Montrö Sözleşmesi ve Karadeniz Güvenliği!

1. Dünya Savaşının başlarında; Alman Akdeniz Filo Komutanlığı’na bağlı, Goeben ve Breslau Kruvazörü;  İngiliz ve Fransız donanmalarının takibinde, Çanakkale Boğazı önlerine kadar gelmiştir! Osmanlı – Alman ittifak antlaşmasının sonrasında meydana gelen bu olay, uluslar arası bir krize neden olmuştur!  Sanki günümüzü ifade eder gibi! Tarih, tarihten ders almasını bilmeyenler için sadece tekrardan ibarettir! Tarihten ders ve  ibret alınsa tekerrür  edebilir mi?!

Alman savaş gemilerinin Boğazlardan içeri alınması, Avrupa Devletlerinin diplomatik baskısına maruz kalan Osmanlı devleti; gemileri satın aldığını,  Yavuz Sultan Selim ve Midilli adlarını aldığını; savaş süresince zırhlı gemilerin kontrolü ve icraatları ile ilgili inisiyatif Alman İmparatorluğu’nda bulunacağını, ilan etmiştir! Madem ki, inisiyatif ve icraat Alman imparatorluğunda;  Osmanlı Devletinin 1. Dünya savaşına girmesine, neden bahane aranmıştır! Demek ki; kirli ve sinsi plan başkacadır!  

Alman İmparatorluğu komuta heyetinin kontrolündeki mezkûr gemiler,  Karadeniz’e çıkarak Rus limanlarını topa tuttuğu Karadeniz Baskını, Osmanlı Devleti’nin 1.Dünya Savaşı’na girmesine yol açmıştır! Bugün, Türk Devletleri Teşkilatının merkez üssü konumundaki Türk Devletini zayıflatmak adına, emperyalist güçler tarafından bir bahane, dört gözle beklenilmekte olduğunu düşünüyorum! Türk Devlet Aklı böyle bir olaya asla izin vermeyecektir!

Birleşik Krallık Birinci Lordu Winston Churchill, birkaç yıl sonra yazdığı anılarında; Goeben ve Breslau Kruvazörü; Osmanlıları savaşa girmeye zorlayarak; Doğu ve Orta Doğu için bir geminin daha önce hiç olmadığı kadar fazla katliam, sefalet ve yıkım getirdiğini, ifade etmiştir!

Dünya petrol ve doğal gazının büyük bölümünü tüketen; ABD ve AB, her geçen gün istikrarsızlaşan Orta Doğu petrollerine alternatif olarak,  Hazar Bölgesi; petrol ve doğal gazı için plan ve taktikler geliştirmektedir!

ABD’nin Karadeniz enerji politikalarını istediği yönde uygulama arzusu paralelinde, Gürcistan’da Gül Devrimi ve Ukrayna’da Turuncu Devrim gerçekleştirilerek, bu devletlerde batı yanlısı hükümetler iktidara getirilmiştir!

Romanya ve Bulgaristan’ın 2004 yılında NATO’ya katılmasının yanı sıra, Romanya ve Bulgaristan’da askerî üsler açan ABD, Karadeniz’de askerî varlığını artırma gayreti içerisindedir! Neden acaba? Yoksa ulusal güvenlikleri buralardan mı başlamaktadır? Ya da Avrupa ülkelerini askeri olarak NATO ile olduğu gibi enerji vanasını da tamamen kontrol altına almayı mı planlamaktadır? Neden olmasın?

ABD’nin Karadeniz’de askerî varlığını arttırmasındaki en büyük engel, Montrö Boğazlar Sözleşmesidir! Sözleşme hükümlerine göre; Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin Boğazlardan geçiş tonajı ve Karadeniz’de kalış süreleri sınırlandırılmaktadır! ABD, Karadeniz’e kıyı devletleri, NATO’ya almak sureti ile bu soruna çözümler aramaktadır!

Günümüzde; Ukrayna’nın NATO’ya alınmak istenmesi ve Rusya ile Ukrayna arasında devam eden gerilim, Moskova yönetiminin Ukrayna’yı işgaline dönüşmüştür! Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş; Montrö Boğazlar Sözleşmesini yeniden gündeme getirmiştir!  Peki, Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedir? Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin maddeleri ve önemi nedir vb. sorulara cevaplar aramaya çalışalım!

Sözleşme; Boğazlardan geçiş ve ulaşım serbestîsi; ticaret gemileri, savaş gemileri ve uçaklar ayırımı yapılarak düzenlenmiştir! Barış zamanı, Türkiye’nin tarafsız olduğu savaş zamanı, Türkiye’nin muharip olduğu savaş zamanı ve Türkiye’nin kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidine maruz görmesi durumları da göz önünde bulundurularak ayırım yapılmıştır!

Sözleşme; Boğazların savaş gemileri tarafından kullanılmasında, Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını gözeterek, Karadeniz’e kıyısı olan ve olmayan devletler ayrımı yapılarak, kıyısı olmanın yararına ayrıcalıkları da içermiştir! Bu ayrımlar sayesindedir ki Türkiye kendi güvenliğini sağlamıştır!

Sözleşme;  Türkiye’ye İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinde kontrol ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkı veren uluslararası bir sözleşmedir! Türkiye’ye Boğazlar üzerinde tam kontrol hakkı verir ve barış zamanı sivil gemilerin özgürce geçişini garantiler!  

20 Temmuz 1936 tarihinde; Bulgaristan, Fransa, Büyük Britanya, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Türkiye tarafından imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin hakları iade edilmiş ve boğazlar bölgesinin egemenliği tamamen Türkiye’ye geçmiştir!

Kadim Türk Devlet Aklı denetimindeki Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, 1. Dünya savaşında olduğu gibi bir oldu – bitti bahane edilerek, 2. Dünya savaşı sonrasında kurulan Soğuk Savaş benzeri yenidünya düzeni ve sistematiğine matuf, emperyalist devletlerin gazlaması ile Rusya’nın önüne atılan Ukrayna işgalinin tarafı olmayacağını, tarihi medeniyet kodlarının gereği; bölgesinde ancak ve ancak BARIŞ ve HUZURUN tarafı olacağını,  düşünüyorum! Ukrayna yönetimini gazlayan güçler, nerededir? Gaz verenler, neden askeri yardım yapamamaktadır?! Yoksa, Gaz verenler, Enerji GAZININ ALTINDA mı kalmaktadır?!

1. ve 2. Dünya savaşlarında olduğu gibi,  YENİ bir DÜNYA DÜZENİ ve YENİ bir DENGEYİ kurmak isteyen üçlü taraf için ( İngiltere; ABD ve Rusya ) ne kadar insanın öldüğü ya da sakat kaldığı umurunda olmayacaktır! Mesele sadece ULUSAL ÇIKARLARIDIR! 2. Dünya Savaşı sonrasında Yalta’da olduğu gibi Avrupa; hem GAZ ve hem de ASKERİ olarak, tamamen DENETİM ve KONTROL altına alınacaktır!

Özellikle, Türkiye, bir savaşın tarafı olmadığı durumlarda, Boğazlar ile ilgili neleri yapması ve neleri de yapmaması ile ilgili, kamuoyundaki sorular çerçevesinde, sözleşmenin 19 – 20 ve 21. maddelerini takdirlerinize sunarım!

Madde -19; Savaş zamanında, Türkiye savaşan değilse, savaş gemileri; 10. maddeden 18.  maddeye kadar olan maddelerde belirtilen koşullarla aynı koşullar içinde, Boğazlarda tam bir geçiş ve gidiş -geliş özgürlüğünden yararlanacaklardır!

Bununla birlikte, savaşan herhangi bir Devletin savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesi yasak olacaktır!  İşbu Sözleşmenin 25. Maddesinin uygulama alanına giren durumlarla, saldırıya uğramış bir Devlete, Milletler Cemiyeti Misakı çerçevesi içinde yapılmış, bu Misak’ın 18. maddesi hükümleri uyarınca tescil edilmiş ve yayımlanmış, Türkiye’yi bağlayan bir karşılıklı yardım antlaşması gereğince yapılan yardım durumları bunun dışında kalmaktadır!

Yukarıdaki 2. fıkrada konulmuş geçiş yasağına karşın, Karadeniz’e kıyıdaş olan ya da olmayan savaşan Devletlere ait olup da bağlama limanlarından ayrılmış bulunan savaş gemileri, bu limanlara dönebilir!  Savaşan Devletlerin savaş gemilerinin Boğazlarda herhangi bir el koymaya girişmeleri, denetleme hakkı uygulamaları ve başka herhangi bir düşmanca eylemde bulunmaları yasaktır!

Madde -20; Savaş zamanında, Türkiye savaşan ise, 10. maddeden 18. maddeye kadar olan maddelerin hükümleri uygulanamayacaktır; savaş gemilerinin geçişi konusunda Türk Hükümeti tümüyle dilediği gibi davranabilecektir!

Madde -21; Türkiye kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayarsa, Türkiye’nin, işbu sözleşmenin 20. maddesi hükümlerini uygulamağa hakkı olacaktır!

Yukarıdaki fıkranın Türkiye’ye tanıdığı yetkinin Türkiyece kullanılmasından önce Boğazlardan geçmiş olan, böylece bağlama limanlarından ayrılmış bulunan savaş gemileri, bu limanlara dönebilecekler! Bununla birlikle, Türkiye, davranışıyla işbu maddenin uygulanmasına yol açmış olabilecek Devletin gemilerini bu haktan yararlandırmayabilecektir!

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.