24 Haziran Seçimleri Ne getirecek?  

24 Haziran seçimleri,  siyasi partiler ve devletimizin de yönetimi sistemi zaviyesinden yeni bir dönemin başlangıcı ve yürütme olarak da bir milat olduğunu sürekli olarak vurgulamaya ve hatırlatmaya çalışıyoruz. Bu yeni sistemde, Başbakanlık ve Başbakanlığa bağlı tüm kurum ve kuruluşlar tamamen Cumhurbaşkanına bağlanacaktır. Yeni sistemle, daha güçlü bir hükumet ve yürütme sistemi ile karşı karşıya kalınacaktır.  Devletimizin işleyişi ve işlerin yürütülmesi açısından oligarşik bürokrasinin sultasından kurtulmuş olunacak, daha hızlı ve seri bir döneme de geçiş sağlanmış olacaktır. Yüz yıllık Cumhuriyet tarihimizdeki bürokratik oligarşi ve vesayet sistemi de bu yeni sistem ile son bulacaktır.  Türkiye’de kurulan hükumetlerin ömrü ortalama 1,5 yıl olmuştur.  Neden? Başka bir deyişle, 95 yıllık Cumhuriyet tarihimizde 65. Hükumet kurulmuştur. ABD üç yüz yıllık siyasi tarihinde 45. Başkanını daha yeni seçerken!  Parlamenter siyaset geçmişimiz zayıf koalisyonlarla doludur. Bu yeni sistem bu zayıf koalisyon dönemlerine de son verecektir.

Peki, nedir bu Cumhurbaşkanlığı Hükumet sistemi? Artıları ve eksileri nelerdir?  Neler getirecek ve neleri de götürecektir? Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, tıpkı parlamenter sistem gibi demokratik bir hükumet modelidir.  Bu sistemde Cumhurbaşkanı doğrudan halka karşı sorumludur; Halk, Cumhurbaşkanı ve Meclis’i kendisi seçer.  Halkın siyasetin merkezinde olduğu bir sistemdir; Halk, hükumeti doğrudan kurar ve ona doğrudan müdahale eder. Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemindeki en mühim unsur millettir; Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi için aynı zamanda “Millet Hükumet” sistemi de denilebilir.

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sisteminde, Parlamenter sitemde karşımıza çıkan, sistemi tıkayan ve sistemin çalışmasına engel olan arızalar, engeller ve inkıtalar bir daha yaşanmayacaktır. Parlamenter sistemi tıkayan, çalışmasına engel olan ve sıkıntıya sokan arızalar nelerdir?  Halk iradesi; 2007 yılında, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören Anayasa değişikliği yüzde 67 oranında destek alarak kabul edildi. İcra makamının Cumhurbaşkanlığına geçmesiyle, yürütme içinde çift başlılık ortaya çıkmıştır.  Bu duruma bağlı olarak, 16 Nisan referandumu ile Anayasanın, halkın ortaya koyduğu iradeye uygun hale getirilmesi ihtiyacı doğmuştur.  Vesayetin sonu; Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistem’inin en önemli avantajı, siyaset dışı yollarla iktidar olma yoluna son vermesidir. Yürütmenin zayıflatıldığı dönemlerde etkili olan siyaset dışı güçlerin Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sisteminde kendisini göstermesi mümkün olamaz. İstikrar; Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sisteminde yürütme organı Meclis’teki dengelerden etkilenmediği için siyasi istikrarsızlığın önüne geçilir. Böylece Türkiye’de geçmiş yıllarda olduğu gibi yönetim kargaşası yaşanma tehlikesi bertaraf edilir.  Kuvvetler ayrılığı; Doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı ve ona bağlı yürütme organı Meclis içinden çıkmaz. Dolayısıyla parlamenter sistemde iç içe geçmiş olan yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sisteminde erkler birbirinden tam olarak ayrılır. Hiçbir kuvvet ve erk birbirine üstünlük kuramaz, kuvvetler birbirine karşı bağımsızlığını elde eder. Daha etkin bir sistem; Meclis dengelerine bağlı hükumetlerin bürokrasiye egemen olmakta zorlandığı parlamenter sistemin aksine, karar alma mekanizmaları çok daha süratli ve isabetli çalışır. İyi bir yönetimle birlikte hızlı ve kolay karar alabilmek, ülkenin çok daha güçlü şekilde gelişmesi ve kalkınması sağlar. Parlamenter sistemde, çift başlı bir yönetim vardır; Cumhurbaşkanı yürütme yetkisini başbakan ve bakanlar ile birlikte paylaşmaktadır. Bu da yetki kargaşasına yol açmaktadır.

24 Haziran seçimleri ile birlikte yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde karşımıza çıkan, sistemden kaynaklı sıkıntılar ve arızalar bir daha yaşanmaması adına, içeride güçlü bir irade ile önlem ve tedbirler alınmaktadır. 15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışması bu sistem değişikliği için elbette ki itici güç olmuştur! Bugüne kadar bu sistemin işleyişinden beslenen dâhili ve harici güçler sistem değişikliği ile ilgili yapılması düşünülen her bir değişiklik çıkışını engelleyebilmek adına çok sert tepkiler vermiştir. Neden?  Güçlü bir yürütme için sistem değişiklik teklifini ilk defa rahmetli Özal döneminde görmekteyiz. Daha sonra, Demirel, Erbakan ve yürütme açısından sıkıntı yaşayan tüm hükumetler döneminde karşımıza çıkmaktadır. Bugün AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli arasında devletimizin bekası ve milletimizin de birliği adına sistem değişikliği konusunda sağlıklı bir dayanışma ve birliktelik görüyoruz. Devletimizi bekası ve Milletimizin de birlikteliği için bu bir ve beraber hareket etmenin Hayırlara vesile olmasını da dilerim! Siyaset tarihimizde köklü bir değişiklik için siyasi parti liderleri arasındaki böyle bir dayanışma ilk defa oluyor desek abartmış olmayız! 25 Haziran sabahı, Türk Devleti ve Türk Milleti üzerinde hesabı olan tüm dâhili taşeron işbirlikçiler ve harici küresel güçlere  karşı  asil  Türk Milleti Cumhurbaşkanlığı Hükumet sistemine geçtik şeklinde GÜR ve GÜÇLÜ bir SEDA ile cevap verilecektir diye düşünüyorum.

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.