Uluslararası Sitem de; Tukidides Tuzağı!.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2013 yılı Kasım ayında, Birleşik Krallık eski Başbakanı Gordon Brown, İtalya eski Başbakanı Mario Monti ve bir grup Batılı milyarderin bulunduğu bir kafilenin Beijing’i ziyareti sırasında; Tukidides tuzağından kaçınmak için hep birlikte çalışmalıyız, diyor.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2015 yılında, ABD gezisi sırasında Seattle’da yaptığı bir konuşmasında; Dünya da Tukidides Tuzağı diye bir şey yok. Fakat büyük devletler birbiri ardına yanlış stratejik hesaplar yüzünden, hatalar yapıp, kendilerini bu gibi tuzaklara düşürürler, diyor.

Peki, Bayram değil Seyran değil, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Tukidides Tuzağı ifadelerini neden kullanmıştır?

Peki, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Tukidides Tuzağı ifadelerini öylesine mi kullanmıştır?

Peki, Uluslararası sistem çerçevesinde, var olan bir Hegemıon Güç ile Yükselen bir Güç arasında, Tukidides Tuzağı var mıdır?

Peki, Tukidides Tuzağı, bir Dünya Savaşına yol açar mı?

Uluslararası sistemde; Yükselen Güç Çin, sistem içerisinde artan ekonomik, siyasi ve askeri güç bileşenlerinin kültürel güç bileşenleri ile desteklenmesi, hegemon güç olan ABD karşısında rakip ülke olma yönündeki iddiaları güçlendirmektedir.

Çin, sistem içerisinde daha ciddi bir rakip haline gelmesinde ABD’nin gücünde yaşanan değişim önemli bir rol oynamaktadır.

ABD ile Çin arasında yaşanan rekabetin nedeni, güç kapasitelerinde yaşanan değişimden kaynaklanmaktadır.

Peki, ABD ve ÇİN arasında, güç kapasitesinde ki değişimden kaynaklanan rekabet, Tukidides Tuzağına yol açabilir mi?

Ya da Çin her dönemde olduğu, SICAK bir SAVAŞA girmeden, hem YÜKSELEN ve hem de YUMUŞAK GÜÇ çerçevesinde, DİPLOMASİ ve EKONOMİK Yaptırımlar sergilemek suretiyle, Tukidides Tuzağına mahal vermemeye mi çalışmaktadır?

ABD’nin Venezuela’da, HARD POWER bir operasyona girişmesi akabinde, ÇİN, ABD Dolarının ticarette kullanımı ve ABD’li küresel şirketlere yönelik, ekonomik yaptırımlar ve hammadde ihracatında kısıtlamalara gitmiştir.

Çin, yenidünya düzeni arayışını; ilkeler, normlar ve kurumlar aracılığıyla inşa ederek küresel aktör olma yolunda ilerleyen bir ülke olduğu ifade edilmektedir.

Çin, yükselişinin sistem içerisinde yarattığı güvenlik ikilemi mevcut gücün tehdit algısını artırırken, sistem içerisindeki mevcut düzenin değişimini tetiklemektedir.

ABD’nin uluslararası sistemde, HEGEMON olmanın verdiği şımarıklık ile Sert Güce ( Hard Power ) dayanan diplomasi uygulamalarına karşılık, Çin, Yükselen ve Yumuşak Güç ( Soft Power ) çerçevesinde, rıza oluşturmak için bölgesel / küresel, ekonomik ve kültürel politikalara ağırlık vermeye başlaması, Kuşak ve Bir Yol Projesi çerçevesinde kazan – kazan iş birliği ve barışçıl politika üzerine yoğunlaşması, ABD hegemonyasına karşı, barışçıl yükseliş argümanını öne çıkartmaktadır.

Uluslararası sistemde; ABD, hem HEGEMON ve hem de HARD POWER, merkezli ortaya koyduğu Washington Konsensüsü karşısında, Çin, YÜKSELEN ve SOFT POWER, Pekin Konsensüsünü ileri sürmektedir.

Çin, sistem içerisinde kabul görmek ve yükselen güçler karşısında konumunu her geçen gün artırmak adına “değer” prensibi çerçevesinde bir dış politika yürütmektedir.

Peki, uluslararası sistemde, Yükselen bir GÜÇ ile Hakim – Hegemonyal Güç arasında, Tukidides Tuzağı var mıdır? Tukidides Tuzağı nedir?

Tukidides Tuzağı; dünya hegemonya sistem teorisine göre, yükselmekte olan bir gücün egemen olan diğer bir gücü, onun yerine geçmekle tehdit etmesinden dolayı oluşan yapısal gerilimdir.

Dünya tarihinde, son beş yüzyıl boyunca, toplam on altı kez yükselmekte olan bir güç, egemen gücü yerinden etme durumunda kalmıştır.

Dönemin en güçlü iki şehir devleti; Atina ve Sparta arasında yıllarca süren Peloponez Savaşı, tarihin en önemli savaşlarından biri olduğu ifade edilmektedir.

Peleponez Savaşlarının asıl sebebi, Atina’nın yükselen gücünün bölgede en etkin güç olan Sparta’da yarattığı korku olduğu.

Tukidides Tuzağı; diplomasi, işbirliği ve karşılıklı anlayış, çatışmayı ya da savaşı önlemeye yardımcı olabilir.


Tukidides Tuzağı; Yükselmekte olan güç sendromu birdenbire yükselen gücün, artmakta olan öz bilinci, çıkarlarını savunma güdüsü, saygı ve tanınma hakkını talep etmesi demektir.

Egemen güç sendromu ise bunun yansıması olarak kendini kanıtlamış olan gücün, “çöküş” imaları karşısında duyduğu yükselen korku ve güvensizlik hissini tanımlamaktadır.

Yükselen gücün hakim güç üzerinde yarattığı korkunun savaşı kaçınılmaz hale getirmesidir.

Peki, günümüzde, Yükselen bir GÜÇ ile Hakim – Hegemonyal Güç arasında, Tukidides Tuzağı ya da bir DÜNYA SAVAŞI çıkar mı?

Tukidides Tuzağının temel unsurları;

Yükselen bir güç: hızlı ekonomik, askeri veya politik büyüme yaşayan bir devlet.

Mevcut hâkim güç: uluslararası sistemde baskın konumda olan ve statükoyu korumak isteyen bir devlet.

Korku ve güvensizlik: yükselen gücün niyetleri ve gelecekteki eylemleri hakkındaki belirsizlik, hâkim güçte korku ve güvensizlik yaratır.

Yanlış hesaplamalar: her iki taraf da diğerinin niyetlerini ve kapasitesini yanlış değerlendirebilir, bu da tehlikeli kararlara yol açabilir.

Tırmanma: küçük anlaşmazlıklar ve provokasyonlar, kontrolsüz bir şekilde tırmanarak büyük bir çatışmaya dönüşebilir.

Almanya! Kuzey ve Güney Savaşı!

Rusya ve Ukrayna savaşı akabinde; Avrupa ve özellikle de Almanya’da ki;  enerji krizi eyaletlerin arasını açmıştır! Neden acaba? Ülkenin iki enerji bölgesine ayrılmasını isteyen kuzeydeki eyaletler;  Enerjiyi biz üretiyoruz! Bize ucuz olmalı, diyormuş!

Güneydeki eyaletler;  Sizlere parayı biz veriyoruz! Enerji krizi Almanya’da gün geçtikçe yeni problemler ortaya koyuyor! Peki, neden? Hepsi sıradan gelişmeler midir?

Bir güç Almanya’nın tekrardan dünya sahnesine küresel bir güç olarak çıkmasını engellemek adına her şeyi yapıyor! Engelleyebilmek için de, her yol denenmektedir!

Avrupa Birliğinim lideri ve lokomotifi konumunda ki Almanya, 1. Dünya ve 2. Dünya savaşlarında olduğu gibi bugün de,  bir bahane ile TAMAMEN DENETİM ve KONTROL altına alınacaktır!

Mezkûr ifadeler ve Almanya’da yaşanılanlar, neredeyse yüz elli yıl önce, ABD’de yaşanan ve çok büyük kayıplara sebebiyet veren, Kuzey ve Güney savaşlarını hatırlattı!

Amerikan İç Savaşı veya diğer adıyla Eyaletler Arası; Kuzey – Güney Savaşı, Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington’daki yönetimi ile bu ülkeden ayrılmak isteyen 11 Güney Eyaleti arasında çıkmış geniş kapsamlı bir iç savaştır!

ABD’de, 1862 yılında yaşanan, Kuzey ve Güney savaşına kabaca bir bakalım! Amerika Birleşik Devletleri’nin güneydoğu bölgelerinde büyük çiftliklerin ağırlıkta olduğu ve tarıma dayanan bir ekonomi vardır!

Bu çiftliklerde ki; işgücü Afrika’dan kaçırılıp getirilen siyahi kölelerden sağlanmaktadır! ABD’nin diğer bölgelerinde ekonomi sanayiye yönelmiş ve serbest işgücü için kölelik ortadan kaldırılmıştır!

Savaşın ilk sonucu köleliğin kaldırılmasıdır! 22 Eylül 1862’de hazırlanmaya başlanan, 1 Ocak 1863’te uygulamaya konan ve anayasa değişikliği önergesinin oylanıp kabul edilmesiyle, 31 Ocak 1865’te yasalaşmıştır! Ancak bu zaferden beş gün sonra Lincoln bir suikast sonucu öldürülmüştür!

Amerikan İç Savaşın bitiminde, güneydeki bütün kölelere özgürlük hakları verilir ve kısa süre sonra da, oy kullanma hakkı kazanır!  ABD’nin güneyinde köleliğe dayanan tarım ekonomisi sona erer!  

Amerika iç savaşı çıkmadan önce güney, ekonomik olarak kuzeyden üstün olmasına rağmen; savaştan sonra tarım ekonomisi çöken güney, ekonomik üstünlüğü kuzey eyaletlere kaptırmıştır!

Tarihte, sanayi ve çiftliklerde ki kölelik bahanesiyle; ABD, Kuzey ve Güney Savaşları! Bugün de; Almanya ve Enerji krizi bahane edilerek, yine bir Kuzey ve Güney Savaşı!

Peki, ABD’de ki Kuzey  – Güney Savaşı ile Almanya’daki Kuzey – Güney savaşını ne alakası vardır? Almanya’nın ABD ile olan organik bağı nerelere dayanmaktadır?

Berlin duvarı yıkılmadan önce olduğu gibi DOĞU ve BATI Almanya olarak ifade edilmiş olsa, neyse diyeceğiz! Kuzey ve Güney, Almanya ne demektir? ABD ile ikinci Dünya savaşı sonrasında tesis edilen,  doğrusal bağı ifade etmek için mi kullanılmaktadır?

Avrupa Birliğinin küresel bir GÜÇ olarak kalmaması adına, birliğin en güçlü ülkesi, Almanya’nın ikinci Dünya Savaşı akabinde olduğu şekilde; DOĞU – BATI veya KUZEY – GÜNEY diye parçalanması mı gerekmektedir?!