Ramazan; Hayatı Biraz Yavaşlat!

Hayatı öylesine çok hızlı yaşamak istiyoruz ki! Birey olarak, nereye yetişeceğimizi ve ne yapacağımızı da aslında tam olarak bildiğimiz yok. Sadece çok hızlı yaşamak, her şeye anında sahip olmak ve her şeyi aynı anda yapmak istiyoruz. Mümkün müdür? İnsan olarak buna gücümüz yetebilir mi? İnsana verilen zaman ve ömür de buna izin verebilir mi ki? Böyle bir talebe ne saatlerimiz, ne insan olarak gücümüz, ne de bir insan ömrü yetebilir. Yaralatıştan gelen insan olmanın verdiği çevreyi dinlemek, izlemek, seyretmek ve onlardan da dersler, hisseler çıkarmamız gerekir. İnsan diğer insanlarla iletişim kurmadan yaşayabilir mi? Böyle bir şey mümkün olsa idi Hz. Allah toplumda yaşamaktan hiç bahseder miydi?  İnsan için hayat sadece bir hisse değil midir? Hayat sadece hız değildir. Hayat sadece her şeyi aynı anda yapmak değildir. Hayat çevremizde buluna insanlar ile sadece bir yarış da değildir. Her birey kendisine verilen saniyelerden, saatlerden, zamandan, ömürden sorumludur. İnsan olarak, zamanı ve ömrü daha sakin ve sükûnet halinde yaşayabilmek, Bireye Huzur da getirecek; Birey ve Toplum da Mutlu olacaktır.  

Sanayi sonrası toplumu damgasını vuran, sürekli bağlantı içinde olmak arzusu, seçeneklerin bolluğu ve hız gibi unsurlar, hayatımızı derinden etkiledi. Hayatı; Yavaş yaşa ve İçselleştirerek iyi yaşa.  Konu ile ilgili olarak bir aksiyon hareketi olan Uluslararası Yavaş Hareketi kurulmuştur.   Bu hareket ilhamını Asya’daki yavaş şehir akımından almakta,  giderek tüm Avrupa ve Dünyaya da hızla yayılmaktadır.   Acaba neden? İnsanlar neden rahatsız ki? İnsan neyi ve neleri yavaşlatmak istiyor ki? Hız ve haz bireyi mutlu edemiyor mu ki? Hani hayat sadece hızdan ve hazdan ibaretti? İnsan doğasına aykırı olan sadece hız ve haz, bireyin mutlu olması ve huzura ermesi için demek ki yeter şartlar değildir.  Başkaca şeylere de ihtiyacı vardır; Durup dinlenmek, dinlemek, anlamak, anlamlandırmak ve insanlarla ilişki halinde olmak.

Çevrenin etkisi ile kendimizi kaptırdığımız hızlı hayat bireyi gerçek doğasından uzaklaştırıyor. Güçlü olmak için daha hızlı yaşama arzumuz sonuçta bizi daha güçsüz kılıyor.  Çevremizden aldığımız bütün mesajlar, acele etmezsek bir şeyleri kaçıracağımız uyarısını yapıyor. İnsan olarak, kendimizi kaptırdığımız bu yeni alışkanlıklarımız hemen şimdi, daha fazla, daha hızlı yaşamak istiyoruz. Daha çok şeye aynı anda sahip olmak istiyoruz, fakat insan ömrü buna müsaade etmez ki.  İçine düştüğümüz hızlanma ve aynı anda birden fazla iş yapma takıntısı, işimizi, ilişkilerimizi, sağlığımızı, hayatımızı da olumsuz olarak etkiliyor. Daha etkin olmak için aynı anda birçok iş yapmak istiyoruz;  hem daha verimsiz oluyor, hem de stresimizi arttırıyor. Sadece birey olarak hayat kalitemizi düşürüyoruz.  Aynı anda birden fazla iş yapma hevesi bireyi giderek daha nezaketsiz ve kaba insanlar haline getiriyor. Birlikte yaşadığımız, beraber çalıştığımız insanlara ilişki kurmanın ve onlara karşı da dikkatimizi vermenin olmazsa olmaz bir koşul olduğuna göre;   Her insan kendisine değer verilmesini de ister. Beraber çalıştığımız insanlara, onların gerçekten çok değerli olduklarını hissettirmenin en temel yolu,  insanları gerçekten dinlemek ve hayatı da sadece biraz yavaşlatmakla mümkün olabilir.  Aynı anda birçok işi yapma isteği, bireyin çevresine karşı daha etkin, daha güçlü ve öne geçme dürtüsünden mi kaynaklanıyor ki?

Ramazan Anadolu’da ve İslam beldelerinde bir başkadır. Ramazan ayında dostluklar, ilişkiler ve ikramlar da bir başkadır. Ramazan, Hayatın hızına bir duraklama ve yavaşlatma hareketidir. Dünya, hayatın hızına dur diyebilmek ve yavaşlatabilmek için Yavaşlatma Hareketi kura dursun, Müminler İslam’la tanıştığı ilk günden bu günlere kadar zaten Ramazan ayı ile Hayatı yavaşlatma hareketini devam ettirmektedir. Ramazan ayında insanlarımızda bir sükûnet hali neden olmaktadır ki? Ramazan ayında işler biraz askıya alınır. Ramazan ayında 11 ay canla başla koşturulan işler biraz rölantiye alınır. Bir el sanki bu ayda inananlara ve tüm insanlığa aslında biraz dinlenin, kenara çekilin ve hayatı biraz dinleyin, çevrenizde ki insanlara neler olup bittiğini anlamaya, anlamlandırmaya çalışın mesajlarını mı vermektedir?  Çağımızın hastalığı olan,  İnsanların çok yemek yemekten şişmanlık ve obez olmasına çareler aradığı bir Dünya’da, Hayatın hızını da yavaşlatmak için çareler aramak adına Hayatı Yavaşlatma hareketini kursun. Sonsuz Kudret sahibi Yüce Allah, bizlere 11 ay koşturmak, çalışmanın arasında Ramazan ayında sanki biraz yavaşlayın, biraz sakinleşin, sükûnete erin mi demek istemektedir?  Ramazan ayı da olmasa Hayat sanki sadece işten, güçten, yarıştan, güçlü olmak ve güçlü görünmekten, koşturmadan ibaretmiş gibi yaşıyoruz. Hayat sadece iş güç değildir. Hayat sadece koşturmaca da değildir. Hayat bir başka insanlarla yarış da değildir. Her birey kendi hayatından, kendi zamanından ve kendisine verilen ömürden sorumludur. Hayatı günün bir bölümünde dahi olsa biraz yavaşlatmak her bireyin ruhuna çok iyi gelecektir. Ramazan ayı da buna vesile olmaktadır. Sorumlu olduğumuz zamanı, hayatı ve ömrü daha sakin, daha sükûnetli, daha anlamlı ve anlamlandırmakla,  daha huzurlu ve daha mutlu bir şekilde yaşayabilmek dileklerimle…   Hz. Peygamber;   Mü’min cana yakındır. Başkalarıyla dostluk, ilişki ve iletişim kurmayan, kuramayan ve kendisiyle de dostluk, ilişki ve iletişim kurulamayan kimselerde hayır yoktur, buyurmaktadır.

 

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.