Bu ÜLKE Hepimizin!

16 Nisan tarihinde yapılacak olan, Cumhurbaşkanlığı hükumet ve yürütme sistemi, Anayasa değişiklik referandum oylamasına saatler kaldı. AK Parti ve MHP teşkilatlarının,  mahalle temsilcilerinden genel başkanına kadar tüm parti mensuplarının bu süreçteki çalışmalarından dolayı tebriklerimi sunarım.  Anayasa değişiklik referandum sürecinde; eşinden,  işinden,  çocuklarından ve mesaisinden zaman ayırmak suretiyle kapı kapı dolaşmakla çalışmalara katılan tüm teşkilat mensuplarına da teşekkürlerimi sunarım.  Parti teşkilatları ve sivil toplum kuruluşlarında mesai harcamak ve çalışabilmek, sadece ve sadece bir gönül işidir.

Demokrasi; Vatandaşların yönetim sisteminde rol aldığı bir hükumet ve yönetim şeklidir. Vatandaşlar doğrudan ya da temsilciler vasıtasıyla hükumet ve yönetimde yer alabilirler. Vatandaşların egemenliği temeline dayanan yönetim biçimine demokratik yönetim olarak ifade edilir. Demokrasi; Vatandaşların kendi kendisini yönetmesi sistemine dayanan bir yönetim şeklidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhuriyet yönetim sistemi ile birlikte demokrasiyi benimsemiş bir demokratik, sosyal bir hukuk devletidir.  Demokrasi de vatandaş kendini yönetecek kişileri belli bir süre için seçer.

16 Nisan tarihinde vatandaşlarımız tarafından oylanacak olan Anayasa değişikliği ile güçlü bir yürütme, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişin önü açılacaktır. Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulduğu tarihten itibaren vesayetçi sistem ve kısa süreli koalisyonlardan çok çektiği için istikrar ve kalkınmasını da tam olarak sağlayamamıştır. Aynı dönemdeki benzer devletler dünyanın ekonomik olarak güçlü devletleri arasında yerini almaktadır. Tabii ki bunu da siyasi ve ekonomik istikrar, güçlü hükümet sistemleri ile realize edebilmişlerdir. 300 yıllık ABD’nin tarihinde 45.  Başkan yeni seçilip işbaşına geçmesine rağmen, 90 yıllık Cumhuriyet tarihimizde 65. Hükümet ile yönetilmeye çalışılmaktadır.

16 Nisan tarihinde oylanacak olan Anayasa değişiklik referandum günü vatandaşlarımız demokratik hakları olan oylarını, tercihlerini yapacaklardır. Vatandaşlarımızın bir kısmı tabii ki ‘Evet’ diyecek, diğer bir kısmı da elbette ki ‘Hayır’ olarak tercihlerini kullanacaklardır. 1000 yıllardır aynı topraklarda birlikte yaşadığımız bu asil milletin evlatlarını oylarından, tercihlerinden dolayı, dışlamak veya düşman – hain ilan etmek,   bu ülke ve bölge mazlum milletlere hiçbir fayda sağlamayacaktır. Sadece bu asil millet, ülkemiz ve bölgemiz üzerinde hesabı olanların ekmeğine sadece yağ sürecek, sadece işlerini, planları ve oyunlarını kolaylaştıracaktır.

27 Mayıs darbesi ile başlayan, 68 olayları, 12 Mart muhtırası, 12 Eylül öncesi yaşananları ve bu milletin evlatları arasına fitne sokma ve iç savaş provalarını saymakla bitiremeyiz. 2013 tarihinden itibaren de bu süreç ve hesaplar artarak devam etmiş ve hızlanmıştır. Gezi olayları, 17 /25 Aralık, sayamadığımız diğer iç ve dış operasyonlar, son olarak 15 Temmuz hain darbe ve işgal denemesiyle de bu asil milletin öz evlatları arasında bir fitne ve bir iç savaş denemesi yapılmaya çalışılmıştır. Feraseti güçlü olan asil milletimiz tüm bu oyunları görmüş ve gereken cevapları tüm meydanlarda, tüm mecralarda vermekten hiçbir zaman çekinmemiştir.

16 Nisan Anayasa değişiklik referandum sürecinde demokratik haklarını kullanacak olan vatandaşlarımız arasında hain, düşman vb. nitelemeler ile ‘Yenikapı’da’ oluşan, birlik – beraberlik ve kardeşlik ruhu zedelenmeye,  yıpratılmaya çalışılmaktadır. Yenikapı’daki bu asil milletin güçlü birlik ve beraberliğinden korkanlar başkaca bir operasyon ile hedeflerine ulaşmaya mı çalışmaktalar? 1000 yıllardır bu topraklarda beraber yaşamakta olduğumuz tüm farklılıklarımızla, bu asil milletin evlatları tekrar birbirlerine kırdırılmaya mı çalışılmaktadır? Vatandaşlarımızın demokratik oylarına ve tercihlerine sadece saygı duymak gerekir.  Aksini düşünmek dahi bu ülke üzerinde hesabı olanlara yönelik bir destek ve faydadan başka bir işe yaramayacaktır. Yeni kapıdaki bu güçlü birliktelik ruhu, bu millet, bu ülke ve bu bölgede hesabı olan içerideki tüm işbirlikçiler ve tüm küresel sistemin, sadece işlerini ve hesabını zorlaştırmaktadır. Biraz daha dikkat… Biraz daha feraset… Biraz daha uyanık olmak… Biraz daha millet olarak bir birimize kenetlenebilmek dileklerimle…

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.