Münih Güvenlik Konferansı / 2026

Küresel – Emperyalist Güçler ve Büyük Devletler; Dünya Ekonomik Forumu, Bilderberg Toplantıları ve Münih Güvenlik Konferansları ile dünya düzeni ya da sistematiğini, her yıl belirli aralıklarla konuştukları ve küresel sorunları gündeme aldıklarını, hatırlatmak isterim.

Dünya Ekonomik Forumu, Bilderberg Toplantıları ve Münih Güvenlik Konferansları ile katılımcı ülkelere ve devlet yöneticilerine; EV ÖDEVLERİ verilmekte olduğunu da not edelim.

Münih Güvenlik Konferansı; 1963’ten beri, her yıl Şubat ayında, Almanya’nın Bavyera eyaletindeki Münih’te, uluslararası güvenlik politikaları üzerine, düzenlenmektedir.

Eski adıyla Münih Güvenlik Politikaları Konferansı olarak adlandırılan konferansın her yıl sloganı değişmektedir. 2026 yılı Münih Güvenlik Konferansı ana teması; Küresel düzen ya da dengenin “ yıkım altında ” olduğu vurgulanmaktadır.

Münih Güvenlik Konferansının 2025 yılındaki ana teması, Diyalog Yolu ile Barış ve Huzur, olduğunu hatırlatmak isterim.

Peki, Dünya Halkları ve özelliklede Ortadoğu bölgesine BARIŞ ve HUZUR gelecek midir?
Münih Güvenlik Konferansı, uluslararası güvenlik politikası karar alıcılarının görüş alışverişinde bulunmaları için en önemli ve bağımsız tartışma alanı FORUM hâline gelmiştir.

Her yıl, dünya çapında 70’den fazla ülkeden yaklaşık 800 üst düzey lider ve yönetici, mevcut ve gelecekteki küresel güvenlik sorunları üzerine yoğun bir tartışmaya katılmak üzere bir araya gelmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti DIŞ İŞLERİ Bakanı Sayın Hakan FİDAN, bu yıl düzenlenen Münih Güvenlik Konferansına, alınan bir istihbarat çerçevesinde, oldu bitti bir durum ve konuma düşmemek adına, katılmadığını da not edelim!

Münih Güvenlik Konferansı’na katılan Suriye Dışişleri Bakanı Hasan Esad Şeybani; ABD DIŞ İşleri Bakanı ve Suriye Özel Temsilcisi Barrrak başkanlığında, aynı masada ve yan yana, SDG temsilcileri ile yaptıkları toplantı sonrasında; SDG’yi düşman olarak değil, ortak olarak görüyoruz. Bu nedenle onların Suriye hükümetinin bir parçası olmalarına yardım etme konusunda oldukça istekliyiz, diyormuş!

Katılımcılar arasında devlet ve hükûmet başkanları, uluslararası kuruluşların liderleri, bakanlar, milletvekilleri, silahlı kuvvetlerin üst düzey temsilcileri, bilim insanları, sivil toplum üyeleri ve iş dünyası ve medyanın üst düzey temsilcileri yer almaktadır.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz; Transatlantik güveni birlikte tamir edelim ve canlandıralım, ifadelerini kullanmaktadır.

1963 yılından bu günlere düzenlenen Münih güvenlik konferanslarının ana motivasyonu; “transatlantik dünya” diye tanımlanan Batılı uluslararası topluluğun küresel ekonomik, siyasi ve güvenlik hakimiyetini kalıcı hale getirmek, Amerikalı ve Avrupalı ortaklar arasındaki ilişkileri güçlendirmek, bu bağlamda ortaya çıkabilecek risk ve zorluklara en üst düzeyde çözümler aramak oluşturmaktadır.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio; Dünya gözlerimizin önünde çok hızlı bir şekilde değişiyor. Jeopolitik çağdayız ve bu yüzden hepimiz, rollerimizi gözden geçirmeye ihtiyaç duyuyoruz. Sınırların olmadığı bir dünya bize büyük zarar verdi. Bunun insan doğasını da tarihi de göz ardı eden bir yaklaşım olduğunu. Kitlesel göçün “geleceği tehdit ettiğini, ABD ve Avrupa’nın bu hatayı birlikte yaptığını. Bunun yabancı düşmanlığı olmadığını. Aksi takdirde medeniyetimizin varlığı tehdit altına girecek. ABD ve Avrupa’nın “kaderlerinin birlikte örüldüğünü” ve bu süreçte birlikte olması gerektiğini. Restorasyon sürecini tek başımıza yapmaya hazırız ama Avrupa’yla birlikte yapmayı tercih ederiz. Zayıf müttefikler istemiyoruz. İşlemeyen bir statükoyu savunan müttefikler değil, onu düzeltmeye çalışan müttefikler istiyoruz. Avrupa’nın kendini savunabilir bir hale gelmeli ki kimse müşterek gücümüzü test etmeye kalkamasın. Batı’nın gerileme sürecini yöneten kibar görevliler olmayacağız, diyor.

NATO Genel Sekreteri Rutte; Avrupa, ABD’siz kendini savunabilir mi? Uluslararası kurumlar veya işbirliği örgütlerinin terk edilmesine gerek olmadığını fakat bu kurumların reforma ihtiyaç duyduğunu. Rusya ile süren barış görüşmelerine dair bir soruya; müzakerelerin “en temel konuları” tespit etmeyi başardığını fakat Rusya’nın barış konusunda ciddi olup olmadığını tespit edemediklerini. Çin ile ticaret müzakereleri ve ilişkileri hakkındaki bir soruya; Ulusal güvenliğimize zarar verecek hiçbir şeyi kabul etmeyeceğiz, diyor.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi; ABD ile ilişkilerinin gidebileceği iki yol olduğunu; Bunlardan birinde ABD, Çin’i objektif bir şekilde anlar, böylece aynı hedefler için çalışır ve ortak çıkarlarımızı artırırız. Bu işbirliğini büyütür ve hem ülkelerimiz hem de dünya için en iyi sonucu verir. Diğerinde ise Çin’den uzaklaşmak, tedarik zincirinden Çin’i çıkarmaya çalışmak ve Çin’in yaptığı her şeye itiraz etmek var. Biz Çin olarak ilkini tercih ediyoruz ve sizin de aynı görüşü paylaştığınıza inanıyoruz. Ama her türlü riske hazırız. ABD’nin Tayvan konusunda Çin’in kırmızı çizgilerini test etmesinin iki ülkeyi çatışmaya itebileceğini. Japon halkı militarizmi canlandırmak isteyen aşırı sağcılar tarafından manipüle edilmelerine izin vermeyi bırakmalı. Barış isteyen tüm ülkeler Japonya’ya şu mesajı net bir şekilde vermeli: Bu yola geri girerseniz yalnızca kendinizi yok etmeye yaklaşırsınız, diyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen; Avrupa Birliği’ni içerden zayıflatmak isteyen güçler olduğunu. Dünyanın düşmanca rekabet ve güç ilişkileri çağına girdiğine, Avrupalı yaşam tarzının tehdit altında olduğunu. Avrupa’nın bağımsız olmaktan başka çaresi yok. Bağımsız Avrupa güçlü Avrupadır ve güçlü Avrupa daha güçlü bir transatlantik ilişkiyi mümkün kılar. Avrupa’nın daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ve bunun “son dönemde gerçekleşen şok terapisine” kadar herkes tarafından idrak edilemediğini. Bazı çizgiler aşıldı ve buradan geri dönüş mümkün değil, diyor.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer; Ülkedeki pek çok kişinin savaşı geçmişte kalan veya uzaklarda olan bir şey olarak gördüğünü. Ama bugün ayaklarımızın altındaki zemin çöküyor. Tarihte pek çok kere liderler üzerlerine son sürat yaklaşan felaketi görmek yerine başka bir yöne bakmayı tercih etmiştir. Bu sefer aynı hataya düşmemeliyiz. Avrupa’nın amacının savaş değil barış olduğunu. Buna rağmen geleceğe giden yolun güç ile inşa edilmesi gerektiğini ve savaşa hazır olmaya ihtiyaç duyduklarını. ABD’nin vazgeçilemeyecek bir müttefik olduğunu. ABD ile ilişkilerin her zamankinden daha da sıkı olduğunu ve hiçbir zayıflama işareti olmadığını, ifade etmektedir.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron; Ukrayna’da bir barış sağlansa bile Avrupa’nın, silah sanayisi çok güçlenmiş ve agresif bir Rusya ile yan yana olmaya devam edeceğini. Grönland krizi ise şimdilik aşılmış gözüküyor. Beyaz Saray’ın diğer önceliklerle dikkati dağılmış durumda. Daha güçlü bir Avrupa’nın, ABD dahil müttefikleri için de, daha iyi olacağını. Ama yine de henüz cevaplanmamış bir soru var: Avrupa – ABD ilişkileri tamir edilemez bir hasar aldı mı, diyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi; İran’a ABD ve İsrail’in müdahale etmesini savunan Rıza Pehlevi’nin Münih Güvenlik Konferansında konuşma yapmasını; Genellikle ciddi ve prestijli bir etkinlik olarak kabul edilen Münih Güvenlik Konferansının İran meselesi üzerinden bir ‘Münih Sirki’ne dönüşmesi üzücü. Stratejik olarak, amacını yitirmiş bir AB, bölgemizde tüm jeopolitik ağırlığını kaybetmiştir. Özellikle Almanya, bölgesel politikasını tamamen İsrail’e teslim etme konusunda öncülük ediyor. Avrupa’nın genel gidişatı, en hafif tabirle, VAHİM, diyor!


Peki, Avrupa – ABD ilişkileri gerçekten, tamir edilemez boyutta hasar aldı mı?

Peki, Transatlantik GÜVENİ, yeniden tesis edebilecekler mi? Zor olacağını da not edelim!

Peki, ABD ve AVRUPA arasında; küresel ekonomik, siyasi ve güvenlik hakimiyetini kalıcı hale getirebilecekler mi? Yoksa her koyun kendi bacağından mı asılacak? Herkes kendi derdine mi düşecektir?

Peki, ABD DIŞ İŞLERİ Bakanı; Avrupalı Liderlere hitaben; Kaderimiz sizinle iç içe geçti ve her zaman da geçecek. Ayrılmak istemiyoruz; eski bir dostluğu yeniden canlandırmak istiyoruz, derken, 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan sistemde olduğu gibi ” USLU ve SÖZ DİNLEYEN ” olmanız gerekiyor mu, diyor!

Peki, 2. Dünya Savaşı akabinde kurmuş oldukları ” Müesses Nizam ” neden çatırdamaktadır?

Peki, Transatlantik GÜVENİ, nasıl ve ne şekilde tamir edecekler? Ya da edebilirler mi?

Peki, ABD ne istiyor? AVRUPA ne istiyor? Bugüne kadar Transatlantik GÜVENİ tesis edenler bugün neden KAVGA ediyor ve kendi aralarında, Neden SAVAŞ konumuna geçiyor?

ULUSAL ÇIKARLAR olabilir mi? Küresel HEGEMONYA durumu olabilir mi? Ya da Emperyalist Sömürge ve Çıkarlardaki küçülmeler ve daralmalar olabilir mi?

Ya da PAYLAŞIM – BÖLÜŞÜM sorunları da diyebilir miyiz!

Peki, Küresel sistemde, daha GÜÇLÜ bir AVRUPA’NIN olmasını kim ya da kimler engellemektedir? NEDEN?

Peki, Avrupa Birliği, AVRUPA NATO’SUNU kurabilir mi? Kurulmasına izin verirler mi? Yoksa o treni kaçırdılar mı?

Bölgesel HEGEMONYAL Devletler ve HEGEMONYAL GÜÇLER zuhur edecektir!

Bazı devletler ve güçler adına, Küresel Hegemonyal durum ve varlıkları için tehlike çanları çalmaktadır!

Medeni olduklarını zan ve iddia edenler; YAKMAK – YIKMAK – İNSANLARI ve İNSANLIĞI ÖLDÜRMEK, YER ALTI ve YER ÜSTÜ tüm KAYNAKLARI SÖMÜRMEK ve YOK ETMEK üzerine kurulu olduğunu not edelim. Başkaca bildikleri bir şey yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Devletler Teşkilatı; Kadim Türk Devlet Aklı nezaretinde; tarihin – kültürün ve coğrafyanın yüklemiş olduğu sorumluluk gereği; İHYA ve İNŞA medeniyeti, İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın ülküsü çerçevesinde, TURAN – KIZIL ELMA ve Nizam-ı Alem hedeflerine doğru, KÜRESEL ve BÖLGESEL bir GÜÇ olmak için salimen yol almaya devam edecektir.

Yayınlayan

ahmetunver

Ahmet Ünver; İletişim Uzmanı; İletişim, Kurumsal İletişim, Halkla İlişkiler, Reklam, Marka, Marka Yönetimi, Marka İletişimi, Kurumsal İtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi

“Münih Güvenlik Konferansı / 2026” üzerine 4 yorum

    1. Ali Hocam;

      Marifet olunca bir de İLTİFAT olursa, Allah yar ve yardımcımız olacaktır. DUA bekleriz.

ahmetunver için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir