeteciliği,  dürüst bir şekilde icra eden, onurlu kişilere çamur atmak veya sektörde yok saymak için her yolu denemektedir? Neden acaba?

Cibilliyeti bozuk sanrılı tipler, gazetecilik mesleğini, yasal çerçevede ve onuru ile yapan bireylerden,  hem rahatsız olmakta ve hem de kendileri,  alan daralması yaşadıkları için cibilliyetlerinin gereği olarak, insanlık dışı her yolu denemektedir! Acaba neden?

Gazeteci, kamu kurumlarına kamuoyu adına soru sorandır!  Gazeteci, soruların yanıtını bulandır! Gazeteci, merak uyandırandır! Gazeteci, aktardığı bilgilerle kamuoyu oluşturandır! Olanı yazan, gerisine karışmayandır!

Gazeteci, araç değil, aracıdır! Gazeteci, taraf tutmayandır! Gazeteci, halktan ve hakikatten yana taraf olandır! Toplumsal ve siyasal sorumluk gereği, hakikatleri ortaya çıkarandır! Gazeteci, vatanına, milletine, devletine, bayrağına bağlı olandır! 

Gazeteci; vatanı ve devletine bağlı, hak ve hakikat aşığı,  gazetecilik nam altında başkaca işler çevirmeyen,  bir başka ülke veya ülkelerin istihbarat örgütlerine HİZMETÇİ  – UŞAK ve ülkesini de, ÜÇ KURUŞA ya da bir AFERİNE  SATAN kişi değildir!

Peki, geçiyordum veya hasbelkader gazeteci olduğunu ve sektöre kendilerince yön verdiğini zanneden, kerameti kendilerinden menkul sanrılı ve sancılı tiplere sormak gerekir? Barmenden gazeteci olur mu? Pavyoncudan gazeteci olur mu?  Şantajcıdan gazeteci olur mu? Tehditkârdan gazeteci olur mu? Taklacı ve Torbacıdan gazeteci olur mu?

Ya da ülkesini, yabancı istihbarat örgütlerine gammazlayan, satan ve UŞAKLIK edenlerden gazeteci olur mu? Meslek kimliği altında yasal olmayan tehdit, şantaj ve her türlü pisliği yapan sanrılı tiplerden gazeteci olur mu? 

  • Bir Gazeteci – Köşe Yazarı ve İletişim Fakültesi Mezunu olarak, sadece soruyorum!

Gazetecilik gibi bir kamu mesleğini; yasal ve etik ilkeler çerçevesinde ve kimseden talimat almayan, mektepli ve alaylı ayrımı yapmadan,  ruhunu ve kalemini satmayan,  yan yollara sapmayan, hak ve hakikat aşığı, bir yerlere de uşaklık yapmayan ve sadece gazetecilik maaşı ile geçinen,  sektörde ki tüm kahramanları, takdir ve tebrik ederim!

Naylon Gazeteler ve Naylon Gazeteciler!

Basın İlan Kurumu, 2022 yılının ilk altı ayında, 44 ilde 484 gazeteyi planlı şekilde denetlemiştir! Yapılan denetimler sırasında; Gazete Cemiyet Başkanı ve Basın İlan Kurumu Genel Kurulu Üyelerinin sahibi bulundukları gazetelerde, mevzuata aykırı davranıldığı, tespit edilmiştir!

Denetimlerde;  Resmi İlan ve Reklam Yönetmeliği gereği, saat 17.00’dan önce baskıya girmemesi gereken gazetelerin basılmış olduğu, paketlenerek dağıtım için hazır bekletildiği, görüntülü olarak kayda alınmış!  Günde en az, 2 bin 400 adet basılması ve satması gereken gazetelerin, günlük, sadece 250 adet basıldığı!  Karşılaşılan manzara tek tek tutanakla kayıtlara geçirilmiş ve medyaya bu haber, KURUM tarafından; NAYLON GAZETE OPERASYONU olarak kamuoyuna lanse edilmiştir! 

Cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklar da;  Genel kurul üyelerinin denetlenmesi neden şaşırtıcı olsun ki? Basın İlan Kurumu; kim olursa olsun, kadro şişiren, meslek etiğine aykırı ve hileli iş yapan gazeteleri,  dürüst ve ilkeli meslektaşlarımızı korumak adına,   kararlılıkla denetlemeyi sürdürecektir, şeklinde, sosyal medya platformlar da paylaşımda bulunmuştur!

Peki, Naylon gazete nedir, akademik ve uygulamada, nasıl ifade edilmektedir? Böyle bir denetim ve haberlere,  neden, naylon gazete operasyonu, denmiştir? Başka bir şekilde, neden ifade edilmemiştir? Kurum, burada ne gibi bir mesaj vermektedir? Sektörde, Naylon gazete var ise normal olarak, naylon gazeteciler de, var mıdır? Naylon gazetecilere de bir operasyon gelecek midir?

  • Naylon gazeteler; yayımlanış amacı,  yerel ya da genel seçimlerde ortaya çıkan, siyasi içerikli ilan ve reklamlardan elde edilecek gelirden pay almaktır! Genellikle yerel seçimlere birkaç ay kala ortaya çıkar! Söz konusu gazeteleri yayımlayanlar çoğu zaman 5187 numaralı Basın Kanunu’nun 7. Maddesi’nde yer alan beyanname verilmesi hükmüne ( Süreli yayınların çıkarılması için, kaydedilmek üzere yönetim yerinin bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığına bir beyanname verilmesi yeterlidir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen kayıtlar alenidir ) uymaz!  Söz konusu kişilerin amacı yayımladıkları gazetenin süreli yayın özelliğine sahip olmasından çok yerel seçimler bitmeden elde edilecek karı maksimum düzeye çıkartmaktır!
  • Naylon gazeteler; kamu hizmeti ve halka haber vermek gibi endişeleri yoktur!  İçeriklerinin büyük bir bölümünü siyasi reklamlar oluştururken, yayımladıkları haberlerde parti propagandası niteliği taşımaktadır! Söz konusu haberlerde, reklam ve ilanlarda olduğu gibi maddi karşılıklar doğrultusunda hazırlanmaktadır! Bu gazetelerde yer alan haberler haber yazım kurallarına uymamaktadır! Naylon gazeteyi çıkaran ya da çıkmasında rol oynayan kişilerin gazetecilik mesleğini icra etme kaygıları bulunmamaktadır!

Besleme basın ile Naylon gazete tanımlamaları genelde benzer özelliklere sahip gazeteler için kullanılmaktadır! Ancak naylon gazete ile besleme basının yayınlanış amaçları, içerikleri ve amaçları birbirilerinden çok farklıdır!

Yerel medyada gazetecilik mesleğinin kişisel çıkarlar için kullanılması veya para ve diğer çıkarlar karşılığında naylon gazeteler çıkarılmasının önlenmesi için meslek ilkeleri ve etik kuralların hassasiyetle ve kararlı biçimde uygulanması, sektöre emek veren ve sadece gazetecilik emek ve maaşı ile geçinen, Fikir işçilerinin görevi ve sorumluluğudur!

Sektörün geleceği adına,  NAYLON GAZETELER de olduğu gibi NAYLON GAZETECİLERİ de, sektörde barındırmamak gerekir!

Sektörün selameti  adına; Naylon Gazete operasyonunda olduğu gibi Naylon Gazeteci operasyonu da olacak mıdır?

  • Yerel medya;  ulusal basın kadar geniş çaplı olmayan, il, ilçe ve beldelerde günlük, haftalık ya da daha farklı aralıklarla çıkan, ulusal haberler yanında, bölge haberlerine daha fazla yer veren, yöresel gelişmeyi ve bölgenin sorunlarını ön planda tutmaya çalışan, Basın İlan kurumu kanunlarına göre, belli sayıda Basın personeli çalıştırmak zorunda olan, ticari bir işletme olan yayın mecrası, olarak tanımlanabilir!
  • Yerel medya, adından da anlaşılacağı üzere, bölgesindeki tüm gelişmeleri, yatırımları ve hizmetleri izleyici ve okuyucuları ile paylaşan, kamu ile kamuoyu arasında köprü vazifesi gören, sorumluluk ve tarafsızlık ilke sahibi olması gereken ticari kuruluşlardır!
  • Yerel medya, her ne kadar kamu adına iş yapıyor olmasına rağmen, resmi ilan ve işletme reklam gelirleri ile ayakta kalmaya ve varlığını da sürdürmeye çalışan ticari işletmelerdir! Resmi ilan ve ticari reklam gelirleri olmadan yerel medya kamu adına hizmetlerini tam ve sağlıklı olarak yerine getiremez!

Basın İlan Kurumunun kurulmasından ve resmi ilan dağıtımında yetkili olmasından sonra, basının aldığı resmi ilanlar; bir geçim kaynağından çok, maddi destek durumuna gelmiştir!

Resmi ilanlar ile bir gazetenin hayatını idame ettirmesine imkân yoktur! Resmi ilanların dağıtılmasının amacı, gazetelerin giderlerine bir nebze olsun destek olabilmektir! Gazeteler ve özellikle de YEREL Gazeteler,  GAZETECİLİK yapmak zorundadır!

  • Yerel medya; sadece BİK gelirlerine odaklı ve masa başı ajans habercilik yayın politikası ile ayakta kalamaz!
  • Gazetecilik yapmalı, sahada olmalı, firma tanıtım haber ve özel sektör reklamları ile BİK gelirlerinde ki; eksik ya da açığı kapatma yoluna gitmelidir! 
  • Reklam – Haber,  Haber – Reklam ilişkisi ve Advertorial Reklam Haberden bihaber çalışanlar ile sektör tabii ki; NAYLON bir durum ve konuma düşecektir!
  • Naylon bir sektör, doğal olarak, NAYLON çalışanlar tarafından temsil edilecektir!
  • Naylon bir sektör ve naylon çalışanlar ile sektörün nerelere gelmesini ya da KAMU adına ne gibi HAYIRLI İŞLERE; imza atması veya vesile olmasını bekliyoruz! Doğal olarak kocaman bir HİÇ!

1-) https://ahmetunver.com.tr/2018/09/02/yerel-medya-var-olmalidir/

2-) https://ahmetunver.com.tr/2022/02/16/yerel-medya-calisan-sorunlari/

3-) https://ahmetunver.com.tr/2020/11/05/basin-sivil-toplum-orumcek-agi/

4-) https://ahmetunver.com.tr/2022/02/09/konya-basininda-kartlar-kariliyormus/

5-) https://ahmetunver.com.tr/2022/04/10/basin-karti-ve-basin-calisani-sorunlari/

6-) https://ahmetunver.com.tr/2022/06/05/basin-medya-kimlerin-taseronu/

Kimlerden  GAZETECİ OLUR?!

Son günlerde, yerel medya sektöründeki, finansal daralma ve sorunlardan kaynaklı,  sektörün derin kulislerinde;  sektörde kendilerinden başkasının varlığından rahatsız olan ve kendilerinden başkasını da gazeteci olarak kabul etmeyen, kendileri var ise sektörün ancak var olabileceği sanrılı; psikolojik ve sosyal olarak sorunlu ve sıkıntılı tipler; kime gazeteci denir veya kime gazeteci denmez,  kimden gazeteci olur veya kimden gazeteci olmaz, şeklinde sohbet ve tartışmalarına şahit olmaktayız! Neden acaba?

Demek ki birilerinin elinde bir ölçü aleti, kime dokundursalar,  gazeteci olup – olmadığı noktasından bir işaret vermektedir! Olabilir mi? Neden olmasın?! Tam tekmil Marksist ve Komünist bir mantık zaten bunları gerektirmektedir! Peki, böyle bir zihniyetten başkaca ne bekliyordunuz?!

Gazetecilik mesleğine, geçiyordum şeklinde hasbelkader giren ve meslek nam altında; ŞANTAJ, TEHDİT ve her türlü PİSLİĞİ yapanlar, kamu mesleği olan gazeteciliği,  dürüst bir şekilde icra eden, onurlu kişilere çamur atmak veya sektörde yok saymak için her yolu denemektedir? Neden acaba?

Cibilliyeti bozuk sanrılı tipler, gazetecilik mesleğini, yasal çerçevede ve onuru ile yapan bireylerden,  hem rahatsız olmakta ve hem de kendileri de alan daralması yaşadıkları için cibilliyetlerinin gereği olarak, insanlık dışı her yolu denemektedir! Acaba neden?

Öncelikle, Gazeteci olmak için İletişim Fakültesinin herhangi bir Bölümünden lisans derecesi ile mezun olmak gerekmektedir!  Sosyal ya da Siyasal Bilimler alanında diplomaya sahip olup mesleğe yönelik kabiliyeti bulunan kişiler de gazetecilik yapabilmektedir!

Neymiş efendim! İletişim fakültesi mezunu ve Sosyal bölümlerden mesleğe kabiliyeti olanlar da gazetecilik yapabilmektedir! Mimar, ziraat fakültesi ve arkeoloji vb. lisans mezunu kişilerin gazeteci olamayacağı gibi! Herkes, mezun olduğu asli işini yapmalıdır!  Yasal ve etik ilkeler çerçevesinde, her meslek ve mesleği icra edenler kutsaldır!

Gazeteci, kamuoyu adına soru sorandır!  Gazeteci, soruların yanıtını bulandır! Gazeteci, merak uyandırandır! Gazeteci, aktardığı bilgilerle kamuoyu oluşturandır! Olanı yazan, gerisine karışmayandır! Gazeteci, araç değil, aracıdır! Gazeteci, taraf tutmayandır! Gazeteci, halktan ve hakikatten yana taraf olandır! Toplumsal ve siyasal sorumluk gereği hakikatleri ortaya çıkarandır! Gazeteci, vatanına, milletine, devletine, bayrağına bağlı olandır! 

Neymiş efendim! Gazeteci; vatanı ve devletine bağlı, hak ve hakikat aşığı,  gazetecilik nam altında başkaca işler çevirmeyen,  bir başka ülke veya ülkelerin istihbarat örgütlerine hizmetçi – UŞAK ve ülkesi ve milletini de,  SATAN kişi değildir!

Kendilerinden başkasının sektörde var olması veya bulunmasından rahatsız olan, sektöre yön verdiğini zanneden ağabeyler;  geçiyordum hasbelkader gazetecilik mesleğine girmiş kişiliksiz ve cibilliyeti bozuk sanrılı tipleri çok sever! Neden acaba? Çok kullanışlı oldukları için olabilir mi?  

Mezkûr sanrılı ve sancılı tiplerde öncelikle normal bir insanda bulunması gereken kadar beyin olmadığından;  hem kendilerini bir yerlere taşıyan ve hem de ruhlarını kiraya verdiklerinden dolayı;  ne talimat verilirse, ya onunla ilgili bir haber ya da mezkûr talimat çerçevesinde mutlaka bir köşe yazısı kaleme almaktan çekinmezler! Şimdi, bu tiplere de gazeteci diyeceğiz, öyle mi? Yoksa başka bir şey mi?

Gazetecilik gibi kutsal bir kamu mesleğini; yasal ve etik ilkeler çerçevesinde yapan ve kimseden talimat almayan, mektepli ve alaylı ayrımı yapmadan,  ruhunu ve kalemini satmayan,  yan yollara sapmayan, hak ve hakikat aşığı, bir yerlere de uşaklık yapmayan ve sadece gazetecilik maaşı ile geçinen,  sektörde ki tüm kahramanları her daim takdirle karşılar ve tebrik ederiz!

Peki, geçiyordum veya hasbelkader gazeteci olduğunu ve sektöre kendilerince yön verdiğini zanneden, kerameti kendilerinden menkul sanrılı ve sancılı tiplere sormak gerekir? Barmenden gazeteci olur mu? Pavyoncu’dan gazeteci olur mu?  Şantajcıdan gazeteci olur mu? Tehditkar’dan gazeteci olur mu? Taklacı ve Torbacıdan gazeteci olur mu?

Ya da ülkesini, yabancı istihbarat örgütlerine gammazlayan, satan ve UŞAKLIK edenlerden gazeteci olur mu? Meslek kimliği altında yasal olmayan tehdit, şantaj ve her türlü pisliği yapan sanrılı tiplerden gazeteci olur mu? Sadece soruyorum!

Sektörün bulunduğu durum ve geleceği adına,  en büyük sorun ve tehlike nedir, diye soracak olursanız! Bu sanrılı ve sancılı tiplere alan açan ve insan olduğu zannı ile değer veren tüm siyasetçi, patron, müdür ve sektöre de yön vermesi gereken, oda ve derneklere büyük sorumluluk düşmektedir!

Böyle bir vebalin altından nasıl kalkabileceksiniz? Ya da böyle bir vebal ve tehlikenin farkında mısınız? Değilseniz sektörün düştüğü durumdan neden ŞİKAYET ediyorsunuz? Ya da şikayet etmek gibi bir hakkınız veya lüksünüz var mıdır? Olamayacağına göre!

Mezkur sanrılı ve sancılı tiplere insan dahi denilemez! Sanrılı tiplerin bir kurumda çalışması dahi düşünülemez! Hem de gazetecilik gibi bir kamu mesleğinde! Bir de bu sanrılı tipleri sektöre yön vermesi gereken kurumların başına mı getiriyorsunuz?!

Mezkur sanrılı tiplere, şeklen bekli insan diyebilirsiniz! Fakat insan suretindeki; beyin, gönül ve ruh olarak hayvandan daha aşağı ve cibilliyeti bozuk sanrılı tiplerin bulunduğu bir meslek ve meslek örgütünden insanlık, devlet ve millet adına ne bekleyebilirsiniz?  Kişisel çıkar, takla, tavan,  yalan, dolan, iftira, hile, oyun, düzen, şantaj, tehdit ve ihanetten başka kocaman bir HİÇ!