Türkiye Cumhuriyeti Devleti Olmadan Olmaz!

Dünyanın çok önemli araştırmacı ve tarihçilerin ifadelerine göre; Dünya insanlık tarihinden, Türkleri çıkardığımız zaman, geriye tarih adına hiçbir şey kalmayacaktır! Demek ki Türkler olmadan tarih yazılamaz!  Yazmaya kalkanlar da, sürdürülebilir bir barışı elde edemez!

Bugün, yeni bir tarih yazıldığına göre! Tarihteki değişim, dönüşüm benzeri, yenidünya sistematiğinin kurulmakta olduğu sancılı günlerden geçmekteyiz!  Tabii ki değişim, dönüşüm ve özellikle de yenidünya düzeni sancılı olacaktır!

Dünya tarihine kabaca baktığımızda, devletler ve insanlık zaviyesinden, her yüz yılda büyük dönüşüm, değişim, savaşlar ve yeni dizayn operasyonuna şahit olmaktayız! Neden acaba?

Bu değişim ve dönüşümü çok iyi okuyan, stratejik ve taktik tedbirlerini alan devlet ve milletler, devamlılıklarını koruma adına,  sürdürülebilir bir konum ve durumda olmuştur! Aksi halde tarih olursunuz! Tarihin tozlu raflarında yerinizi alırsınız! Yani oyun kuran değil figüran olursunuz! Türk Devleti, hem oyun kuran ve hem de tuzakları bozan konumundadır!

Türk Devleti,  stratejik konumundan kaynaklı, yaşanmakta olan sancılı değişim, paylaşım, plan, dönüşüm ve yenidünya düzeninin, yüz yıl önce olduğu gibi ana merkezi, karargâhı ve katalizörü bir durumdadır! Türk Devleti olmadan yeni düzen asla kurulamayacaktır!

Türk devleti ve Türk milleti olarak ekonomik sıkıntı ve imtihan karşısında tarihi hedefler ve kızıl elma ülküsünden vaz mı gececeğiz? Asla! Bir yüz yılı daha ‘gılı guyş’ ile heba edemeyiz!

Beyler, sakin olalım! Aç mezarı yoktur! Kara gün kararmaya devam etmeyecek! Karamsarlık ile de bir yere varılamaz! Kara günlerin ardından aydınlık, refah ve müreffeh dolu günler çok yakındır!  Sadece kuruluş dönem kodlarına ihtiyaç vardır! Elbette ki bugün de, horasan erleri ve kurucu irade temsilcileri maharetiyle, yeni bir kuruluş ve şahlanışın eşiğindeyiz!

Millet olarak, bir ve beraber olmak, kenetlenebilmek için her bir olay ve olguyu fırsat kabul etmeliyiz! Aksi halde dönüşü ve çıkışı olmayan bir yola girebiliriz! Aksi halde, Bölgemizdeki devlet ve vatanları parçalanan, yok edilen ve vatandaşlarının da hayatları karartılan milletlerden ders, hisse ve ibretler çıkaralım!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan; 73. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısında; BM Güvenlik Konseyi, veto hakkına sahip BEŞ üyenin çıkarlarına hizmet eden, zulümlere seyirci kalan bir yapıya bürünmüştür! Dünyanın düzenini sağlayacak olan adalettir! Her şeyden önce, dünyanın düzenini, kurtuluşunu ve mutluluğunu sağlayacak olan adalettir! Hazreti Mevlana; Adaleti, Bir şeyi yerli yerine koymak, yani hakkı sahibine vermek olarak tanımlıyor! Birleşmiş Milletleri zulmün değil adaletin kaynağı haline getirmek istiyorsak, üzerimize düşen görevlere daha sıkı sarılmalıyız, ifade ve vurgularının, Türk Devlet Aklı riyasetinde; Kadim Türk Medeniyet kodlarının dışa vurumu ve Türk demenin;  Adalet Ehli ve Adalet dağıtan, Hakikat ehli ve Hakkaniyete riayet eden, mazlum milletlerin de hamisi olduğu, dünya insanlığının barışı ve huzuru adına, mezkûr değerleri önceleyen kurumlara ihtiyaç olduğu,  bugün için ne kadar aciliyet kesbettiğini aşikâr olarak görmekteyiz!

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli;  Başkalarının senaryolarıyla oyalanacak vaktimizin olmadığının farkındayız! Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır! Asırlar öncesinde olduğu gibi devletimizin küresel güç olması için yeni bir imkân doğmuştur! Bu imkânı heba edemeyiz, tarihin sunduğu fırsatlara sırt dönemeyiz! Böylesi bir uyanış ve silkiniş, hürriyete, paylaşmaya, hakkaniyete hasret insanlık için Türkiye’mizi bir kutup başı yapacaktır! Cumhuriyetimizin 100. yılı 2023 yılında “Lider ülke Türkiye’ye”, ardından ise çağ kapatıp çağ açan İstanbul’un Fethinin 600. yılı olan 2053 yılında “Süper Güç Türkiye’ye” ulaştıracaktır! Biliniz ki, ülkümüz budur, ifade ve vurgularının, 1. ve 2. Dünya savaşlarından sonra kurulan uluslar arası kurum ve kuruluşların İFLAS ettiği ve dünya insanlığının BARIŞ – HUZUR ve ADALETİ adına TÜRK’ÜN Adalet – Hakkaniyet mefkûresi,  Türk Devletinin riyasetinde, etkin ve aktif olarak içinde olduğu, mezkûr kurumlara acilen ihtiyaç olduğunun ayan beyan dünya insanlığına haykırışıdır! Tabii ki Anlayana! Köre ve Sağıra değil! Aklını ve ruhunu kiraya vermişler, Türk’ün mezkûr mefkûresini idrak edemez!

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.