Siyasette BÖLEN değil, UZLAŞI Dönemi!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve asil milleti, tek partili siyasetten,  çok partili siyasi hayata geçmesinden sonraki süreçte, siyasi hayatımız da kavgalı ve parçalı bir döneme girmiştir. Bu kişisel kavgalar ve parçalı dönem tabii ki hiçbir zaman bu devlet ve milletin menfaatleri ve çıkarı için olmamıştır. Dışarıdan bir güç gelmiş ve bizleri birbirimize düşürmek, kırdırmak suretiyle parsasını toplamış ve gitmiştir. Bazen de hiç gitmemiştir! İşbirlikçileri maharetiyle bu devleti, denetim ve kontrolleri altında kalmaya devam etmiştir!  Yakın tarihimizdeki 68 olayları ve 12 Eylül darbesinden önceki süreçte yaşanan sokak olayları ve sonucunda kaybettiğimiz ekonomik değerler ve bu millete dayatılan siyasi partilere, ne demeli!  Gezi olayları ve daha sonraki süreçteki gelişmelerle bu devlete ve millete yüklenen ekonomik zararlar da iki yüz milyar doları geçmiştir! Tüm bunlar neden olmaktadır? Dünya halklarına sadece medeniyet, Adalet ve Hakkaniyet dağıtmış ve bu değerlerin de temsilcisi olmuş bir milletin tekrardan ayağa kalkmaması için tabii ki! Akıl sahiplerinin biraz düşünmesi, feraset ve basiret sahibi de olması gerekir! İnsana akıl bunun için verilmiştir!  İnsanı hayvandan fark ettiren özelliği nedir ki? Aksi halde esfeli safilin konumuna düşmez miyiz? Allah’ım bizleri içimizdeki beyinsizler ve sefihler yüzünden HELAK eder misin?

Küresel güçler ve işbirlikçileri eliyle bölgemizde, 9 Eylül ikiz kule olaylarından itibaren çok büyük bir örtülü savaş yürütülmektedir. Yirmi iki ülkenin siyasi ve fiziki sınırlarının da değişmesi gerektiği açıklamaları da bu günlere rast gelmektedir! Tesadüfî olabilir mi!  Küresel güçlerin emperyalist ve hegemonyal konumlarının devamı için bu bölgede olmak, bu bölgeyi de denetim ve kontrolleri altına almak zorundalar! Başka bir tercih ve seçimleri de yoktur! Dünya savaşları neden olmaktadır? Dünya savaşlarını çıkarmak için sudan bahaneler üreten küresel güçler ve finans çevrelerinin dünya halklarının huzuru ve selameti için mi bu kadar zahmete ve harcamaya girmektedir! Tabii ki Hayır! Tek bir dertleri vardır,  suni olarak savaş çıkardıkları ve müdahaleye de hazır bölgelerdeki zenginlikleri kendi ülkelerine taşımak!

Bölgemizde küresel güçler zaviyesinden büyük bir varlık ve beka savaşı verilmekte olduğunu sürekli olarak vurgulamaya çalışıyoruz. On sekiz ülkenin iki yüz adet savaş gemisi Doğu Akdeniz’e neden gelmiştir? Bölgenin selameti ve huzuru için mi gelmişlerdir? Küresel güçler tarafından kurulan ve son modern silahlarla donatılan terör örgütleri de biliyorsunuz bölge halklarının sadece huzurunu temin etmek için gece gündüz çalışmaktalar!  Yedik mi! Tabii ki, Hayır! ABD Başkanı Trump durup durup askerlerimizi Suriye’den çekiyoruz, diyor, Neden? Pentagon bu açıklamalara karşılık olarak anında Hayır çekmiyoruz beyanatı neyin hesabıdır!  ABD Başkanı tüm bu açıklamaları yaparken, Suriye’nin ve bölgenin de huzuru ve selameti için Arap ve Mısır halkından müteşekkil bir ARAP ORDUSU kurmaya kalkıyor? Son günlerde, İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in, Hz. Peygamber efendimizin 47. Kuşak soyundan torunu olduğunu iddia eden medyada dolaştırılan ve köpürtülen haberlere ne demeli! 1. Dünya savaşındaki aynı büyük oyunu İngilizler oynamadılar mı? Bugün bir farkı var mıdır?  Müslümanı Müslümana kırdırıp bölgede hedeflerine erişmek için her türlü PİS ve büyük bir OYUN sahne almaktadır? Ne yapıyorsun ve nerede duruyorsun? Nerede ve kimlerle berabersin? Farkında mısın ne yaptığının!  Hz. Ali efendimiz ve Muaviye arasındaki Sıffin savaşı akıl sahipleri ve biz inananlara bugüne yönelik olarak ne gibi mesajlar vermektedir?

Mezkur tüm bu gelişmelere rağmen, her bir Türk vatandaşları olarak neler yapmalıyız? Çanakkale ve Kurtuluş savaşını nasıl kazandık? Bugün yaşadıklarımızın yüz yıl önceki Kurtuluş savaşından bir farkı var mıdır? Tabii ki yoktur! Devlet ve millet olarak,  Varlık, Beka, istiklal, istikbal ve istikrar savaşını veriyoruz! 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışmasının olduğu gecede, bu milletin Çanakkale ve Kuvay-i Milliye ruhu ile karşı karşıya gelebileceklerini de hiç hesap etmediler!  Bölgemizdeki yüz yıllık tüm küresel büyük oyunlara karşılık bir ve beraber olmak dönemindeyiz!’ Bölen değil, UZLAŞI günündeyiz! Bölen değil, BİRLİK zamanındayız! Bölen değil, DİRLİK vaktindeyiz! Bölen değil, Ayrıştıran değil, KUCAKLAMA ve BİRLEŞME zamanındayız!

 

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.