Avrupa’dan Acı İtiraflar!..

Soykırım, genel olarak uluslararası hukuk ve özel olarak da uluslararası ceza hukuku alanına giren bir hukuk ihlalidir! Soykırıma dair ulusal hukuktaki düzenlemeler ve iki alandaki gelişmelerin sonucunda gerçekleşmektedir!

Soykırım (genocide), bütün bir insan topluluğunun var olma hakkının inkârıdır! Tıpkı cinayetin (homicide), kişilerin yaşam hakkının inkârı olduğu gibi var olma hakkının böylesi bir inkârı, insanlığın vicdanını sarsmakta, insanlık değerlerinin,  topluluklarca temsil edilen kültürel ve diğer katkıları açısından büyük kayıba yol açmakta ve soykırım doğal hukuka, BM’nin ruhuna ve amaçlarına aykırıdır!

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), geçtiğimiz günlerde, soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçları araştırmak üzere, “ Uluslararası Soykırım ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar Enstitüsü ” adıyla bir üniversite bünyesinde Enstitü kurulmasına yönelik çalışma başlattı!

YÖK, belirli kriterleri taşıdığı değerlendirdiği bir üniversitede kurulmasını planladığı Enstitüde, sadece Ermenilerle ilgili asılsız soykırım iddialarına ilişkin değil, aynı zamanda Amerika’dan Afrika’ya, Asya’dan Avrupa’ya kadar dünyanın her neresinde olursa olsun insanlığa karşı işlenen suçlara ilişkin araştırmaların da,  gerçekleştirilmesi hedefleniyor!

YÖK,  emperyalist devletlerin tarihin çeşitli dönemlerinde giriştikleri soykırım ya da insanlık suçu kavramı çerçevesinde değerlendirilebilecek uygulamaları, kimi coğrafyalarda halen devam ettiğine, işaret ediyor!

YÖK, insanlık tarihinin emperyalist ülkelerin işgal ettikleri ve sömürdükleri topraklarda yaşayan halkların egemenlik haklarını yok sayma, onları katletme, sürgün etme, dillerini değiştirme, asimilasyona tabi tutma, dini yaşayışlarına müdahale etme ve onlara gaddarca davranma gibi pek çoğu insanlık suçu oluşturan politikalarına tanıklık ettiğine, dikkat çekiyor! ​

YÖK, dünyanın neresinde olursa olsun emperyalist ülkelerin geçmişte ve/veya günümüzde işlediği suçlar, kurulacak olan bu Enstitü bünyesinde bilim ve hukuk düzleminde akademik bir üslupla ele alınarak, araştırmaların sonuçları ulusal ve uluslararası kamuoyu ile paylaşılmak üzere raporlanacak! ​

YÖK, uluslararası boyutta araştırmalara imza atması hedeflenen bu Enstitüde sadece Türk akademisyenler ve araştırmacılar değil, aynı zamanda yabancı bilim insanlarının da görev alması planlanıyor!. ​

YÖK, belirlenecek bir üniversite bünyesinde kurulacak bu Enstitü, insan kaynağı açısından YÖK tarafından desteklenecek, kapsamına denk çeşitlilikte bir akademik yapılanmaya kavuşturulacak! Doktora Projesindeki insan kaynağı da bu Enstitüye katkı sağlayacaktır!

Kadim Türk devlet Aklı denetiminde ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Yüksek Öğretim Kurumunun, Uluslararası Soykırım ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar Enstitüsü kurulmasına yönelik girişimi akabinde,  çok medeni iki Avrupa devletinden mezkûr konudaki hamle ve açıklamalarına şahit olduk! Neden acaba?

Fransa Devlet Başkanı Macron, Ruanda’yı ziyaretinde, soykırım anıtında yaptığı konuşmada, sorumluluğumuzu kabul etmeye geldim! Yüz binlerce kurbanı bu cehenneme terk ettik! Fransa suç ortağı değildi. Dökülen kan, Fransız askerlerinin eline bulaşmadı! Sorumluluğumuzu kabul etmek karşılıksız bir jesttir! Geçmişteki uzun sessizlikten sonra bunu kurbanlara borçluyuz! Bu kabullenme süreci, bize bu karanlıktan çıkıp yeniden birlikte yürümeyi umut ediyor! Bu karanlıktan geçenler belki bizi affedebilir, böylelikle kendimizi affetmemizi sağlayabilir, diyormuş!

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas yaptığı yazılı açıklamada; Biz artık, Namibya’da meydana gelen olayları, bugünün perspektifinden baktığımızdan soykırım olarak görüyoruz! Tarihi ve ahlaki sorumluluk anlayışıyla, Almanya’nın Namibya’dan ve öldürülenlerin akrabalarından özür dilediğini!  Kurbanların maruz kaldığı çok büyük eziyeti tanıma jesti olarak bu ülkenin kalkınmasını ve yeniden inşasını 1,1 milyar euro tutarındaki mali yardımla destekleyeceğiz, diyormuş!

Fransa ve Almanya panik halinde ki özür açıklamaları ve yaptıkları soykırımları kabul çırpınışları başlaması akabinde, soykırım yapmış olan medeni ülkelerin de sıraya girmesi beklenmektedir! Tamamı tarihlerinde ki insanlık suçları ve yaptıkları soykırımları bir bir itiraf edecek ve kabul edecekler! Soykırım yaptıkları halklar ve dünya insanlığından özür dileyecekler! Akabinde de tabii ki soykırım tazminat davaları gelecektir!

Türk milletinin tarihinde ve hiçbir evresinde, zulüm ve katliam yoktur! Saçma sapan belge ve bilgiler ile Türk milletine çamur atmaya çalışanlar, atmaya çalıştıkları çamurda bir bir boğulacaktır! Kendi tarihleri yalan, dolan, yıkım, kan ve katliam üzerine bina edilmiştir! Kan olmadan yaşayamazlar! Katliam olmadan yapamazlar! Yıkım olmadan duramazlar! Bugün gördüğümüz zenginlik ve rahatlıkları da,  kan ve gözyaşı üzerine bina edilmiştir!

Türk, ihya ve inşa demektir! Türk, yenidünya düzeninde, dünyanın her bir bölgesine, tarihte olduğu gibi, Adalet dağıtmak, hakikati yaymak, mazlum milletlere hami olmak, insanlığı ihya etmek, ülkeleri de yeniden mamur ve inşa etmek üzere, vicdan yolculuğunu başlatmıştır!

Türk, dünya insanlığının vicdanıdır! Dünyada yeni bir dönem başlamaktadır! Eski dünyanın uluslararası kurumları bir bir yıkılmaktadır! Dünya insanlığını bir yalan üzerine katleden ve sömüren devletler, tünelin ucunda ki YOK OLUŞLARININ ışığını gördükleri için ön almaya, şirin görünmeye ve şaklabanlıklar yapmaya başlamıştır! Devamı da gelecektir!

Share This:

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir