Darbe Tekrar Olur mu?

Dünya tarihine kabaca bir baktığımızda,  Küresel Sistem yönetemediği,  kontrolünden çıkan devlet hükümetlerine müdahalede bulunamadığı dönemlerde, darbe veya başkaca bir girişimde bulunmaktan hiç bir zaman geri durmamıştır. Darbe veya muhtıra küresel sistemin kurtarıcı can simidi olarak her daim hizmetlerine koşmuştur.  2. Dünya savaşından sonra Darbe girişimi olan bölgelere kabaca bir batığımızda; Afrika, Orta Asya, Asya, Avrupa, Latin Amerika ve Ortadoğu Arap yarım adasında gerçekleştiğini görmekteyiz. Bu bölgelerde meydana gelen darbe girişimlerinin sayısı da 239’dur. Bu darbe girişimlerinin de 236 adedi küresel sistem ve işbirlikçileri adına sonuca ulaşmış; İktidar ve yönetimler küresel sitemin isteği doğrultusunda el değiştirmiştir. Küresel sistem bu darbe girişimlerini zevk olsun diye mi yapmaktadır? Başka işleri güçleri yok mudur? Adamlar, canımız sıkıldı,  şu ülke de bir darbe yapalım mı bu kalkışmaları desteklemektedir? Yoksa başkaca siyasi ve ekonomik hesaplar mı bulunmaktadır? Dünya halkları ülkelerinde gerçekleşen bu darbe girişimlerinin arka planı da hiçbir zaman anlamadı, anlayamadı. Bu darbeler için de iç siyaset olarak bir çözüm önerileri geliştiremedi. Millet, bu oyunlara karşı; Birlik ve beraber olmak yerine, parçalanmaya, bölünmeye tercihine mi zorlanmaktadır?

Darbelerin tarihine bir de ülkemiz Türkiye açısından kabaca bir incelediğimizde; Karşımıza çok değişik zamanlarda ve dönemlerde darbe girişimleri ve kalkışmaları çıkmaktadır. Darbe kalkışmalarının başarıya ulaştıkları tarihler; 27 Mayıs askeri darbesi, 12 Mart askeri muhtırası, 12 Eylül askeri darbesi, 28 Şubat post modern darbe, 27 Nisan E- Muhtıra, Gezi kalkışması, 17/25 Aralık ve arada daha sayamadığımız darbe ve muhtıralar. Vatandaşlarımızın birliği, beraberliği ve feraseti ile akamete uğrayan 15 Temmuz hain darbe, işgal ve küresel sisteme de bu asil devleti ve milleti teslim girişimleri.  Devlet ve millet olarak, bir ve beraber olabilirsek bu darbe girişimlerini engelleyebiliriz; Çanakkale’de, Kurtuluş savaşında ve Yeni Kapı ruhunda olduğu gibi. Darbeyi planlayan Küresel sistem,  geçmiş dönemlerde, içerideki taşeronlar ve işbirlikçiler mahareti ile önce sokaklar hareketleniyor, olmadı ekonomik darboğaz, olmadı döviz kurlarında oynamalar ve daha nice senaryolarla hedeflerine çok kolay bir şekilde ulaşabiliyorlardı. Bu gün de bu girişimleri tutmadığı, olmadığı ve başarıya ulaşamadığı için içerideki taşeronlar ve işbirlikçileri eliyle de başkaca planlar, oyunlar ve hesapların içinde olabilirler mi?

Türkiye Cumhuriyetimizin 90 yıllık tarihine şöyle bir baktığımızda, neredeyse 50–60 yılımız darbe girişimleri ve kalkışmaları ile geçmiştir. Acaba neden? Bu devlet ve millet, her on yılda bir engellemelerle nasıl kalkınacak ve dünya ile nasıl rekabet edebilecektir? Küresel sistem ve işbirlikçileri bu devlet ve asil milletimizden neler istemektedir? Küresel sitem ve işbirlikçileri neden böyle bir girişimde bulunmaktalar? Daha nice benzer sorular… Bu sorulara, devlet ve millet olarak sağlıklı cevapları verdiğimizde, bu cevapların muvacehesinde de tedbirlerimizi, önlemlerimizi aldığımızda, karşı plan ve pro-aktif konumda bulunduğumuz takdirde bu darbe girişimlerinin de sonu gelecektir. Aksi halde küresel sistem ve taşeronları her dönemde bu ülkede darbe girişiminde bulunmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerdir.

Devlet ve millet olarak 15 Temmuz tarihinde kanlı bir darbe ve işgal girişimi, kalkışması yaşadık.  Bu darbe girişiminde bulunan taşeronlar ve işbirlikçiler için devlet ve millet olarak neler yapmalı? Elbette ki masum insanlar bir kenarda durmak kayıt ve şartıyla; Darbeye yataklık eden, darbe girişiminin içinde bulunanları da mı görmezden geleceğiz?  Darbenin beyin takımını da mı es geçeceğiz? Darbeyi sadece erler ve taşeron işçiler mi planlamıştır? Bu darbe ve işgal girişiminde küresel sistemle birlikte hareket halinde olan siyaset,  iş dünyası, medya ve diğer meslekten olanları da mı korumaya kollamaya devam edeceğiz? Bazı meslek grupları,  bu darbe girişimin tam göbeğinde ki finansal destek veren iş dünyasını,  yüksek miktarda ki ücretler karşılığında korumaya, kollamaya ve aklamaya mı çalışmaktadır?  Birileri bu işten, devletin bekası ve milletin birliğini düşünmeden, sadece bugünü için, dünyalık için yolunu tutmaya çalışacak; Öyle mi?  Vay halimize! Bu darbe neden tekrar etmesin ki?

Türkiye olarak; Küresel sitemin lojistik destek verdiği taşeron terör örgütleri üzerinden, bölgemiz tam bir barut fıçısına dönmüşken ve döndürülürken… Bölgemiz üzerinde  küresel sistemin halen çok büyük hesaplar ve planları devam ederken.. Fitne ateşinin adam öldürmekten daha büyük bir günah olduğunu buyuran Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah; 15 Temmuz hain darbe ve işgal denemesinin öncesi ve akabinde, Fitne ateşini çıkaran ve körükleyenlere karşı ‘savaşın’  buyurmasına rağmen; Bizler de durup seyretmeye devam mı edeceğiz? Bazı meslek gruplarının bu fitneyi körükleyenleri, koruma ve kollamaya devam etmesine seyirci mi olacağız? Bazı meslek gruplarının bu adamları temize çıkarmak adına,  çok büyük miktarda ücret karşılığında bu girişimlerine devam etmesine ne diyeceğiz? Bu girişimlerde bulunanlara karşı;  İmanın en zayıf noktası olan ‘Buğz’ da mı etmeyelim? Bu ülkede, 15 Temmuz kanlı darbe kalkışması ve girişimlerinin benzerleri neden tekrar etmesin ki?  “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme Allah’ım”…

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.